Gül Abla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gül Abla etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2015 Çarşamba

Haftasonu:


Haftasonu çok uzaklaşmadan {perşembe günü diyor bunu yazar!} neler yaptık yazayım.Çok güzel bir iki gündü, unutmak istemem.

Haftasonu cuma akşamı başlar.Hatta tüm haftasonunda en sevdiğim zamandır cuma akşamı.Her şeyin başladığı, daha önümde koskocaman iki günün olduğu o özel akşam:)Cuma akşamları genelde dışarda yemek yiyoruz.Ya da mesela evde kahvaltı yapıyoruz.Sağlıklı beslenmenin gözardı edilebileceği {Murat ve ben için} , iki insan görüp sosyalleşilebilecek bir gün.

Bu cuma da büyük bir sürpriz yapıp Ti.ko'ya gittik:)) Tiko elbette sürpriz değil ama Murat pek sevmediği için cuma akşamı tercihlerinden biri asla olmamıştır.Ben Tiko'ya tek başımayken ya da arkadaşlarımlayken gidiyorum genelde.

             

Yemek sonrası kayınvalidemlere uğrayıp biraz oturduk sonra eve geldik.Hemen yattık.

Cumartesi sabah Murat'ın işi vardı biz anne kız başbaşa bir yarım gün planlamıştık. Duru'nun reklamını görüp mutlaka gidelim dediği "Pırdino" isimli filme Defne ve Gül Abla ile gidecektik.

Evde kahvaltı yaptık.Duru'nun ağzında bıldırcın yumurtası ile pek keyifsiz olduğu görülüyor.Ama o yumurtayı yemeden evden çıkamaz:) Küçük olduğu için tek lokmada yutuluyor ve sonrasında yiyip yememesine çok takılmıyorum.Tereyağlı ekmek ya da örgü peyniri gibi sevdiği bir şeyi koyuyorum önüne zevkle yiyor.Yemese de nasıl olsa proteinini aldı diyorum:)
 
 

 
Kahvaltı sonrası hazırlanıp Real'e gidiyoruz. Orada bizi kötü bir haber bekliyor.Köstebekgillerin yeni filmi çok yakında vizyonda olacakmış!! Ühü.
 
Kızlar koşup poz verdi ama laf aramızda bu filme gitmeye pek niyetim yok ;)

 
İşte bu da bizim film; Pırdino. Çocuklar çok heyecanlanınca ben de güzel bir şey sanmıştım.Köstebekgillerle aynı yapımcı firma olmasına hiç şaşırmadım.Konusu olmayan, kötü oyunculuklarla dolu saçma sapan bir filmdi.Mutlaka iyi para kazanıyordur birileri ama keşke bu parayı daha güzel şekilde kazansalar.
 
TRT çocuk kanalında yayınlanan bir çizgi filmin filmi elbette ilgi çekiyor, kötü de olsa gidiliyor işte görüldüğü üzere.Ama sonuçta para ve zaman harcıyoruz keşke siz de bunun kıymetini bilip daha özenli, anlamlı, çocukları aptal yerine koymayan, annelerini sıkıntıdan patlatmayan bir film yapsanız.

 
Film sonrası Murat bizi aldı.Gül Abla ve kızlarla beraber yemeğe gittik.Elem'de oyun parkını gören bir masaya oturduk ve kızlar zevkle oynarken biz de sohbet etmenin tadını çıkardık.



Duru burada humus yemeye bayılıyor.Bizde nohut sadece bamyanın içinde ve humus olarak tüketiliyor.Annem hiç nohut yemeği yapmazdı diye  ben de yapmıyorum. Fotoğraflar ütüyle çekilmiş kalitede sanırım ışıktan dolayı.



Eve gidip yine erkenden yatıp uyuduk.Ben uyumayıp kitap okudum ama bunu ayrıca belirtmeye gerek yok artık sanırım:))

Pazar sabahı Sezer ve abisigille buluşacaktık ama abisigilin {nasıl bir kelimeyse bu} işi çıkınca sadece Sezerle buluştuk:) Bu kez Murat'ın ısrarla gitmek istemediği ama bizim çok merak etiğimiz Petek Pastanesi'ne gittik.Daha önce İskenderun'da da gitmiştik hatırlarsanız ve Petek Pastanesi Adana'da da açıldıktan sonra da bir kere gitmiştik. Ama pazar kahvaltısı yani açık büfe olarak ilk gidişimiz.

