sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sağlıklı beslenme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Ekim 2015 Cuma

Umut

Açıkçası ülkenin geleceği açısından pek umudum kalmadı.Oysa ben çok iyimser bir insanımdır.Ölen insanlara çok üzülüyorum.İçimden hiç bir şey yazmak gelmiyor.Bugün cuma ama bende o klasik cuma coşkusu yok.Artık içimden gelmese de kesinlikle yazmam gerektiğini düşünüyorum.

Benim gibi hisseden mutsuz tek bir kişiye bile neşe verebilsem, bir kişi bile sayemde gülümseyebilse, o bir kişi diğerlerini , o diğerlerini derken hepimiz belki yine birbirini seven milli maçlarda birlikte sevinen, bomba patladığında ölen insanlara birlikte üzülen bir toplum olabiliriz.

Bu yazıyı sevdim.Beni korkutuyor olsa da sevdim.En güzeli gazete okumamak, haberdar olmamak diye düşünüyorum bazen.Bazen de hepimiz bilirsek belki bir şeyleri değiştirebiliriz diyorum.Karşımızda elli yıllık plan yapan büyük ülkeler varken ben tek başıma ne yapabilirim ki diyorum bazen.Bazen de ben tek başıma her şeyi değiştirebilirim diyecek kadar güçlü hissediyorum.

Bu düşüncelerle bugün Duru'nun okuluna da bir mail yazdım:

Sayın yetkili,

Okulunuz öğrencisi ..........annesiyim.

Kızımın okula başlama yaşı geldiğinde ilk düşündüğüm okullardan biri .... Kurucularından ............. bizzat öğrencisi olmuş olduğum için okullarında çocuğumun çok iyi bir eğitim göreceğinden emindim.

Okulun çocuğuma sadece akademik başarı vermesini yeterli bulmuyorum. Çocuğuma toplum içinde nasıl davranacağını, düzene ve kurallara uymayı ve doğru beslenmeyi de öğretmesini umuyorum.

Kızım doğduğundan beri beslenmesine çok önem veriyorum. Paketli gıdalar yememesine, mümkün mertebe rafine şeker yememesine gayret ediyorum. Ve takdir edersiniz ki bu kolay bir uğraş değil. Karşımda büyük bir sektör var. Tüm reklamlara, bu besinlerin albenili oluşuna ve diğer çocuklara rağmen hiç yemediği, tadını bilmediği bir sürü ürün var.

Hiç sosis, salam, sucuk gibi katkı maddeli etlerden, kahvaltıda verilen mısır gevreklerinden, kutu meyva sularından içmedi. Daha doğrusu içmemişti.

Okulunuzun yemek listesinde kahvaltıda mısır gevreği, çikolatalı ekmek, akşam atıştırmasında sosisli poğaça, hazır meyve suyu görmek beni çok üzüyor.

Ne olacak haftada bir yeniyor diyebilirsiniz ancak okulda verilen bu besinler çocukta bir "alışkanlığa" sebep olmaktadır. Okul her zaman doğruların öğretildiği bir yerdir ve okulda verilen besinler de çocuk için evde de yemek isteyeceği, ilerde büyüdüğünde elinin gideceği ürünler olacaktır.

Beslenme konusu çok uzun süredir gündemde olan bir konu. Paket gıdaların, hazır içeceklerin  ne kadar zararlı olduklarıyla ilgili televizyonlarda yüzlerce program var. İnternette yapılacak kısa bir araştırmada dahi beslenmenin pek çok hastalığın sebebi olduğunu görebiliriz.

Okul doğruların öğretildiği bir yer olmalıdır. Yanlış yapma lüksünüz olmadığını düşünüyorum. Size 5 yaşındaki bir zihni ve bedeni "emanet ediyoruz". O bedenler ki geleceğin doktorları, bilim adamları, öğretmenleri olacaklar. Onlara iyi bakmamız lazım.

Beslenmeyi bilmeyen bir birey dünyanın en iyi bilim adamı dahi olsa karşılaşacağı sağlık sorunları ( obezite, kalp hastalıkları ve kanser gibi) karşısında çaresiz kalacaktır.Topluma faydalı olamayacaktır.

Kutu meyva suyu yerine sulandırılış pekmez, çikolatalı ekmek yerine katkısız labne peyniri (örneğin Sütaş marka) , hazır kek yerine meyva, beyaz ekmek yerine tam buğday unuyla hazırlanmış katkısız ekmek verebilirsiniz.Bunlar ilk anda aklıma gelenler.Bu konuda değişim düşünüldüğü anda pek çok alternatif bulunabileceğinden eminim.

Saygılarımla,
 
Henüz cevap gelmedi.Umarım kızınızı okuldan alın falan demezler:P Bu ilk mailim yazmaya devam edeceğim. Gelişmeleri bildireceğim;)
 
Evde boya bitti. Dört gün sürer demişlerdi ama  teyzemiz sayesinde iki günde bitti.Ustaları dürtüklemesi, boş yere zaman geçirmelerine izin vermemesi sayesinde ikinci gün evde boyanmadık yer kalmamıştı. Doğal gaz boruları, balkon demirleri de dahil bu arada.
 
Yine teyzemiz sayesinde boya işinden çok bir şey anlamadık. Eve geldiğimde o odaları silmiş yerleştirmiş oluyordu.Sağolsun.Şaka olsun diye "e boya da çok zor değilmiş ya, her sene yaptıralım ev tertemiz oluyor" dediğimde zavallının gözleri dışarı düştü. "Yok dedim merak etme bu bize bir beş yıl daha yeter".
 
Boya evin çehresini değiştirdi.Annem temizlik bile daha uzun süre dayanır duvarlar temiz olunca kızım diyor.Bakalım.
 
