kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ocak 2016 Çarşamba
Kitap: Hımm
Bu geçen senenin kitaplarından biri, taslakta unutmuşum:) Oldukça kötü bir kitaptı. Annesi hasta olan bir kız , kıza bir teklifle gelen bir tanrı var falan. Kitabın sonu sürprizli ama bu bile kitabı kurtarmıyor.
Geçen sene okuduğum 81. kitap olmasının dışında bir özelliği yok.
29 Aralık 2015 Salı
Kitap:
En sevilen yazılarım kitap yazılarım değil.Altına tek tük yorum oluyor ve kimse de "bu yazıyı sevdim" butonuna basmıyor. Ama öyle bir hale geldi ki okuduğum tek bir kitabı bile kaydetmesem olmayacamış gibi hissediyorum.Bir senede kaç kitap okuyorsun sorusunun cevabına nihayet oldukça yaklaştım. Arada kaydetmeyi unuttuğum bir kaç kitap olsa da oldukça anlamlı sonuçlara ulaşacağız bu sefer:) Saydım buraya yazdıklarım haricindekiler bilmiyoruz ama blogda kayıtlı olanlara bakılırsa bu sene 80 kitap okumuşum:)
Her şeyin başlangıcı: "Ezra Faulkner mezuniyet balosunun kralı olacaktı; tabii kız arkadaşı onu aldatmasa, bir araba kazasında bacağı parçalanmasa ve yeni gelen kız Cassidy Thorpe'a âşık olmasaydı" şeklinde tanıtılan kitap kahramanımız Ezra Faulkner'ın başına gelenler yüzünden okulun en havalı çocuklarından biriyken bir anda "ezikler" dediğimiz gruba geçişiyle başlıyor.Okula yeni gelen Cassidy Thorpe'la tanışır.
Çok eğlenceli, güzel bir bakış açısı olan bir kitap ama ne yazık ki berbat bir sonla bitmiş. Yani inanın gece yarısı yazara bir şekilde ulaşıp iki çift laf edesim geldi. Bu sebeple bu kitabı önermiyorum.
Lekeliler: Londra'da hasarlı genlerin aktarılmaması için bir sistem kurulmuş. Hatalı geni olan insanlar kısırlaştırılıyor, lablarda mükemmel çocuklar tasarlanıyor. Genetik aktarıma uygun olmayan kişiler lekeliler deniyor ve toplumun aşağı bir tabakasındalar.Gelişmiş denen mükemmel gruba hizmet etmek için varlar , üreyemedikleri için de bir süre sonra yok olacaklar.
Lekeli kahramanımız Mina Hart eşyaları düşünce gücü ile kıpırdatabiliyor. Bir başka geleceği gören lekeli de var. Konu güzel ama anlatımı, kurgusu falan oldukça kötü. Devamını okumam, bu kitabı da zorla bitirdim.
Her şeyin başlangıcı: "Ezra Faulkner mezuniyet balosunun kralı olacaktı; tabii kız arkadaşı onu aldatmasa, bir araba kazasında bacağı parçalanmasa ve yeni gelen kız Cassidy Thorpe'a âşık olmasaydı" şeklinde tanıtılan kitap kahramanımız Ezra Faulkner'ın başına gelenler yüzünden okulun en havalı çocuklarından biriyken bir anda "ezikler" dediğimiz gruba geçişiyle başlıyor.Okula yeni gelen Cassidy Thorpe'la tanışır.
Çok eğlenceli, güzel bir bakış açısı olan bir kitap ama ne yazık ki berbat bir sonla bitmiş. Yani inanın gece yarısı yazara bir şekilde ulaşıp iki çift laf edesim geldi. Bu sebeple bu kitabı önermiyorum.
Bir başka mavi: İşte kitap gibi kitap. Adı "Blue" olan vahşi bir kızın yaşam mücadelesi. Annesi onu tesadüfen seçtiği(!) bir kamyon şoförüne terkedip gitmiş, onu bıraktığı adam yıllarca toplumdan uzakta büyütmüş ve bir gün o adam ölünce okul sistemine bir şekilde dahil olan Blue okula yeni gelen bir tarih öğretmeni sayesinde hayata tutunuyor. Blue Echohawk benim favori kadın karakterlerimden oldu. Aşk kitaplarında genelde erkek karakter baskındır, onun sevgisini göstermesi beklenir, sonuçta da hikaye onun başarısıdır oysa bu tamamen Blue'nun hikayesiydi ve ben çok sevdim. Eserlerini, sanatını, bebeğini, elde ettiklerini sevdim. Kitap harika bir sonla da bitince size hararetle tavsiye edebileceğim kitaplardan oluyor.
Cazibenin efendisi: Valla bu bir klasik. Bu aşk romanları İskoç erkeklerinin havasını oldukça arttırdı bence. Yine İskoçya'da geçen silik kadın, muhteşem erkek, bir şekilde bir araya gelmeleri o kadının aslında bir afet olduğunu o zamana kadar anlaşılamamış olması ve erkeğinde kötü sayılan tüm özelliklerinin gerçek olmadığını ortaya çıkması gibi mucize! lerle gelişen bir kitap. Bu türü severim ama bu kitap "eh işte"den fazlası değil.
Leo: Pek sevdim.Yıllar önce bir bakımevinde tanışan iki kimsesiz çocuğun aşkı sekiz sene sonra anlatılmaya başlanıyor. Mia Sheridan kesinlikle sevdiğim bir yazar oldu.
