20 Ekim 2014 Pazartesi

Ev sahibi




Cumartesi arkadaşımın davetine giderken kurabiyemi hazırlamıştım.Sonra aklıma bu arkadaşımın evine ilk kez gidiyor olduğum geldi.O evine taşındığında ben doğum iznindeydim iş yerinde alınan hediyeye katılamamıştım.Apar topar bir AVM'ne uğrayıp kendime alıp çok beğendiğim bir kahve fincan takımından arkadaşıma da aldım.Karaca'ya mutlaka göz atın derim, harika ürünler var.

O gün evde toplam 14 çocuk vardı! Çok neşeli, çok güzel ama çok yorucu bir gündü.Arkadaşımın o gün kendisine yardım etmesi için çağırdığı hanım "akşam eşiniz geldiğinde bu evde nasıl temizlik yapılmış diyecek" diye üzülüyordu:) Koltuk yastıklarını indirip zıplamalar, tüm oyuncakları yerlere fırlatmalar, durmadan su ve kurabiye isteyip tabak, bardak kirletmeler.Ama ev sahibimiz o kadar zarifti ki kimse çocuğundan utanmadı:))

İlk gittiğimde Gaye ve ben vardık diğer kızlar bir doğumgünü partisinden gelecekti.{çocuk sayısı 5} Kimseler gelmeden çocukları yedirdik sonra Gaye , ben ve ev sahibimiz yedik.İkizleri olan bir arkadaşımız geldi, o yerken biz tatlılara geçmiştik.{çocuk sayısı 8}.Sonra sırayla diğerleri de geldi ve cümbüş başladı:) Menü genelde herkesin diyette olması sebebiyle salata ağırlıklıydı fikir olması için yazıyorum:

Kısır, patlıcan salatası, zeytin salatası, Çerkez tavuğu, kereviz salatası,patates salatası, peynirli börek , sosyete mantısı{Duru'ya özel.Perşembe  Duru işe geldiğinde F. kızıma neli börek yapayım dediğinde Duru kıymalı demişti ve F hazır peynirli böreği olmasına rağmen D. için ayrıca sosyete mantısı yapmıştı}, muffin, kurabiye{benden}, kurabiye{Emine'den} mozaik pasta, şekerpare.

Ve her şey çok lezzetliydi.Çeşit sayısı az olacak dediğinde ben de gerçekten az olacak sanmıştım.Benim standardımda bu çeşit sayısı oldukça çok!

O akşam biraz da ailece gezindikten sonra cumartesiyi bitirdik.Kocamın oturma odasını kağıt kaplamaya karar verip dört top kağıt alıp o akşam da kaplamaya başlaması günün bonusu oldu.Kağıt kaplamak ilk başlarda biraz uğraştırsa da kocam bu işte cidden çok iyi.Şu anda oturma odasının yarısı kağıtlı yarısı değil ama cumaya kadar bitireceğini umuyorum.Bu akşam Karadayı var ve onu zevkle izlemek istediğim için bugün kağıt kaplama yapılmayacağı konusunda anlaştık:P

Ben kızıma hamileyken Murat bir anda bebek odasını pembeye boyamaya karar vermiş, aynı gün boyayı almış ve akşam 22:00'de başladığı boya işini gece 3'te bitirmişti.Ani kararların insanıyız:)

Pazar günü kahvaltıyı dışarda yapacaktık.Ama çok geç kalktık.Kitap okumaya hız verdiğim haftalar uykusuz kalıyorum ve ancak haftasonu uykumu alabiliyorum.Kalkıp hazırlanıp çıktık ama bir türlü kahvaltı edecek bir yer bulamadık.Duru oyun parkı istiyor mesela, Murat açık büfe.Sonuçta üç beş yere girip çıktık ve Kazım Büfe 'de tost yedik:))

Ziyapaşa ve Gazipaşa 'da sıkı bir yürüyüş sonrası market ve pazar alışverişimizi yaptık.Eve döndüğümüzde aldıklarımızı yerleştirecek gücümüz bile kalmamıştı.Peynir ve sütü dolaba kaldırıp hemen yattık.Duru,Murat ve ben yanyana bizim yatağa yattığımızda saat 16:00'tü kalktığımızda ise 18:30!

D. bir ara uyanmış bana 'anne ben kıyafetlerimle yatmışım' diyordu:)) Yavrum akşam uykusundayız sanmış ve paniklemiş.Sonra bir ara yeniden uyandı ve 'bugün hiç televizyon izlemeyecek miyiz yani' dedi.Ona gülmekten uyandım diyebilirim:)

Kalkıp kısır yaptım ama başağrım halen geçmemişti.Kısır yedik, çay içtik, televizyon izledik, ben yoğurt mayaladım, biraz kitap okudum, Murat odaya biraz daha kağıt kapladı ve sonra yeniden yattık.

En son okuduğum gerilim romanı çok güzel bir sonla bitti, bu sefer elim bir aşk romanına gitti ve dün akşamdan beri de büyük bir zevkle okuyorum.Çok iyi yazılmış değil ama kötü de sayılmaz.Bittiğinde yorumlarını bu sayfada görürsünüz zaten.

2-5 diyeti diye bir diyete başladım bugün ilk günü.Şu an öğlen arası yemek yemeyi düşünmemek için kendimi yazmaya verdim:) Organik ürünlerle ilgili, humus tarifiyle ilgili yazılar yazmayı planlıyorum.Hepsini bir anda yazabilirmişim gibi hissediyorum.Organik ürünler için fotoğraf çektim, akşam da humus fotoğrafları çekmeyi planlıyorum.Bakalım.

