deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
deniz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2015 Perşembe

Anne kız günleri: En güzeli

Kurban bayramından  önceki günlerden birinde günübirlik G.Antep'e gittik.G.Antep bizim gibi yeme içme severler için harika bir yer.Antep'te hemen herkes şişman ve bu da normal bence:)

Yeme içmenin dışında şehri de seviyoruz ve Antep gezimiz bir sonraki yazı konusu.G.Antep dönüşü kızımla evde başbaşa bir iki gün geçirdik.Bu yazı o iki günü anlatıyor.

İlk gün kulağının tıkanmasından muzdarip olan kızımızı doktora götürmeye karar verdik.Çok sevdiğimiz bir KBB uzmanı var, randevu aldık , evde kahvaltı yaptık,kitap okuduk, tv izledik,banyo yaptık, hazırlandık filan derken bir deli yağmur başladı size anlatamam.

Evde Murat'ı beklerken Duru'da sinirli, garip tavırlar yapmaya başladı.Bu tavrı aç ya da uykusuzsa görürsünüz benim kızımda.Nitekim koltukta uyuyakaldı:


Uyandırıp arabaya bindirdiğimde daha da sinirli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım:) Bu arada yağmur öyle bir yağmış ve yağıyor ki her yer göl olmuş.Şimdi bu cümleyi okuyan Adana dışında yaşayan bir kişi o gölü gözünde canlandıramaz.İçinde arabaların "yüzdüğü" gerçek bir gölden bahsediyorum.Yollar dere, alt geçitler göl.

Bir de Adana'da yağmur beklenmeyen bir şey gibi karşılanır belediyeler tarafından.Sanki her sene göl olmuyor, arabalar yüzmüyor, trafik tıkanmıyor gibi hiç bir önlem filan alınmaz.Arabalar güvenle alt geçite girer ve karşılarına aniden çıkan gölle karşılaşırlar:) Arkadan gelen arabalar var, trafik akıyor ve siz göle düşüyorsunuz düşünün.Bu arada trafik akmaya devam ediyor.Böyle durumlarda hayır sahibi insanlar alt geçitin önünde bekleyip gelme gelme işareti yapıyor.Sonra o göle düşenler kurtarılıyor akşama doğru filan.

Ve her ama herrrrrrr yağmurda bu oluyor.Ana arterler göl olduğu için herkes kalan bir kaç yola yükleniyor ve sonuç tabi kaos.Belediye başkanları da bu arada bayram tebriği için yaşlılarla, çocuklarla boy boy foto çektirip billboardlara asıyorlar.Arabanla gölde yüzerken o fotoğrafları görmek motivasyonu arttırıyor tabi:P

Neyse nihayet doktorun yanına ulaşıyoruz ve doktor Duruşumun kulaklarının içinin pis olduğunu söylüyor.Ben küçükken bademcik ameliyatımı yapan doktorlar anneme kulağımın pis olduğunu söyleyip temizlettirdikleri için bunun kişisel temizlikle alakalı olmadığını biliyorum.

Ama Murat sanki mahcup oluyor:) "Ben her banyodan sonra kulak çöpüyle de temizlerim ama" diyor.Hehe ben bunun da yanlış olduğunu biliyorum.Mümkün olsa kaş göz yapacağım ama:) Her banyodan sonra falan değil ama ayda bir falan kulak çöpü saldırısı yapıyor, biliyorum.Doktor hemen "işte kulak çöpüyle yapmanın sonuçları olabilir, kiri içeri itiyorsunuz diyor" :)) Zavallı Murat beni temize çıkarmaya çalışırken suçlu oluverdi mi?:))

Kızımın kulakları temizleniyor, hiç bir enfeksiyonu olmadığı teyit ediliyor ve mutlu mesut çıkıyoruz doktordan.Okula başladığı için bu sene bir kaç kez yanına geleceğimizden emin olduğunu söylüyor.Bakalım.

