sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2015 Salı

Duru beslenmesi: Okul sonrası


Duru'nun beslenmesinin benim annelik maceramın en önemli kısmını oluşturduğunu biliyorsunuz.Bir çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak hayatı boyunca sağlıklı kalması, diyet zayıflama ya da kilo almaya çalışma gibi dertleri olmaması için önemli.Ne yersek oyuz.

Duru okula başladı.Köklü bir okul, kurucuları öğretmen ve hatta benim de öğretmenlerimdi.Özel okul ama devlet okulu mantığında yönetiliyor.Çocuklar şımartılmıyor, siz çok özelsiniz, biz çok zenginiz gibi bir hava yok okulda.Güvenilir, eve yakın ve akademik anlamda başarılı bir okul da olduğu için tercih ettim.

Ama gel gör ki yemek listesi bir felaket:

28-09-2015 Fırın Tavuk-Cips (450) Nohutlu Pirinç Pilavı (324) Cacık (77) Halka Tatlı (442) Simit, ayran (205)
29-09-2015 Abant Köfte (558) Peynirli Makarna (407) Yoğurt (124) Soslu kek, M.suyu (210)
30-09-2015 Kağıt Kebabı (375) Şeh.Pirinç Pilavı (324) Cacık (77) Poaça, ayran (212)

Halka tatlı, soslu kek, kutu meyve suyu, tavuk benim Duru'ya hiç yedirmediğim şeyler.Bizim evde tüm çorbalar kemik suyuna ,pilavlar bol tereyağlı ve yine et, organik tavuk ya da kemik suyuna yapılır.Tavuklar ve yumurtalar organiktir. Acem pilavı hariç pirinç pilavı pişmez.

Yemek yemeleri için inanın bir yarım saatleri yok.Patır patır indirip geri çıkarıyorlar.Üstelik yemek lezzetinden de emin değilim.Kızım pilavı yedin mi diyorum "kum gibiydi yemedim" diyor :)

İlk başlarda okuldan geldiğinde atıştırmalık bir şeyler yemesini düşünmüştüm.Ev yapımı granola, şekersiz kek, yoğurt, meyve gibi.Ama baktık çocuk eve bayağı bayağı aç geliyor.Ki buna hiç üzülmedim.Kötü şeyler yiyeceğine hiç yemesinin tercih ederim.

Ben de haftada iki gün çorba yazdım listeye.Okuldan gelince (15:30 dan sonra) tarhana çorbası veya mercimek çorbası içiyor bir kase.Bazı gün çorba yerine  cacık, tam buğday unlu ekmek üzeri peynirli yumurta ya da bir tane içli köfte, az  yaprak sarma gibi seçenekler yazdım.Yemeğini yedikten sonra banyo yapıyor ve ben gelene kadar meyve ya da ev yapımı dondurma gibi şeyler yiyor.

Sabahları da bir minik bıldırcın yumurtası haşlıyorum. Kahvaltıda az yese bile en azından  yumurtasını yemiş oluyor. Minicik bir yumurta olduğu için de tek lokmada yutuluyor ve oyalanmadan evden çıkıveriyoruz.




Tüm bu yediklerine rağmen akşam saat 18:00de anne acıktım diyor ve yemeğini koyuyorum.Bunu da okulda doğru düzgün bir şey yememesine bağlıyorum.

Normalde biz 19:00da yemek yiyoruz ama Duru babasını bekleyemeyecek kadar aç oluyor.Yine de akşam bizimle de sofraya oturuyor.Normalde tek çeşit yemek yazıyordum akşama şimdi yemeğin yanına mutlaka pilav da yazıyorum.Akşam bizimle oturduğunda bazen azıcık pilav daha yiyor.

Okulda yemeklerini hergün kontrol ediyorum ve yemesini istemediğim şeyleri söylüyorum.Kutu meyve suyunu içme, tavuk yeme, köftelerinin hepsini bitir gibi.Geneline uyuyor zaten alışık olmadığı besinler olduğu için.Ama bir süre sonra tüm diğer çocuklardan etkilenip yemesinden korkuyorum.

Bir de tüm diğer çocuklara da üzülüyorum.Hepsi bizim geleceğimiz.İlerde yaşlandığımızda bize bakacak doktorlar, torunlarımızın öğretmenleri onlar.Neden en güzel şekilde beslenmesinler ki?

Görüştüğüm bir anaokulunda çocuklara kutu meyve suyu yerine pekmezi sulandırıp veriyorlardı.Çok mu zor bunu yapmak? Ya da mesela hazır kek yerine kendi mutfaklarında şekersiz bir kek pişirip vermek imkansız mı? Organik tavuk sanırım biraz ütopik bir beklenti olur:)

Yeni düzenden şimdilik memnunum.İçim bir nebze daha rahat.Okula konuyla ilgili bir mail atmayı da düşünüyorum.Bakalım.

Sizin çocuklar okulda neler yiyor? Bana önerebileceğiniz harika fikirleriniz var mı?