Umarım siz de benimki kadar dolu bir haftasonu geçirmişsinizdir:)


17 Ekim 2014 Cuma

Cuma! #TGIF


Bir cuma gününe daha kavuştuk sayın okur.Yuppi! Haftanın en sevdiğim günü ve en sevdiğim akşamı.

Dün bakıcımızın belediyede halletmesi gereken bir işi vardı.Bu sebeple D. öğleden sonra benimle işe geldi.Sonra 2 saat izin alırım eve döneriz diye düşünüyordum ama kızım iş yerinde o kadar eğlendi ki bir türlü eve gitmeye ikna edemedim.İş arkadaşlarımla kedi sevdiler, boyama yaptılar, Youtube'dan "muffin songs" dinlediler.Sonuçta mesai sonuna kadar kaldık:)

Öğlen uyumadığı için de eve dönüş yolunda arabaya biner binmez uyudu.Eve gittik M. ucuz bulduğu için çok çok aldığı şişe suları eve çıkardı sonra aşağı inip Duru'yu kucakta yukarı taşıyacaktık.Ama bir çılgınlık yaptık suları taşıdıktan sonra eşofmanlarını giyen Murat ile  Duru'yu uyurken arabasına nakledip yürüyüşe çıktık:) Yolda bir kaç tanıdık gördük, uzun uzun konuştuk.Çok iyi hissettik.Dönerken de yolda bir lokantada oturup yemek yedik.Sonra tekrar yürüye yürüye eve varmıştık ki arabanın anahtarını yemek yediğimiz yerde unuttuğumuzu farkettik!

Evin anahtarları da arabada olduğundan yedek anahtara da ulaşamıyoruz, eve de çıkamıyoruz.Harika bir durum yani:)Kısa bir "anahtar sendeydi, yok bende değildi, sana vermiştim, ama araba senin" tartışmasından sonra biz D. ile sitenin parkına kocam da anahtarı almaya yollandık.Kocam yolda düşürmüş olma ihtimalimize karşı yürüyerek gitti.Neyse ki anahtar hala unuttuğumuz yerdeydi, dolmuşa binip geri döndü.

Tüm aksiliklere rağmen çok mutlu olduğumuz bir akşamdı.Yürüyüş yapmak beni çok mutlu ediyor.Hatta yürürken bunu her akşam yapmalıyız dedik {her zamanki gibi}Bu akşam yağmur yağmazsa yine yürüyeceğiz:)Bakalım.

Haftasonu iş yerinden bir arkadaşımın evine gideceğim.Başka arkadaşlar da olacak , ortak noktamız ise çocuklarımız.Genelde aynı yaş grubu olduğumuzdan yakın yaşlarda çocuklarımız var.Duru çok mutlu olacaktır diye tahmin ediyorum.Bu grup bir süredir kendi içinde görüşüyor aslında ben ve bir başka arkadaşım ilk kez katılacağız.

Davet sahibinin iki oğlu var ve yardımcısı da yok bir süredir , çok çeşit yapamayacağından bahsetti sıkılarak ben de kurabiye yapıp götürmeyi teklif ettim bu yapıp götürdüğüm üçüncü kurabiye olacak.Bir tür alışkanlık oldu , kurabiyesiz hiç bir yere adım atmıyorum:))

Herkese mutlu haftasonları diliyorum!



15 Ekim 2014 Çarşamba

Organik


Organik ürünlere bayılıyorum.Kızım için özellikle organik olanını tercih ettiğim ürünler var.Mesela organik tavuk ve organik yumurta vazgeçilmezimiz.Organik diş macunu, organik sıvı el sabunu, organik deterjan, organik bulaşık makinası deterjanı, organik sıvı elde yıkama bulaşık deterjanı da mutlaka kullandığımız ürünlerden.

Doğal yaşamak her zaman yapmaya çalıştığım bir şey aslında.Hem kendim hem de dünya için önemsiyorum.Aileme de yaşadığım dünyaya da zarar vermemeye çalışyorum.Organik ürünler bu kadar yaygın değilken de ben zaten Arap sabunu, sirke, sabun tozu gibi maddelerle temizlik yapıyordum.Mevsimi dışında meyve sebze almıyordum.Ama meyve sebzelerde kullanılan ilaçlar konusu asla anlaşılamayacak bir şey olduğundan içim rahat değil.Hormonu evet anlayabiliyoruz, çekirdeksiz biberleri yememek, çekirdeği tam gelişmeden büyümüş domatesi yememek gibi.Ama zirai ilaçlar dışarıdan anlaşılamayacak bir şey ve çiftçilerin eğitimli eller olmadan da bu ilaçlara ulaşabiliyor olması da beni çok rahatsız ediyor.Devletin çözebileceği bir sorun ne yazık ki:(

Temizlik ürünlerinde de sonuçlar organik ürünlerdeki kadar tatmin edici olmuyordu.Bulaşık makinasından puslu çıkan bardaklar çok can sıkıcı.Misafirine su içmesi için dolaptan pis gibi görünen bir bardak almak ve bardağın pis olmadığını açıklamaya çalışmak hiç hoş değil:) Hem doğal yaşayıp hem de hayat standardını düşürmemek açısından organik ürünlerden çok memnunum.Ben de herkes gibi bulaşık makinamda tablet kullanıyorum , bulaşıklarım da pırıl pırıl ama çevreye ve aileme zarar vermeyeceklerini bildiğim için içim çok rahat.

