dayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dayı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2015 Cuma

Ankara

Ankara'yı sevmiyorum ama Ankara'ya  gitmeyi çok seviyorum.Soğuk, kalabalık, denizi olmayan bir AVM kenti.

Annemle alışveriş merkezlerinde gezmek, Duru'yu oyunparklarına götürmek, babamın Duru ile evde saklambaç oynaması, annemin Duru'ya aynı kitabı on kez falan üstüste okuması paha biçilemez anılar ..

Masada oturuyoruz Duru'ya kızdım.Babam da bana kızmasın mı "çocuğa kızma" diye:) "Baba ben senin çocuğunken sen de bana kızıyordun" dedim.E yani pes:)

Eve çok yakın bir park var akşamüstleri oraya gittik babam kızın başında durdu biz annemle çay içip sohbet ettik {bol dedikodu}:



 
Her alışveriş merkezinde bir oyun alanı var.Oyun alanı kartlarını cüzdanın neresine koyacağımı şaşırdım:)

Armada oyun alanı:



Cepa H&M önü.Burası Duru'nun en sevdiği oyun alanı.Saçma sapan kocaman bir delik ve çocuklar buna bayılıyor.Tadilat sonrası daha güvenli, temiz ve güzel olmuş:



Zara'da TÜM topuklu ayakkabıları denedi.

 
 

Dayımlar ve dayımın oğlu beni görmeye gelmişlerdi.Dayımın oğlunun eşini de çok seviyorum.Çok hanımefendi,akıllı, şirin bir kız.Kuzenlerimin hepsinin eşlerini seviyorum gerçi.

Dayımın eşini ise dayımdan bile çok severim.Yengem bir tanedir, çok becerikli, çok iyi kalplidir.{Diğer yengem de öyle canımdır, hayatımdır, gelinlerden yana çok şanslı bir aileyiz} Biz çocukken yanyana evlerde otururduk ve günde on kere evlerine gider gelirdim.Kapı açmak bile ne zor düşünün ama bir kez bile of demezdi.Beni kendi çocuklarından ayırmazdı hala da beni gördüğünde kızıymışım gibi sarılır.Kızıymışım gibi hissediyorum ben de zaten.O kadar işin gücün arasında istedim diye bana bebek örmüştü hiç unutmam.

Kimsenin dedikodusunu yapmaz, özel hayatının didiklemez, meraklı meraklı sormaz, anlattığını dinler, dünyanın en güzel kahkahalarını atar ve en güzel yeşil göz de yine ondadır.Çok seviyorum demiştim.Bir fotoğraf çekilmek istedim çünkü uzakta olduğumuz için özlüyorum onu.Kızıma rica ettim.Bebeğini de aramıza almamız koşuluyla kabul etti sıpa:)


 
Dayımla ve kuzenimle fotoğrafımız yok :P Eşleri daha çok seviyorum:))
 
Kentpark'ta sihirli aynalar var sayın okur.Koşun gidin ince gösterenlerin önünde fotoğraf çekilin.Çok büyük mutluluk:


Uzun süre yazmayınca uzun uzun anlatacak bir çok şey anlamsız kalıyor, unutuluyor.Ama fotoğraflar insanı alıp tam da o ana götürüyor.Neyse ki fotoğraf çekmişim de koskoca bir haftadan geriye aklımda üç beş anı kalmış.

12 Ocak 2015 Pazartesi

Ankara



Bir haftalık Ankara yolculuğumuzu bir kelime ile özetlemek gerekse bu kelime kesinlikle "doğumgünü" olurdu.

Benim doğumgünüm 5 Ocak kızımınki ise 19 Ocak.Her iki doğumgününü de Ankara'da kutlayıp döndük.Benim doğumgünü pastam Murat'ın jesti oldu.Annemle yine çılgın bir alışveriş turundan dönüp eve geldiğimizde bizi bekleyen bu muhteşem pasta olmasa kimsenin benim doğumgünümü falan kutlayacağı yoktu açıkçası:)


Pastayı evde ders çalışan erkek kardeşim teslim almış.Uzun bir süredir evde olduğu için saçı sakalı salmış, pek bir berbat vaziyette olan TUSzede pastayı getiren kuryenin mankenleri kıskandıracak kadar yakışıklı ve cool olduğunu söyledi:)Çocuğun yakışıklılığı yüzünden kendi bakımsızlığından rahatsız olmuş.