 
Ben çok beğendim.Murat burun kıvırdı.Kötü demedi ama Pasta Pastanesi'nin açık büfe kahvaltısı daha güzel dedi.Daha güzel değil bence her ikisi de çok başarılı.

 
Sezer bu bloğu bilmiyor{Çok gizli olduğunu söylüyorum ya size} ama blogun demirbaşlarından biri.Duru'nun çok sevdiği, kucağında oturduğu nadir kişilerden.Çok temiz, çok iyi, çok neşeli bir kız.Hayatta herkese sadece yararı dokunur.Canım o canım.
 
Neyse işte pazar kahvaltısı da Sezer'le çok güzel geçti.

 
Sonrasında eve gittik ve evden hiç çıkmadık.Koltuklarda yayılıp kitap okuduk, Duru bebekleriyle oynadı, televizyon izledik, uyukladık filan.Çok güzeldi çok:)
 
Ve artık Pazartesi'ye hazırdık!

4 Eylül 2015 Cuma

Arkadaşlarla..

 
 
Çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla uzun bir ayrılık öncesi buluştuk.Bu fotoğrafta yoklar ama Duru ve Defne'de bizimleydi.Aslında bu mekana gitmemizin sebebi de yine kızlar.Harika bir parkı var, açık hava ve çok şık bir yer.

Yemekler eh işte ve biraz da pahalı sanki.Ama yemekten sonra yemyeşil bir bahçede ,kızlarımız parkta oynarken  oturup uzun uzun sohbet edebiliyor olmak tüm bu eksileri unutturuyor.

Defne ve Duru yine kavga etti.Defne ağlayarak masaya geldi ve eve gitmek istediğini söyledi.Kavga sebebi Duru'nun oyun oynama anlayışı.En sevdiği oyun şu "Duru anne oluyor ve parktaki diğer herkes onun kızı.Yanından ayırmadığı bebeği de en küçük kızı.Bazen ama bazen diğer çocuklarının onu tutmasına izin veriyor".

Bu oyunu bizim apartmanın çocuklarıyla gayet güzel oynuyor.Bir kere işten geldim bir arkadaşıyla kaydırağın üstündeki kare şeklindeki alana yan yana yatmışlar."Sabahat ne yapıyorsunuz kızım" dedim."Duru beni doğuruyor" dedi:)))

Defne Duru'dan büyük ve Duru'nun anne olmasını kabul edemiyor haklı olarak.Anne ben olmalıyım diyor.Ama Duru parkta tanıştığı küçük bir kızı çoktan ikna etmiş ve oyuna başlamış, Defne'ye aldırmıyor bile.O ağlarken yanımızdan "hadi kızım bıdı bıdı" söylene söylene peşinde de oyuna bayıldığı anlaşılan kızı(!) ile geçiyor.

Defne'ye döndüm.Kızım sen saf mısın bu oyunu kendine göre kullansana dedim.Yaşlı gözleriyle bana döndü baktı.Annen olsun sen de onu delice kullan dedim.Nasıl yani derken gözlerinde ilgili bir bakış belirmişti:))

Annense gel anne p.opomu yıka, anne gel beni salla, anne bana yemek yedir diye yüz kez çağırabilirsin dedim.Tıpkı annenle benim sizin için yaptığımız gibi.

Gözleri parladı, kocaman bir gülümsemeyle parka döndü.Birazdan yanıma gelip "p".opo sildirmek hariç herşeyi yapıyorum" diye bilgi verdi.Bu oyunu biz kalkana kadar zevkle oynadılar.