Mutluluğun fotoğrafıyla yazıyı bitirelim.Bir masum çocuk ve bir küçük kedi:
 
 
 
 
 
 
 
 
 

29 Eylül 2015 Salı

Duru beslenmesi: Okul sonrası


Duru'nun beslenmesinin benim annelik maceramın en önemli kısmını oluşturduğunu biliyorsunuz.Bir çocuğa sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazandırmak hayatı boyunca sağlıklı kalması, diyet zayıflama ya da kilo almaya çalışma gibi dertleri olmaması için önemli.Ne yersek oyuz.

Duru okula başladı.Köklü bir okul, kurucuları öğretmen ve hatta benim de öğretmenlerimdi.Özel okul ama devlet okulu mantığında yönetiliyor.Çocuklar şımartılmıyor, siz çok özelsiniz, biz çok zenginiz gibi bir hava yok okulda.Güvenilir, eve yakın ve akademik anlamda başarılı bir okul da olduğu için tercih ettim.

Ama gel gör ki yemek listesi bir felaket:

28-09-2015 Fırın Tavuk-Cips (450) Nohutlu Pirinç Pilavı (324) Cacık (77) Halka Tatlı (442) Simit, ayran (205)
29-09-2015 Abant Köfte (558) Peynirli Makarna (407) Yoğurt (124) Soslu kek, M.suyu (210)
30-09-2015 Kağıt Kebabı (375) Şeh.Pirinç Pilavı (324) Cacık (77) Poaça, ayran (212)

Halka tatlı, soslu kek, kutu meyve suyu, tavuk benim Duru'ya hiç yedirmediğim şeyler.Bizim evde tüm çorbalar kemik suyuna ,pilavlar bol tereyağlı ve yine et, organik tavuk ya da kemik suyuna yapılır.Tavuklar ve yumurtalar organiktir. Acem pilavı hariç pirinç pilavı pişmez.

Yemek yemeleri için inanın bir yarım saatleri yok.Patır patır indirip geri çıkarıyorlar.Üstelik yemek lezzetinden de emin değilim.Kızım pilavı yedin mi diyorum "kum gibiydi yemedim" diyor :)

İlk başlarda okuldan geldiğinde atıştırmalık bir şeyler yemesini düşünmüştüm.Ev yapımı granola, şekersiz kek, yoğurt, meyve gibi.Ama baktık çocuk eve bayağı bayağı aç geliyor.Ki buna hiç üzülmedim.Kötü şeyler yiyeceğine hiç yemesinin tercih ederim.

Ben de haftada iki gün çorba yazdım listeye.Okuldan gelince (15:30 dan sonra) tarhana çorbası veya mercimek çorbası içiyor bir kase.Bazı gün çorba yerine  cacık, tam buğday unlu ekmek üzeri peynirli yumurta ya da bir tane içli köfte, az  yaprak sarma gibi seçenekler yazdım.Yemeğini yedikten sonra banyo yapıyor ve ben gelene kadar meyve ya da ev yapımı dondurma gibi şeyler yiyor.

Sabahları da bir minik bıldırcın yumurtası haşlıyorum. Kahvaltıda az yese bile en azından  yumurtasını yemiş oluyor. Minicik bir yumurta olduğu için de tek lokmada yutuluyor ve oyalanmadan evden çıkıveriyoruz.




Tüm bu yediklerine rağmen akşam saat 18:00de anne acıktım diyor ve yemeğini koyuyorum.Bunu da okulda doğru düzgün bir şey yememesine bağlıyorum.

Normalde biz 19:00da yemek yiyoruz ama Duru babasını bekleyemeyecek kadar aç oluyor.Yine de akşam bizimle de sofraya oturuyor.Normalde tek çeşit yemek yazıyordum akşama şimdi yemeğin yanına mutlaka pilav da yazıyorum.Akşam bizimle oturduğunda bazen azıcık pilav daha yiyor.

Okulda yemeklerini hergün kontrol ediyorum ve yemesini istemediğim şeyleri söylüyorum.Kutu meyve suyunu içme, tavuk yeme, köftelerinin hepsini bitir gibi.Geneline uyuyor zaten alışık olmadığı besinler olduğu için.Ama bir süre sonra tüm diğer çocuklardan etkilenip yemesinden korkuyorum.

Bir de tüm diğer çocuklara da üzülüyorum.Hepsi bizim geleceğimiz.İlerde yaşlandığımızda bize bakacak doktorlar, torunlarımızın öğretmenleri onlar.Neden en güzel şekilde beslenmesinler ki?

Görüştüğüm bir anaokulunda çocuklara kutu meyve suyu yerine pekmezi sulandırıp veriyorlardı.Çok mu zor bunu yapmak? Ya da mesela hazır kek yerine kendi mutfaklarında şekersiz bir kek pişirip vermek imkansız mı? Organik tavuk sanırım biraz ütopik bir beklenti olur:)

Yeni düzenden şimdilik memnunum.İçim bir nebze daha rahat.Okula konuyla ilgili bir mail atmayı da düşünüyorum.Bakalım.

Sizin çocuklar okulda neler yiyor? Bana önerebileceğiniz harika fikirleriniz var mı?




18 Eylül 2015 Cuma

Beslenme üzerine {upuzun} bir yazı

 
 
Bu diyete ilk başladığımda babam yediklerime bakmış ve "bu kadar yiyerek zayıflayacaksın ha" diye dalga geçmişti benimle.Başladığım noktadan 11 kilo daha zayıfım!  Ki araya bir hamilelik dönemi de girdiğini düşünürsek ciddi anlamda kilo verdim.
 
Hamilelikten önce 9-10 kilo vermiştim.55-56 kilo ile hamile kaldım.Hamileliğimin ilk üç ayında kusa kusa 6 kilo verdim sonra da 12 kilo aldım ama toplamda 6 kilo almış oldum.Tabi bu veriler hep o lanet olası bozuk tartıyla yapılan ölçümler.Ben evde tartılıyorum diye doktorum her seferinde tartmadı beni:)
 
Hamilelik kilolarımı da  fazlasıyla verdim.Nereden baksan yıllar içinde 20 kilo vermişim.Tüm bu süreçte en ufak bir deformasyon da olmadı.
 