Büyülü bir An için: Çikolata fabrikası veliahtı bir kız , dedektiflik yapmaktan hoşlanıyor, babasının fabrikasına yeni gelen işçiye aşık oluyor, elbette bir aşk romanında bu olmayacağı için adam aslında bir vikont ama bunu saklıyor filan. Olaylar gelişiyor ama güzel gelişmiyor. Bu kitabı hiç beğenmedim.
Lekeliler: Londra'da hasarlı genlerin aktarılmaması için bir sistem kurulmuş. Hatalı geni olan insanlar kısırlaştırılıyor, lablarda mükemmel çocuklar tasarlanıyor. Genetik aktarıma uygun olmayan kişiler lekeliler deniyor ve toplumun aşağı bir tabakasındalar.Gelişmiş denen mükemmel gruba hizmet etmek için varlar , üreyemedikleri için de bir süre sonra yok olacaklar.
Lekeli kahramanımız Mina Hart eşyaları düşünce gücü ile kıpırdatabiliyor. Bir başka geleceği gören lekeli de var. Konu güzel ama anlatımı, kurgusu falan oldukça kötü. Devamını okumam, bu kitabı da zorla bitirdim.
Seni Bulana Kadar: Bu daha önce okuduğum bir kitabın bu kez erkek gözüyle yazılmış hali. İlk kitabı daha çok sevmiştim. Aynı hikayeyi ikinci kez okumayı sevmiyorum. Grey hariç:)
Bir hayalin peşinde: Bir kasabada anneannesinin saçma günlüğünü okuyarak, günlükte geçen yelerde gezinirken orman korucusuna aşık olan kızın saçma hikayesi. Hiiiç beğenmedim.
Bu da bir devam kitabıymış. Valla evde beş yaşında kızım var , kapak resminden ötürü almayacağım ilk kitabı okumadan da bu kitabı okudum. Klasik çok aşık erkek, bir rock yıldızının oğlu, annesi hemen herkesten bir çocuk yapmış, her çocuğa da birileri sahip çıkmış , kim kimin kardeşi belli değil şeklinde bir eser. Herkes biribiriyle kardeş ama aynı zamanda da değil filan. Hikaye anlatımı çok baştan savma. Aşk hikayeleri tutuldu ya yazarımız "aman ben de bir tane yazayım" demiş ve yazmış.Beğenmedim.
Bu senenin son kitap yazısıydı tahminen. Yeni kitaba başladım ama bitirip de yazmamın mümkün olacağını sanmıyorum:)
7 Aralık 2015 Pazartesi
Son dönem kitapları
Bayağı bir süredir kitap yazısı yazmıyorum.Bir taslak oluşturdum okuduğum her kitabı fotoğraflayıp taslağa ekliyordum.Taslak korkutucu boyutlara gelince bir el atmak istedim.Bu yazının dışında henüz anlatmadığım üç kitap daha var ama okuru kaçırmamak adına onları ayrı bir yazı yaptım;)
Bu kitabı Ankara'da kitapçıda aldım ve hemen iki gün içinde okudum.Kitaba tamamen aşık oldum diyebilirim.Çok şükür ki dört serilik bir kitapmış diğer üç kitabı heyecanla bekliyorum.
Tessa Young annesinin bir tanesi, cici kız, ideal bir erkek arkadaşı var annesinin yıllardır istediği üniversiteye giriyor.Ve okulun ilk günü tanıştığı Hardin annesinin asla onaylamayacağı biri ve zaten ilk andan itibaren de Tessa'dan nefret ediyor gibi davranıyor.O kadar zıtlar ki. Sonra aralarında bir aşk başlıyor ama Tessa'nın anlayamadığı bir gizem var aralarında.
Bin kere ayrılıp barışıyorlar ama aralarındaki aşk o kadar hoş ki aslında. Kitabın sonunda bu gidip gelmeler, Hardin'in yaptığı saçma şeyler anlam kazanıyor ve şok oluyorsunuz.Ben şok oldum şahsen ki ben kolay kolay şok olmam.Hep sürprizi tahmin ederim bu da çoğu kitabı benim için sıkıcı yapıyor ama bu kitap beni de ters köşe yaptı. Mutlaka okuyun diyebileceğim kitaplardan.
Daha önce bahsettiğim bir kitabında yer alan karakterlerden biri olan Evangeline Jenner'ın aşk hikayesi.Yine çok güzeldi. Kumarbaz babası tarafından annesinin akrabalarına bırakılan kızın ailenin acımasızlığından kaçıp yaptığı anlaşmalığı evliliğin aşka dönüşmesi. Konu saçma zaten amacımız da mutlu olmak.Güzel kitap okuyun derim.
Evde eğitim alan,interneti, televizyonu dahi kullanması yasak olan Sky isimli kız en yakın arkadaşının ülke dışına çıkıyor olması sebebiyle okulun son yılını örgün olarak almak ister ve annesini de ikna eder. Okulda tesadüfen tanıştığı Holder isimli çocuk ise Sky'ın tüm hayatını değiştirecektir.
Sonunu tahmin ettim ama yine çok şaşırdığım ayrıntılar oldu.Ve kitap çok güzel bir şekilde bitti tüm gizemler çözüldü.Hopeless umutsuz demek ama kitabın adı olarak kalmalıymış bence.O kadar güzel bir kelime oyunu var ki. Çocuk kaçırmadan, çocuk tacizine kadar her tür iğrençliği bir aşk hikayesine uyarlayan yazarı çok tebrik ediyorum. Okuyun derim.