Defne'nin anneannesi de masadaydı ama oyun gereği artık anneanne bendim.Bazen parktan Defne "anneannee" dye bağırdığında ikimiz birden dönüp "efendim" diyorduk:) Ve her seferinde de gerçekte bana seslenmiş oluyordu:P

Ben burada da hamburger yedim.Kötü değildi ama "bir daha yesem, ah keşke olsa da yesem" gibi hayaller kurdurmadı açıkçası.Hehe yemeklerle ilgili böyle hayaller kuruyorum evet:)



27 Temmuz 2015 Pazartesi

Havadan sudan..



* Gazeteleri okurken hiç bir habere inanmıyorum.Her şey bir film kurgusu gibi.Sanki birileri bizi bir şeye ikna etmeye çalışıyor.35 yaşında aynı senaryoları göre göre uyanıyor insan.Her seçim öncesi kazma vurulan her yerde petrol fışkırması gibi:)

Biz yine de AVMlerden uzak duruyoruz.Yalnız bombalardan konuşa konuşa Duru'yu çok korkutmuşuz çocuk markete zor girdi dün akşam:)) O da bu ülkede bir 30 yıl geçirsin o da öğrenir korkmadan korkarak yaşamayı.

* Önümüzdeki hafta Paris'e gideceğiz.Bu kez turla gidiyoruz diye çok fazla araştırma yapmadım.Valizim neredeyse hazır ve araştırmalara da yarın başlıyorum kısmetse.Verilebilecek her türlü tiyoya açığım, minnettar kalırım.

* Cumartesi kahvaltıda pankek yaparak günün güzel geçmesini garantilemiş oldum.Sonrasında da neredeyse evden hiç çıkmadık, sadece akşam yemek için en sevdiğim hamburgerciye gittik.Yemek sonrası haftalık market alışverişimizi yapıp eve geldik.Tüm gün evde olunca bir sürü iş hallettim, kitap okudum, kızımla oynadım, tavşanımıza baktım.Güzeldi.



*Pazar günü de çok geç kalktık.Kahvaltıya oturduğumuzda saat 12:00 olmuştu!! İstek üzerine ve herkesin en sevdikleriyle hazırladığım kahvaltım çok beğeni aldı.Duru'ya önce yumurtaya yatırılmış,yumurtayı emdikten sonra üzerine konan bol tereyağıyla fırına verilmiş doğal Karadeniz ekmeği ile hazırladığım özel tarif,Murat'a aynı ekmeğin yumurtasız sadece tereyağı ve kaşarlı versiyonu ve yanına bakır tavada tereyağına yumurta, kendime de sevdiğimden değil diyette olduğumdan bol peynirli bir omlet.



Sonra Mesut Abilerle bir balıkçıda buluşmak üzere sözleştik.Pek çok balıkçı denedik (biliyorsunuz) ama çocuklar rahat oynasın da biz de iki sohbet edebilelim diye pek güzel bir oyun parkı olan klasik mekanımıza gittik.

Önceleri her şey çok güzeldi.Duru ve Defne parktaki bir kıza kafayı taktılar ve harika bir takım oldular.Kıza ne çok sinir olduklarını anlatıp duruyorlardı.Duru'nun bebeğini istemişmişte, babamın silahı var demişmişte, sizin masaya geleceğim demişmişte.Böyle sudan bahanelerle kızcağıza yüz vermiyor sıpalar.

Ama sonra yemekleri bitti ve o kız kalkıp gitti.Sonra parkta başka bir kız yine Duru'nun bebeğini istediğinde Defne bu kez o kızın tarafına geçti nedense:) Duru o kıza bebeğini vermiyor diye küstüler:)

Kalkana kadar benim yavrum 'barışalım' dediyse de Defnoş bir türlü barışmadı.En son ayrılırken zorla öpüştürdüler onda da 'babamın hatırı için öptüm yoksa öpmezdim' diyiverdi:))

Bizimki de ' barışalım' diyor ama bebeği o kıza yine de vermeyecek:)) Bu paylaşma konusunda çok farklı bir yazı okudum geçenlerde ve o günden beri oyuncağını ver , bebeğini ver vs demiyorum kızıma.Yazıda kısaca büyükler olarak biri evinizi, arabanızı istese paylaşır mıydınız ki çocuklara baskı yapıyorsunuz deniyordu.Aklıma yattı ve zaten Duru yalvarsam da paylaşmadığı için erkeklik bende kalsın hesabı 'versen iyi olur' dan başka bir şey demiyorum:)

Balıkçıdan ayrıldıktan sonra biraz alışveriş yapmak için Ziyapaşa taraflarına gittik.Ben alışveriş yaparken Duru ve Murat kahve içtiler.Biraz Caribou da oturduk biraz Tchibo'nun kafesinde oturduk derken akşam oldu ve evimize döndük.