Hamileyken bu şekilde beslenmedim ünite saymadım zaten çok bulantım oluyordu ve doğumdan bir gece öncesine kadar kusuyordum.Emzirme dönemi de karbonhidrat saymadım.Yaklaşık 2 sene de (26 ay) emzirdim.
 
Ki son yıllarda özellikle haftasonları gerçekten abartıyorum.Ama sonuçta bu karbonhidrat meselesi o kadar kafama yazılmış ki bal yediysem reçel yemiyorum, sıkma yediysem ekmek yemiyorum. Ya da kahvaltıda ortalığı dağıttıysam akşam balık salata yiyorum.
 
Geçen yazıda bahsettiğim mucize liste işte  BURADA var.BU listede yine karbonhidrat değerleri üzerinden.Besinlerin kalori değerleri ile karbonhidrat değerleri birbirinden ne kadar farklı görüyorsunuz.
 
Kutulu ürünlerde de bir besin değerleri listesi oluyor.Her ürünün kalorisi, protein içeriği ve karbonhidrat içeriği bellidir.Bu durumda bakmanız gereken yer yine karbonhidrat değeri. Karbonhidrat değeri= ünite
 
Kilo vermek için yediğiniz ürünlerin toplam karbonhidrat değeri 40 üniteyi/puanı  geçmeyecek.
 
Size örnek bir menü ile durumu açıklayayım:
 
Sabah kahvaltıda istediğiniz kadar beyaz peynir ve yumurta yiyebilirsiniz.Salam, sosis, sucuk da yine oldukça düşük karbonhidrat değeri olan ürünler.Ama bal, reçel ve ekmek yok.Yine domates, maydonoz ve salatalık da sınırlı ölçüde yiyebilirsiniz.
 
Ben haftaiçi ünite değerimi olabildiğince düşük tutuyorum.Neredeyse eve gidene kadar 0 ünite besleniyorum.
 
Sabah kahvaltıda sadece peynir yiyorum mesela.Ya da sadece yumurta.Ama peynir , yumurta ve bir domates(6 ünite) bir de salatalık(4 ünite) yeseydim toplam 10 ünite almış olurdum.Ya da salatalık yerine 20 tane yeşil zeytin(4 ünite) yerdim.
 
Öğlen yemekte etli bir yemek seçiyorum.Et sote olabilir mesela ya da biftek,sade döner ya da tavuk ama dışı galeta ununa bulanmamış sade olacak.Sonuçta öğleni de ünitesiz geçiriyorum.Ama tabi tavuğun, dönerin bir sınırı yok.Yani patlayana kadar diye tabir ettiğimiz şekilde yiyebilirsiniz.Ama proteinler o kadar  uzun süreli  tutuyor ki insanı bir porsiyonu geçmemenizi öneririm.
 
Akşam olduğundaysa mesela etli yeşil fasulye yiyorum.Fasulyenin bir porsiyonu 7 ünite.Bir porsiyon yaklaşık 4 kaşık oluyor.Ama bu diyetin güzelliği şu ki et bu değere dahil değil.Yani 4 kaşık yeşil fasulye bol etliyse kocaman bir tabak yeşil fasulyeniz oluyor.Ya da 8 kaşık yiyin 14 ünite olsun.10 da sabah almıştınız işte size 24 ünite.
 
Akşam bir de mandalina yiyin mesela 9 ünite 33 ünite ile günü kapatabilirsiniz.Yatana kadar bol peynir, salam, sosis yiyebileceğinizi de unutmayın:)
 
Bu diyette kuru bakliyatlar, ekmek, şekerli gıdalar neredeyse yok.Elbette ünitesini ayarlayabiliyorsanız yiyin.Sabah ve öğleni 0 tutup akşam biraz kuru fasulye yiyebilirsiniz gibi.
 
Gelelim püf noktalarına.Uzun yıllardır bu listeyi baz alan bir kişi olarak kuru soğan ve marula dikkatinizi çekmek isterim.1 kuru soğan 10 ünite yani salata yaparken 1 tanesi 1 ünite olan yeşil soğanı tercih etmelisiniz.Marulun tümü 8 ünite.Yani bol marullu bir salata oldukça düşük üniteli oluyor.Ve çok da tok tutar üstelik bağırsakları çalıştırır.Kuru soğan out marul in :)
 
Köfte yaparken içine koyduğunuz soğanı da hesaba katın ve ekmek mümkünse koymayın.Koyacaksanız da hesaplamayı unutmayın.
 
En önemlisi küp şeker.Tek bir küp şeker 12 ünite.Yani çayınızı kesinlikle şekersiz içmeniz gerekiyor.
 
Zaten düşünürseniz 1 kesme şeker bir dilim köy ekmeğine denk.İkisi de 12 ünite peki siz bu durumda hangisini tercih edersiniz? Aynı şekilde 1 kesme şeker yerine 1 şeftali yenebilir mesela.
 
Bu beslenme şekli insanı kesinlikle sağlıklı karbonhidratlara yöneltiyor.Zaten sınırlı olan hakkınızı yeşil fasulyeden, meyveden yana kullanıyorsunuz.Ve rafine şeker yemediğiniz için bir elma bile o kadar tatlı geliyor ki zamanla tümünü bitiremeyebiliyorsunuz.
 
Peynir, yumurta, et, tavuk , salam, sosis gibi besinler sınırsız tüketilebildiği için de asla aç kalmıyorsunuz.Yemekteki sebzeyi az yemiş olduğunuz için aç hissetseniz bile üstüne bir koca dilim peynir yiyebilirsiniz.
 
Ya da diyelim o günkü yemek size çok da uymuyor ama çocuğunuz için o yemeğin de pişmesi gerekiyor (mesela havuçlu, patatesli bezelye yemeği) o durumda bol marullu bir salata yapıyorum üzerine de sosis, ya da bir parça biftek hatta peynir ekliyorum.
 