Çıkışta yemek yemeye gidiyoruz.Arkadaşımızın mekanı, Duru da çok seviyor.Adana'da yemekle birlikte gelen salataların bir kısmı.Ücretsiz ve bittikçe isteyebilirsiniz;)





Yemek sonrası Duru kahve içiyor.Sade Türk kahvesi.Ağzıma süremem:)

 
Kahve biraz sıcakken ilk aldığı yudum sonrası:)

 
 
 
Eve gidiyoruz biraz tv izliyoruz sonra yatıp uyuyoruz.
 
Sabah yine başbaşa olacağız ve işte başbaşa anne kız kahvaltısının fotoğrafı.Ben seyahat öncesi ve sonrası günlük ünite alımımı 20 civarına düşürerek besleniyorum bir süre.O günde bol peynirli bir omlet yapmışım.Duru'ya yanına biraz da tavada eritilmiş tereyağına basılmış ekmek ve domates de veriyorum.En çok tereyağlı ekmeği seviyor, yumurtayı mırın kırın yiyor. 
 
 
 
Biraz evde oyalandıktan sonra bir alışveriş merkezine gidiyoruz.Bir şey almıyoruz ama dolaşıyoruz.Oyuncakçılara, kitapçılara takılıyoruz.Sonra da oturup yemek yiyoruz.Ben yoğurtlu tavuklu bir yemek Duru ise patates kızartması yiyor.Tavuk yemeğinin yanındaki patates ve domatesleri koymayın demişim ama adamlar anlamamış koymuş, yemiyorum.

 
Biraz da hava alalım diye bu AVM çıkışı istikamet en sevdiğimiz park.Duru burada bayağı bir oynuyor.Bir gün önceki deli yağmurun izlerini görebiliyoruz ama yine de bu keyfimizi kaçırabilecek bir şey değil.



Parkın içindeki ördeklere de uğruyoruz.Kızımın elini tutuşundaki zarafet dikkatlerden kaçmasın lütfen:)

 
 
O günde bitiyor biz bir sonraki gün sabah Ela ve D.enizle sinemaya gitmek için sözleşiyoruz.Sabah 11:00 matinesinde buluşuyoruz.Sinemaya gitmek konusunda tecrübeli bir ekibiz:)



Bu seferki filmimiz "minyonlar".Oldukça komikti, neşeliydi ama Duru'nun konsantrasyonu  sonlara doğru biraz dağıldı.Filmden çok bir şey anlamadı gibi geldi bana.Ama ben sevdim:))

Çıkışta bol bol fotoğraf çektik.



 
 
Sevgili şapşallar:
 
 

 
Sinema sonrası öpüşüp ayrıldık.Biz ertesi gün İstanbul'a gidecektik ama neden bugün gitmiyoruz ki dedik ve biletimizi akşam uçuşuyla değiştirdik.Valizi zaten hazırlamıştım koştura koştura son bir iki düzenlemeyi yaptım, gecenin bir yarısı yağmur altında İstanbul'a indik.Bir başka yazı konusu..
 
 
 

29 Haziran 2015 Pazartesi

Havuz deniz sezonu


Havuz deniz sezonu açıldı!

Haftasonu kayınvalidemlerin yazlığına gittik.Ramazan ayında bu kadar gezmeyi kimsenin gözü almadığı için tek başımızaydık:) Aslında bize kalsa hayatta gitmezdik ama Duru tam bir su kuşu olduğundan , bizimde hayatımızın amacı onu mutlu etmek olduğundan gözümüzü kararttık.

Çok da güzel oldu.Onun mutluluğu , o minik ayaklarıyla kumsalda salınması, ıslak saçları, dalgaların arasında uzanıp kıyıya vuran her dalgayla kahkahalar atması herşeye değdi.

İlk başta havuza gittik.Çocuk havuzunda uzun süre oynadı.Yüzmeye çalıştı filan:)


Ama havuz binaların arasında kaldığı için gölgeydi ve dolayısıyla çok soğuktu bir süre sonra Duru'nun dudakları morarmaya başladı.Delice bir rüzgar da esince en azından güneşin ısıttığı sahile inmeye karar verdik.



Sahilde kumların ayağına yapışmasından hoşlanmasa da, deniz tuzlu diye mırın kırın etse de aldırmadık.O da alıştı ve sonrasında denizden daha da çok keyif aldı.