Kasabada herkesin çok sevdiği bir kadın var. Çok ünlü bir dolandırıcıyla evlenmek üzere.Tüm kasaba damat adayını sevmediğini belli ediyor olsa da kadın tepkilere kulak tıkıyor çünkü yıllar önce gerçek aşkı evlilik teklifi beklerken onu aniden terkedip başkasıyla evlenmiş. Bu dolandırıcının çok ünlü annesi de bu arada polis radarında ve kadını yakalamak için oğlunu ve dolayısıyla kadını kullanmak için çok yakışıklı bir dedektif devreye giriyor. Sonrası malum. Bence güzel bir kitap değildi, eh işte diyebiliriz. Kafamı duvarlara vurmadım ama okuyun da diyemiyorum açıkçası.
Yıllardır Rule isimli dövmeli bir çocuğa aşık Shawn isimli tıp öğrencisi bir kız var. Çocuklukları brlikte geçmiş. Rule'un ikiz erkek kardeşi aslında Shawn'ın en yakın arkadaşıymış ve tüm aile Shawn ile onun sevgili olduğunu düşünüyor.Ama Shawn yıllardır sadece Rule'a aşık. İkiz erkek kardeş bir kazada ölünce tüm aile bir travma yaşıyor ve birbirinden kopuyor.Shawn da her pazar aileyi bir araya getiren bir kahvaltı düzenliyor ve Rule'u her pazar alıp annesinin evine götürüyor.Rule çapkın ve her gün bir başkasıyla Shawn'ın farkında bile değil. Sonra olaylar gelişiyor.. Çok hoş bir kitap.
Yukarıdaki kitapta bahsedilen Rule'un müzisyen arkadaşı Jet ve Shawn'ın ev arkadaşı Ayden arasındaki hikaye. Bunu da çok çok sevdim. Okuyun derim.
İlk kitap olan Gözlerindeki Canavar'dan beri heyecanla, aşkla beklediğim bir kitaptı. Mutlaka okuyun derim bu seriyi. Aşk, güven, sırlar, mafya, aile bağları hepsi bir sarmal olarak hikayeyi oluşturuyor. Bu kez ilk kitabın aksine hikaye kaldığı yerden ama Vitale'nin gözlerinden anlatılıyor. Çok güzel bitiyor, çok güzel anlatılıyor. Tekrar okumayı isteyeceğim bir kitap.
Çer çöp diye tabir edeceğimiz derinliği olmayan , saçma bir aşk hikayesi. Sarhoş ve sorumsuz annesinden para çalıp kızkardeşiyle yeni bir hayat kuran kızın evin karşısındaki polisle yaşadığı aniden başlayan , bir anda nedensiz derinleşen saçma aşkı ve araya serpiştirilmiş bir iki mafyatik olay. Okumayın derim. Boşuna zaman kaybı.
Ay var ya üstümden yük kalktı sayın okur. Bir kitabı okuyup da blogda anlatmayı unutacağım diye yaşadığım stresi görseniz gülersiniz.
24 Ekim 2015 Cumartesi
Kitap:
Yine bir seri , yine ben.İlk kitabı beğenip yarısında hemen diğer kitapları sipariş etmiştim.Konu "Açlık oyunları" ve "Kurucunun kızı" ile çok benzer.Büyük bir savaş sonrası yeni kurulan bir ülke.Ülkenin prensinin karısını bizdeki evlenme programı benzeri bir şekilde seçilen kızları saraya toplayarak yapması.Burada da açlık oyunlarındaki gibi bölgeler yerine kast sistemi var.5. sınıftansanız mesela müzisyen olacaksınız, 8 ler toplum dışı, 6lar hizmetçi gibi.Ve bu kasta doğumla dahil oluyorsunuz.2ler zengin 1 zaten kraliyet ailesi.
Kızmız bir beş ve bir 6ya aşık.Onunla evlenecek ama kendinden düşük kastla evlenmek de pek tercih edilen bir şey değil.Çünkü kastın düşmüş oluyor.Çocuk kıza bunu yapmak istemiyor ve prensle evlenme şansı için yarışa katılmasını istiyor. Olaylar gelişiyor.Ben bu seriyi de sevdim.Özgün değil ama kötü de değil.İlham almak bazen güzel sonuçlanabiliyor:)
Nihayet kaliteli bir kitap okudum.Ama onu da beğenmedim ne yazık ki.Dünyada insanların başka insanları katletme ya da en iyi ihtimalle gidip kendini öldürme ile sonuçlanan bir deliliğe yakalanması ile başlıyor olaylar. Kimse neden delirdiklerini bilmiyor ama bilinen bir şey "gördükleri" için delirdikleri.
Önce bir iki olay derken sonuçta tüm dünya pencerelerine battaniye gerip evde oturulan bir yere dönüşüyor.Dışarı çıkamıyorsan nasıl yemek bulacaksın, su yok vs. Kahramanımız kadın bu dönemde hamile.Ablasıyla oturduğu evde ablası da kendini öldürdükten sonra gazetede ilanını gördüğü bir evde toplanmış başka insanlar ile buluşuyor ve sonuçta olaylar gelişiyor kadın kendini iki çocukla tek başına buluyor.
Çocuklar bu deli dünyaya doğmuş ve kadının evden çıkıp neresi olduğunu bilmediğimiz bir yerlere gitmeye başlaması ve geri dönüşlerle anlatılan bu kitabı sevmedim:) Sonu beni tatmin etmedi, o şeylerin ne olduğunun anlaşılamaması ortada bırakılmış bir hikaye gibi hissettirdi. Ama instagram kitaba ayılıp bayılanlarla dolu. Kendi kararınızı vermeniz en iyisi;)
Bir kaliteli kitap daha.Ve bunu da pek beğenmedim:P Bu ktapla ilgili yorum yapan bloglarda ne kadar şaşırtıcı bir sonu olduğundan, okuyan kişinin şok olduğundan falan bahsediliyordu.Kitabı okumaya başladım ilk bölümün sonunda ne olduğunu anlamıştım ama şok olmayı beklediğimden asıl tahminlerimin doğru çıkması beni şok etti.Kitabı beğenmedim.