Gönül isterdi ki yediğimiz,kullandığımız her ürün organik olabilseydi.Ama elbette maliyet hesabı yaptığımızda bu oldukça zor görünüyor.

Markette gördüğüm organik temizlik bezi ise benim gibi bir organikçiyi bile şaşırttı:) Siz organik temizlik bezi hakkında ne düşünüyorsunuz?

14 Ekim 2014 Salı

Son dönem kitapları



Bu hafta çok hızlı kitap okuyabildiğim bir hafta oldu.Elbette biraz uykusuz kaldım ama bu hafta üç kitap bitirdim.

Uyuyana kadar: Çok güzel bir kitaptı..Gerçirdiği bir kaza sonrası hafıza sorunları yaşayan , her uyandığında yaşadığı yılları hatırlamayan bir kadının hikayesi.Bir kocası ve kendisine yardım etmeye çalışan bir doktor var.Arkadaşlarını, bir çocuğu olup olmadığını hergün yeniden öğrenmesi gerekiyor.Uyandığında bazen çocuk olduğunu, bazen 20li yaşlarda olduğunu zannedip aynada gerçekle yüzleştiğinde çok üzülüyor mesela.Beni şaşırtan bir sonu oldu.

Hasat: Tess Gerritsen sevenlere çok hitap ediyor.Genç bir cerrahi asistanı, zengin bir adamın kalp hastası eşine nakledilecek kalbin 17 yaşında bir çocuğa verilmesine ön ayak oluyor.Sonrasında gelişen olaylar korkunç.Rusya'dan organları nakledilsin diye evlatlık verilecekleri söylenerek getirilen çocuklara kadar uzanan hikayede benim içimi en çok Abby'nin sevgilisi Mark acıttı.Zengin ve yakışıklı cerrahın büyük aşkının sahte olması, kendi sevgilisini para için kesmesi çok kötüydü.

Şimdi dikkat ediyorum ki bu hafta okuduğum üç kitap da gerilim türünde.Üçüncü kitap da daha önce bahsettiğim Agatha Christie kitabı zannettiğim kitap.

Dün gece yeni bir kitaba başladım.Yine gerilim:) Sonrasında güzel bir aşk hikayesi okumak istiyorum.Bakalım.

13 Ekim 2014 Pazartesi

Amasya'da ne yenir? Nerede yenir?

Amasya yazımızın sonunda bahsettiğim yazıya işte sıra geldi.Fotoğraf kalitesi çok kötü çünkü fotoğrafları telefonumla çektim, ışıklarda çok kötü olunca sonuç benim hiç hoşuma gitmedi.Ama yine de bir fikir olsun diye ekledim.

Akşam şehri gezdikten sonra şehrin etrafındaki dağlardan birinin tepesinde olan Ali Kaya Restauranta gittik.Daha önceki bir gelişimizde Murat'ın teyzesi bizi buraya getirmişti.İnternette tavsiye edilen yerlerden biri değil ama manzarası muhteşem.Yemeklerde ortalamanın üzerinde.

Teras manzarasını arkamıza alıp bir aile özçekimi yaptık. #selfie. Arkada görünen de güzel Amasya'nın ışıkları.


Bu masamızın fotoğrafı.Bu hale getirene kadar bir sürü oynadım fotoğrafla.Murat'a köfte, kendime yoğurtlu bir kebap, Duru'ya yayla çorbası, ortaya sigara böreği ve patates kızartması, müessesenin ikramı olarak da keşkek ve bakla sarması.


Keşkek.Ben yemedim çünkü hiç sevmem.Ama Murat çok beğendi.Tıpkı annesininki gibi olduğunu söyledi:)


Bu bakla sarması benim hayatta en sevdiğim yemeklerden biri.İşin ilginci kocam ve kayınpederim bu yemeği hiç sevmez.Bence Amasya'nın en güzel yemeği ve ailemdeki Amasyalılar bu yemeği sevmiyor! Ama buradaki bakla dolması çok güzel değildi.


Amasya'ya giderseniz diye sizin için kolonyalı mendilin fotoğrafını çektim:)


Bu fotoğrafı da garsonumuz çekti.Yine ışıklar yüzünden çok kötü çıkan ve bir sürü oynama sonucu ancak bu hale getirebildiğim bir fotoğraf.


Bu yazıyla Amasya yazılarımı bitiriyorum.İki gün için iki yazı hiç de fena değil.Şimdilerde haftaiçi her sabah Amasya'dan aldığımız elmaları kahvaltı olarak yiyorum.Amssya'ya giderseniz elma almadan dönmeyin;)

12 Ekim 2014 Pazar

Defne'nin doğumgünü

Defne 27.09.2007 doğumlu bir tatlı kız.Bizim canımız.Doğduğu ilk gün Murat toplantıya gitmişti ve ben araba kullanmanın acemisiydim.Buna rağmen hastaneye gitmiştim.İlk doğduğu gün dün gibi ama dün olmadığını fotoğraflardan da görebilirsiniz:)) Doğumgününde müsait olamadık o yüzden bugün beraber kutlamayı teklif ettik.

Adana'da yeni açılan Tavacı Recep Usta'ya gitmeyi kararlaştırdık.Biz erken gidip masayı ayarladık, sürpriz pastayı buzdolabına kaldırttık ve hediyemizi masanın altına sakladık.Sonra bizimkiler de geldi.