Benim pastamı da elbette Duru üfledi.Herkes günlük kıyafetleri içinde, mutfaktayız ve hatta fotoğraf makinasına bakıp poz veren tek kişi de benim.


Bu da Duru Hanımın doğumgününde çekilen fotoğraflardan biri.Herkes özel giyinmiş,salondayız ve poz verilmiş:) Pastasının da özel sipariş üzerine yapıldığını söylemeye gerek yok herhalde.Hanımağa babamın kızıma taktığı lakap.Dedem de bana profesör derdi.Ben profesör olamadım inşallah kızım da hanımağa falan olmaz:)


Şu fotoğrafı yayınladığımı görse kardeşim beni kesin öldürür.Pastanın sonu:


Bunun dışında bir sabah uyanıp penceremi açtığımda şaşkınlıktan küçük dilimim yutacaktım.Gece biz uyurken yağan kar her yeri bembeyaz bir örtü gibi sarmıştı ve çok çok güzel görünüyordu.Adana'da yaşarken bunu hiç göremiyoruz diye düşündüm bir süre.Sonra tabi bin kez falan şükrettim kar mar görmediğimize.Uzaktan hoş bir görüntü ama bu havada dışarda olmak çok zor.Araba kullanmak, yolda yürümek bile çok daha fazla özen istiyor.Evsizleri, hayvanları falan da düşününce iyice kötü oldum.


Karda bir kaç pozumuz olsun kısmı neyse ki son gün aklıma geldi.Arabaya koşturmaktan bir saniye durup poz vermeyi düşünememişim:)


Bu ziyaretin en büyük olayı Duru'nun ilk kez kuaförde saçını kestirmesi oldu.Şimdiye kadar saçlarını hep ben kestim ve kestiğim dört kuyruğu da sakladım elbette:)Ama artık kreşe başlayacak olan kızımın daha 'profesyonel' bir bakıma ihtiyacı vardı.Ve bugüne kadar saç kesimi konusunda hep 'Anne kuaföre gitmeyelim lütfeen' diyen kızım ilk kez 'ben de kuaförde saçımı kestireceğim' demeye başlamıştı.Kuaförde saçımı kestirdikten sonra Duru'ya sorduk annemin kucağında kestiririm diye şart koştu ama kabul etti.Ve işte kucakta bir kesim anı:



Ve ayı korkusu yenme çalışmalarından biri daha :



Annemle hemen hergün gezdik.O karda kışta arabada dualar ederek indik yokuşlardan ama H&M turlarımızı bitirdik.Kızım 2015 kışına hazır.Uzun kollu tişörtleri, pantolonları ve indirimde yakaladığım bir kaç parçayı aldım.Zaten kalitesine göre çok ucuz satılan ürünler bir de indirimde olunca tadından yenmiyor.Çocuk bölümü bu kadar güzelken büyük ürünleri oldukça paçoz görünüyordu.Yani pazarda çok daha kaliteli ve zevkli ürünler var.Lütfen!

Sonra bu seneki doğumgünü için çok istediği bir bebeği ve bir kaç{tan biraz fazla:P} çocuk kitabı aldım.Çocuk kitaplarının bir kısmını hemen verdim bir kısmını da hediye paketi yapıp sakladım.Ara ara böyle küçük hediyeler vermek hoş oluyor.

Alışveriş merkezlerinde sadece alışveriş yapmadık elbette oyun alanlarında oynadık, yemek yedik, kızım uyurken ya da yanımızda oynarken biz de annemle bol bol sohbet ettik.

Bir öğleden sonra da annemin karşı komşusuna davetliydik.Annemle aynı yaşta olan bu hanımın benim yaşımda bir kızı ve Duru yaşında da bir torunu var.Üç kadın oturup mercimekli köfte, kurabiye ve el açması börek yiyip sohbet ettik.Her şey harikaydı ama en harikası kesinlikle birlikte olmaktı.Annemin böyle hoş bir komşusu olduğunu görmek beni çok mutlu etti.

O kadar ince bir insan ki evde çalışan kardeşime de koca bir tabak dolusu hazırladığı nefis yiyeceklerden gönderdi.Biz de ertesi gün evde yaptığımız benim artık klasiğim olan kurabiyelerden yolladık bu tatlı hanıma.


