yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Ekim 2014 Perşembe
Yılın son çileği:
Yaz ve kışı meyvelerle anlatıyorum kızıma.Çilek bitecek ama portakal gelecek diyorum mesela.Geçen kış o kadar minnoştu ki "portakal bitecek" dediğimde portakalı bir süre göremeyecek olduğu için duygulanıp ağlamıştı:)
Bu yaz için de "çilek bitti" demiştim bir süre önce.Markette bu çilekleri gördüğümde ikimiz de çok sevindik.Uzun süre görüşemeyeceğimiz çok sevgili bir dostla son bir kez görüşmek gibiydi.Üstelik sene boyunca yediğimiz en tatlı çileklerdi:)
22 Ağustos 2014 Cuma
Amsterdam 2
Her yer bu fotoğraftaki gibi evlerle dolu.Masal gibi bir şehir Amsterdam.Refah içinde yaşıyorlar, Avrupa Birliği ülkelerinde ilk beş içindeymişler.Eğitim seviyesi çok yüksek.Herkes İngilizce biliyor.İnşaat işi yapan elinde testere olan bir adama İngilizce yol sorduk kalkıp çok aksansız ,temiz bir İngilizce ile yolu tarif etti.En çok eğitimlerine özendim.
İlk iki gün deli gibi bebek arabası ararken şehirde gezmeyi planladığımız pek çok yeri gezmiş olduk.{Kucağımızda kızımızla}Şehir hakkında bir fikir edindik.Ve yine o ilk gün Dam Meydanında bulunan Madam Tussaud müzesini de gezdik.Müzede o kadar çok fotoğrafımız var ki müzeyi ve Dam meydanını başka bir yazıya saklamaya karar verdim:)
Meydanlar , caddeler,müzeler ve pazarlar olarak belirlemiştim gezilecek yerleri.Dam, Rembrantplein, Museumplein, Leidseplein belirlediğim dört meydandı.Hepsine ve hepsinin etrafındaki önemli caddelere gittik.Meydanlar bizim Taksim gibi çok geç saatlere kadar yaşayan yerleri şehrin.Yemek içmek için de , gezinmek için de idealler.
Hope on hope off diye bir tur sistemi var.Gitmeden önce Avrupada başka şehirlerde hatta İstanbulda'da olan bu sistemin Amsterdam'da olduğunu da öğrenmiştim.Bir günümüzü de Türkçe dil seçeneği olan bu otobüslere ayırdık.24, 48,72 saatlik biletler alıyorsun.12 güzergah belirlemişler, yolada kulaklıktan bant yayını var istediğin dilde rehberi dinliyorsun ,önemli duraklarda duruyorlar istersen inip geziyorsun istemezsen devam ediyorsun.İndiğin duraktan her onbeş dakikada bir hope on hope off otobüsü geçiyor işin bittiğinde bir sonraki otobüse binip gezmeye devam ediyorsun.Biz ilk turda mesela hiç inmedik otobüsten.Tüm durakları öğrendik sonra istediklerimizde inip binerek şehri gezdik.
Kanal turunun da benzer bir şekli var ama biz inip binmeli olmayan bir kanal turu tercih ettik.Kanallarda gezinmek ve fotoğraf çekmek harikaydı.Duru turda kafası masada uyuyakaldı, çok şirindi:)
Bit pazarı ve meşhur Albert Cyrup 'a da uğradık.Albert Cyrup'u ilk seferde bebek arabası aramak için şöyle bir gezmiştik ikinci sefer daha bir adamakıllı gezdik.Kendime iki tane eski elbise aldım.Vintage ayağına giyerim diye.Tabi denemeden.Evde giyince çok komik oldum tabi, kollar falan felaket:) Terziye uğrayıp düzelttirirsem giyilebilirler belki.Pazarı internette bir anlatmışlar bir anlatmışlar gidip baktım bizim pazarların tırnağı olamaz.Kalitesiz, eski püskü tipli ıvır zıvırlar.Sadece peynir kaliteli ve ucuzdu bak aklınızda olsun.