Güzeller güzeli bir anne ve kız:


Dünyanın en iyi babalarından biri, kızının doğumgününde de çok mutlu:


Kızlar.Birbirlerini çok seviyor olmalarına bayılıyorum.Gül Abla benim için çok değerli, gerçek bir abla gibi sevdiğim bir insan.Kızlarımızın da bu samimiyeti inşallah sonsuza dek devam eder.


Bir anne kız pozu :


Tavacı Recep'in servisi cidden felaketti.Açıldığı ilk gün olduğu için böyle olduğunu umuyorum.Benim yemeğim hemen geldi mesela.Ben bitirmeye yakın diğer yemekler geldi.Duru için istediğim çorba hiç gelmedi:){Benim ve Murat'ın yemekleri çoktu neyse de kızımız aç kalmadı.} Pastayı ilk verdiğimizde sürpriz olmasını istemiştik , tamam dediler.Gerçi cingöz Defne masanın altına sakladığım hediye paketini hemen buldu, beraber oyun parkına gittiklerinde Duru'dan hediye olarak elbise aldığımızı öğrendi ama pasta sürpriz olabilirdi.Olamadı tabi:)



Doğumgünü kızı:


Bir kaç kez mum üflendi.Defne tek başına üfledi, sonra beraber üflediler ve sonra Duru tek başına üfledi:)



Bu yüzündeki ifade beni o kadar mutlu etti ki Defnoş:)


Ve elbette sevgili kocam Murat.Sen olmadan bugün bu kadar güzel olamazdı.Süper organizatör, iyi dost, harika baba:)

11 Ekim 2014 Cumartesi

Duvarlar


Evin duvarlarına aile fotoğraflarını astığımızdan beri evimizi daha çok seviyoruz:) Bu görünen oturma odasının bir duvarı.İki duvarda daha fotoğraf var.Mutfağa astığımız fotoğraflar da yemek sohbetlerimizi anılarımızla renklendiriyor."Şurada ne kadar da küçükmüş, bu fotoğraf Ankara'da mı çekilmişti?" gibi..

Daha çok fotoğraf,daha çok anı, daha çok mutluluk demek.Anılarımı baktığım her yerde görmeyi, gördüğüm her fotoğraf ile de o ana gitmeyi çok seviyorum!

10 Ekim 2014 Cuma

Planlar, planlar ..


"Sen yine içinden geldiği gibi yaz Yılmaz" bu slogana da reklama da bayıldım.Gözlerimin dolduğunu söylemeye gerek var mı:) İlk yazı da harika!

Evde bir temizlik hareketi başlattım.Halılar yıkanmaya gidecek, bu hafta yatak odası perdeleri yıkanacak.Haftaya giyinme odasıyla,yatağımızın bazasının altı bir de gardırop üstü temizlenecek.Bir sonraki hafta sırada mutfak var.Daha sonraki hafta salon dolaplarının içi ve salon perdelerinin yıkanması ile de son nokta konulacak.Duru'nun odasının perdesini ben bir haftasonu hallederim.Diğer odalara zebra perde yaptıran kendimi de izninizle tebrik ediyorum:)

Gardrobumun içini halıları serdikten sonra temizlemeyi düşünüyorum.Örtüleri yıkayıp, kıyafetleri havalandırıp tekrar yerleştireceğim ve oh!

Temizlik, düzen gibisi var mı? Benim için bu bir tür ihtiyaç hatta.Düzen yoksa benim ruhsal durumum da bozuluyor.Bir çekmece içinin dağınık olduğunu görsem mesela ve bir süre düzenlemesem içimde bir sıkıntı olur.Plan yapacağım zaman listelemeden rahat edemiyor olmam  gibi o çekmecede ne var ne yok elden geçirip düzenli bir şekilde yerleştirmeden de rahat edemem.

Bir kaç gün önce kitapçıda dolaşırken Agatha Christie'nin daha önce okumadığım bir kitabını gördüm.Nasıl sevindim nasıl mutlu oldum anlatamam.{Agatha Christie hayranlığım konusunda eski blogumda yazmıştım ,o yazıyı bulup tekrar yayınlamalıyım.}

Eve geldiğimde okunacak tüm kitaplarımın önüne aldım.Okudum ve beğendim ama bir şeyler eksik gibi de hissettim.Olay örgüsü normalden daha karışıktı , son yeterince vurucu değildi, hikaye örgüsünde çok da oturmayan bir şeyler vardı.Agatha Christie kitabı bittiğinde aklınızda soru işareti kalmaz, bu neden böyle oldu diye düşünecek tek bir nokta bile olmaz.Her olay  mükemmel bir şekilde açıklanır oysa bu kitapta tıpkı Peter Pan Ölmeli kitabındaki gibi kafama yatmayan noktalar vardı.

Ve kitap bittiğinde farkettim ki kitabı Agatha Christie yazmamış! Hah.Yani kendimi ayrı kutluyorum kendi adından daha büyük bir Agahta Christie yazısıyla kitap kapağı bastıran yazarı ayrı kutluyorum.Uzun süredir bu kadar kandırılmış hissetmemiştim.En komiği de ben bu şekilde bir kitap yazıldığına dair bir haber okumuştum, buna rağmen kitap bitene kadar ne olduğunu anlamadım.