Duru'yu yıkadım, tavşana yem verdim, altını değiştirdim kendim yıkandım, ertesi gün giyeceklerimi hazırladım ve nihayet yatağa girdim.Gece yarılarına kadar kitap okumasam iyiydi aslında ama neyse ki bu satırları yazarken gün de bitmek üzere:))

Siz haftasonunda neler yaptınız?

15 Haziran 2015 Pazartesi

Haftasonu ..

Merhaba! Bu haftasonu çok dolu dolu geçti.Pazartesi günü sadece iki gün değil de sanki çok uzun süredir tatildeymişim gibi hissettirecek kadar!

Cuma akşamı dışarı çıktık.Ne yapalım, nereye gidelim diye düşünürken daha önce gitmediğimiz bir yer olsun istedik.Murat da bir arkadaşının çok övdüğü bir hamburgerciden bahsetti.Ben de o sokakta meşhur bir kebapçı olduğunu hatırladım.Sonuçta sokakta bir hamburgerci, bir kebapçı, bir pizzacı ve bir et lokantası olduğunu gördük.Bir süre daha aynı sokakta takılacağız gibi duruyor:)

Hamburgerci benim ennnnn sevdiğim hamburgercinin(Ti.ko) kötü bir taklidi gibiydi.Tahta servis tabakları ve hatta sosluk renkleri dahi aynı olduğu halde T.iko kesinlikle çok daha iyi hamburger ve nefis patates kızartması yapıyor.Ve Ti.ko'nun beyaz sosuna ölünür , o derece iyidir.Burada ise hamburger iyiydi ama mesela soslar kötüydü. Bir önceki hamburgerciyle de kıyaslarsak C.ozy üçüncü sıraya düşüyor maalesef.

Duru hamburgeri sadece köfte, marul,turşu ve domatesle:



Bu kez ben de normal -ekmekli- bir hamburger yedim.


Cumartesi ise çok sevdiğim bir komşum taşınıyordu.Taşınma süresince bebeği sıkıntı yaşamasın diye sabah çok erken bebek anneannesiyle bana geldi.Biraz uyudu, uyandı ve çorbasını içip yeni evine doğru yola çıktı.

Onları yolcu ettikten sonra Duru ile kahvaltı hazırladık.Balkonda uzun ve keyifli bir kahvaltı yaparken Gül Ablalar aradı ve kahvaltı sonrası Mersin'de buluşmaya karar verdik.

F.orum alışveriş merkezinde buluştuk, gezindik, alışveriş yaptık sonra da Mersin'in Gözne yaylasına mangal yapmaya gitmeye karar verdik.Daha önce defalarca (1 , 2 ) gittiğimiz mekana gittik yine.Etleri, köfteleri işletmenin kasabından alıyorsunuz  yakılmış mangal, ekmek, içecek, salata, pişirmek için domates,biber de işletme tarafından eğer isterseniz belli bir ücretle veriliyor.

Bu sefer çocuk parkı da vardı ve arkadaşlarla her şey daha lezzetli olduğu için her zamankinden daha çok zevk aldım.Duru ve Defne ufak çaplı krizler çıkardı ama bu bile ortamın tadını kaçırmadı.

Selfie çubuğumla çay içerken bir kaç poz çektik:





Pazar günü de önceden ayarlanmış bir kahvaltıya gidecektik ve yine kocaman bir gruptuk.Bu grup Sezer'in yakın çevresi aslında.Hepimizin ortak noktası Sezer.Sezer'in abisi ve eşi, Sezer'in komşuları, Sezer'in yakın arkadaşı, Sezer'in iş yerinden arkadaşı{ben},Sezer'in kuzeni,Sezer'in yanında staj yaptığı eczacı gibi:)) Sezer sayesinde tanıştık ve herkes birbirini çok sevdiği için ailece de görüşmeye başladık.