Diyette yağ sınırı yok.Yağ da 0 ünite! Yağ almaya devam edebilirsiniz bu yüzden tatsız tuzsuz light peynirlere mahkum değilsiniz:) Ama mesela salataya yağ eklerken ben yine de daha az koydum.
 
Bu diyette mayonez ketçaptan daha masum!
 
Sabah: peynir, yumurta
 Öğlen :et ya da tavuk yanına bol marullu salata
 Akşam :bol etli sebze yemeği
 
Yatana kadar peynir ve bir meyve zaten klasik diyetlerden çok da farklı değil:)
 
Yoğurdun da ünite değeri yüksek sayılır.Yoğurdu protein kabul edip 0 ünite değerli olduğu yanılgısına düşmeyin lütfen. Ben et yemeklerinin üzerine tat vermesi için bir iki kaşık yoğurt ekliyorum.Demirle ilgili bir sorunum yok ama siz kansızsanız yoğurdunuzu ayrı yiyebilirsiniz.
 
Mesela hamburgere bayılıyorum. Klasik hamburgerimi ekmek yerine marul yapraklarıyla yiyorum.Şimdi o kadar benimsedim ki bu diyeti kesinlikle ekmekle yiyemiyorum.Onun yerine 10 tane patates kızartması yiyorum mesela o da 20 ünite ,hamburgerin içindeki domates, soğan,sos falan da saysam 25 üniteye çok sevdiğim şeyleri yiyorum.
 
Yediğiniz her şeyi yazmanızı tavsiye ederim.Yazdığınız zaman ne çok şey yediğinizi görecek ve ünite atlamamış olacaksınız.İlk bir ayda dört kilo vereceğinizi neredeyse garanti ediyorum.Ben diyete başladığım ilk iki haftada vermiştim dört kiloyu:)
 
Acil durum bittikten sonra da haftasonları abartmadan yiyerek zamana yayarak kilo verebilirsiniz.Kilo verme işi bittikten sonra da günde 60 ünite karbonhidrat alarak kilonuzu koruyabilirsiniz.Zaten zamanla rafine şekerden o kadar uzaklaşıyorsunuz ki çayınıza şeker atmak aklınıza bile gelmiyor.Besinlerin doğal tatlarını almaya başlıyorsunuz, yediğiniz bir güveç yemeği içindeki patatesiyle, patlıcanıyla size şölen yaşatıyor:)
 
Ben haftada iki gün spor yapıyorum.Haftaiçi neredeyse 30 üniteyi geçmiyorum ve buna rağmen o son beş kiloyu bir türlü atamıyordum.Haftasonları diyeti tamamen bozmama bağlıyordum bu durumu ama meğer tartım bozukmuş!
 
Ankara'ya gidiyorum annemde bir hafta kalıyorum ama aklıma yazılı düzenin dışına çok az çıkıyorum bir geliyorum 2 kilo almışım.Tartılıyorum 58, anneme gidiyorum  tartılıyorum 56 eve geri geliyorum 59! Bir moral bozukluğu, haydi yine sıkı tut sonuçta verdiğim sadece bir kaç gram oluyordu.Tüm bu moral bozukluğuna rağmen beslenme şeklimi değiştirmek, diğer diyetleri denemek aklımdan geçmedi.
 
Yağ sınırı olan bir diyette mesela nasıl dışarda yemek yiyeceksin? Hangi lokanta tek kaşık yağla yemek yapıyor? Ben sadece akşamları evde yiyebiliyorum, evden yemek getirmek de çok uzun süreli bir çözüm değil.Bu sebeple kilo veremediğimi sandığım dönemlerde bile bu beslenme şeklimi değiştirmedim.
 
İşimi kolaylaştırmak için pirzolaları, tavuk butları, ekmeksiz hazırlanmış köfteleri pişmiş olarak dondurucuda tuttum.Gözüm döndüğünde hemen indirip sadece ısıtarak yemeye hazır olmaları sayesinde elim pilava,  ekmeğe, poğaçaya gitmedi.
 
Sosis , salam gibi ürünleri katkı maddelerinden dolayı çok tercih etmedim ama yine de kimi zaman hayat kurtardıklarını kabul etmek lazım:) Çayın yanında kocam bisküvit açıyordu ben pastırma yiyordum:)
 
Tartım değiştikten sonra diyetin etkilerini daha net görüyorum.Dün mesela tartıldığımda 53 kiloydum:) Bu kadar hızla, aç kalmadan ve yağdan kilo vermek de motivasyonu arttırıyor.
 
Tüm bu yazdıklarım bana uyan, bende işe yarayan bilgiler.Sizin özel bir durumunuz varsa, protein alımını abartacak ya da karbonhidratları ölümüne kesecek olursanız bir takım sorunlar yaşayabilirsiniz.Doktorunuzla görüşün, danışın, sorun soruşturun.Bir insan olduğunuzu, ölebileceğinizi de lütfen göz ardı etmeyin.
 
Sorularınız varsa yorum bölümüne beklerim;)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

17 Eylül 2015 Perşembe

Zayıflama maceram ve beslenme tüyoları ;)

 
Bir süredir okurlarım {sadece üç kişi aslında:P} bu kadar çok yemek yiyip nasıl zayıf kalabildiğimi soruyorlar.Asırlardır zayıflamaya çalışan biri için oldukça mutluluk verici bu sorular.
 
Hayatımın uzun yılları boyunca hep "çok zayıftım".Çirkin bir zayıflık.İlkokul 3. sınıfta 19 kiloydum mesela.Lakabımın da iskeletor olması sizi şaşırtmamıştır.
 
Hiç kilo problemim olmadı çünkü annem bizi hep çok sağlıklı beslerdi ve ben yemek yemeyi hiç sevmezdim.Zorla ağzıma tıkıştırılan üç beş lokmayla ancak yaşamımı idame ettiriyordum.O yıllarda kaç kilo olduğumu bilmiyorum mesela.
 