Annemin bir arkadaşı , eski bir komşumuz ameliyat olmuş.Pazartesi onu ziyarete gitmek istiyorum.Pazar günü kurabiye yaparım ,pazartesi iş çıkışı eve uğrar Duruşu ve kurabiyeleri alır giderim diyorum.Hediye olarak pijama,gecelik türü bir şeyler almayı düşünüyordum ama bedeni tutturamazsam diye korktum açıkçası  ben de daha önce hediye gelmiş dolapta poşetinde bekleyen banyo havlusu setini götürmeye karar verdim.Bakalım.

Annemin arkadaşı dedim ama çok çok sevdiğim bir insandır.Çok eğlenceli, çok içten, neredeyse bir fıkra karakteri gibidir.

Bir gün bize geldi.Kapıyı çalmasıyla içeri dalması bir olurdu zaten.Yine kendi evine gelmiş gibi neredeyse merhaba bile demeden , annemin böyle buyur komşum demesini beklemeden oturma odasına koşturdu.Bizim de üçlü koltuğun arka ayakları kırılmış annem koltuğu duvara dayamış.Kırık ama dışardan belli olmuyor.

Müşide Teyzemin koltuğa oturmasıyla koltukla birlikte arkaya doğru düşmesi bir oldu.Müşide Teyzenin bacakları havada , eteği sıyrılmış paçalı donu ortada, tepe üstü koltukla duvar arasına sıkışmış! Annem geçti karşısına başladı gülmeye.Yok kadın kendini durduramıyor.Yardıma bile gidemiyor gülmekten.Müşide Teyze bacakları sallıyor, ay uy sesler çıkarıyor falan.Fatih ve ben gidip kurtardık onu sıkıştığı yerden:))

Hala aklıma geldikçe gülerim:))

Haftasonu Duru'ya bulduğum evimize çok yakın bir okulun deneme dersine gideceğiz.Pazar günü için süper heyecan verici bir kahvaltı planımız var ve öğleden sonrada arkadaşlarımızın kızına gecikmiş bir doğumgünü kutlaması yapmayı planlıyorum.

Siz neler yapacaksınız acaba haftasonu? Herkese sevdikleriyle birlikte geçirecekleri macera dolu bir iki gün diliyorum!

NOT: Yazının üstündeki fotoğrafta beni ve Murat'ı görebildiniz mi ?;)
















9 Ekim 2014 Perşembe

Amasya


Benim Amasya'ya ilk gidişim değildi.Üçüncü kez görmeme rağmen her gördüğümde daha bir çok beğendiğim için sanırım bu kez "Amasya varken Adana'da yaşanır mı?" diyip durdum..Ben Amasya'yı çok sevdim {yine} ama eminim fotoğraflardan sonra siz de çok seveceksiniz ve ilk fırsatta gitmek için planlar yapacaksınız.

Dağlarla çevrili, ağaçların arasında, üç beş katlı evlerden oluşan çok şirin bir şehir.Ferhat'ın Şirin için deldiği dağ da burada.

Kocamın hem annesi hem babası Amasya'lı.Haliyle Amasya'da tonla hala, teyze, kuzen, anne baba kuzeni var.Geçen gidişlerimizde anneannemizin evinde kalmıştık.Ama bu sefer yanımızda Duru ile gidecektik ve açıkçası ben yatılı misafir olmayı pek sevmiyorum.Rahatsızlık vermişim gibi hissediyorum, rahat hareket edemiyorum.{Çocuk ile daha da zor}.Kocam da benimle tamamen aynı hisleri paylaştığı için gitmeden önce orduevinde kalma konusunu karar bağlamıştık.Aileler ayağa kalktı, ay ne ayıp dedi ama biz beşimiz de orduevinde kalma kararımızdan pek bir hoşnut kaldık.

Ev ev gezip durduk,kayınpederimin kızkardeşi, kayınvalidemin kızkardeşi, kayınpederin amcaoğullarının evleri, kayınvalidemin amcası, kayınvalidemin dayısının kızı derken yüzyıllık akraba ziyateri kotamı doldurduğumu hissettim:)) Çok bayram gibi bir bayramdı.

Herkes çok kibar, çok nazik ve eğlenceliydi.Ailedeki ablaların Duru ile saatlerce sıkılmadan oynamaları beni çok mutlu etti.Her evde ayrı bir hikaye, ayrı bir anı vardı.Koskoca insanların çocukluk anılarını dinlemek çok etkileyici.#zalimsinzaman

En çok kayınpederimin ailesinde çay servisini erkeklerin yapıyor olmasını sevdim.Semaver babanın yanında duruyor ve  çayı bitenin çayını baba dolduruyor, ne şirin! Kocama "bundan sonra evde misafire ben çay vermem" bakışını attım;) O da bana "ama semaveri kadınlar yakıyor" dedi.Semaverimiz yok:P




Kayınvalidemin amcası bizi görünce ağladı."Hep ben geliyordum amca bu sefer çocuklarımla geldim" derken kayınvalidem de ağlıyordu.