{Kahramanımız akıl hastanesinde.Geri dönüşlerle anlatılan kitapta en yakın arkadaşının babasının tecavüzüne uğruyor olduğunu keşfetmesinin kızımızı çok etkilediğini anlıyoruz.Üstelik bu tecavüz kız 10 yaşındayken falan başlamış.
Ama ne olursa olsun bu bir akıl hastanesine kapatılma sebebi değil.Kimse arkadaşı tecavüze uğruyor diye aklını oynatmaz.Buradan da bir kişilik bölünmesi olduğunu hemen anladım.Kız kafasında arkadaşım diye bir kişi oluşturmuş aslında tecavüze uğrayan kendisi.Çok sevdiği bir erkek arkadaşı var, çocukluk aşkı bir de çok yakışıklı bir ikinci adam var bu da kişilik bölünmesinin bir hali aslında tek adam var vs.Kitabın sonunda sevdiği adam kızın babasını öldürüyor ama bunu bir nefsi müdafa olarak gösteriyorlar ve sonrasında mutlu yaşıyorlar.Baba o kadar deli ki kızı hastaneden zorla çıkarıp tecavüz ediyor bu arada kızın annesi de olaylara gayet sakin yaklaşıyor.Hatta kızına sinirleniyor.Psikiyatristin biri bile neredeyse babaya yardım edecek.Neymiş adam senatörmüymüş mü ne.Çok saçmaydı ya! Neyse, }
Daha önce okuduğum bir kitabın devam kitabı.Üç kitaplık bir serinin ikinci kitabı.Ama iki koca kitap bitirdim konuyu ve neler olduğunu hala anlayamadım:) Ama ikinci kitap öyle bir yerde bitti ki üçüncü kitabı hevesle bekler oldum.
Mara Dryer ve Noah Shaw farklı güçleri olan iki genç.Mara insanları düşünerek öldürebiliyor Noah ise iyileştirebiliyor. Bunu anlamak ilk kitabın tamamını okuduktan sonra oluyor ancak:) Bu kitap geri dönüşlerle Hindistanda yaşayan bir kıza muhtemelen Mara'nın büyükannnesi gidiyor ama o kısım henüz konu bütünlüğünde bir yere oturtamadığım kısım.O kız kim Mara'nın anneannesi mi yoksa geçmiş yaşamı mı emin değilim:)
Mara'nın anneannesi intihar etmiş, annesi de psikolog ve annesindeki ruh hastalığının kızında da olduğundan şüpheleniyor.Ve kız ne derse desin kendini inandıramıyor,İntihar etmeye çalıştığını sanıyorlar oysa biri onu kaçırdı.O kaçıran kişinin öllmüş erkek arkadaşı olduğunu söylüyor ama bu kulağa ne kadar delice geliyor:) İnanan tek kişi Noah ama ergen bir çocuk için ailenin ne dediği önemli.Sonuçta Mara kendini bir terapi merkezinde buluyor vs.
{Kitabın sonunda Mara herşeyin bir deney olduğunu anlıyor.Özel güçlerini anlamak isteyen bir ekibin elinde.İncelemeyi yapmak için Mara'nın ailesini kızın deli olduğuna inandırmaları gerekiyormuş böylece yatılı hastaneye alabilecekler kızı.Bu sebeple türlü oyunlar çevrilmiş.Kız son anda kendini ölüdrmeye çalışan eski erkek arkadaşını yeniden öldürmeye çalışıyor.Binayı yıkıyor.Uyandığında bir yatağa bağlı, deney açıklanıyor ve Noah'ın ölmüş olduğu söyleniyor.Kızımız ilk kez gücünün farkında, bundan rahatsız değil ve intikam almak istiyor.İki kitaptır korkan, saklanan, vicdan azabı duyan Mara şimdi sadece saldırmak istiyor.İntikam istiyor.Şimdi gel de üçüncü kitabı bekleme:) }
Kitap 2015 etiketinde kaç kitap var bir ara boş vakit bulup sayacağım.Yılda kaç kitap okuyorsun sorusuna nihayet bir cevap verebileceğim blog sayesinde;)
20 Ekim 2015 Salı
Son dönem kitapları:
Kitap yazılarını daha çok kendim için yazıyorum..Kendi istatistiğimi tutabilmek için, dönüp baktığımda konuyu ben hatırlayayım diye kitap hakkında kısa notlar şeklinde hazırlıyorum.
Ben kendim de kitap almadan önce bazı bloglara girip blog yazarının kitap hakkındaki yorumuna göz atıyorum.Hatta bazen çok beğendiğim ya da hiç beğenmediğim kitaplarla ilgili ne yazmışlar diye de göz atıyorum bu yazılara.Bir kısmıyla aynı fikirde oluyorken bir kısmı ile kesinlikle uyuşmuyoruz.Kiminin müthiş sürprizli bir son dediği kitabın beşinci sayfasında sonunu tahmin edebilirken kiminin beğenmediği kitap benim en sevdiğim olabiliyor.
Bu yüzden siz de benim yorumlarımı okuyun ama her kitaba kendi şansını verin.Ben beğenmedim diye belki de hayatınızın kitabı olabilecek "o kitabı" kaçırmayın:)
Yazarın bu kitabını çok beğenince yazdığı bir seriyi bulup okuduğumu söylemiştim.Bu kitapları da beğendim.İlk kitaptan farklı olarak konu fantastik meleklerden bahsediliyor.Düşmüş melekler, kutsal melekler, meleklerle insanların birlikteliğinden oluşan bir ırk(Nefiller) ve elbette olmayacak bir aşk.Patch ve Nora aşkını ben sevdim..
