sofra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sofra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Haziran 2014 Çarşamba

Havadan sudan



Bugün sanki Cuma gibi geliyor.O kadar mutluyum:P Yazı da biraz cuma yazısı, haftasonuna başlangıç yazısı gibi oldu zaten:)

Yazın işe gitmek de, yaşamak da, uyumak da daha zevkli.Ben güneşin,ışığın çocuğuyum kesinlikle.Güneş varsa tamam mutluyum:)

Kızım da tam bir güneş düşmanı."Anne güneş" diye sızlanıp duruyor.Ben o sırada "ah, evet güneş" diye yüzümü çevirmiş , gözlerimi kapatmış mutlulukla sırıtıyor oluyorum:)Adana'da yaşayıp da güneşi sevmemek ciddi bir şanssızlık tabi.Alışacak diye umuyorum:)

Haftada bir kaç gün öğlen spora gidiyorum bir kaç aydır.Zayıflamak için değil daha dik durmak, daha sıkı olmak için.Zayıflasam da süper olur tabi ama zayıflayamadığım için bunu bir hedef olarak tutmaktan vazgeçtim:) Reformer pilatesi herkese tavsiye ediyorum.Şu ara başka bir spor yapıyorum ama kalbim reformer da.

Duru'yu babası evden alacak,beni de spor çıkışı alıp emniyet müdürlüğüne götürecek.Yeşil pasaport başvurusu yapıyoruz sayın okur.Duru doğduğundan beri hiç yurtdışına çıkmadık.Artık biraz büyüdü, yemek düzeni var, yürüyebiliyor :P, eski kucakçılığı kalmadı diye bir hevesleniyoruz.Pasaportu almak büyük bir adım.Yuppi.

Dün akşam kızımla evimize nispeten uzak bir parka gittik.Bu yazın annelik projesi de bu: her akşam başka bir parka gitmek.Kıştan beri belirlediğim bir kaç park var, bakalım.Bu akşam giderken gerçek fotoğraf makinasını da yanıma almayı planlıyorum.Koşarken, oynarken, rengarenk parklarda çekilen ,mutlu fotoğraflara bayılıyorum çünkü.

Eşimin bu dönem evde çalışması gerektiği için bize katılamıyor.Oysa bir gün o bir gün ben götürsem ya da beraber gidebilsek çok daha zevkli ve kesinlikle daha az yorucu olacak.İş çıkışı üstümü bile çıkarmadan yollara düşüyoruz çoğu zaman.Parktan çıkıp eve gelmek de ayrı bir iş.Hadi kızım, ağlama kızım,yarın yine geleceğiz kızım, sen bir daha gelmek istemiyor musun da ağlıyorsun, sus kızım gibi diyaloglarla çıkıyoruz.Her gün gidiyoruz bir gün de ağlamadan çık şu parktan vicdansız! :)

Eve gelip yemek yiyoruz.Yemekleri kızımın teyzesi yapıyor , sağolsun.Ben işe başlamadan iki ay kadar önce bizle çalışmaya başladığı için iki ay beraber yemek yapma şansına eriştik.Benim yemeklerimi tıpkı benim gibi yapıyor, çok şükür.Hiç yabancılık çekmedik ama yemekler felaket olsaydı da bu yoğunlukta idare ederdik gibi geliyor:) Parktan o kadar yorgun geliyorum ki yemek ısıtmak, tabaklara koymak, tabakları kaldırmak, tencereleri yıkamak bile zorluyor beni.

Bu sene eve daima gelen eski okurların tanıdığı Ayşe Abla da çok hastalandı.Aylarca doktor doktor gezdi, dolaştı çare bulunamadı.Sonuçta hastalığı teşhis edildi, ameliyat oldu ve bir altı ay çalışmaması gerektiği söylendi.

Bu dönem eve başka birini çağırmadım bir kaç ay evin temizliğini kendim yaptım.Cam silmek, halı silmek konusunda ustalaştım:) Halılar o kadar rahatsız ediyordu ki beni bir dönem annem ne zaman arasa halı siliyor oluyordum.Akşam yatmadan bir halıyı silip yatmayı alışkanlık haline getirmiştim:) Ankara'ya gittiğimde annem ben gelmeden önce halı yıkama makinasıyla evdeki tüm halıları yıkamıştı.Kendi halılarını pis bulmamdan korkmuş:))

Ama yaz gelince , pencereler açılınca yetişemez oldum.Bir kaç değişik maceradan sonra şimdilik bir hanım geliyor, Ayşe Abla da daha iyiymiş belki bu ara geri dönecek.