Baba kız pozu:




Kolluklar takılmış yüzmeye gidiliyor:) Bir su yutmuş olarak döndü ki sormayın.Burnunda sümük falan da kalmadı.Pek sevindim:)



Bu kadar koşturmacadan sonra acıktı tabi.Oradan geçen mısırcı Ma.kbule Teyze'ye seslenip mısır aldık.Sahil, deniz, kum, güneş ve mısır ayrılmaz bir bütündür zaten!



O gece yazlıkta kalıp ertesi gün eve döndük.Sabah tekrar bir havuz , deniz turu yapmayı gözümüz almadığından Duru'ya ikna amaçlı olarak bir tavşan almayı teklif ettik.Sağolsun kabul etti ve biz de tavşanı alabilmek için havuza girmeden ! evmize döndük.Ve  çok sevgili tavşanımız "zıplak"la yeni bir hayata başladık.

Deniz, kum, güneş, mısır ve tavşan işte mutluluğun formülü:) {dört yaşındaysanız}

24 Mayıs 2015 Pazar

Ela 3 yaşında!


Ela'mızın 2 yaş doğumgünü daha dün gibiyken bugün 3 yaşına girdi:)Zaman su gibi akıp geçiyor.Sağlıkla, huzurla, mutlulukla geçsinden başka dileğim yok.

Deniz, partiyi yine evde yaptı ve organizasyon yine çok harikaydı.Evde parti cidden çok zahmetli ve yorucu ama daha samimi bir hava oluyor.Çocuklar oturma odasını o kadar çok dağıtmıştı ki şahsen benim moralim bozuldu:)Ama tüm misafirler birbiriyle bir şekilde muhabbet kurdu, tanıştı, sohbet etti.Çocuklar birarada oynadı, kaynaştı.

Bu masa harici fotoğrafını çekmediğim bir masa daha vardı ve üzeri, sarımsaklı köfte, börekler, humus, zeytinyağlı sarma, tuzlu kek,acılı ekmek, fava ve daha sayamadığım bir sürü lezzetli yiyecekler doluydu.

Pasta bu sene bir baykuştu.Ela da tütüsüyle ve bezli po.posuyla çok şirindi.Benim Duru'mda tüllü eteği ve üzerine giydiği karpuzlu tişörtüyle pek sevimli olmuştu.Bu yaşlarda bir etek, topuklu ayakkabı,makyaj kısaca bir süs püs hevesi oluyor:) Bu eteği dün Ela'ya hediye alırken Zaradan aldım ve kızımın mutluluğu görülmeye değerdi.Tüllü eteğiyle yatmak isterse hiç şaşırmam:)


Bu seneki doğumgününün "resmi fotoğrafçısı" bendim.Geçen seneki fotoğraflar o kadar çok beğenilmişti ki bu sene aileden kimse fotoğraf çekmekle uğraşmadı.İçeri girdiğimde herkes "hah fotoğrafçı da geldi" diye karşıladı beni:) Bir sürü fotoğraf çektim, Ela'yı annesiyle, babasıyla, dedesiyle, anneanne ve babaannesiyle bir sürü kez fotoğraflarken bir ara balkondan bana seslenen sevgili Murat onu da çekmemi istedi.İyi ki de istemiş, o kadar çok sevdim ki bu pozu anlatamam:


Kalabalık fotoğrafların arasında Gül Abla ve Duru'yu da fotoğrafladım.Gül Ablamın güzelliği kalp ben:


Çok çok güzel bir gündü.Her anından çok keyif aldım.Allah tüm çocuklara sağlıklı, mutlu, hayırlı bir ömür versin inşallah.Ela'nın nice nice yaşlarında hep beraber olmak dileğiyle aşağıda bakmak isterseniz bu güne ait bir sürü fotoğraf var:








11 Mayıs 2015 Pazartesi

Haftasonu


Bu hafta haftasonu cuma günü başladı.İş yerinden beş arkadaş saatlik izin alıp kahvaltıya gittik.İş saatlerinde dışarda olmak,arkadaşlarla harika bir kahvaltı ve o gün diş tellerimin çıkması gibi sebeplerle ben çok mutluydum.