Kocaman masalarda yenilen kocaman kahvaltıları seviyorum!








Kahvaltıdan sonra eve gittik.Murat biraz uzandı ben mutfağa daldım.Öğlen yemeği için Duru'ya tavuk suyuna bulgur pilavı ve ayran yaptım.Dondurması bitmişti, yeniledim.Bezelye almıştım ayıkladım.Haftalık yemek listesini yaptım.Sonra Duru'yu yedirdim.

Sonra beraber uyumak için uzandık.Önce itiraz etti ama akşam bir sünnet düğününe gidecektik ve Duru uykusuz olduğu zamanlarda çok sinirli bir tip oluyor.Orada huzurum kaçmasın diye ikna edip yatırdım.İki mıkırdandı sonra küçük horultusunu duydum:)

Kalkıp biraz kitap okudum,Murat'la karpuz yedik, sohbet ettik.Saat 18:30 gibi herkes sünnet düğünü hazırlıklarına başlamıştı.Evi toparladım ve çıktık.

Kocam kirve olacağını söylemişti ama ben şaka yapıyorlar sandım.Çünkü burada kirvelik bambaşka bir şeydir.Kirve çocuğu alışverişe çıkarır, kirveye bohçalar yapılır,hatta kirve ilerde çocuğu evlendirir.Kirvelik bir akrabalık bağıdır.Biz Murat'la Akdeniz'li ailelerin çocukları olmadığımızdan bu tip adetlere uzağız ama sonuçta buralarda büyüdük ve duyuyoruz:)

Bize bohça gelmediği, biz de bir şey yapmadığımız için şaka yapıyorlar sanmıştım ama şaka değilmiş.Sadece onlar da bizim kadar uzakmış konuya.Düğünde bahşiş dağıtmak, çocuğun arkasından yürümek ve bir ara kirve ve karısı dediklerinde kalkıp oynamak dışında bir şey yapmadık.

Çocuklar için palyaçonun dahi olduğu çok nezih bir düğündü.Çocuğun annesi gelin gibi bembeyaz giyinmişti ki zaten buralarda "oğlanın sünneti annesinin ikinci düğünüdür" derler:))

Duru çok eğlendi.O kadar çok oynadı, zıpladı ki.Ben de kirvenin karısı olmam sebebiyle pek oturmadım.Ama Duru bir ara halaya bile katılmamız için zorladı beni.Halayı da ben hiç bilmem ve her seferinde hayıflanırım saçma sapan sallanıp duruyorum diye.Bu kez karar verdim youtubedan falan halay videosu çalışacağım bir sonraki düğünde halay başı olacağım:)) - gülüyorum ama ciddiyim-

Duru şirini:


"Hadi sen de bizi çek" dediğimizde Duru'nun pozlamasıyla biz:



Oynamaktan bitap düşmüş Duru:




The kirve: -Pastanın ihtişamına dikkat edin sayın okur-



Düğünde en sevdiğim sünnet çocuğunun ikiz kız kardeşinin de unutulmamış olmasıydı.Ona da prenses kıyafeti alınmıştı ve sünnet tahtırevanında -evet tahrıravenla girdiler arkada da kirveyle karısı yürüyordu!- o da oturuyordu, ona da altın takıldı falan.

O kadar güzeldi ki çıkışta Duru 'ben de sünnet düğünü istiyorum!' dedi.Gülmekten öldük tabi.Ona nasıl anlatayım bilemediğimden "baban istese gelin olabilir mi?" dedim.Pek bir sevindi hayır derken."İşte erkekler gelin olamadığından onlara da böyle sünnet düğünü yapılıyor" dedim.