Yine ilk kitabını sevip seriyi devam etttirdiğim kitaplar.Öngörü serisi.Evie Claremont ve Reed aşkı.Yine melekler ve ben yine beğendim.Konu çok fazla Alacakaranlık serisini anımsatsa da güzeldi.Evie'nin de bir Bella'nın Jacob'ı gibi bir etkilenip durduğu bir başka erkek var.Ruh eşi hem de. Evie'yi gördüğünde Reed'in tepkisi , Evie'nin türünün tek örneği olması (bir melek ve bir insan çocuğu ) bu seriye ait hatırlatıcılar. Güzeldi, okunabilir.
Ve gelelim Lisa Kleypas'a.Kendisi en sevdiğim romantik kitap yazarlarından biri oldu.Tüm kitaplarını okumak şu andaki hedefim:) Benim okuduğum ilk Lisa Kleypas kitapları Hathaway kardeşlerin aşklarını anlatıyor.
İlk kitap Amelia Hathaway ve Cam Rohan aşkı.Cam bir çingene.İkincisi Win Hathaway ve Merripen aşkı.Merripen de çingene ve yıllardır ailenin yanında, bir tür üvey kardeş gibi.Üçüncü kitap edeki mürebbiye Catherine Marks ve Hathawaylerin tek erkek mensubu Leo arasındaki aşk, sonra Poppy Hathaway ve otel sahibi Harry Ruthledge aşkı ve en son olarak da Beatrice Hathaway ve eski asker Christopher Phelan arasındaki aşkla seri tamamlandı.
Her kitapta tüm kardeşlerden bahsediliyor olması, bir önceki kitaplardaki aşıkların hikayelerine kaldığı yerden bir göz atabiliyor olmak, aileye katılan çocuklar, Hathaway ailesinin sempatik tavırları, yazarın muhteşem üslubu, konuların havada kalmayışı vs çok iyiydi.Bayıldım, bittim diyebilirim.
Bu fotoğrafta görülen "o yaz" isimli kitap ise yeni bir serinin başlangıcı.Londrada yapılan koca bulma balolarında bir sebeple beğenilmeyen ve yıllardır balolarda beraber oturan dört kızın güçlerini birleştirip koca aramaya başlama hikayesi.
O yaz isimli kitapta Annabel Peyton ve Simon Hunt aşkını da diğer kitaplar kadar çok sevdim.Ve anladığım kadarıyla ikisi kardeş olan diğer üç kızın hikayesiyle seri devam edecek.Hatta bu diğer üç kızdan birinin evli hali Hathaway ailesinin kitaplarından birinde geçiyordu.Hathawaylere komşusu zengin bir lordun Amerikalı karısıydı:) Henüz okumadım ama bu yeni kitaplar içinde avdayım;)
29 Eylül 2015 Salı
Son dönem kitapları: Ankara'da okuduklarım
Ankara'da kaldığım bir haftada okuduğum kitaplar bunlar.Geceleri epey uykusuz kaldım ama genelde beğendiğim kitaplar olduğu için uykusuzluğa değdi diyebilirim:)
Sen gittiğinden beri: Genç bir kız var ve ondan delice nefret eden bir eski en iyi arkadaşı.Yıllar önce yanyana evlerde büyümüşler ve en yakın arkadaşlarmış sonra çocuk bir yaz tatilinde babasının yanına gitmiş ve geri döndüğünde kızdan nefret ediyormuş.Lise hayatını cehenneme çevirecek kadar derin bir nefret.
{Birbirlerine aşıklar aslında.Çocuk o yaz babasından şiddet görmüş.Geri döndüğünde kızın ailesile olan ilişkisini kıskanmış ve haksızlık yaptığını bilmesine rağmen kıza diş bilemeye başlamış.Ama içten içe kıza aşık ve bu yüzden de başka erkekler onunla ilgilenmesin diye kızın hakkında saçma dedikodular çıkarmış.Sonuçta her şey tatlıya bağlandı, büyük aşk vs.Ben mutlu oldum okurken:) }
Darmadağınık: Yazarın ilk kitabının devamı.Yanlış anlaşılmaları aşmış ve birlikte çok mutlular ama Drew yine bir şeyleri yanlış anlıyor ve ortalık yine karışıyor.Sonu yine mutlu bitti! Yaşasın.
{Kız hamile ve emin olmadan söylemek istemiyor, gizlice randevu alıp doktoruna gidiyor adam bu gizlilik sebebiyle bir erkekle buluşacağını düşünüyor.Takip edip doktorunun kocasıyla -kızın eski ev arkadaşı- samimi sarılmalarını yanlış anlıyor.İntikam için eve striptizci çağırıp kızı evden kovuyor.Ve bu karmaşa bir şekilde toparlanıyor}
Çarpışma: Emily ve Gavin'in hikayesi.Kızın sevgi dolu bir erkek arkadaşı var zaten ama Gavin'den de etkileniyor.Gavin ise çok yakışıklı, çok zengin , çok çok olan adam ve yine bir aşk kitapları klasiği olarak milyonlarca kadın arasından hiç sebepsiz bu kıza delice aşık oluyor.Sonra olaylar gelişiyor.
{Çok iyi olan erkek arkadaşın o kadar da iyi olmadığı hatta kötü olduğu anlaşılıyor.Kızı aldatıyormuş hatta bir yerde kıza vurdu.Ne saçma.Yani güzelim çocuğu aradan çekilsin diye harcamış yazar:P .Neyse yine de aşk hikayesi severiz.Beğendim.}
Siyah Buz: İşte bu kitap efsane! Hemen ertesinde yazarın başka kitapları var mı diye araştırıp bir seriye denk geldim ve hepsini okudum.