Arkadaşlar klasik kahvaltı söyledi, biri sütle çırpılmış yumurta sipariş etti bense menemen istedim.En gösterişli tabak benimkiydi.Madolar bence Adanadaki en güzel menemeni yapıyor.Sütiş falan hikaye.

Kahvaltıdan sonra dişçiye gittim tellerim çıktı.Cumartesi günü Gül Ablalara çaya gideceğimiz için çok sevindim bu duruma.

Cumartesi sabah kahvaltıdan sonra evden çıktık.Biraz yürüyüş yaptık sonra yolumuz Atatürk Parkı'na düştü.Şehrin rotasındaki bu yeşil parkı o kadar çok seviyorum ki her yürüyüşte mutlaka uğruyoruz.Bu sefer Duru kuş beslemek istedi:




 
Duru bu fotoğrafta zafer işareti yapıyor.Nereden gördü, neden fotoğraf çekerken bunu yaptı bilemedim:)Ama çok hoşuma gitti.


Uzun uzun kuş besledikten -hatta ellerimizle yedirdikten- sonra park kısmına geçtik.Biz Murat'la bir banka oturduk Duru kendi deyimiyle koşuş yaptı.Sonra çimenlere uzandı.



Burada bu fotoğrafları Gül Teyze'ye -yani Defne'ye- yollama diyor.Gören de her fotoğrafı yolluyorum sanır.


Sonra eve döndük, ben yatıp biraz uyudum.Murat da Duru'ya dondurucudaki köftelerden yaptı.Misafirliğe gitmeden önce kızımı mutlaka sağlıklı yiyeceklerle doyuruyorum böylece misafirlikteki ıvır zıvırlardan yemek istemiyor.Ben de açıkçası kızım aç mı diye düşünmeden keyifle sohbet edip ıvır zıvır yiyorum:))

Gül Ablanın menüsü kıymalı ve peynirli börek,patatesli, havuçlu yoğurtlu bir salata, kuskuslu bir salata, közlenmiş kırmızı biber , revani, çikolatalı toplar ve etimekli tatlı vardı.

Harika bir geceydi , kızlar da çok iyi anlaştı.Denizciğim Duru'nun ne denli değiştiğinden bahsetti.Ben de öyle gözlemliyorum aslında ama Deniz de aynı şeyi söyleyince emin oldum.Müjde Duru artık daha insancıl ! :)

Bu da o geceden bir fotoğraf Duru kardeşiyle! selfie yapmış, çok arkada Gül Ablanın kafasının ucu görünüyor:


Pazar günü kahvaltıya Sütiş'e gittik.Kahvaltıdan sonra Duru ile sinemaya girdik.{Karlar ülkesi 2} Ben çok beğendim ama maalesef Duru filmin sonuna kadar dayanamyıp uyudu.Hem de horlaya horlaya:) Çıkışta kucağımda çıkardım babasını beklerken de bir poz çektim:


Beğendiğim bir kitabın devam kitaplarını aldım o gün ve eve gelip pizza yaptım.Pizza yedik ,evi toparladım , kızımı yıkadım ve tüm kıyafetlerimi elden geçirdim.Neredeyse bir çuval kıyafet ayıkladım.Dolaplar da ben de nefes aldık.Aman kaliteli, aman şurada giyerim diye diye saklayıp durduğum bir sürü kıyafet dolap beklemek yerine yeni sahiplerine doğru yola çıktı.Bu mutluluktan sonra kitabımı alıp yatağa geçtim.Çok geç saatlere kadar okudum ve şu an çok yorgunum.

Sabah da Nurcan Hanımdan rica ettim balkon dolabının içindeki her şeyi çalışma odasına yığdırdım, dolabı sildirdim.Gereksiz her şeyi atacağım sonra da dolaba yerleştireceğim.Açılan yerlere de diğer ıvır zıvırları koyacağım.Sadeleşme hareketinde sırada oturma odasındaki koltukların altı var!