15 Haziran 2015 Pazartesi

Ev yapımı dondurma 2


Kocaman bir haftasonu yazısı hazırlarken size yeniden evde yaptığım dondurmadan bahsetmem gerektiğini farkettim..Çünkü haftasonu Defne şu zincir hamburgercilerin -dondurma demeye bin şahit- acayip şeylerinden yiyordu.Duru da onda görünce istedi o an alternatif bir şey bulamadığım için mecburen aldık.Neyse ki Duru bir kaşık aldı ve beğenmedim diyerek yemedi."Annemin dondurması bundan çok daha güzel" dedi ve sonrasında Defne ile dondurmam hakkında konuştular.Ayrılırken Defne benden dondurmanın tarifini mutlaka annesine göndermemi istedi.O kadar mutlu oldum ki:)

Haftada iki kez yapıyorum dondurmayı.Her gün bir tane bazı günler iki tane yiyor Duru.Bu cuma pazarda bebek erikler, bebek kayısılar bulduğum ve evde çilek kalmadığını farkettiğim için tarifi biraz değiştirdim.Bu haliyle de çok güzel oldu.

Kayısı, tatlı kırmızı erik, kiraz, muz, şekersiz çilek reçeli, bir tepeleme yemek kaşığı yarım çay bardağı süt ile rondodan çekilip kalıplara konuluyor:




Sonuç sağlıklı ama lezzetli bir şeyler yiyen ve hatta dışarıdaki zararlı alternatifleri reddeden  mutlu çocuklar:



13 Eylül 2014 Cumartesi

Çim suyu


Fotoğrafta görülen içecek çim suyu. Çok faydalı gibi söylentileri biliyorsunuz.Eşim de her zaman denemek istemiştir.Ama Juiceplanetlarda ne zaman sorsak makinamız bozuk cevabını alırdık.Amsterdam'da bile sorduk ve aynı cevabı aldık düşünün:)

Bu yüzden Konya'da gezinirken sorduğumuz yer hemen hazırlayalım dediğinde çok şaşırdık.Kocam bir bardak çim suyu istedi.İçti ve sonuç {hahahaha}:



Tadı oldukça hımmmm garip.Zaten yanında portakalla servis edilmesinden de şüphelenmiştik.İnek değilseniz çimle işiniz ne zaten:)

19 Ağustos 2014 Salı

Gündemden..



Aslında bir Amsterdam yazısı olmalıydı bu ama o kadar çok fotoğrafı ayıklamak, yazıya dökmek şu aşamada bana biraz zor geliyor açıkçası.Dün akşam babaanne ve dedemiz ile birlikteydik, yaklaşık bir haftadır görüşemiyorduk ve elbette birbirimizi özlemiştik.Bu akşam da çok eski arkadaşlarımızla dışarı çıkacağız.En iyisi fotoğrafları flash diske aktarıp iş yerinde öğlen arası yazı hazırlamak sanırım:)

E Amsterdam yazısı yazamıyorum ama yazmak istediğim de bir sürü şey var.Ben de araya bir gündem yazısı oturtayım istedim.

A cup of Jo blogumda linki olan , takip ettiğim ve sevdiğim bir blog.Farklı ülkelerde çocuk yetiştiren Amerikalı annelerin hazırladığı her birinde farklı bir ülkenin Amerikalı anne tarafından kendisine farklı gelen yönleriyle tanıtıldığı bir yazı dizisi var ;"Surprising things about parenting in.." Bu bölümü çok seviyorum, farklı kültürler çok ilgimi çekiyor.

Dün Joanna'nın sayfasını açtığımda bu kez Amerikalı bir annenin Türkiye'de çocuk yetiştirmek hakkında yazdığını görünce çok şaşırdım.Hemen yazıyı okumaya başladım ama açıkçası biraz da korkarak.Ülkem ve insanlarım hakkında acımasız bir yorum yapıldıysa çok üzülürüm çünkü.

Neyse ki yazı umduğumdan bile güzel.Amerikalı anne Türkiye'yi çok güzel anlatmış.İnsanlarımız da aileye cidden çok iyi davranmış,çok şükür.Yağmurda ıslandıkları bir gün yanlarına şemsiyesiyle yaklaşan bir adam gidecekleri yere kadar şemsiyeyi babasının kucağındaki bebeğin üzerine tutmuş mesela, yemek yedikleri restoranda çocukları sabırsızlanıp huzursuzlandığında gelen bir garson bebeği kucağına alıp gezdirmiş onlar da yemeklerini huzur içinde bitirebilmişler.Herkesin bebekleri ne kadar çok sevdiğini, maşallah dediğini anlatıp İstanbul'un en güzel yanının insanları olduğunu söylemişler:))

Oyun parklarını yanındaki spor aletleri garip gelmiş ki bana da ilk başlarda garip gelmişti şimdi normal buluyorum.Onlar yazınca bir zamanlar garipsediğimi hatırladım:))Atatürk'ten ve onu ne kadar çok seviyor olduğumuzdan bahsetmişler:) Yemeklerin ne muhteşem olduğunu yazmışlar, kahvaltı çeşitlerinin bolluğundan, çay içme alışkanlığımızdan, kaymaktan bahsetmişler.