Lise sonda masa başında saatlerce ders çalışma  dönemlerinde biraz kilo aldım liseden mezun olurken o zamana kadar en şişman  günlerimdi 52 kiloydum.Sadece bir kez tartılmıştım.
 
Sonra üniversiteye başladım, ilk sene kaldığım otelin biraz sapa bir yerde olması, yemek yemeye zaman ayıramamam gibi sebeplerle 40lı kilolara düştüm ama bunu ilk tatilde eve gelene kadar anlamadım.Pantolonlarım öyle bollaşmış ki  üzerimden düşüyor, neredeyse 12 kilo vermişim ve bunun farkında bile değilim.
 
Üniversitede ilk yarıyıl tatilinde eve döndüğümde annem havaalanında bana doğru baktı ve sonra kafasını çevirip arkama bakmaya devam etti.Çünkü beni ,kendi öz kızını, tanımamış! Bana baktığında düşündüğü "kızın montu kızımınkinin aynısı" olmuş:)
 
Bu kadar delice bir kilo vermiş olmama rağmen durumun farkında bile değilim! O kadar fiziksel görüntümü, kilomu önemsemeyen  biriydim ben.Sonra iş hayatına başladım ama o zamanlar kaç kiloydum hala bilmiyorum.Zayıftım ama.. Murat'la tanışana kadar:)
 
Kocam bu dünyada yemek yemek için var.Öyle keyifle, aşkla yer ki siz de onlayken yemek istersiniz.Biz tanıştık adam beni harika yerlere götürüyor, en özel yerlerde en özel yemekleri tadıyoruz.Nöbetlerimde bir kebaplar yaptırıyor adamlar içine üç kişilik çatal kaşık koyuyor düşünün:)
 
Sonra iş yerimiz değişti ve çok sapa bir yere taşındık,burada da evden yiyecek bir şeyler getirmeye başladık.Ama tüm iş arkadaşlarımla beraber topluca yiyoruz mesela ve çok bol , gözümüz açlıktan dönerek yiyoruz.
 
Ben hala kilomun farkında değilim.Bir gün iş yerinde bir ablamız bana dönüp "kilona biraz dikkat etsen iyi olur" dedi.Şaşırdım eve gidip bir tartıldım ki 65 kiloyum:)İlk kez kilomdan rahatsız oldum , 25 yaşındaydım.
 
Diyet yapmaya karar verdim ama ne yapacağım hiç bir fikrim yok.Beslenme üzerine bilgim sıfıra yakın.Ispanak sağlıklıdırdan başka bir şey bilmiyorum.
 
O zaman iş yerinden çok sevdiğim bir arkadaşım bana hayatımı değiştiren bir liste verdi.İnci.rlik Am.erikan Üssünde askerlere verilen bir liste bu.Onların yakın bir arkadaşlarına annesi evlenirken vermiş.
 
Liste besinlerin karbonhidrat değerlerini ünite üzerinden belirliyor.Günde 40 üniteyi geçmezseniz zayıflarsınız.
 
Onu yeme, bunu ye şeklinde bir beslenme programı olmadığı için hemen her yere uyuyor.Üstelik kilo verirken yağdan veriyorsunuz.Dolayısıyla verdiğiniz üç kilo bile farkediyor.
 
Bizler günlük enerjimizi karbonhitratlardan alıyoruz.Karbonhidrat alımını kısıtlarsanız vücut enerji için daha önce depoladığı yağları yakmaya başlıyor. Mantık bu.
 
Şimdi kızıma kitap okumam  gerekiyor.Bu yüzden mucize liste, beslenme şeklim ve zayıflama maceramın devamı bir sonraki yazıda..
 
 
 
 
 

Dün doğdu bugün okullu oldu!

 
Sevgili Gökçe instagram fotoğraflarımdan birinin altındaki yorumda bu yukarıdaki fotoğraftan bahsetmişti.Eski blogumda hamileliğimden bahsetmemiş ve sonra Duru'nun doğumunu bu fotoğrafla haber vermiş bir sinsiydim belki hatırlayanlar olur.
 
Şimdi ise daha dün doğan o bebek okula başladı:

 
 
Okula uyum haftası sebebiyle anaokulu normal okullardan bir hafta önce açıldı ve o bir hafta boyunca saat 12:00'ye kadar okula gitmeleri planlandı.İlk gün hepimiz çok heyecanlıydık.Süslendik, püslendik ve evden çıktık.
 
Duru normalde saçını toplatmaz.Ama okulun cumartesi günü yaptığı toplantıda saçların toplanmasının öneminden bahsetmişlerdi.Sonra okul şortunu da çok erkek işi buldu.Yine de sonuçta erkek şortu üstüne giydiği kız pembesi tişörtü ve toplu saçlarıyla , sırtında çantası ve şirin gülümsemesiyle okula gittik.
 
Öğretmeni çok hoş bir kadın.Güzel, alımlı, bakımlı, şık giyinen ve sempatik biri.O kadar şirin ki benim bile tutup öpesim geliyor.Kendisi de küçük bir kızken aynı okulun anaokuluna gitmiş .Sınıfa gittiği ilk andan itibaren Duru'ya çok sıcak yaklaştı ve sanki okulu sevdirdi.Özellikle süslü püslü olmasıyla benim süslü püslü kızımı etkiledi:)

 
Tam iki gün okul bahçesinde bekledim.Hiç sınıfa girmedim.Okul daha başlamadan sınıfa girilmesine izin verilmeyeceğini, zaten sınıfa herkesin annesi girse çocuklara oyun alanı kalmayacağını anlatmıştım.Ona haber vermeden okuldan ayrılmayacağımı, kendisi bana git demeden işe gitmeyeceğimi de söylemiştim.
 
Hiç sınıfta kal demedi, ağlamadı.Ama bahçede oturup oturmadığımı iki kez falan pencereden kontrol etti.Bir kez elindeki yıldızı göstermek bir kez de okulun verdiği benim onaylamayacağım çikolatayı göstermek için pencerede belirdi.
 
