23 Haziran 2015 Salı

Son dönem kitapları 5



Bir sürü bir sürü kitap okumuşum.Ya da çok uzun süredir kitap yazısı yazmıyorum:) Neyse ne işte karşınızda son dönem okuduğum kitapların kısa bir özeti.Hemen hemen tümünü beğendiğimi söyleyebilirim.

Kitabın sonunu ,sürprizini hep parantez içlerine yazdım.Kitabı okurum diyorsanız parantez içlerini okumayın:)

Diriliş: Tess Gerritsen çok iyi bir yazardır.Hiç bir kitabında hayal kırıklığına uğramadım.

Kitap Botswana'da bir safari gezisini ve geziye katılan 7 turist, bir rehber ve bir iz sürücünün safari maceralarını anlatarak başlıyor. Gruptakilerden birinin anılarından anlatılan bölümler şimdiki zamanda işlenen bir cinayetle bağlantılı.Kitap flashback denilen geri dönüşlerle anlatılıyor.

7 kişilik gruptaki hemen herkes bir bir ölüyor, herkes birbirinden şüpheleniyor, grup bir şekilde birbirine düşüyor gruptan sadece bir kadın kurtuluyor ve o da o kadar korkuyor ki bir daha Güney Afrika'dan ayrılamıyor.Evlenip oraya yerleşiyor ve kendisini neredeyse evine hapsediyor.Katilin  geri dönüp kendini öldürmesinden korkuyor.

Ama günümüzde işlenen cinayetler bir şekilde kendisini olayın tek görgü tanığı haline getirdiği için bir şekilde oradan çıkıp katille yüzleşmesi gerekiyor.Korkmaktan bıkmış, korkarak yaşanmayacağını anlamış olduğu için her şeyi göze alıp polis korumasında Amerika'ya geliyor.

{Sonuç elbette sürpriz, yıllardır katil sandığı kişinin katil olmadığını öğrenen kadın gerçek katille yüzyüze kalıyor.Ve bu kez onu öldürerek her şeye son veriyor.Adam insan öldürmekten hoşlanan bir psikopat.Başka insanların kimliği ile yıllardır resmen insan avlıyormuş.}

Sürpriz Balayı: Şimdi bir edebi başyapıt değil elbette.Ama rahat okunan eğlenceli bir kitap.Düğün günü kendisini aldatan kocasını terkedip balayı tatiline en yakın arkadaşının abisiyle giden kadının gerçek aşkı bulması.Hah!

Karmakarışık: Yine rahat okunan, eğlenceli bir kitap.Süper yakışıklı, zengin ve hırslı bir işadamının şirkete yeni gelen kendisi kadar hırslı bir kadına aşık olması anlatılıyor.Adam hayatında bir kadınla ikinci kez beraber olmayacak kadar çapkın ve kendini beğenmiş.Bu kız kendisini reddeden belki de ilk kadın.Reddetme sebebi de bir erkek arkadaşının olması.Erkek arkadaş sünepe falan tabi:) Romantik komedi tadında bir kitap.

{Birbirlerine aşık oluyorlar, flört ediyorlar, sonra elbette bir yanlış anlaşılma her şeyi mahvediyor ama esas oğlan kızın gönlünü bir şekilde alıyor }

Psikiyatrist: Bu çok iyiydi.Beni ters köşe yaptı.Olayın kurgusu, yazarın anlatımı, üslup, çeviri ve sürpriz bir son.Harikulade bir kitap diyebilirim.

Psikiyatrist erkek arkadaşının Avustralya'ya gitmesi sebebiyle bir hastasını devralan psikiyatrist kadın hastanın kendisine bahsettiği 'kara adam'la  ilgili sorun yaşamaya başlar.Hasta kaybolur, kara adam bir şekilde kadına ulaşır, kadın en yakın mesai arkadaşlarından bile korkmaya başlar.Bu arada erkek arkadaşından da haber alamamaktadır çünkü ıssız bir adaya gitmiştir adam.Neyse işte olaylar öyle bir raddeye gelir ki kadın ölümden döner.Ama kimse kayıtlarda görünmeyen bu kadınla ilgili ona yardım etmemekte, inanmamaktadır.Ortada bir şeyler dönmektedir ama ne?