{ Bir seri katil var.Ve bir de dağlarda gezmek isteyen , eski erkek arkadaşına aşık bir kız.Kış tatili için eski erkek arkadaşının ve aynı zamanda en iyi kız arkadaşının da ailesinin kar evine gitmeye karar veriyorlar ama kar yağıyor, yollar kapanıyor.Kız iki adam tarafından esir alınıyor.İşler karışıyor.Sonu sürpriz ve mutlu bitiyor.Çok sevdim}
3 Eylül 2015 Perşembe
Son dönem kitapları
Bu ara o kadar çok kitap okuyorum ki kendim bile şaşkınlık içerisindeyim.Bunlar gene neyse siz bir de Ankara'da olduğum bir haftada okuduklarımı görün!
Sondan başlayalım bu sefer:
Tutkunun sırrı: Kitapçıda çalışan Miranda isimli bir kızla bir kont arasındaki aşk.(Kont aslında sahte isimle bir kitap yazıyor bir de sahte isimle gazetede köşe yazarı ve kız bu sahte kişiliklere mektup yazıyor.Kont da mektuları yazan kızı merak edip kitapçıya geliyor.Sonra kızı evinde kütüphane düzenlemesi için tutuyor filan) Bu kitabı HİÇ sevmedim.Birbirinin aynı gibi görünen bir sürü aşk kitabı okuyorum ama gerçekte iyi yazılmış bir aşk hikayesi bulmak o kadar zor ki.
Serserinin öpücüğü: Bu da bir aşk hikayesi ama bu gerçekten ÇOK başarılıydı.Genevieve Barret bir papazın kızı ve papazın yıllardır yayınladığı bilimsel makalelerin de gerçek yazarı.Ama bencil baba kızının başarısını sahiplenmeye alışmış ve kızının kendi kariyeri için bir şeyler yapmaya yanaşmıyor.Bu arada bir tanıdıklarından kızımıza Hamsworth mücevheri denilen bir parça miras kalıyor.Bu parça aslında Hamsworth dükü Sir Richard'a kalmalı ama hala miras hakkını bu şekilde kullanıyor.Sir Hamsworth'ün annesi babası 16 aylığına Rusya'dayken hamile kalmış.Yani çocuğun babası başka biri ama yasal koca çocuğu kabul etmiş.Ama insanlar elbette bu duruma sessiz kalamıyor ve Sir Richard'da mücevherleri ele geçirip bir nevi ispat etmek istiyor.Eve papazın yeni öğrencisi olarak giriyor ve olaylar gelişiyor..
Bu kitabı çok sevince yazarın başka kitaplarını da aldım.
Aşka var mısın? - Sonsuza kadar: Birbirinin devamı olan bu kitapları ÇOK sevdim.Hatta ilk kitabı okurken koşup ikincisini aldım.Ünlü bir Holywood yıldızı patlak veren bir skandaldan kaçmak için küçük bir kasabaya geliyor ve kasabadaki genç bir kıza aşık oluyor.Ah sonra olaylar olaylar...
Duru 14 eylülde okula başlıyor.Çok heyecanlıyım.Okulda alışana kadar onu bekleyeceğime söz verdim.Okulda beklerken okuyabileceğim nispeten nezih kitaplar aldım bir kaç yazı sonrası daha farklı kitap anlatımlarım olabileceğini umuyorum.Ama tabi belli de olmaz:P
29 Temmuz 2015 Çarşamba
Kitap
Yine bir kitap yazısı ile karşınızdayım.Okuduğum kitapları kaldırmadan önce fotoğraflayıp buraya taslak olarak kaydediyorum ki yazmayı unuttuğum bir kitap olmasın.Bu fotoğraf çekildiğinde 'Efsane' kitabının devamı olan 'Deha'yı okuyordum ama onun bitmesinin beklerken yazmayı unuturum diye bu şekilde fotoğrafladım.Devam kitaplarını ayırmış oldum maalesef.
Ruhundaki zehirle yüzleş: Çok beğendim.Ve sanırım -ama emin değilim- bu kitabı ikinci kez okudum.Ama kitabı okurken çok hafif bir tanıdıklık hissi dışında bir şey hissetmedim.Ühü.
Çok azimli bir adli tıp doktorunun son dönemde otopsini yaptığı ölülerin arasında bir bağlantı olduğunu düşünüp konuyla ilgili yeni bir tür uyuşturucunun piyasaya sürüldüğünü düşünüp insanların uyarılması gerektiğini iddia etmesi ve bunun için canla başla mücadele etmesi anlatılıyor.Çok yakışıklı bir ilaç firması sahibinin de dahil olduğu macera çok sürpriz bir sonla bitiyor.Kitap boyunca o doktordaki gücün, kendine güvenin hayranı oldum.Tüm hayata hatta aşka karşı bile o kadar güvenli bir duruşu var ki!
{Meğer olayı araştıran polislerden biri rüşvet almasına engel olduğu için ortağını öldürmüş, bunu çalıştığı iş yerinin penceresinden gören bir kadın da polise şantaj yapmaya başlamış.Polis de ilaç firmasının başmühendisini şantajla kendisine deneme aşamasında bir uyuşturucu vermesi için ikna etmiş.Ve hatta bunu el altından satmış sonuçta hedeflediği kadın harici üç kişinin daha ölmüş olmasına aldırmadan.}
Efsane: Dünyada felaket olmuş.Amerika'da bölünmüş, bir grup insan Cumhuriyet adında bir ülke kurmuş.Etraflarındaki koloniler denilen ülkelerle devamlı savaş halindeler.Cumhuriyetin içinde koloniler adına savaşan Vatanseverler diye bir grup da var.Deneme denilen sınavlar ve veba salgınları cumhuriyetin halkının çektiği en büyük eziyet ve seçmen dedikleri yöneticinin en büyük gücü.