Amsterdam o kadar pahalı ki elini attığın şeyin Türk parası ne kadar ettiğini anladığında elini çekiveriyorsun.Albert Cyrup'da eski püskü iki elbise 5 Euro olunca alayım bari dedim.Bir tür gaza gelme aslında:)) Türkiye'de o şeylere 15 TL hayatta vermezdim:)
Bit pazarından da Duru'ya çok hoş iki biblo, kendime eski püskü bir yüzük aldım.Çok şirin bir toka gördüm kesik kalem şeklinde ne kadar dediğim satıcı al götür dedi:)
Hema diye bir alışveriş merkezleri var oradan değişik yapışkanlar,desenli kumaştan kitap kapları, kalemler, acayip bir oje aldım.Duikelman diye bir pasta malzemeleri satan mağazadan Duru'ya Happy Birthday kelimelerinin her bir harfinin mum olduğu bir set ve babasını yeni kaybeden ve pastacılığa merakı olan bir arkadaşıma hediye olarak cupcake şeklinde çikolata kalıbı aldım.
Bunun dışında bir çöp almadık.Oradan taşıdığına değecek bir şey de yoktu zaten.Orjinal değil , ucuz hiç değil.
Pazarlarda satılan kibbeling diye satılan bir kızarmış balık var yolunuz düşerse garlic sos ile alın onu çok lezzettli.Bunu da araştırmalarımdan bulmuştum.Kocam "sen önermesen tipine bakıp bunu hayatta yemezdim" dedi.Denemek için azıcık aldığım kibbeling hemen bitince ikinci partiyi aldım dükkandan:) Yerlileri daha çok haring dedikleri soğan ve kornişonlu sandviç şeklinde hazırlanan çiğ balıktan yiyordu ama.Çiğ köfte kültüründen gelen biri olarak kınamamaya çalıştım ama ekmeğin içinden görünen küçük çiğ balıkçık çok iğrençti :)
Her yerde patates kızartması var.Acı seviyorsanız spicy sosla deneyin derim.
Her yerde geçen kanallar şehrin masalsı havasını destekliyor.Fotoğrafta elimdeki kağıt notlarım:) Ne olur ne olmaz diye basılı aldım:))Ama hiç internet sorunu yok hemen her yerde wi fi ücretsiz.
Yolların yanında pembe bisiklet yolları var. Her yere bisikletle giden her yaştan Amsterdamlılara çok özendim..Ama bu bisiklet meselesi yüzünden karşıdan karşıya geçmek tam mesele.Arabalara baktın, tramvaya baktın, bisikletleri unuttuysan üzerine son hız gelen tri tri diye zile basan sinirli bir Hollandalı görebilirsin.Seni de hiç acımaz ezer sayın okur:) Topuklu ayakkabılı, döpiyesli kadınlar da gördüm, iki küçük çocuğu kendi bisikletiyle anneleri kendi bisikletiyle gidenleri de.Dört katlı bisiklet otoparkı vardı düşünün!
Üç müze seçmiştim gezmek için.Madam Tussaud, Van Gogh ve Rijk museum. Madam Tussaud'u ilk gün gezdik eğlenceli ve turistik bir müze.Entellektüel birikime katkısı sıfır:)Ama çekilen eğlenceli fotoğraflar ve ailece geçirilen zaman açısından paha biçilemez:)
Notlarımda Van Gogh ve Rijk müzesini gezmeye bir sabah ayırmışım.Birbirine çok yakın iki müze olduğu için.Ama araba meselesi bize iki gün kaybettirince sadece birini gezelim dedik ve Rijk müzesini seçtik.Rijk müzesinin içine girince anladım ki sırf bu müzeyi adam akıllı gezmek için bile iki gün lazım.Sistemlerine hayran olduğum Holllandalılar müze yapmış sayın okur.Bizimkiler gidip görse keşke!