Bir kaç hafta sonra eşimin yoğunluğu bitecek.Her akşam beraber yürüyüş yapmak, haftasonları eve hiç girmemek gibi planlarımız var.Bakalım.Yazı ailece geçirmeyi özledim.




16 Haziran 2014 Pazartesi

Yeni takıntım: Küçük kekler!

Bazen bir tarife takıyorum (bkz Çikolatalı Fransız Keki) , bazen de mükemmel tarifi bulmak için bir şeye.Bu ara taktığım küçük kekler {muffin}. Mükemmel tarif arayışındayım.Yiyenlerin bayılacağı, kocamın hadi yapsana diyeceği o tarifin peşindeyim.Bunlar da denemelerin bir kısmının! fotoğrafları:)




Dün de arkadaşımın verdiği tarifle tencere keki yaptım.Küçük kekler olarak çok başarılı , kocam dört tane falan yedi, kayınvalidem tarifini istedi.Ama ben fırında pişen bir tarif peşinde olduğum için mükemmel tarif arayışında sırada bunu denemek var! Hadi bakalım.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

Pazar kahvaltısının...


...en makbule olanı koca tarafından hazırlanılanıdır :) Hele de sabah erken kalkılıp fırından bir sürü simit,kruvasan alınmış, sofra bir de balkona hazırlanmışsa tadından yenmez!

25 Nisan 2014 Cuma

Mangal





Bugün Cuma olduğu için çok mutluyum.Eve gidince kızımı alıp yürüyerek dondurmacıya gitmeyi planlıyorum.Vermeye çalıştığım bir beş kilo var ,hafif yiyerek ve fırsat buldukça yürüyerek bu kiloları vermeye çalışıyorum.Dondurmacıya yürümek pek iyi bir fikir değil diyor olabilirsiniz ama merak etmeyin ben dondurma yemeden dönüyorum ;)

Haftasonu eşimin bir iş gezisi olacağı için pazar gününü kızımla başbaşa geçirme ihtimalimiz yüksek.Bu yazı eski bir tarihe ait.Unutulmasını istemediğim , üçümüzün bir arada olduğu çok güzel bir günden...

Yine havanın nefis olduğu bir pazar günü Mersin'in bir yaylasına mangal yapmaya gitmiştik.Adana'nın sokakları et kokar,kebap kokar.Her yerde her an mangal yakılabilir.Biz de mangala bayılan ama evde yapmayı pek sevmeyen bir aileyiz.Kendin pişir kendin ye tarzı lokantaları ise çok seviyoruz.Salata hazır geliyor,mangalda pişen etin lezzeti bambaşka,yayla havasında yemek bir zevk ve en önemlisi yemekten sonra yıkayacak bulaşık, temizlenecek mangal ya da balkon yok:)) Bir anne daha ne ister:)



Hava ne kadar mavi, bayrağımız nasıl da güzel görünüyor.


İşte elinde köftelerle mangal ustamız da göründü;)


Mangalın olmazsa olmazları : kırmızı biber, tuz ve kekik.


Bu gülüşü yakalamak genelde çok zor olur.O kadar mutluydu ki, ortamı o kadar sevmişti ki hemen gülümsedi annesine.


Bizimkiler:) Ustamızın ciddiyetine dikkat :))


Mangal görüntüsü beni şu hayatta en mutlu eden şeylerden biri.Mangal sadece yemek değil bence aile de demek.Kimse kendi başına sırf kendisi için mangal yakmaz çünkü.Babam gerçek bir mangal virtüözüdür neyse ki kocam da fena çıkmadı:))



Salata kalp ben.


Bu ve burada fotoğrafı olmayan bir hamile kedi de o günü mutlulukla anıyordur eminim.Kızım köftelerini kendileriyle paylaşmaya pek gönüllüydü:)




Herkese iyi haftasonlar diliyorum.Siz neler yapmayı planlıyorsunuz sahi?

14 Nisan 2014 Pazartesi

Waffle

Waffle, bizim ailecek bayıldığımız bir lezzet.Madodan waffle yemeden kalkmışlığımız yoktur.Bu yüzden Tchibo da waffle yapma makinasını gördüğümde hiç düşünmeden sipariş verdim.