Annelerle sohbet ettik, hepsini çok sevdim.Abartılı, kavgacı, sorunlu kimse görmedim.Çok şükür hepsiyle bir merhabamız oldu, herkes birbirinin çocuğunu tanıdı, görünce birbirimize gülümser ve hatta çocuklarımızdan bahseder olduk.Çocuklar da uyumlu olunca cidden kafam çok rahatladı.Çocuk kısmına güven olmaz elbette ama daha ilk günden okulu yıkan kimse olmaması umut verici.Di mi ?
 
İkinci günden sonra kızımı sabah sınıfına bıraktım ve işe gidip gidemeyeceğimi sordum.Önce mırın kırın etse de bahçede beklerken ne kadar bunaldığımı, tüm gün geçmeyen başağrıları yaşadığımı bildiğinden bir tereddüt yaşadı.O noktada öğretmeni de devreye girip "anneni ne zaman istersen ararız" dediğinde ve telefonumu çaldırıp gerçekten arayacağını gösterince ikna oldu.
 
Çarşambadan beri iznimi bölüp işe geri döndüm.Sabah kızımı bırakıp işe geliyorum öğlen arası da okuldan alıp eve bırakıyorum.Uyum haftasından sonra düzen değişecek tabi.
 
İlk okul günü sonrası eve dönerken "anne bir daha okula gitmem" dedi.Çok şaşırdım nedenini sordum."Çok uzun" demesin mi sıpa:)
 
Bir küçük anıyla yazımı bitireyim.Duru'yu okulda beklediğim ilk gün kahvaltıdan çıkarlarken karşılaştık.Öğretmenine anneme bir şey söylemem lazım diyip durmuş.Öğretmen beni görünce hemen işaret etti.Kızım kulağıma "Anne kutu süt verdiler" dedi:) "Ama bir şey demedim içtim" diye de ekledi.
 
Pastörize sütle UHT süt farkını beş yaşında bir çocuk biliyor ama koskoca bir okul bilmiyor, öyle mi? Pastörize sütü bile acaba ile karşılayan çiğ süt öneren uzmanlar bizim okula gelip ders vermeli.Gerçi bilmediklerinden değil önemsemediklerinden böyle olduğunu düşünüyorum.
 
Sonuçta pastörize sütün kullanım süresi daha kısa.UHT sütü buzdolabına bile koymaya gerek yok.
Pekmezi sulandırıp vermek ya da taze meyve suyu hazırlamak hazır kutu meyve suyu vermekten daha zor ve belki maliyetli.
 
Okulun beni rahatsız eden tek yönü bu beslenme konusu.Bugün kahvaltı çikolatalı ekmekti mesela.Ühü.Yine de en azından kendi mutfakları var öğlen yeşil fasulye, köfte gibi nispeten yararlı besinler de veriyorlar.
 
Duru kahvaltı yaparken:
 
 
 
İşte böyle.Hayatın yeni bir dönemine girdik.{Chapter 3 :P}Heyecanlıyız, mutluyuz ve çok korkuyoruz.Yeni okul dönemi herkese  mutluluk getirsin!
 
 

21 Ağustos 2015 Cuma

Öğlen buluşması ..

 
Hamburgeri ekmekle yemeyeli çok oldu sayın okur.Marulun içine yapıldığında da aynı lezzeti verdiğini keşfettiğimden beri ekmek kalorisi almamak adına hep diyet burger yiyorum.
 
Hayatımızda ufak  tefek değişikliklerle daha sağlıklı beslenmek mümkün aslında.Çocuklara evde burger yaparken de bu yöntemin denenebileceğini düşünüyorum.Yalnızca ıceberg marul yerine diğer marulu tercih etmek gerekiyor sanırım;)
 
Sizin aklınıza gelen alternatifler varsa bana yorum bırakın lütfen.Her türlü sağlıklı beslenme önerisine açığım!



 
 
En sevdiğimiz hamburgercide, en sevdiğim insanla , en sevdiğim yemeği yerken benden mutlusu yoktu!


15 Haziran 2015 Pazartesi

Ev yapımı dondurma 2


Kocaman bir haftasonu yazısı hazırlarken size yeniden evde yaptığım dondurmadan bahsetmem gerektiğini farkettim..Çünkü haftasonu Defne şu zincir hamburgercilerin -dondurma demeye bin şahit- acayip şeylerinden yiyordu.Duru da onda görünce istedi o an alternatif bir şey bulamadığım için mecburen aldık.Neyse ki Duru bir kaşık aldı ve beğenmedim diyerek yemedi."Annemin dondurması bundan çok daha güzel" dedi ve sonrasında Defne ile dondurmam hakkında konuştular.Ayrılırken Defne benden dondurmanın tarifini mutlaka annesine göndermemi istedi.O kadar mutlu oldum ki:)

Haftada iki kez yapıyorum dondurmayı.Her gün bir tane bazı günler iki tane yiyor Duru.Bu cuma pazarda bebek erikler, bebek kayısılar bulduğum ve evde çilek kalmadığını farkettiğim için tarifi biraz değiştirdim.Bu haliyle de çok güzel oldu.

Kayısı, tatlı kırmızı erik, kiraz, muz, şekersiz çilek reçeli, bir tepeleme yemek kaşığı yarım çay bardağı süt ile rondodan çekilip kalıplara konuluyor:




Sonuç sağlıklı ama lezzetli bir şeyler yiyen ve hatta dışarıdaki zararlı alternatifleri reddeden  mutlu çocuklar:



9 Haziran 2015 Salı

Sağlıklı, ev yapımı, şekersiz dondurma


Yaz geldi!Yaz demek deniz demek, kum demek, güneş demek ve elbette dondurma demek! Hele de çocuksanız.Ben Duruya mümkün olan en doğal dondurmaları yedirmeye çalışıyorum.Hazır paketli dondurma olarak sadece Atatürk Orman Çiftliğinin dondurmasını yedi.Adana'da da boyasız, katkısız dondurma yapan yerleri tercih ediyoruz genelde.