Alttaki fotoğraf Rijk müzesinin içinden.Bu müze çok fotoğraflı başlı başına bir yazıda anlatılabilir ancak.Bir sonraki yazıda bir müze olacak yani.Madam Tussaud ya da Rijk.Bakalım:)
17 Ağustos 2014 Pazar
Telefon kamerasından tatil
Büyük makina harici çektiğim fotolardan kolaj yaptım.Pek güzel oldu:)
Bunlar yol hallerimiz.Cay icmek icin, gozleme yemek icin mola verip durduk:)
Bu pozlarimizi cok sevdim.54678 kere falan yayinladigim icin siz de anlamissinizdir zaten:)
Bu cay zehir gibiydi.Ben icemedim ama Duru icmeyi denedi:) Ne olmasa dortte bir oraninda Erzurumlu bir dadastir kendisi:)
Burasi Alacatida bir dondurmaci.Dondurmamizi oturup yedik burada yanimiza Pinar Dilseker oturdu:) Durunun ikinci dondurmasini karsilarken ki yuz ifadesi :)
Bu yaziyi Amsterdamdaki otel odamizdan yazdigim icin turk Alfabesinin harfleri maalesef mefta.Kusura bakmayin:)
Bunlar yol hallerimiz.Cay icmek icin, gozleme yemek icin mola verip durduk:)
Bu pozlarimizi cok sevdim.54678 kere falan yayinladigim icin siz de anlamissinizdir zaten:)
Bu cay zehir gibiydi.Ben icemedim ama Duru icmeyi denedi:) Ne olmasa dortte bir oraninda Erzurumlu bir dadastir kendisi:)
Burasi Alacatida bir dondurmaci.Dondurmamizi oturup yedik burada yanimiza Pinar Dilseker oturdu:) Durunun ikinci dondurmasini karsilarken ki yuz ifadesi :)
Bu yaziyi Amsterdamdaki otel odamizdan yazdigim icin turk Alfabesinin harfleri maalesef mefta.Kusura bakmayin:)
18 Temmuz 2014 Cuma
Haftasonu !
Tam ruh halime uygun bir fotoğraf ! Neden? Çünküüüü bugün CUMA !
Her dört günde bir böyle yazılar okuyacaksak yandık diye düşünüyorsanız sizi sadece yaz haftasonları bu kadar coşkulu oluyorum diye rahatlatmak isterim :)
Kış da güzel elbette ve Adanada'da yaşarken kışı sık sık da özler insan - benden başka insanlar- ama ben yaz insanıyım. Güneş, deniz, kum ve ben.
Kışın işten çıkarken havanın kararmış olmasını sevmiyorum.Tüm hayatım iş yerinde geçiyormuş gibi geliyor.Oysa yazın eve gidiyorum,kızımla parka gidiyoruz , eve geliyoruz yemek yiyoruz, beraber oturuyoruz televizyon seyrediyoruz ya da balkona geçiyoruz bazen yemekten sonra da dışarı çıkıyoruz ve ancak bunlardan sonra yatma saatimiz geliyor.Bir hayatım olduğunu hissediyorum.
Bu hafta sevdiğim üç insanın sağlık sorunlarıyla ilgili endişe verici olabilecek haberler aldım.Çok endişelendik ama çok şükür hepsi düşündüğümüzden çok daha basit sorunlar çıktı.Size tavsiyem bir rahatsızlığınız varsa semptomları Google'a yazıp teşhis aratmayın.Ya da zaten bir teşhisiniz varsa internetteki yorumları okumayın.
Bu haftasonu bu kitabı okuyacağım.Klasiklerden olmasına rağmen şu seriyi okuyana kadar varlığından habersizdim.{Meşhur üçlemeyi okumak mı Tess'i duymamış olmak mı daha utanç verici karar veremedim :P}
Amsterdam ile ilgili araştırmalarıma devam edeceğim.Bu konuda o kadar çok kaynak buldum ki.Çok mutluyum.Bir sürü yerden bir sürü yazı kopyaladım.Hepsini okuyup bize{çocuklu aile} uygun olacak bir rehber hazırlamak istiyorum.Beğenirsem kanaklarımı da belirterek burada yayınlamayı düşünüyorum.
Gidip gören insanların yönlendirmeleri çok daha kişisel, ticari kaygılar gütmeyen bir bakış açısıyla oluyor.Beğenmediğini de pat diye yazıyor sonuçta bir yazar değil , kimseye karşı bir sorumluluğu yok.Bunu da çok seviyorum.En çok ekşi sözlük yazarlarının git dediği yerlere gitmişimdir mesela :P
Bu da haftasonu şirini:
Kış da güzel elbette ve Adanada'da yaşarken kışı sık sık da özler insan - benden başka insanlar- ama ben yaz insanıyım. Güneş, deniz, kum ve ben.