22 Mart 2015 Pazar

Cumartesi


Cumartesi planımız sinemaya gitmekti.Duru, ben Ela, Deniz, Defne ve Gül Abla bir AVM'de buluştuk.İçeri girdiğimizde kocaman bir tavukla karşılaştık.Normalde Duru bu tip kocaman tanıtım hayvanlarından korkar.Ama bu kez tavuğu çok sevdi ve birlikte bir fotoğraf çekilmek istedi.

Daha zaman var diye yeni açılan bir kitapçıya girdik.Filmin başlamasına onbeş dakika kala biletleri almaya gittik.Öyle bir sıra vardı ki sayın okur bir kaç dakika durup kalabalığa bakakaldık!

Bu sinema olaylarında genelde eşlerimiz önden bizim biletlerimizi falan almış olurdu biz de mısır falan işlerini halledip sinemaya girerdik.Meğer bilet almak için bayağı bir kuyruk oluyormuş.Sonuçta kızları bir alışveriş arabasına oturtup Deniz'e emanet ettik biz Gül Abla ile iki farklı sıraya girdik.Filmin başlamasına beş dakika kala biletlerimizi alabildik.Bir kampanya vardı ve biletle birlikte kova boy mısır oldukça uygun bir fiyata geliyordu.Üç çocuk ,üç yetişkin ve tek bir kova! Gül Abla ben hallederim dedi.

Sinema salonundan içeri koca bir kova mısır, altı içecek, iki soda, üç şişe su ile girdik.Ellerimizde paltolar, çantalar falan bayağı bir hengameydik:) Neyse çok şükür yerleştik.Sonra koca mısırı aldığımız küçük paketlere bölme şamatası başladı.Her şey hallolduğunda film başladı.

Şimdiye kadar gittiğimiz tüm çocuk filmlerinden daha güzeldi.Büyükler de küçükler kadar zevk aldı.Aslında Eloş filmin sonunu uyuya kaldığı için göremedi,Defne de bır bır konuşup durduğu için bence yeterince konsantre olamadı ama benim Duru'm filmi annesi gibi gözünü kırpmadan seyretti.

Sindirella'nın annesi ve babası ölmese daha iyi olacaktı ama o travmayı da "konuyu önemsemeyerek, sıradanlaştırarak" atlattık.Kötü üvey anne rolünde Cate Blanchet harikaydı.Ağzının ortasına indirme isteği uyandırıyordu:) Sindirella'nın annesinin ölürken kızına vasiyeti " İyi kalpli ve cesur ol" du.Film kızımızın tüm olanlara rağmen cesur olmasını ve iyi kalbini korumasını anlatıyordu.

Pek çok sahneyi çok çok sevdim.Ama iyilik perisinin Sindirella'nın annesinin elbisesini değiştirdiği sahne cidden şahaneydi.Sizin için fotoğrafladım ve kolaj yaptım.İçimde bir yerlerde kabarık etekli bir prenses elbisesi giymek isteyen bir küçük kız var sanırım:




Prensesin gelinliğine de bayıldım.Filmde pek çok kareyi bloguma koyarım diye ama bu gelinliği ilerde kızıma benzer bir şey diktiririm diye fotoğrafladım:) O küçük renkli çiçekler ve uyumlu çiçekli küçük tacına da bayıldım! Ne yazık ki fotoğraf çok net değil ama ben gözümü kapattığımda tüm ayrıntılarıyla görebiliyorum :P



Sinema çıkışı eşlerimizle buluştuk.Sonra herkes bir planı olduğu için ayrıldı.Biz başka bir alışveriş merkezine gittik.Duru'ya bir kask aldık.Malum yaz geldi ve bisiklet mevsimi başladı, Duru da artık büyük bisiklet sürüyor, kask almak şart olmuştu.Şunun şirinliğine bakın.İşte Duru ve yeni kaskı:


Sonra yine orada yemek yedik, biraz kitapçılarda gezdik, Duru'ya bir iki kitap aldık, Mudo'ya uğradık -outlet mağazası olduğu için çok indirimliydi ama maalesef hediye çekimi burada kullanamadım- Duru'ya çok şirin iki tişört aldım, "anne almayacağım sadece bakacağım" dediği için oyuncakçıya girdik, biz dolaşırken Murat biraz alışveriş yaptı, sonra bizde onun yanına inip seçmesine yardım ettik ve en son Duru'yu oyun alanında biraz oynatıp eve geldik.