Makinayı aldıktan sonraki ilk pazar günü de denedim.Makinanın kullanma klavuzundaki tarif beş yumurta içerdiği için başka bir tarif arayışına girdim.Bu tarifle pişirdiğim wafflelar harika bir pazar kahvaltısı oldu.Tatlı olarak değil krep mantığıyla tükettik.Tatlı olacağı, misafirlere ikram edileceği günleri iple çekiyorum:)

Ipadden tarif açılmış, malzemeler tarife göre karıştırılmış,makina yağlanmış:


Makinaya hamur koyduğumuz kaşığın boyutunu ayarlayana kadar eksik çıkan wafflelar oldu.Sonuçta yemek kaşığından büyük servis kaşığından küçük bir kaşık işimi halletti.


Sanat eseri:P




Yeni tarif ve denemelerde görüşmek üzere !

8 Mart 2014 Cumartesi

Kahvaltı



Kayınvalidemin umreden döndüğü ilk sabah beraber kahvaltı ettik.

15 Şubat 2014 Cumartesi

Yemek




Yemek yapmayı da yemeyi de seviyorum.Ki yemek yapmaya çok geç başladım aslında.Lise yıllarında yaptığım yemek tanımına en yakın şey bol sucuklu,kaşarlı "yengen" di:) Üniversiteyi kazandığım sene kalacağım eve alışmam için annem de bir ay kadar benimle kaldı.Annem yemek yaparken salata falan soymak gibi yardımlarım oluyordu.Bir ayın sonunda eve dönmeden önce bana ' Evde yemek yapma kızım dışarda ye bence' dedi:))

İlk başlarda annemi dinledim ama sonrasında ev yemeklerini özlemeye başladığımı farkettim.Bir yeşil fasulye burnumda tütüyordu mesela.Ki ben hiç ev yemeği sevmezdim.Annem beslenmemize çok önem verir evde yemek yememiz için ısrar eder mutlaka tencere yemeği pişirirdi.Buna rağmen akşam menüde sebze yemeği varsa mesela o gün benim için kötü bir gün olurdu.

Ama nasıl olmuşsa kendimi bir yeşil fasulye olsa da yesem durumunda bulmuştum:) Annemden telefonla aldığım tarifle ilk yemeğimi yaptım.

-"Eti rengi değişene kadar kavur" telefonu kapat koş
-Rengi değişti anne şimdi ?
-"Soğanı at pembeleşene kadar kavur "
-Pembe?

Sonuçta inanmazsınız{mucize} gerçekten lezzetli bir fasulye yapıp ekmeği bana bana yedim:) Ya da o kadar acıklı durumdaydım ki o yemek bana lezzetli gelmişti :P

O gün bugün yemek yapmayı çok seviyorum.Ve kesinlikle daha iyiyim.{gerçekten!}

Yukarıdaki fotoğraf da kayınvalidemleri ağırladığım bir davetten.Çok hızlı planlanmış, pişirilmiş yemeklerden oluşan salatalı, börekli, pilavlı bir menü.Derin dondurucu sağolsun:)

Akşam yemeği davetlerimi -çalışıyor olduğum ve haftasonlarını kendime ayırmak istediğim için - genelde haftaiçi yapıyorum.İşten gelip bir iki saat içinde davet vermek için bir takım püf noktalarım var elbette.

Bu blog kızım için biliyorsunuz ama o büyüyüp kendi davet vermeye başlayana kadar belki oradan birilerine de yardımı olur.Olursa ne mutlu bana olmazsa da dinle kızım;

1.Menüyü önceden belirle.Ne yapacağını bilmek işleri hızlandırır, önceden alışverişi yapıp son dakikada unutulmuş bir malzeme yüzünden sinir krizi geçirmezsin.

Birbiriyle uyumlu yemekler önemlidir .Et yemeği, pilavı, salatası, sebzesi ile dengeli bir menü olmalı.Makarna ile bulgur pilavı aynı menü için uygun olmaz mesela.

2.Menüye göre malzemeleri hazırla.

3.Vaktin olduğunda dondurucuya koymak için közlenmiş patlıcan, sarılmış börek, ayıklanmış fasulye, haşlanmış kurufasulye ve nohut hazırla.

Hadi bakalım

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..