Evlerde Duru'ya bayram harçlığı verdi herkes.İlk parayı M.'ın halasının eşi Ahmet Amca verdi.Duru parayı almadı, akşam orduevinde yatarken ona bayram harçlığı konusunu anlattım, kimseden asla para almaması gerektiğini ama bizim bayramlarda çocuklara harçlık verme adetimiz olduğundan bahsettim.Kulağıma eğilip "o amcanın verdiği parayı da sen kızarsın diye almadım zaten" dediğinde neler hissettiğimi anlatamam.Eridim, bittim.İzin çıktığı için ertesi gün hevesle topladı paraları:) Bir evde Alzheimer hastası çok yaşlı bir teyze vardı o kavanozdan çıkardığı metal 1 TL verdi kızımın alıp hemen bana verdiği tek para o oldu:))

Amasya'da haşhaş ve cevizle yapılan mayalı yöresel bir çörek var.Her evde ikram edildi.Kızım maşallah hepsinden yedi.Babaanne çöreği olarak bildiği çöreğe artık Amasya çöreği diyor:)Ancak çok net söyleyebilirim ki yediğim çöreklerin hiç biri kayınvalidemin çörekleri kadar güzel değildi.

İlk gün akşamüstü orduevine yerleştikten sonra teyzenin evine gittik.Anneanne artık teyze ile kalıyor.Onları gördük, akşam beraber yemek yedik.Halanın evinde çay içip orduevine döndük.Sabah da yine halaya kahvaltıya davetliydik.Sonra çılgın bayram gezmeleri başladı.

Akşamüstüne kadar beşimiz gezdikten sonra kayınpeder ve kayınvalidemi kuzenlerinin evine yemeğe bıraktıktan sonra biz "Aşıklar Müzesine" gittik.Benim için hayal kırıklığı oldu.Bakımsız cansız mankenlerle canlandırılan tarihi büyük aşk sahneleri; Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun ve hatta Romeo ile Juliet.Mankenler o kadar amatör olmasa fikir iyi aslında.Neyse ki hediyelik eşyalar bölümünden aldığım iğne oyası kolye acılarımı dindirdi;)

Akşam yemek yedikten sonra Duru'yu arabasına koyup yürüyüş yaptık.Aşağıdaki fotoğraflar Yeşilırmak kıyısında çekildi.Gece ayrı gündüz ayrı güzel.Ama ben gündüz ev gezmesinde olduğum için elimde sadece gece çekilen fotoğraflar var.





Işıklar renk değiştiriyor.Mavi tonlarında görünüm de bu şekilde:




Salı günü de teyzede kahvaltı yaptıktan sonra yola çıktık.{Anneanne rahatsızlandığı için hastaneye kaldırıldı,çok korktuk, Duru çok büyük bir ilgiyle olanları izledi, ambulans geldi,112 arandı ve sonuçta kahvaltı boğazımıza dizildi.Tek tesellimiz anneannemizi sağlıklı bir şekilde eve bırakıp yola çıkmamız oldu}Akşam sekiz gibi Adana'ya geldik.

Gezmek güzel ama ev gibisi de yok sayın okur.Gelecek gezi yazım "Amasya'da ne yenir, nerede yenir?" olacak muhtemelen.Bu yazıdan sonra bir turist patlaması olmasa da o yazıdan sonra hepiniz Amasya'ya koşacaksınız, kesin! ;)

8 Ekim 2014 Çarşamba

Şanslı okur : Ben !


Şimdi hepimiz sevgili Noni'nin yüzük çekilişinin talihlisinin ben olduğumu biliyoruz di mi? Açıklandığından beri heyecanla yüzüğümü bekliyordum.Ve nihayet geldi:)




İşte yüzüğüm:


Bu da elimde duruşu : {İlk kez bir çekiliş kazandığım belli oluyor mu:)? }


Noni'nin yüzüğe eklediği üzerinde kendi logosu olan bir kart vardı.Kartın arkasında çok şirin bir not olduğunu söylememe gerek var mı?




Yüzüğü evde tek beğenen ben değilim, elbette.Kızı olan okurlarım gelin yamacıma:)Yüzüğü geldiğinin onuncu saniyesinde kaptırmasak iyiydi:)


Tam göremeyenler varsa{:P} diye yüzüğü ve kutusunu bir kez daha fotoğrafladım.Yüzük kadar şirin bir kutu ve kart,Noni'yi yıllardır takip eden biri olarak bu özen beni hiç şaşırtmadı:


Noni,

Yüzüğünü her gördüğümde yüzümde oluşan kocaman gülümseme için teşekkür ediyorum.Elllerine sağlık! :)


Çikolata


Arkadaşlarımızla birlikte bir alışveriş merkezine gitmiştik.Beraber yemek yedik, biraz alışveriş yaptık ve sonra onların kızı şu ünlü hamburger markalarının sattığı dondurmalardan istedi.

En zorlandığım şey başka çocuklarla birlikteyken kızımın beslenme düzenini korumak.Başka bir çocuk ıvır zıvır yerken "sen yeme" demek olmuyor.Hem diğer çocuğun annesini "düşüncesiz anne" gibi suçlamış oluyorsun,hem herkes sana "pimpirikli, abartılı anne" gibi bakıyor,hem kendi çocuğunu üzüyorsun ve sonuçta ortamın tadı kaçıyor.Ben bu durumlarda yemesini istemediğim şeyin yerine nispeten daha sağlıklı bir alternatif buluyorum.

Ne yapsam diye düşünürken gözüme çikolata şelalesi takıldı.Taze meyvelerin üzerine sıcak çikolata ekleniyor.Çikolatada da şeker var ama kakao da içerdiği için yemesinden en az rahatsız olduğum şekerli besin.Ve bonus olarak da ananas, kivi,muz ve çilek.