Yalan söylememeye çalışıyorum dolayısıyla da çok huzursuz oldum ama sünnet vs konulara  girmek için çok erken sanki."Anne benim kız olduğumu nasıl anladınız?" diyor mesela erkek gibi göründüğü bebeklik fotoğraflarına bakarken.Bir seferinde de çocukların ancak büyüyünce erkek mi kız mı olduğunun anlaşılacağının düşündüğünü anladığım bir kaç cümlesi olmuştu.

Bu cinsiyet konuları çok muallak konular aslında.Ben insanları sınıflamak istemiyorum ve kızımda sınıflasın istemiyorum.Anatomi vs konuşmak için de erken.

Yalana devam yani.

Sonra eve geldik, Duru'yu yerlerde süründüğü için yıkadım, oynamaktan ter içinde kalan ben de yıkandım.Sonra da yatıp uyuduk.

Sizin haftasonunuz nasıl geçti?

24 Mayıs 2015 Pazar

Ela 3 yaşında!


Ela'mızın 2 yaş doğumgünü daha dün gibiyken bugün 3 yaşına girdi:)Zaman su gibi akıp geçiyor.Sağlıkla, huzurla, mutlulukla geçsinden başka dileğim yok.

Deniz, partiyi yine evde yaptı ve organizasyon yine çok harikaydı.Evde parti cidden çok zahmetli ve yorucu ama daha samimi bir hava oluyor.Çocuklar oturma odasını o kadar çok dağıtmıştı ki şahsen benim moralim bozuldu:)Ama tüm misafirler birbiriyle bir şekilde muhabbet kurdu, tanıştı, sohbet etti.Çocuklar birarada oynadı, kaynaştı.

Bu masa harici fotoğrafını çekmediğim bir masa daha vardı ve üzeri, sarımsaklı köfte, börekler, humus, zeytinyağlı sarma, tuzlu kek,acılı ekmek, fava ve daha sayamadığım bir sürü lezzetli yiyecekler doluydu.

Pasta bu sene bir baykuştu.Ela da tütüsüyle ve bezli po.posuyla çok şirindi.Benim Duru'mda tüllü eteği ve üzerine giydiği karpuzlu tişörtüyle pek sevimli olmuştu.Bu yaşlarda bir etek, topuklu ayakkabı,makyaj kısaca bir süs püs hevesi oluyor:) Bu eteği dün Ela'ya hediye alırken Zaradan aldım ve kızımın mutluluğu görülmeye değerdi.Tüllü eteğiyle yatmak isterse hiç şaşırmam:)


Bu seneki doğumgününün "resmi fotoğrafçısı" bendim.Geçen seneki fotoğraflar o kadar çok beğenilmişti ki bu sene aileden kimse fotoğraf çekmekle uğraşmadı.İçeri girdiğimde herkes "hah fotoğrafçı da geldi" diye karşıladı beni:) Bir sürü fotoğraf çektim, Ela'yı annesiyle, babasıyla, dedesiyle, anneanne ve babaannesiyle bir sürü kez fotoğraflarken bir ara balkondan bana seslenen sevgili Murat onu da çekmemi istedi.İyi ki de istemiş, o kadar çok sevdim ki bu pozu anlatamam:


Kalabalık fotoğrafların arasında Gül Abla ve Duru'yu da fotoğrafladım.Gül Ablamın güzelliği kalp ben:


Çok çok güzel bir gündü.Her anından çok keyif aldım.Allah tüm çocuklara sağlıklı, mutlu, hayırlı bir ömür versin inşallah.Ela'nın nice nice yaşlarında hep beraber olmak dileğiyle aşağıda bakmak isterseniz bu güne ait bir sürü fotoğraf var:








11 Mayıs 2015 Pazartesi

Haftasonu


Bu hafta haftasonu cuma günü başladı.İş yerinden beş arkadaş saatlik izin alıp kahvaltıya gittik.İş saatlerinde dışarda olmak,arkadaşlarla harika bir kahvaltı ve o gün diş tellerimin çıkması gibi sebeplerle ben çok mutluydum.

Arkadaşlar klasik kahvaltı söyledi, biri sütle çırpılmış yumurta sipariş etti bense menemen istedim.En gösterişli tabak benimkiydi.Madolar bence Adanadaki en güzel menemeni yapıyor.Sütiş falan hikaye.