Kışın işten çıkarken havanın kararmış olmasını sevmiyorum.Tüm hayatım iş yerinde geçiyormuş gibi geliyor.Oysa yazın eve gidiyorum,kızımla parka gidiyoruz , eve geliyoruz yemek yiyoruz, beraber oturuyoruz televizyon seyrediyoruz ya da balkona geçiyoruz bazen yemekten sonra da dışarı çıkıyoruz ve ancak bunlardan sonra yatma saatimiz geliyor.Bir hayatım olduğunu hissediyorum.
Bu hafta sevdiğim üç insanın sağlık sorunlarıyla ilgili endişe verici olabilecek haberler aldım.Çok endişelendik ama çok şükür hepsi düşündüğümüzden çok daha basit sorunlar çıktı.Size tavsiyem bir rahatsızlığınız varsa semptomları Google'a yazıp teşhis aratmayın.Ya da zaten bir teşhisiniz varsa internetteki yorumları okumayın.
Bu haftasonu bu kitabı okuyacağım.Klasiklerden olmasına rağmen şu seriyi okuyana kadar varlığından habersizdim.{Meşhur üçlemeyi okumak mı Tess'i duymamış olmak mı daha utanç verici karar veremedim :P}
Amsterdam ile ilgili araştırmalarıma devam edeceğim.Bu konuda o kadar çok kaynak buldum ki.Çok mutluyum.Bir sürü yerden bir sürü yazı kopyaladım.Hepsini okuyup bize{çocuklu aile} uygun olacak bir rehber hazırlamak istiyorum.Beğenirsem kanaklarımı da belirterek burada yayınlamayı düşünüyorum.
Gidip gören insanların yönlendirmeleri çok daha kişisel, ticari kaygılar gütmeyen bir bakış açısıyla oluyor.Beğenmediğini de pat diye yazıyor sonuçta bir yazar değil , kimseye karşı bir sorumluluğu yok.Bunu da çok seviyorum.En çok ekşi sözlük yazarlarının git dediği yerlere gitmişimdir mesela :P
Bu da haftasonu şirini:
Arkadaki canlı sizi korkutmasın garip bir tür değil sadece anlamadığım bir şekilde kumlara bulanmış bir insan :))
Herkese sağlıklı, eğlenceli bir haftasonu diliyorum !
11 Temmuz 2014 Cuma
Cuma!
Cuma coşkusunu tam olarak hissedemiyorum çünkü kocam çok hasta sayın okur.Tonsillit olmuş üzerinize afiyet.Tam da işleri bitmişken, tam da biz çılgınca gezecekken, tam da arada kızı alıp beni evde tek başıma bırakabilecekken.Ühü.
Depo penisilinler, serumlar ile haftasonuna yetiştirmeye çalışıyoruz kendisini.Haydi inşallah!
Hastalığının ilerlemesinin sorumlusu olarak da beni görüyor ne yazık ki.Klimanın kumandası gece bende duruyor.Klimanın ayarlarını Duru gün içinde değiştirmiş sanırım , ben hiç ellemediğime göre öyle olmalı, gece boyu klima ona doğru hava üflemiş.Akşam "biraz uyusa iyileşir" gibiydi sabah felaketti.
Sinir içinde bekliyordu beni banyoda.Elinde bir fener boğazını ve beyaz beyaz görünen bademciklerini gösterdi.Tüh!
O gün şehirdışına gitmesi ve bir gece de kalması gerekmese yine neyse.Daha da tüh!Akşam güzel yemekler, erkenden uyumak falan kendine gelir gibi olmuştu biraz.Sabah ilk başta oldukça kötüydü ama serumdan sonra sesi daha iyi geliyordu {ve daha az sinirli}.
Haftasonu bir yerlere gidemezsek yurtdışı gezileriyle ilgili araştırma yapmak istiyorum.Amsterdam, Paris, Londra ve (Floransa,Roma,Venedik) en çok görmek istediğim yerler.Blog, ekşi sözlük ne bulursam toparlayıp buralarla ilgili çok ayrıntılı bir dosya hazırlayacağım.Hazırladığım dosyayı kaynakları da belirterek burada yayınlayabilirim belki.Daha önce İstanbul,Dubai ve Alaçatı için de benzer dosyalar hazırlamıştım çok işe yaradı.