Ama en doğal dondurmada bile şeker var.O yüzden hiç bir zaman kızım dondurma yediği için mutluluktan havalara uçmadım.Sonra portakal ağacı sitesinin tatlı yazarı Hatice yıllarca verdiği enfes tarifleri bir kenara atıp doğal beslenmeye yöneldi.Eskiden de sitesine bayılırdım ama şimdi o kadar bana hitap ediyor ki!

Pek çok tarifini çok beğendim ama bu tarifini kendimce uyarlayıp denedim.Ve sonuç mükemmel!

Size güvenle önerebilecek kadar lezzetli, çocuğunuza gönül rahatlığıyla yedirebileceğiniz kadar doğal ve hatta yesin diye ısrar edebileceğiniz kadar faydalı.



Benim dört kalıbım var.Bunun için bir muz, altı yedi çilek, 1 yemek kaşığı kakao, 1 tepeleme tatlı kaşığı bal ve yarım çay bardağı süt yeterli oluyor.Tümünü rondoya koyuyor ve bıztlıyoruz:


Bu sulu karışımı dondurma kalıplarına koyup dondurucuya atıyoruz.Donunca da çıkarıp afiyetle yiyoruz.Başka meyvelerle de denenebilir.Ben şeftali ile de yaptım ama en beğenilen tarif şimdilik bu oldu.Aklımda karpuzlu, kirazlı bir tad var, bakalım:)

Duru ne zaman çikolata istese dondurma yer misin diyorum.Bayılıyor bu öneriye:) Hatta bazen dondurma ister misin diye ben soruyorum;) Hem eğlenceli, kafa dengi bir anneyim hem de çocuğa zararlı bir şey yedirmiyorum ;P

4 Mart 2015 Çarşamba

Annemin keki


Annem yemek konusunda çok pratik bir insandır.Bir tarifi anneme hevesle anlatırken ilk başta "çok kolay anne" demezsem ilgisini çekmez:)Uzun ,zor ve uğraştırıcı tariflerle hiç işi olmaz.

Sağlıklı beslenmeye benim kadar takıktır.Kardeşim ve ben her akşam yemekten bir saat sonra yarımşar kilo süt, sütten bir saat kadar sonra da yarım kiloluk bardaklarımızla taze sıkılmış portakal,mandalina, greyfurt karışımı içerdik.Süt asla kutu süt olmazdı ve meyve suyu da sıkılır sıkılmaz içilirdi.Üniversiteye gittiğim yıla kadar bu rutin bozulmadı.

Dengeli beslenmeye dikkat ederdi.Ispanak yaptığı gün pirzola da yapardı mesela.En sevmediğim ıspanağı yemezsem en sevdiğim pirzolaya ulaşamazdım:)))) Evde ne yemek varsa o yenilirdi."Yemeği beğenmedim patates kızartayım,yumurta kırayım" gibi bir seçeneğimiz olmazdı.

Ve annemin klasik tarifleri vardır.Ben mesela aynı keki üç kere yapsam sıkıntı basar, annemse kek dediğiniz anda hep aynı keki yapar.Annemin bu kekin hamurunu ikiye ayırıp yarısına kakao katarak genelde iki renkli olarak pişirir.Ben de bu sebeple yaparken üç çeşit yaptım.Bir kısmı sade, bir kısmı iki renkli ve bir kısmı da kakaolu :)

Malzemeler :

3 yumurta

1.5 su bardağı şeker

1 su bardağı süt(kaynar)

2/3 su bardağı yağ

3-3,5 su bardağı un

Kabartma tozu ve vanilya

Sütün kaynamış olması ve sıcakken eklenmesi çok önemli.Böylece kek uzun süre bayatlamıyor.Sütü yumurtayı çırparken eklerseniz süt sıcaklığıyla yumurtayı pişirmez;) Yağ bizde her zaman zeytinyağı ya da tereyağıdır.1 bardak denildiği için ben zeytinyağı ile yaptım.

Başka da bir püf noktası yok.Ben kekleri soğuk fırında kafama göre derecelerde pişiriyorum.İlk 20 dk kapağı açmıyorum sonrasında da kürdan testi ile pişip pişmediğini anlıyorum.

Afiyet olsun!

9 Aralık 2014 Salı

Yoğurt yemekten bıkanlara önerimiz : cacık


Duru ek gıdaya geçtiğinden beri günlük mayalanmış yoğurt yapıyorum.İlk iki yıl bir kaselik yoğurtları her gün mayalıyordum.İki yaşından sonra haftalık küçük kaseler halinde hazırlıyorum.Pazar akşamı beş küçük kase bir de ev için hazırlanmış büyük bir tencere yoğurt mayalıyorum.

İşten gelmeme yakın {saat 16:00 gibi} yoğurt yiyor Duru.Böylece eve geldiğimde deli gibi acıkmış olmuyor.Akşam Murat geldiğinde yemeğimizi üçümüz birlikte yiyoruz.

Ama son bir kaç aydır bu yoğurt yeme tam bir krize dönüştü.Yemek istemiyor, mızırdanıyor falan.Sonuçta yiyor ama ben kızımın sevmediği şeyleri yemesini istemiyorum.Daha doğrusu sağlıklı şeyleri severek yemesini istiyorum.Çözümü de buldum neyse ki : "cacık"

Duru bir kebapçıya gittiğimizde gelen salatalara bayılır.Ama en çok cacık sever.Cacığı da çok sade sever. Sarımsaksız, nanesiz sadece salatalık ve yoğurt karışımı:)

Ona özel ayrıca cacık sipariş ediyoruz.Ve kimi zaman iki tabak cacık yiyor:)

Kışın salatalık yedirmek olmaz tabi.Buradaki organik satan dükkanda organik salatalık bulursam salatalıkla yoksa ince kıyılmış marulla cacık yapacağım.Yaz gelir gelmez salatalığa döneriz.