Kahramanlarımız Day ve June.Day kimseyi öldürmeyen ama cumhuriyete ciddi zararlar veren bir sokak suçlusu, 15 yaşında.June ise Cumhuriyetin deneme sınavında tam puan alan, eğitimli dâhisi.İki çocuğun yolu bir takım kumpaslar ve June'un abisinin öldürülmesiyle kesişiyor.
Bu türü çok sevmeme rağmen bu kitabı çok çok sevemedim.Yine de devam kitabını okudum ve elbette üçüncü kitabı da okuyacağım.Amaç kafamda hikaye yarım kalmasın.
Kurucunun kızı: Konu Efsane ile neredeyse aynı.Ama bu kitaba ba-yıl-dımmm! Nükleer savaş sonrası bir grup insan bir ülke kurmuş.Kuruluş aşamasında iki lider anlaşamamış ve küçük bir savaş sonrası kazanan taraf ülkeyi yöneten pozisyonunda diğer tarafında gönlü olsun diye "kurucu" olarak adlandırılıyor.
Nükleer savaşın etkisiyle nesilde bir takım anomaliler var ve elbette sayıları da çok az.Bu yüzden 16 yaşında yöneticilerin belirlediği eşlerle evleniliyor.Kurucuların yaşadığı nispeten fakir bölümle, yöneticilerin yaşadığı zengin muhitten gençler evlendiriliyor.Bölece aradaki anlaşmazlığın tarih olması hedefleniyor.İnsanlar hiç tanımadıkları ve ilk kez orada gördükleri o kişiyle evleniyorlar.
Devletin bir işleyişi ve kuralları var.Kurallara karşı gelenler çitlerin dışına atılıyor.Kurallar tartışılabilir çünkü bir tecavüzcü de , evlenmeyi reddeden bir kız da çitlerin dışına atılabiliyor.Hayat şu anda da o zaman da çok adil değil.
Kurucunun oğlu olan adam(esas kızın babası) da yıllardır yönetici pozisyonundaki adamdan(esas oğlanın babası) nefret ediyor.Zamanında dedeleri savaşmış ama nefret ailede devam ediyor.Ama bu nefreti asla göstermiyorlar ve zaten Kurucunun kızı ile yöneticinin oğlu da evlenecek.Ama yöneticinin oğlu kurucunun büyük kızı ile evlenmesi gerekirken evlilik sırasını iki sene erteleyerek küçük kız ile evleniyor.
Kahramanımız olan bu küçük kız ablasından hem fiziksel hem ruhsal olarak çok farklı.Babası ve ablasının yıllardır anlattıklarıyla büyümü ve evlendiği çocuktan da ailesinden de nefret ediyor.Hedefi de evlendiği adamı gizlice öldürüp, kargaşa çıkarmak ve yönetimi babasının ele geçirmesini sağlamak.Ama evlendiği çocuk Bishop Lattimer ile tanıştıktan sonra, yaşadığı bazı olaylardan sonra kendisine anlatılan herşeyin gerçek olmadığını görüyor ve yapması gerekenleri sorgulamaya başlıyor.Bakış açısıyla, seçimleriyle çok çok sevdiğim bir karakter.Ivy Westfall ve Bishop Lattimer açık ara favori çiftlerimden oldu.
Bu kitabın sonu da , kitap okunurken olanlar da muhteşem.Devam kitabını iple değil halatla çekiyorum.Mutlaka okuyun!
Bu akşam eve gidip Paris gezimiz için bavul hazırlayacağım.Kıyafetlerimi seçmiş ve bir kenara ayırmıştım zaten, Duru'nun giyeceklerini de kendi kıyafetlerimi de bavula koyup, yanımda taşıyacağım sırt çantasını da hazırladıktan sonra yemek yer ve yürüyüşe çıkarız muhtemelen.Eşimin akşam yapması gereken önemli bir işi vardı ve o bitti.Artık her akşam yürüyüş yapalım diye bir karar aldık ve bugün de ilk gün.
Duru'yu pusetine koyup gündüze göre nispeten serin Adana gecelerinde yürümek, etrafı izlemek, sohbet etmek çok dinlendirici oluyor.Aklımızdaki pek çok sorunu çözüyoruz, biribirimize anlatmayı unuttuğumuz bir sürü şey olduğu ortaya çıkıyor konuşurken.Bakalım.
15 Temmuz 2015 Çarşamba
Son okuduklarım: {Buram buram romantizm}
En son okuduğum kitapların arasında geçen Siyah Kadife isimli kitabı çok sevmiştim.Yazarın bir kaç kitabını daha hemen sipariş ettim.Ve gelir gelmez de peşpeşe okuyup bitirdim.
Çok benzer bir temada yazılmış kitaplar başlıkta da yazdığım gibi buram buram romantizm yer yer ero.tizm kokuyor ve mutlu sonla bitiyor.