Malum grip salgın ve biz sonuçta tüm gün kapalı alanlardaydık.Eve gelir gelmez Duru'yu banyoya soktum.Sırayla herkes yıkandı ve sıra geldi kitap okuma faslına.Duru'ya tam beş kitap okudum peşpeşe.Sonrasında çok şükür uyudu ve biz de uyuduk.Çok güzel bir gündü.Şu anda bile günü düşünürken kendimi mutlu hissediyorum..

15 Mart 2015 Pazar

Haftasonu ve elbette bir doğumgünü!


Cuma günü öğleden sonra izin alıp Duru için okul baktık.Yarım gün olmasıyla kalbimi çalan - ve çok övülen!- devlet okulu ile başladık.Tam bir hayal kırıklığıydı.Okulun her yerinde duyulan çok yüksek sesli bir müzik vardı, çocuklar başıboş koşturup duruyorlardı.İsteyen herkes içerde rahatça dolaşıyordu kolundan tutup bir çocuğu götürsem kimse farketmez gibiydi.Öğretmen olduğunu tahmin ettiğim genç kızlar köşelerde fısır fısır sohbet ediyordu.Bir öğretmene gürültüyü sorduğumda bir kısım çocuğun boş zamanı olduğunu diğer çocukların sınıflarda ders yaptığını söyledi.O gürültüde ben onu zor duyuyordum başka sınıflarda konsantrasyon nasıl sağlanır bilemedim.

Sonra özel bir okula gittik.Oranın ortamına da pek bayılmadım.Daha sonra moralim çok bozulmuş ve yorulmuş olduğum için o gün gezmeyi planladığımız iki anaokulu-kreş tipi okulu arayıp ertesi gün için randevu aldık.

Böylece işimiz planladığımızdan önce bitmiş oldu ve Murat beni bir alışveriş merkezine bıraktı.Akşam Deniz'in doğumgünü için plan yapmıştık. Bir haftasonunu doğumgünü kutlaması olmadan geçirirsek garipseyeceğimiz kesin:) Çok apar topar bir plan olduğu için {doğumgünü olduğunu o gün öğrenmiştik!} hediyemiz yoktu.Gül Abla'yı aradım hediye almadıysa onun için de alabileceğimi söyledim.Ortak alalım dedi.Sonuçta bir gömlek ve gömleğe uygun bir kolye aldım.

Eve geçip Duru'yu aldıktan sonra balıkçıya doğru yola çıktık.Kalabalık ve eğlenceli bir gün olduğu için balıkçıya dair ayrıntı veremeyeceğim ama bir süre çok sık gittiğimiz bu mekanı müşteri profili yüzünden terk etmiştik.Bir masada aileler diğer masada torunu yaşında sevgilisi ile gelmiş amcalar falan oluyordu:) Bir keresinde eski bir tanıdığımızı sevgilisi ile görmüştük ve adam da biz de ne yapacağımızı bilememiştik.Görmezden geldik elbette ama özellikle çocuklarla gidince bu tip konular önemli oluyor.

Yalnız sonuçta hesap geldiğinde bu mekana yine şans vermeye karar verdik:)Ben genelde hep dil balığı yerim bu kez gümüş balığı yedim ve kesinlikle artık hep gümüş yerim diyorum.Sonrasında pasta geldi, mumlar üflendi, fotoğraflar çekildi:



Gül Abla,Murat ve Mesut Abi masanın karşısında oturuyordu bu sebeple fotoğraflarda yoklar.Nice yıllara Deniz! Kızınla, eşinle mutlu, sağlıklı, huzurlu bir hayat diliyorum.