Annelik değişimi, düşünmeyi gerektiriyor.Kızım doğduğundan beri her an hiç beklenmedik şeylerle karşılaşabileceğimi gördüm.Hiç beklenmedik hareketler yapabiliyor ya da umulmadık olaylar çocuğu çok farklı etkileyebiliyor.Bazen pat bir soru soruyor ne cevap vereceğini bilemiyorsun.Yalan söylemeden gerçeği de olduğu gibi anlatmadan bilgi vermek diye bir kavram var artık hayatımda:)

Yoğurt meselesi de insanlık için küçük ama benim için çok büyük bir sorun.Bir çözüm bulduğum için ne kadar mutlu olduğumu anlatamam:)

18 Kasım 2014 Salı

Hasta


Çok hastayım sayın okur! Haftasonu başlayan hastalığım beni yataktan sürünerek kalkacak kıvama getirdi.Evde temizlik olmasa kalkmazdım.Ama bugün mutfak indirilip temizlenecek ve halılar serilecek.Ev tam bir kaos halinde anlayacağınız.O dağınıklığı görürsem daha çok hasta olurum:)

Dün akşam yemekten sonra sürünerek oturma odasına geçtim.Biraz tv izledim sonra yine sürünerek yatağıma geçtim.Bir ara baktım Duru'nun sırtı terlemiş onu kaldırıp fanilasını değiştirdim saçlarını kuruttum.Sonra bir yatmışım sabah uyandım.Ama uyanmış gibi hissetmiyordum.Ciğerlerim ağrıyor, halim yok, bir de üstüne dün sporda hoca bizi çok zorlamış diye tüm vücudum tutulmuş.

Hastalığın tek iyi tarafı iştahımın hiç olmaması.Zorla yemek yiyorum:)Öğlen iki parça tavukla salata aldım ve tavuğun birini yiyemedim bile.Yuppi diyebiliriz sanki;)

Kocam zorla bir sürü vitamin tıkıştırdı ağzıma, antibiyotik de alıyorum.İnşallah kısa sürede geçer ve inşallah kızıma bulaşmaz:)

Yarın kendimi iyi hissedersem kurabiye yapmak istiyorum.Yeni dondurucunun doldurulması gerek tabi.Dondurucuya bir şeyler atmak da benim neredeyse en sevdiğim ev işi.Şimdilik iki küçük pişirimlik haşlanmış aşure malzemeleri,köfte ve tek porsiyonluk olarak cam kahvaltılıklara koyduğum yaprak sarmaları var.Közlenmiş patlıcan ve kurabiye de bu hafta eklemek istediklerimden.

Dondurucu sayesinde kızımın beslenmesi konusunda içim çok rahat.Öğlen Duru'ya yaprak sarması, içli köfte, et köftesi, organik tavuk falan yediriyoruz.Bakıcımız günde iki kez yemek yapmış gibi hissetmeden günde iki kez yemek yapmış oluyor;)Duru öğlen ve akşam aynı şeyi yememiş oluyor.

Bir ara dondurucuya çiğden sadece yıkanmış ıspanak da koyuyordum ve haftada bir gün mutlaka ıspanak yediriyordum ama sonra ıspanağı bu şekilde saklamak çok sağlıklı değilmiş gibi geldiğinden vazgeçtim.Şimdi pazar günü akşam yatmadan bir ya da iki bağ kadar ıspanak { ya da pazıyı }yıkayıp sirkeli suya koyuyorum.Bakıcımız sabah geliyor ve öğlene kolayca,yorulmadan ıspanak yemeği yapıyor.

Haftada bir öğlen tarhana çorbası, bir öğlen dondurucudan köfte, bir öğlen ıspanak ya da pazı, bir öğlen makarna ve bir öğlen de organik tavuk mesela benim genelde yaptığım menü.Brokoliyi buharda haşlayıp üzerine limon,sarımsak,tuz,zeytinyağı karşımından yaptığımız sosu dökmek,haşlanmış karnıbaharı sarımsaklı yoğurtla yedirmek,fasulye kavurması gibi pratik sebze yemekleri, patates kızartması, bulgur pilavı çeşitleri de çeşitlilik açısından sağlıklı ve benim tercih ettiğim alternatifler.

Akşam da biz ne yiyorsak onu yiyor.Menüyü hazırlarken öğlen köfte yediği gün akşama sebze yemeği yazmaya dikkat ediyorum.

Beni bıraksanız bu konuda yüz yıl konuşurum.Kızın sağlıklı beslenmesi benim ana meselem:) Ama okurları da sıkıntıdan patlatmamak adına burada kesiyorum konuyu.Siz yorumlarda çocuklarınıza yedirdiğiniz sağlıklı , şipşak hazırlanan tarifler verirseniz çok memnun olurum:)

Bu ara doğumgünü partisi konusuna kafayı taktım.Üç yıldır babaanne ,anneanne ve dedeler ile kutladığımız çok küçük partiler düzenledim.Küçük bir aile yemeği ve sonrasında pasta kesmek şeklinde.Ama bu sene Duru daha büyük ve bol çocuklu bir partinin hoşuna gideceğini düşünüyorum.İş yerinden arkadaşlar, komşular, eşimin iş arkadaşları ve çocukları şeklinde kalabalık bir grup ağırlamak istiyorum.Tam delilik ama ciddi ciddi bakınıyorum.

Sonrasında ev darmaduman olacak olsa da hepimizin çok eğleneceğinden eminim.Ocak ayı içinde yapmayı planladığım partiden bu blogda çok sık bahsedilecek bence.Aklımı başıma toplayıp az kişi de çağırabilirim ama gönlümden geçen sevdiğim herkesi çağırmak:)

Kızımla parkta çekildiğimiz bu fotoğrafların yazımızla hiç alakası yok ama hasta bir anneye en iyi ilaç olduğu için buradalar.Hoşçakalın!


Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..