Arta kalan zamanda biraz bir şeyler örmek istiyorum.Tığ işinde fena değilim ama eserlerim! hep yarım yarım.Yarım bir perde ucu, yarım kalmış bir masa örtüsü gibi.Hep de iddialı parçalar:) Şimdiki hedefim de Afgan Battaniyesi. Yine iddialıyım görüldüğü üzere :))
Burada da eğlenceli fikirler var.Battaniyeden önce bir saat ya da bardak altlığı mı yapsam diye düşündürttüler açıkçası ;)
Okunacak kitaplar, denenecek tarifler, gidilecek parklar bizi bekler.Herkese sağlıklı, mutlu, eğlenceli ve ailece geçirilecek bir haftasonu diliyorum.
28 Haziran 2014 Cumartesi
Park park gezmek
Geçen yazıda bahsettiğim her güne bir park projesinin ikinci parkı işte bu park.Kışın yanından geçerken dikkatimi çekmişti, çok renkli ve büyük bir alan.Diğer favori parkımızda geçen seneden beri sık sık gittiğimiz ancak blogda fotoğrafları olmayan kızımla benim "uzak park" olarak bahsettiğimiz bir park.Gelecek sefer orada da fotoğraf çekmek istiyorum çok daha yeşil ve güzel bir park çünkü.
Burası yan yana iki parktan oluşuyor ve çok renkli oyuncaklar var.Paten kayan ya da bisiklete binen çocuklar da vardı.Alttaki fotodaki Duru'yu görebildiniz mi:) Anne buradan kayarken düşebilirim gel diye sesleniyor:)) Bkz.
Artık tanıyorsunuz kucağındaki bebek "kardeşi".Evden çıkarken içerde unutmuşuz, geri dönmek zorunda kaldık:)Onunla kaydı, onunla sallandı, onu kaydırdı ve hatta salladı:)) Bir çocuk ona yaklaştığında hemen kardeşine sarılıp asla vermeyeceğini belli ediyor.Çocuğun alma niyeti yoksa bile Duru'nun tavrından etkilenip saldırıya geçiyor çoğu zaman.Küçük bir kız kardeşine vurdu diye ağladı da biraz:)
Kızım bir çocuk sana vurursa sen de ona vur diyorum.{Senden küçükse vurma ama}.Ağlarken "neden sen de vurmadın?" diye sordum.Anne bana vurmadı ki kardeşime vurdu dedi:)
Başka parklarda görüşmek üzere.Hoşçakalın :)
24 Haziran 2014 Salı
Yine balıkçı ..
Biliyorsunuz sağlıklı beslenmeyi önemsiyorum.Bu sebeple haftasonu rutinine 15 günde bir balıkçıya gitmeyi eklemeye çalışıyorum.Bu açıkçası ben ve kocam için bir tür fedakarlık çünkü balık sevmiyoruz:) Kalamar, patates seviyoruz ama:))
En sevdiğimiz balıkçı "Salim'in yeri" ..Konumu, mezeleri, salataları ve çocuk parkıyla bizi çok mutlu ediyor.Fotoğrafların çekildiği gün yediğimiz hiç bir şeyi beğenmedik gerçi ama genel olarak sevdiğimiz bir yer.
Kalamar kalp ben.Ama bu fotoğrafda en çok süzme yoğurdu seviyorum.
Fotoğraf çekilirken ağzı dolu olan biri:))
Çocuk parkında ben , kızım ve kızımın kardeşi :P Oyuncak bebek kardeşiymiş, arada emzirmem için bana getiriyor:) Kendisini 26 ay emzirmem yetmedi sanırım. Bir de sıkılınca "kardeşini" yere fırlatmasa daha iyi olacak :))
Yemekten sonra gerçek makina yanımda olduğundan şu harika manzarada fotoğraf çekelim istedim.Sonuçta blog yazıyorum :P Ama işte herkes bize bakarken(ya da bize öyle gelirken) pek havaya giremiyoruz.Burada da ters ışık vurdu.
Nispeten daha iyi bir foto :)) Manzara gerçekten de harika değil mi?
Çıkışta markete gidip haftalık alışverişimizi yaptık.Eve döndüğümüzde cidden yorgunduk.Biraz kitap, banyo ve sonrasında cup yatak."Uyuyunca kalkınca teyze gelecek mi?" sorusunu cevapla ve bir masal anlat {tuz masalı},yoğurt mayala, ertesi gün giyilecekleri belirle, yüzünü yıka, dişini fırçala, evi son bir dolaşıp toparla derken kitap okuyacak çok az bir zaman kalıyor.Genelde uykumdan vazgeçip kitap okuyorum.Özellikle pazar geceleri en az uyuduğum geceler oluyor..