D. da çok zor bir çocuk değil.Ona asla yalan söylemeyeceğimi bildiği için burnumu kırıştırıp " bunu sevmezsin sen" dediğimde ikna oluyor.Sevmeyeceği şeyin yerine koca bir bardak çikolata önerince daha da mutlu hatta:)

Sonuçta beyaz kremşanti kıvamında tatsız o şeyle kıyaslandığında Duru'nun kaşıkladığı çikolata herkese daha çekici geliyor.Benim üzerime de bir "ıvır zıvırdan koruma operasyonunu" daha kazasız belasız atlatmanın rahatlığı çöküyor:)

O günden beri ara sıra yiyor bu koca kase meyveli çikolatadan.Her seferinde üstünü başını değiştirmem gerekiyor, ama olsun;)

Bu konuda daha önceki yazılarım için TIK, TIK

4 Ekim 2014 Cumartesi

Bayram


Bu bayram eşimin memleketine gitmek istiyoruz. Kayınvalidem, kayınpeder ve biz.Araba ile dura dura, geze geze.Çok heyecanlı!

Eşimin memleketi demek de çok garip geliyor, sanki bir Fransızla evliyim:P Ama illa sorarlar "memleket neresi?" diye.Sanki Çorum'un , Siirt'ten, Erzurum'un Ankara'dan bir farkı var:) Sanki çok önemli.Ki bu "memleket neresi" sorusu benim için her zaman cevaplaması zor bir soru olmuştur.Nerelisin dendiğinde hep bir duralarım.Annem Erzurumlu, babam Kahramanmaraşlı,ben Adana doğumluyum.Kendimi Adanalı hissediyorum ama babam K.Maraşlı olduğumda ısrarcı,oysa Erzurum'u daha çok seviyorum:)

Eşimin anne ve babası Amasyalı, bu sayede Karadeniz bölgesini de kattığımız gen haritası ile tatlı kızımız D. nerelisin dendiğinde benden daha uzun süre düşünecek cevap vermeden önce:))

Bayramlarda kocaman ailelere özenmişimdir hep.Biz anneannelerden de babaannelerden de uzakta büyüdüğümüz için hep küçük bir aileydik.

K.Maraş'a ya da Erzurum'a gittiğimizde bizden mutlusu olmazdı.Özellikle yaz tatilinde Erzurum'da geçirdiğimiz iki ay benim hayatımın en güzel günleriydi.Dayımın ve teyzemin oğluyla beraber kudurur, kızlarına ablalık ederdim.2 yaşından ilkokul 3'e gittiğim seneye kadar Erzurum'da yaşadık biz , kuzenlerimle beraber büyüdüm yani.O yüzden kuzenden çok kardeş gibi hissediyorum onları.

Babamın işleri, bizim okulumuz yüzünden her istediğimizde  ziyarete  gidemezdik. Dolayısıyla bütün kutlamalarımız küçük olurdu ama özellikle annem,babam ve kardeşimle kutladığımız bayramlar pek bir yalnız hissettirirdi.

Şimdilerde ise bayramlar iyiden iyiye tatil oldu bizim için.Yıllardır hep bir yerlere gitme fırsatı olarak kullandık bayram tatillerini.Bundan dolayı pişman da değilim ama klasik bir bayram kutlaması da fena olmaz diye düşünüyorum.Duru'nun da hatıralarında babasının kuzenleriyle geçireceği bir bayramı olmasını isterim.

Bayramların birleştirici, neşe veren havasına bayılıyorum.İş yerinde oda oda dolaşıp iyi bayramlar dilemeyi, çıkarken birbirini gören herkesin birbirine kocaman gülümsemesini, tatil olmasını ,bayramda komşu komşu gezmeyi{ben hiç gezmesem de} çok seviyorum.

Yukarıdaki fotoğraftaki Duru'ya bakmak da beni çok mutlu hissettiriyor.Benim asıl bayramım kızımın sağlıklı ve mutlu  olması, sağlıkla büyümesi.Yüzündeki o büyük adam gülümsemesini, elini yanağına koymuş olmasını , bir bebekten çok bir çocuk gibi görünüyor olmasını mutlulukla, aşkla seyrediyorum.

Yeni maceralarda görüşmek üzere herkese iyi bayramlar!


3 Ekim 2014 Cuma

Annem kızım ve ben


Bu fotoğraftaki bütün kadınlar birbirinin annesi ya da kızı olduğu halde maalesef birbirine benzememektedir. Çünkü üçü de kendi babasına benzemektedir:)

Annem dedeme, ben babama ,Duru'da Murat'a benziyor:) Annem dedeme o kadar çok benzer ki bir gün İstanbul'da okurken gittiği dedemi de tanıyan bir Erzurumlu diş hekimi "Sen Osman Bey'in kızı mısın?" diye sormuş:) Benim anneme benzemediğim konusunda bir şey yazmaya bile gerek yok, çok net görülüyor.

Kızımı da ilk anda görenler bana benzetiyor.Bakışları biraz beni  andırıyor çünkü.Sonra Murat'ı görüyorlar ve 'Hımm, babasına benziyormuş' diyorlar:)





2 Ekim 2014 Perşembe

Yılın son çileği:


Yaz ve kışı meyvelerle anlatıyorum kızıma.Çilek bitecek ama portakal gelecek diyorum mesela.Geçen kış o kadar minnoştu ki "portakal bitecek" dediğimde portakalı bir süre göremeyecek olduğu için duygulanıp ağlamıştı:)

Bu yaz için de "çilek bitti" demiştim bir süre önce.Markette bu çilekleri gördüğümde ikimiz de çok sevindik.Uzun süre görüşemeyeceğimiz çok sevgili bir dostla son bir kez görüşmek gibiydi.Üstelik sene boyunca yediğimiz en tatlı çileklerdi:)

1 Ekim 2014 Çarşamba

Konu diyet yapmaya bağlanıyor, yine!