Kahvaltıdan sonra dişçiye gittim tellerim çıktı.Cumartesi günü Gül Ablalara çaya gideceğimiz için çok sevindim bu duruma.

Cumartesi sabah kahvaltıdan sonra evden çıktık.Biraz yürüyüş yaptık sonra yolumuz Atatürk Parkı'na düştü.Şehrin rotasındaki bu yeşil parkı o kadar çok seviyorum ki her yürüyüşte mutlaka uğruyoruz.Bu sefer Duru kuş beslemek istedi:




 
Duru bu fotoğrafta zafer işareti yapıyor.Nereden gördü, neden fotoğraf çekerken bunu yaptı bilemedim:)Ama çok hoşuma gitti.


Uzun uzun kuş besledikten -hatta ellerimizle yedirdikten- sonra park kısmına geçtik.Biz Murat'la bir banka oturduk Duru kendi deyimiyle koşuş yaptı.Sonra çimenlere uzandı.



Burada bu fotoğrafları Gül Teyze'ye -yani Defne'ye- yollama diyor.Gören de her fotoğrafı yolluyorum sanır.


Sonra eve döndük, ben yatıp biraz uyudum.Murat da Duru'ya dondurucudaki köftelerden yaptı.Misafirliğe gitmeden önce kızımı mutlaka sağlıklı yiyeceklerle doyuruyorum böylece misafirlikteki ıvır zıvırlardan yemek istemiyor.Ben de açıkçası kızım aç mı diye düşünmeden keyifle sohbet edip ıvır zıvır yiyorum:))

Gül Ablanın menüsü kıymalı ve peynirli börek,patatesli, havuçlu yoğurtlu bir salata, kuskuslu bir salata, közlenmiş kırmızı biber , revani, çikolatalı toplar ve etimekli tatlı vardı.

Harika bir geceydi , kızlar da çok iyi anlaştı.Denizciğim Duru'nun ne denli değiştiğinden bahsetti.Ben de öyle gözlemliyorum aslında ama Deniz de aynı şeyi söyleyince emin oldum.Müjde Duru artık daha insancıl ! :)

Bu da o geceden bir fotoğraf Duru kardeşiyle! selfie yapmış, çok arkada Gül Ablanın kafasının ucu görünüyor:


Pazar günü kahvaltıya Sütiş'e gittik.Kahvaltıdan sonra Duru ile sinemaya girdik.{Karlar ülkesi 2} Ben çok beğendim ama maalesef Duru filmin sonuna kadar dayanamyıp uyudu.Hem de horlaya horlaya:) Çıkışta kucağımda çıkardım babasını beklerken de bir poz çektim:


Beğendiğim bir kitabın devam kitaplarını aldım o gün ve eve gelip pizza yaptım.Pizza yedik ,evi toparladım , kızımı yıkadım ve tüm kıyafetlerimi elden geçirdim.Neredeyse bir çuval kıyafet ayıkladım.Dolaplar da ben de nefes aldık.Aman kaliteli, aman şurada giyerim diye diye saklayıp durduğum bir sürü kıyafet dolap beklemek yerine yeni sahiplerine doğru yola çıktı.Bu mutluluktan sonra kitabımı alıp yatağa geçtim.Çok geç saatlere kadar okudum ve şu an çok yorgunum.

Sabah da Nurcan Hanımdan rica ettim balkon dolabının içindeki her şeyi çalışma odasına yığdırdım, dolabı sildirdim.Gereksiz her şeyi atacağım sonra da dolaba yerleştireceğim.Açılan yerlere de diğer ıvır zıvırları koyacağım.Sadeleşme hareketinde sırada oturma odasındaki koltukların altı var!