{Meğer psikiyatrist kadın çocukken tecavüze uğramış hem de yarı akıllı amcası tarafından.Annesi de bu olayı geçmişe gömmek için kızın adını değiştirmiş ve olayı unutturmuş.Olayın üstünden yıllar geçmesine rağmen erkek arkadaşıyla evdeyken  bir çocuk kitabı kadının tüm anılarını, korkularını tetiklemiş o korkuyla yanlışlıkla erkek arkadaşını öldürmüş.Sonra da tüm anılar birbirine karışmış.Tedavi etmeye çalıştığı hasta kadın gerçek değil.Araştırmalar sonunda bir isme ulaşıyor o isim de kendi çocukluk ismi aslında.Olayın olduğu yere gidiyor ve bir şekilde her şey anlaşıldığında kadın kendi benliğinin içinde kayboluyor.Doktor olduğu hastaneye umutsuz bir vaka olarak dönüyor.Ama kitabın sonunda iyileşmeye başladığını anlıyorsunuz.Merak etmeyin her şey iyi olacak.}

Aşk Ölümden Uyanıştır: Düğün günü nişanlısı tarafından yüzüstü bırakılan Nina, düğününün olduğu kiliseden eve dönmek üzereyken kilisenin havaya uçmasıyla, kendinin ve konukların ölümden kıl payı kurtulduğunu anlar.

Şehirde de geçmişteki bombalama olaylarından sonra, yeni seri bombalamalar başlamıştır. Bu yeni bombacı, geçmişteki bombacıyla aynı imzayı (el yapımı bombaların tarzı aynı) taşımaktadır. Ve bomba ekibinin başı dedektif Sam Navarro, bu bombacının peşine düşer. Kilisedeki bombalamanın da bu seri bombacının imzasını taşımasıyla da Sam ve Nina'nın yolları kesişir.

{Bombacı katil içerdeki bir tutuklu tarafından savcıyı öldürmesi için tutulmuş meğerse.Savcı tutukluyla anlaşma yoluna gitmiyormuş savcı ve hakimler ölürse yeniden yargılanırım diye düşünen manyak bir kiralık katil tutmuş.Hedefin kim olduğu anlaşılıp kendisinden şüphelenmesinler diye de katil avukat ve savcıların toplu bir konserini bombalayacakmış.Bu yüzden de konserin olduğu mekana yer gösterici olarak girmiş.Bir gün de bir bisiklet çarpmış ona ve acil servise gitmiş.Bizim esas kız o gün görevli olan hemşireymiş nişanlısı da adamı muayene eden doktor.Bu yüzden düğünü bombalamak istemiş.İki görgü şahidi de ölsün diye.Ama damat kızı düğün günü ekince boş kilise patlamış oluyor sonuçta ve polis bir şekilde bağlantıyı kurup büyük bombalamayı engelliyor.Polis terkedilen geline aşık oluyor bu arada.Mutlu son!}

Londra Caddesi: Çok beğendim! Sıradan bir aşk kitabı ama harikaydı.Üst üste bir kaç kez okudum.İflah olmaz bir romantiğim ben!

Johanna'nın alkolik bir annesi ve bakması gereken küçük bir erkek kardeşi vardı. Babası alıp başını gitmişti, evi geçindirmek Johanna'ya kalmıştı. Artık sadece kardeşi için yaşıyordu.Ona bir abladan çok anne gibi bakıyor.

 Erkek arkadaşlarını da bu yüzden zenginlerden seçiyordu. Kendi arzuları onun için önemsizdi. Pasaklı kotu, dövmeleri ve hırpani tişörtüyle şehrin en seksi serserisi Cameron hayatına girdiğinde Johanna'nın bütün ezberi bozuldu.