Cumartesi dışarı çıkarken aşağıda kızımla bir fotoğraf çektirmeye niyetlenmiştim.Site bahçesinde fotoğrafımızı çeken kocam "herkes bize gülüyordur" dese de aldırmadım ve bir sürü fotoğraf çektirdik.

Yeni saçımdan çok memnunum.Yıkayıp çıkıyorum.Sabahları taramadan bile işe gittiğim oluyor.Bir arkadaşımız vardı,kısa saçlı, bir gün saçı çok değişik bir model geldi.Çok yakışmış dediğimizde bir süre duraladı ve dedi ki "sabah uyandım aldığı şekli çok beğendim, sprey sıktım ve geldim":) Aynı ben diyebilirim:)

İki gündür yaptığım keklerin içi pişmemiş çıkıyor fırından.Çok üzgünüm.Pudingli kek diye bir kek denedim, çok güzel oldu gibi ama hafif(!) çiğ olduğundan emin olamadım:) Kek yapma motivasyonum çok düştü.Kurabiyeye yönelmeye karar verdim.Bir arkadaşım krem şantili bir kurabiyeden bahsetti ama bakıcı teyzemiz de son yaptığım kurabiyeye bayıldığını söyledi.Kararsızım.

Bütün bu ıvır zıvırı kızım ve ben yemiyoruz kocam ve bakıcı teyzemiz hallediyorlar sağolsun:)

Bir kaç gün önce il dışında görevliydim.İşimizi bitirdikten sonra iş arkadaşımla yemek yemeye gittik.Aslında bu bizim için bir tür ritüel oldu.Hep aynı yere gidip aynı şeyi yiyoruz.Betül Cafe'de içli köfte:))

Yemekten sonra alışveriş yapmak için o şehirdeki Park Bravo mağazasına gittik.Adana'da da var Park Bravo ama bu Park Bravo mağazasında çalışan bir görevli var, bayılıyoruz.İnsanı bunaltmadan yardımcı oluyor.Kesimi çok güzel diye bir pantolon getiriyor mesela, askıda görsem dönüp ikinci kez bakmam,üzerime bir giyiyorum cuk oturuyor.Sanki benim için dikilmiş.Sonuçta üç pantolon aldım:) İki eteğe hayır demeyi başardığım için çok mutluyum:P Çoktandır internet harici alışveriş yapmamıştım, aldıklarımı evde denemeden askıya asmak çok garip hissettirdi:)

Yazıda iş arkadaşım diye bahsi geçiyor ama Zeynep Abla benim için çok çok değerlidir.Yıllardır birlikte çalışıyoruz beni hiç kırmamıştır.Kimseyi de kırdığını görmedim.Hep kibar, hep neşeli, hep zarif.Bu son dönemde sigarayı bıraktı.Ki sigarayı çok severek içen bir fanatikti.Bu süreçte artık canının sigara istemediği bir dönemde ama ne yazık ki yaklaşık yedi kilo aldı.

Alışverişe gittiğimizde hiç bir şey alamadı.Eski bedeninde ne denediyse olmadı. Giydiklerini yakıştıramadı.Alışverişten sonra diyet yapmak için çok motive bir ruh halindeydi.Onda kendimi gördüm.Her alışveriş denemesi sonrası çok motive bir şekilde diyete başlardım:))

Şu sıralar tekrar 56 kilolardayım ama haftada iki gün spor yaptığım için kendimi daha sıkı buluyorum.36 bedenim hem de gerçekten.Yani önceden de 36 beden giyiyordum ama sağdan soldan sıkıştırılmış bir 36 beden.Aslında 38 bedenken 36 beden giyiyorum:)

Annemle gezerken bir keresinde "Hiç 40 beden üstü olmadım neyse ki" dediğimde annem gülmekten yerlere yatmış " Önü kapanmayan ceketler giyiyor ama illa 38 beden alıyordun" dedi:)Asla 42 beden bir kıyafet almadım.Bu da benim zayıflama motivasyonumdu:) Hayatımda en şişman olduğum dönem 65 kiloydum.Hamileyken bile bu kilonun üzerine çıkmadım.Boyum da 163.Ama yıllardır istediğim kadar fit değilim ne yazık ki.

Ünlü düşünür Kate Moss der ki "Hiç bir şey sıskalık kadar zevk vermez" :)) Bu kadar sığ da değilim çok şükür ama çok motive bir şekilde kilo vermeye , sıkılaşmaya çalışıyorum.Çok düzenli spor yapıyorum.Her fırsatta yürüyorum, evde fırsat bulduğumda bir saat kadar bisiklete biniyorum.Ara sıra protein ağırlıklı besleniyorum, daha uzun süreli de bir az yeme diyeti yapıyorum.Az yemek bir yaşam stili olsun istiyorum aslında ama o kadar pisboğazım ki:)

Eskiden giyemediklerim motive ederdi beni şimdi çok şükür giyebildiklerimle motive oluyorum.

Geçen yazıda Bahar yorumlarda beni hamile sanmıştı (hem de 5-6 aylık filan-ühü) o yüzden bir sürü yandan da fotoğraf çektirdim.Yine hamileymişim gibi duruyor ama en azından 5 aylık diyemeyiz çok çok 2 aylık :D



Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..