Yorumlarda da hemen herkes ülkemizi ve insanlarımızı çok sevdiğinden mutlaka gelmek istediğini söylemiş.Öyle ki iki gündür yazıyı okudukça gözlerim doluyor.Sulugözün önde gideniyimdir {gizli sulugöz ama}, duygusallığım özellikle ülkem ve insanlarımla ilgili tavan yapmıştır ama bu yazının beni bu kadar etkilemesi beni bile şaşırttı:)))

Yazının tamamı için buraya tıklayabilirsiniz. Yazının altında yorum yapmış olduğumu görmek kimseyi şaşırtmasın :P

İkinci gündem maddemiz de Buse Terim. Eski okurlarım ne denli bir magazin meraklısı olduğumu bilir. Annem ve ben bu ülkede olup biten her şeyi çok sıkı takip ederiz.Sosyete camiasından , şarkıcılara kadar çok geniş bir yelpazede hem de. Magazini takip etmenin pek de havalı bir durum olmadığını biliyorum ama hayat başka insanların ne düşündüğünü önemseyemeyeceğim kadar kısa:)

Neyse işte magazin canavarı ben Buse Terim'i de takip ediyorum elbette.Yaşının çok küçük olması sebebiyle yaptığı saçma röportajları, instagram hesabında yazdığı komik yorumları falan çok da önemsemiyorum açıkçası.İşim dediği moda işinde de çok başarısız olduğunu düşünüyorum ama kendine ait bir işi olması için çabaladığını görüyor ve takdir ediyorum.Hepimiz hayatın bir ucundan tutmuş gidiyoruz işte.

Çok da önemsemediğim biri olduğu halde dün gazetelerde yayınlanan bu kızcağızın mayolu fotoğraflarını ve gazetecinin habere kattığı yorumu görmek beni çok üzdü.

Kadınların bu her daim güzel, her daim ince olmasını bekleyen saçma zihniyetten çok sıkıldım! Göbeklerini pantolon kemeri üzerinden sarkıtan erkeklerin "selüliti var, basenli, ay çok kilo almış, doğum kilolarını veremediği görüldü" şeklindeki haberleri ve insanlarda oluşturdukları algı beni çok rahatsız ediyor.

Güzellik sadece bacak, kalça, popo değil ki.Güzellik sadece zayıflık değil ki.Bakın eski resimlere ressamların resmettiği kadınlar bayağı etli butlu tipler.Eskiden güzel olan oymuş çünkü.Güzel olan hala güzeldir , güzellik değişmez algısı değişir.Neyi güzel bulduğumu değişir ama bu gerçek güzelliği değiştirmez.

Bir gülüş, mutlulukla parlayan bir cilt, neşeli bakan gözler, güzel şeyler söyleyen bir ağız güzeldir.Buse Terim'in bu habere yaptığı şu yorumu da çok beğendim :

"Şükürler olsun ki sağlığım ve huzurum yerinde.. Bana bugun yapilan tum o yorumlari ve yapanlari Allah'a havale ediyorum. Ben insanim, istedigim zaman kilo alirim, istedigim zaman veririm bu kendimden baska hic kimseyi ilgilendirmez. Ayrica ben manken degilim, vucudumla para kazanmiyorum. Insanlarin hayatlarinda bazi donemler olur kilo alirlar veya verirler.. Bunun hesabini veya sebeplerinin hesabini da kimse kimseye vermek zorunda degil aynada gordugunuz kendinizden baska. Bu her insana yapistirilan "kilolu", "zayif", "kilo almis, vermis" sifatlarindan buna gore yapilan yorumlardan ve insanlarin uzerinde bu konudan dolayi yaratilan bu baskiyla insanlari hastaliga kadar surukleyen bu nefret dolu kemiklesmis algidan nefret ediyorum. Ben aynaya baktigimda o yorum yapanlarin gordugu kadin olmadigimi biliyorum. Ve beni her zaman elimden tutan ve bana kendimi "kadin" gibi hissettiren bir adam var hayatimda. Ben bugun yine buna, benligime ve hayatta sahip olduklarima sukrettim. Gerisine de guldum gectim. Sizde oyle yapin"

Bu konuda bir anne olarak çok hassasım.Hayattaki en güzel şeylerden biri yemek yemek.Bunu bir vicdan azabına çevirmeden ama sağlığımızı bozacak kadar da abartmadan her şeyden yiyebilmek önemli.Bu haberler ve yorumlar yüzünden hasta olan o kadar çok genç var ki! Ben bile koca kadınım yıllardır beş kilo vermeye çalışıyorum :P Şu anda bile rejimdeyim:)))






Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..