10 Nisan 2015 Cuma

Pazar: Arkadaşlarla güzel! ve Cuma: İşte yeni haftasonu geldi bile:)



Pazar günü arkadaşlarla kahvaltıda buluştuk.Sultan ,Mehmet ve çocukları ile EkoTepe'ye gittik.Çok doğal bir çiftlik ortamında kahvaltı ve yemek yemek mümkün.Bir emeklilik hayalinin gerçeğe dönüşmesi hatta büyüyüp bir işe dönüşmesi burası.Biz çok seviyoruz, Duru da hem parkı hem de içinde bulunan hayvanlar sebebiyle bayılıyor.Tavşanlar, maymunlar, atlar, eşekler,inekler..

Ne yense sağlıklı olduğu için, çiftlikte yetiştiği için ben de çok mutlu oluyorum.

Bu gidişimizde maymunun yerinde olmadığını gördük.Duru çiftliğin sahibine "maymun nerde?" diye sorunca adamcağız bir süre düşündü ve "maymun bugün izinli" dedi.Ne şirin bir cevap! Maymunun öldüğünü ben sonra anlattım gerçi.Ama o anda Duru'ya bu şekilde söylemesi çok hoşuma gitti.

Kahvaltıdan sonra Mehmetlerle ev baktık.İki üç ev gezdik beraber sonra Mehmetlere gidip bir kahve içtik.Sonra Murat spora gitti bizi de eve bıraktı.Evde bir sürü iş yaptım.Duru'ya kemik suyuna çorba yaptım, artan kemik suyunu dondurucuya kaldırdım, sonra üstüne bir de sütlaç patlattım.Akşama da kısır yemek istiyorduk, malzemeleri hazırlarken Murat aradı.Gül Ablalarla balık yemeye gideceğimizi söyledi.

Hemen hazırlandım tabi! Bana sadece gezme diyin ayakkabım elimde kapıya dikilirim:) Balıkçıya biz önden gittik, meze siparişini verip beklemeye başladık.Aşağıdaki fotoğrafta Durumun göbeği ve bebeği de çıkmış:)






Güzeller güzeli Gül Ablam ve ben:



Duru tam bir fotoğraf tutkunu.Onun fotoğraflarını çekmek şu şahane pozları yüzünden tam bir zevk.Defne ise...hım... bir tane düzgün fotosu yok diyebilirim.Ne zaman foto çekecek olsam bir değişik yüz ifadesi yapıyor.Burada da suratı sallandırmış:)



Sonra makinamı Defne aldı ve bizi çekmeye başladı.İşte bunun adı da misilleme dostum:)


Neyse sonrasında da bu şahane pozu çekti Defne.Daha dün doğmuştu bu çocuk ne zaman büyüdü de fotoğraf çeker oldu !


Babalar ve Defne.


Son iki poz da Defneme ait.Birinde Duru diğerinde de Duruşun ayakkabıları.Ben her ikisini de çok sevdim.Mekan süslemeleri, çiğ balıklar gibi bir sürü fotoğraf daha çekmiş ama onları sildim:))





Ve işte yine bir cuma günü.Bu hafta çok yoğun geçti, bir gün izinliydim,işler yoğundu falan.Nasıl Cuma oldu anlamadım.

Bugün çok yakın bir arkadaşımın doğumgünü.Kutlamak için öğlen arası hep beraber yemeğe gideceğiz.En sevdiğim hamburgerciye:) Neyse ki iki marul arasına yaptıkları light burgerler var yoksa binbeşyüz kilo falan olurdum herhalde:)

Bu haftasonu yine ev bakma durumları olacak sanırım.Bir gaza geldik ki sormayın.Bir de yakın arkadaşlarımız da işin içine dahil olunca whatsapp dan yazışmalar, filan evi gördün mü, filan sitenin yüzme havuzu, ay giyinme odası falan diye diye iyice heveslendik.Bu hevesler özellikle bu aylarda çok sık geliyor bize sonra aman en güzeli bizim kendi evimiz diyor vazgeçiyoruz genelde:) Bakalım:)Duru ev bakmaya gideceğiz diyince gözlerini kocaman açıp 'hayııır' diye bağırıyor , ne kadar çok ev gezdiğimizi siz düşünün:))

Cuma link vermeden olmaz diye size çok eğlendiğim bir yazı ile veda ediyorum.İyi haftasonları!



Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..