Annemle mutfakta da bol zaman geçirdik.Zeytinyağlı kreviz, şu tarife çok benzer bir tarifle el açması tadında hazır yufka böreği yaptım.Annem de bana mantı yapmayı öğretti.

Harikaydı ama her güzel şeyin de bir sonu var elbette.Bu satırları evden yazıyorum.Bugün saat 14:00 civarında Adana'ya döndük.Bu haftanın yemek menüsünü ayarladım ve alışveriş yaptık.Evimizi çok özlemişim, dışarda yemek istemedim akşam yemeğimizi evde yapıp yedik.Kızımı yıkadım, banyo yaptım ve şimdi de çayımı içiyorum, Duru'nun darmadağın ettiği odaya bakıyorum ve kocamla sohbet ederken bu satırları yazıyorum.

22 Eylül 2014 Pazartesi

Atatürk Orman Çiftliği

Adana'da yaşayan çocukların ilk tercihi Ankara'daki üniversitelerdir.Mezun olup dönünce de en özgür yıllarının geçtiği Ankara'yı hasretle anarlar.Ben ise üniversiteyi İstanbul'da okudum.Ankara'da çok soğuk ve uzak bulduğum bir yer oldu her zaman.İstanbul'u da sevmem ama gittiğimde benim de aklıma daha genç olduğum yıllar gelmiyor değil.O anıların hissettirdiği mutluluk hissi için seviyorum İstanbul'u.

Annemler biz evlendikten üç ay sonra Ankara'ya taşındı.Sonrasında Orhan dayımlar Ankara'ya taşındı.Teyzemin oğlu {kardeşim} Mehmet evlenip Ankara'ya yerleşince, teyzem emeklilik sonrası Ankara'ya yerleşmeye karar verince biz de İzmir'e yerleşme hayalimizi Ankara'ya yerleşme olarak değiştirsek mi diye düşündük.Ama palmiyelerin, denizin olmadığı, soğuk bir yerde yaşamak herkese ve herşeye rağmen bana çekici gelmiyor.

Şimdilik sık sık gidip gelmekle yetiniyoruz.Ankara'da en çok sevdiğim şey ; Ankara döneri:P Bir Erzurum döneri olamaz ama Adana'da döner diye verdikleri şeyi sorgulamıza sebep olacak kadar güzel.Hele de Hosta ah o Hosta:)

AOÇ 'de  bizim için çok özel bir yer.{Şimdilerde adının Yenimahalle Orman Çiftliği olacağı söylense de orası her zaman Atatürk Orman Çiftliği olacak.}Köftesine, dönerine, dondurmasına ve sütüne bayılıyoruz.

AOÇ köftesi bu sefer fazla kimyonlu geldi.Neyse ki ben döner yedim:)



Köfte sırasında bir şirin:




Sonra annemlere gittik.Yemek yediğimiz için çok sıkı azarlandık.Beraber yemek yiyebilmemiz için akşam yemeğini oldukça geç bir saate almak zorunda kaldılar.Duru o kadar aç kalamadı şeklinde bir kuyruklu yalanla, torun sevgisini sömürerek durumu kurtardık.Ankara'ya gelmeden önce yaptığım plana sadık kalabilmek için Duru'yu babamla babasına emanet ederek hemen kuaföre gittik.

Saçımı kestirmeden önce uzun saçlarımla son poz:



Saçım kesildiğinde gerçek bir hafifleme hissettim.Oh be!

Annemlerle H&M e uğradık.Fatih dışarda Duru ile oyalanırken biz anne kız alışveriş yapmanın tadını çıkardık.Genelde annem Duru ile oynarken ben hızlı bir tur yapardım.Duru'ya üç uzun kollu tişört, bir eşofman altı, bir kot salopet aldım.Aslan'a , Defne'ye ve komşuların bebeklerine hediye aldım.H&M kalitesini, fiyatlarını ve tasarımlarını çok seviyorum.Hediyelerin tümü çok içime sindi.Zamanı geldiğinde verilmek üzere hepsini kaldırdım.Bu sene doğumgünlerinde falan rahat ederim diye düşünüyorum:)

Cumartesi akşamı D. mutlu olsun diye 'mahsuscuktan' doğumgünü yaptık.Liva pastanesinden alınan yaş pasta, ışıkları kapatıp mumları üfleme, hep birlikte 'iyi ki doğdun' diye şarkı söyleme ve dayının aldığı devasa balon kızımı çok mutlu etti.Benim de ağzım kulaklarımda gerçi:


10 Ağustos 2014 Pazar

Dönüş yolu ve Ankara {aile gibisi yok!}

Ve işte Çeşme-Alaçatı'daki tatilimizi bitirip dönüş yoluna geçtik.Yeni hedefimiz Ankara.Ailem burada oturuyor.