Cameron, barda birlikte çalıştıkları bu mesafeli görünen kıza çok önyargıyla yaklaşıyor önce.Zengin erkeklerle para için sevgili olan bir kızı aşağılamak çok kolay.Sonra kızı tanımaya başladıkça kendinden utanıyor ve her ikisinin de hayatı değişiyor.

Müthiş Bir Şey: Harika bir konu, nefes kesen küçük öyküler.Savaşlar, ayrılıklar, ölümler kadar çok ufacık olayların da anlatıldığı insana dair müthiş öyküler.

Bir akşamüzeri Amerika'nın isimsiz bir şehrinde aniden meydana gelen deprem yüzünden birbirinden tamamen farklı dokuz yabancı, bir pasaport ve vize ofisinde mahsur kalır. Yanlarında çok az miktarda yiyecek vardır ve bulundukları yer su almaya başlamıştır, üstelik hiçbir çıkış yolu yoktur.

Kapana kısılan bu dokuz kişi için psikolojik stres katlanamayacakları bir noktaya gelir. İşte o anda aralarındaki yüksek lisans öğrencisi herkesin kendi hayatından bir hikâyeyi, daha önce kimseyle paylaşmadıkları "müthiş bir şeyi" paylaşmasını ister. Verdikleri ölüm kalım savaşının baskısı altında bile olsa romantizm, evlilik, aile, siyasi görüş değişikliği ve kendini keşfetmeyle ilgili şaşırtıcı hikâyelerini anlatır hepsi.

{Sonu muallak olduğu için puan kırıyorum}

Reklam aşkı: Tümünün içinde beğenmediğim tek kitap bu.
Lexi White, üniversite hayatının en başarılı günlerini yaşadığı sırada babası rahatsızlanınca bir saniye bile düşünmez; her şeyi bırakır ve babasının bakımını üstlenmek üzere evine geri döner. Yıllarca onunla ilgilenir, ihtiyaç duyduğu her an yanında olur. Hastalığı atlatamayan babasını sonsuzluğa uğurladıktan sonraysa Lexi, hayatını yeniden kurmaya karar verir.

Ancak eğitimini tamamlamamıştır. Hayal ettiği işi yapmak için sıfırdan başlayacaktır. Hunter Reklamcılık'a girmeyi başarır.Yöneticisi lise yıllarından beri aşık olduğu Vincent Drake'dir.

Kitapta sevmediğim yön Lexi'nin idealize edilmesiydi.Her şeyi o kadar mükemmel o kadar mükemmel ki insanı rahatsız ediyor.En zeki, şaşırtıcı derecede güzel, deli gibi yemek yiyor ama kilo almıyor, giydiği basit bir elbise bile ünü modacıların dahi dikkatini çekiyor, kimle tanışsa etkiliyor falan.Abarta abarta bir hal olmuş yazar.Beni sinir etti.İlk kez kitapta ana karakterlerin nihayet kavuşmasından mutlu olmadım düşünün:)





7 yorum:

Sorriso dedi ki...

psikaytristi çok merak ettim. Hemen bugün gidip alıcam :)

şule çuhacı yıldız dedi ki...

Yazlıga gitmeden iyi bir liste oldu benim icin ozellikle Tess Gerritsen benim de favori yazarlarımdan :)

Öykücü dedi ki...

Sorriso:)

Mutlaka okunmalı.

Şule Hn:)

İşinize yaramasına çok sevindim:)

Sevgiler.

deeptone dedi ki...

wulf dorn. okuyum bunu :)

Sorriso dedi ki...

2 günde bitirdim kitabı. Yeniden okuma zevki kazandırdığın için çok teşekkürler canım benim :)

Öykücü dedi ki...

Deep:),

Mutlaka oku.Sonra da yorumunu yaz çünkü merak ederim.

Sorriso:),

Çok sevindim beğenmene.Yuppi.

deeptone dedi ki...

okuycam. başka kitapları da varmış. çok sevdiğim tür yaa :)

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..