Bu ara bir Japon kitabı okuyorum.Megumi, Mitsoku, Karazonihou gibi karman çorman isimler arasında kim kimdi anlamak zor ama konusu o kadar sürükleyici ki kitabı elimden bırakıp uyumak için kendimle savaşıyorum.
En sevdiğimiz balıkçı "Salim'in yeri" ..Konumu, mezeleri, salataları ve çocuk parkıyla bizi çok mutlu ediyor.Fotoğrafların çekildiği gün yediğimiz hiç bir şeyi beğenmedik gerçi ama genel olarak sevdiğimiz bir yer.
Kalamar kalp ben.Ama bu fotoğrafda en çok süzme yoğurdu seviyorum.
Fotoğraf çekilirken ağzı dolu olan biri:))
Çocuk parkında ben , kızım ve kızımın kardeşi :P Oyuncak bebek kardeşiymiş, arada emzirmem için bana getiriyor:) Kendisini 26 ay emzirmem yetmedi sanırım. Bir de sıkılınca "kardeşini" yere fırlatmasa daha iyi olacak :))
Yemekten sonra gerçek makina yanımda olduğundan şu harika manzarada fotoğraf çekelim istedim.Sonuçta blog yazıyorum :P Ama işte herkes bize bakarken(ya da bize öyle gelirken) pek havaya giremiyoruz.Burada da ters ışık vurdu.
Nispeten daha iyi bir foto :)) Manzara gerçekten de harika değil mi?
Çıkışta markete gidip haftalık alışverişimizi yaptık.Eve döndüğümüzde cidden yorgunduk.Biraz kitap, banyo ve sonrasında cup yatak."Uyuyunca kalkınca teyze gelecek mi?" sorusunu cevapla ve bir masal anlat {tuz masalı},yoğurt mayala, ertesi gün giyilecekleri belirle, yüzünü yıka, dişini fırçala, evi son bir dolaşıp toparla derken kitap okuyacak çok az bir zaman kalıyor.Genelde uykumdan vazgeçip kitap okuyorum.Özellikle pazar geceleri en az uyuduğum geceler oluyor..
Bu ara bir Japon kitabı okuyorum.Megumi, Mitsoku, Karazonihou gibi karman çorman isimler arasında kim kimdi anlamak zor ama konusu o kadar sürükleyici ki kitabı elimden bırakıp uyumak için kendimle savaşıyorum.
22 Haziran 2014 Pazar
Yaz
Her zaman en sevdiğim mevsim "yaz" olmuştur.Okullar tatil, hava güneşli, günler uzun, dondurma yenebiliyor e daha ne olsun:) Geçen yazdan fotolara bakmak kışın bana gereken motivasyonu sağlıyor:) Bu sene de geçen sene kadar güzel geçsin , lütfen!
Çimenlere uzanabilmek bir harika dostum !
Dondurma denince aklıma İstanbuldaki İtalyan dondurması yapan yerler gelir hep.Neyse Adana'da da var artık.Kızımın favorisi değil ama ben ba-yı-lı-yorum!
Kaydıraktan kaymak da nedir? Önemli olan tersten çıkabilmek! Ayakların altına dikkat :)
Süpürge !
Deniz kızı :)
İstanbul Sade Kahve'de kahvaltı.Manzaranın güzelliğine bakın.Yine de İstanbul yaşamak istediğim bir yer değil.
Şu ikisinin tatlılığına, komikliğine bakar mısınız:)
Çimenlere uzanabilmek bir harika dostum !
Dondurma denince aklıma İstanbuldaki İtalyan dondurması yapan yerler gelir hep.Neyse Adana'da da var artık.Kızımın favorisi değil ama ben ba-yı-lı-yorum!
Kaydıraktan kaymak da nedir? Önemli olan tersten çıkabilmek! Ayakların altına dikkat :)
Süpürge !
Deniz kızı :)
İstanbul Sade Kahve'de kahvaltı.Manzaranın güzelliğine bakın.Yine de İstanbul yaşamak istediğim bir yer değil.
Şu ikisinin tatlılığına, komikliğine bakar mısınız:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..