Yolda çok güzel heykeller, reçeller, zeytinler ve zeytinyağları arasından geçiyoruz.Çeşit çeşit meyve satan insanlar da var.Yolda durup bir kiraz alma maceramız var ki evlere şenlik.Dört yerde durduk ve almadık:))

Durduğumuz son yerden annemlere zeytin alıyoruz.Babam zeytine bayılır.Her gidişimizde cezerye götürmemizden herkeslere fenalık geldiği için ve Adana'dan direk gelmediğimiz için zeytin iyi bir seçenek.Duru da tam bir zeytin canavarıdır.Bir oturuşta 30- 35 tane yemekten bahsediyorum sayın okur:) {maşallah}

Murat zeytin pazarlığındayken biz de heykeller arası foto çekiliyoruz.Bir sürü leylek görmeme rağmen gördüğüm leylek heykellerini de atlamıyorum:P






Yolda deli gibi acıkıyoruz.Babam yolda arayıp bir şeyler yemememizi tembih ediyor akşama meşhur kavurmasından yapacakmış ama sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar beklememiz mümkün değil.Uşak 'da duruyoruz.Çeşitli bloglar buradaki 'zavallı kurufasulyeci' yi öneriyor.Gidiş yolunda adını görüp eğlendiğimiz bu yeri hemen buluveriyoruz.

Öneren herkese teşekkür ederim.Böyle bir kurufasulye olamaz!

Fotoğraf çekebilmek için çok uğraştım.Ama ışığı bir türlü ayarlayamadım ve çok kötü bir poz yakaladım.Ama anı olsun diye koyuyorum , kusura bakmayın.




Arkadaşları bu işletmeyi açtığında kendisiyle dalga geçtiği için bu ismi koymuş sahibi.Servise bakan garson bey çok kibardı.Biz hesabı ödedikten sonra yola gidiyoruz diye elimize üç şişe su verdi.

Yemek yanında salata, cacık ve turşu ile geliyor.Ama biz kurufasulyeye gömüldük açıkçası:)




Duru'ya söylediğimiz yeşil fasulye de nefisti.Çatal değdiğinde ikiye ayrılan kılçıksız yarım porsiyon yeşil fasulyenin tamamını bayıla bayıla yedi bizim kız.



Yemekten sonra da peynir tatlısı dedikleri Kemalpaşa tatlısı geliyor.Üzerine tahin ve cevizle nefis olmuştu.Murat çok beğenmedi ve ben maalesef üç tane falan yedim:) Dondurma yemeyip şerbetli tatlıya hayır diyemeyen bana kocaman bir aferin:)

Oradan kalktıktan sonra hiç durmuyoruz ve akşamüstü Ankaradayız:) Herkes bizi çok özlemiş.Ama en çok Duru'yu elbette.Kardeşim ve Duru :



Evde TUS çalışan dayı biraz göbek yamış ama bunu görmezden geliyoruz:)

Ertesi gün hep beraber IKEA'ya gittik.Sonra eve gelip aile sohbetleri, annemle akşam yemeği hazırlama derken iki gün geçiverdi.

Sabah anne kahvaltısı sonrası yola çıkıp erken akşamüstü eve vardık.Valiz boşalt,market alışverişi vs biliyorsunuz.

Her güzel şeyin bir sonu var! Çeşme ve Alaçatıyı görmek için bir sene daha beklememiz gerekecek.Ühü.Orada yaşayan sevgili okurlar kıymet biliniz, denize bizim için de giriniz, bol dondurma yiyiniz, akşamüstü esen rüzgarla birlikte yürüyüş yapınız.

Biz de yarın Amsterdam'a gidiyoruz:) Yuppi.Bir hafta yokuz ama arada taslaklardan yazı yollamaya çalışacağım.Amsterdam izlenimlerimle en kısa sürede görüşmek üzere..

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..