Cumartesi sabahın köründe iki okul görüşmemiz vardı.Her ikisini de beğendik, her ikisinin de kendi içinde artıları eksileri vardı ve sonuçta biraz daha gezinmeye ve özel okulların anaokullarını da değerlendirmeye almaya karar verdik.Duru'nun yarım gün yerine tüm gün okula gideceği kesinleşti gibi.Bakalım.

Okul görüşmelerinden sonra E.nes F.ırın'da kahvaltı yaptık:


Sonrasında yürüyüş yapmaya karar verdik.Duru'ya Ka.zım Büfe'den çift kaşarlı tost aldık, ve tam 6km yürüdük.Yürüyüşün ortasında Atatürk Pakı'nda mola verdik.Duru çimenlerin üzerinde koşturdu.Çok şirindi:



Sonra çimenlerde yuvarlandı, biraz köpek sevdik ve biraz daha koşturdu:



Sonrasında bir şeyler yiyip eve döndük.

Pazar günü şu yazıda verdiğim unsuz, şekersiz pankek tarifini denedim.Yorumlarda bir okur tarifin çok kötü olduğunu söylemişti bu yüzden çekine çekine yaptım ama biz bayıldık.Ba-yıl-dık!

Kahvaltıdan sonra koltuklara yayılıp tembellik yaptık.Hava yağmurluydu ve evde oturup çizgi film izlemek de çok zevkliydi.Bir ara yağmur durdu ve biz de dışarı çıktık.Ama bir alışveriş merkezine gittik çünkü yağışın devam edeceği öngörülüyordu.

Biraz gezdik, bakındık sonra yemek yedik.Duru yemekten sonra gezinirken arabasında uyuyakaldı.Biz Murat'la AVMnin içinde sıkı bir yürüyüş yaptık sonra oturup bir çay içtik.Bol bol sohbet etme fırsatı bulduk.

Eve dönmeden önce markete uğrayıp alışveriş yaptık.Eve dönünce aldıklarımız yerleştirdik, banyo yaptık ve çay demleyip tv karşısına geçtik.Birazdan Duru'ya bugün aldığımız yeni kitapları okuyacağım ve sonra da uyuyacağız.Yarın pazartesi!

5 Şubat 2015 Perşembe

Davet


Misafirler gelmeden hemen önce masayı fotoğraf çekmek için kurdum.Humusun ve patlıcan salatasının yağı henüz dökülmemiş ve parlasın diye makarna salatasının üzerine zeytinyağı gezdirilmemiş yani.

Çok güzel bir davet oldu.Erkekler spordan geliyorlardı ve gerçekten kurt gibi açlardı.Ben en çok aç misafir severim:P

Çok eğlendik, çok güldük.Hiç bir aksilik olmadan , ev delice batmadan,çılgınca dağılmadan geceyi bitirdik.Misafirlerden sonra ufak tefek dağınıklığı toplarken keyifle şarkı söylüyordum, düşünün.

Menü:

1.Humus

2.Labneli patlıcan salatası

3.Peynirli börek

4.Acem pilavı

5.Yeşil salata

6.Makarna salatası {makarna lütfen! makarnalarıyla}



7.Dolgulu patates çanakları

Tatlı çeşidini hep az tutarım.Kimse çok fazla tatlı yemek istemiyor çünkü ve ben de misafirden artan ıvır zıvırları hiç sevmem:

8.Hazır pastatabanla muzlu, çikolatalı pasta

9.Elmalı kırıntı tatlısı(porsiyonluk):


Gecenin yıldızı da bu elmalı kırıntı tatlıları oldu.Servis etmesi zor oluyor diye porsiyonluk yaptım.Herkes yemez diye sekiz tane yaptım.Aman neredeyse zor yetti:))

Sevgili Mesut Abi tam üç tane yedi! Ben de kalkıp onu tebrik ettim:)  Ben onu tatlımı çok sevdi diye tebrik ettim o da  tatlıma bayıldığı için tebrik etti beni:))

Herkese birlikte zaman geçirmekten hoşlanacağı arkadaşlar dilerim.Çünkü hayatı güzelleştiren, anlam katan gerçekten de diğer insanlar!

{Zehir eden de diğer insanlar elbette ama bu konuyu açmaya gerek yok:P}

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..