Ben bu türün meraklısı, hayranı ve okuruyum.Benim ilgimi çekiyor, içine alıp sürüklüyor ve sonuçta da mutlu ediyor.Ama üstü üste okumak bende bile doz aşımı yaptı açıkçası:)
Sonrasında yine benzer bir tür okudum ama aşırı doz romantizmden kusmamak için araya gerilim, macera tarzı bir iki kitap serpiştireceğim ;)
Tatlı Tuzak: Bir dükün aşırı yağışlar nedeniyle mahsur kaldığı bir kasabada hanın güzeller güzeli kızına sarkıntılık etmek için odasına girmeye niyetlendiği gece yanlışlıkla kızın erkek tipli arkadaşının odasına girmesiyle başlıyor olaylar.Aralarında evlenmelerini gerektirecek bir şeyler olduğunu sana dükün kızla biraz da üvey annesini çıldırtmak için evlenmek istemesi, kızın da düke gördüğü andan beri aşık olması sebebiyle kabul ettiği evliliğin hikayesi anlatılıyor.
Kalbin Ateşi: Kardeşinin intikamını almak için intikam planı yapan çılgın İskoç Davina'nın intikam alacağı adamın kuzenine aşık olması konu ediliyor.En sevdiğim kitap kesinlikle buydu.
Kalbimi Çaldın: Bahçıvanın torununun evin sahibine aşık olması ve gelişen olaylar.En beğenmediğim buydu.
Bu da fotoğraf çekimi için rica ettiğimde Duru'nun yüz ifadesi.Kendisine muhtaç olunduğu anda takındığı tavrın hastasıyım.Sonrasında "aşkolsun" dediğimde mahcup olup üstte gördüğünüz düzgün pozu verdi neyse:)
İşte "sen ona bağ bağışlarsın o sana bir dal koruk vermez" atasözü boşa söylenmemiş gördüğünüz gibi.Evlatlarınıza bel bağlamayın:))
30 Haziran 2015 Salı
Son dönem kitapları
Son hız bitirdiğim iki kitapla buradayım.Birine öldüm bittim biri için de "eh işte" diyebiliriz.
Tatlı Aşk: Dünyaca ünlü piyanist bir kadın var.Ama dahi düzeyinde bir piyanist.3 yaşında hayatında ilk kez gördüğü bir piyanoyu çalmaya başlamış düşünün.Kadın kariyer odaklı bir hayat yaşıyor ama bir gün kızkardeşlerinden biri diğer kızkardeşin ameliyat olduğunu ve aile fırınının işletmesi için yardıma ihtiyaçları olduğunu söyleyerek arayınca herşeyi bırakıp kasabasına dönüyor.Ama kızın aslında ailesiyle arası çok kötü.Anne ve babaları ölmüş geride sadece iki kızkardeş var.Bu arada kitabın bir de yakışıklısı olduğunu tahmin etmişsinizdir.Olaylar gelişir.
{Ailesinin kıza düşman olma sebebi çok saçma.Kadının menejeri tarafından bir malmışçasına yıllardır kullanılıyor olması çok saçma.Ama kadının herkesin tüm düşmanca tavırlarına rağmen pes etmeyip kendini sevdirmesi, hatalarını anlamalarını sağlaması çok dokunaklı.}
Siyah Kadife:Romantik bir kitap.Birbirinden çok etkilenen iki kişinin önce imkansız olan aşkı zamanla herşeyin alt üst olmasıyla bir sürü tesadüf sonucu bir tür zorunlu evliliğe dönüşüyor.Kadın önceleri adamın dayısının karısıyken dayı ölünce ve bir takım yanlış anlaşılmalar sonucunda kadınla adam evlenmek zorunda kalıyor.Ama ilk baştan beri birbirilerinden etkilendikleri için bu oldukça güzel sonuçlanıyor.Romantik bir kitap.Ben çok çok sevdim.
{Dayı çok kötü biri.Dolayısıyla a dayısının karısıyla evlenmiş falan demiyorsunuz.Ben en çok kızın tam bir hanımefendi olarak yetiştirilmiş olmasını sevdim.Asla çok sinirlenmiyor, asla terbiyesiz bir tavrı yok, kusursuz bir hanımefendi.Cidden kendime örnek aldığım tavırları oldu.Bir yerde kocama küsecek değildim elbette diyip medenice adama günaydın diyor mesela.Adam bile şok oluyor çünkü bir gün önce kızı çok kırdığının farkında.Ama bu kırgınlığını bile hanımefendi bir şekilde gösteriyor , günaydın demekten kaçınmıyor}
Şimdilerde Tess Gerritsen'in bir kitabını okuyorum.{Günahkar}Sanırım daha önce okuduğum bir kitap ama ne yazık ki hatırlayamıyorum sadece bazı anlarda kitap tanıdık geliyor.Ühü. Bir tür delirme mi, bunama mı nedir bilmiyorum ama biraz korkunç bir durum.O kadar korkuyorum ki blogdaki eski yazılarımı cidden okumuş muyum diye araştıramıyorum bile:)
23 Haziran 2015 Salı
Son dönem kitapları 5
Bir sürü bir sürü kitap okumuşum.Ya da çok uzun süredir kitap yazısı yazmıyorum:) Neyse ne işte karşınızda son dönem okuduğum kitapların kısa bir özeti.Hemen hemen tümünü beğendiğimi söyleyebilirim.
Kitabın sonunu ,sürprizini hep parantez içlerine yazdım.Kitabı okurum diyorsanız parantez içlerini okumayın:)
Diriliş: Tess Gerritsen çok iyi bir yazardır.Hiç bir kitabında hayal kırıklığına uğramadım.
Kitap Botswana'da bir safari gezisini ve geziye katılan 7 turist, bir rehber ve bir iz sürücünün safari maceralarını anlatarak başlıyor. Gruptakilerden birinin anılarından anlatılan bölümler şimdiki zamanda işlenen bir cinayetle bağlantılı.Kitap flashback denilen geri dönüşlerle anlatılıyor.
7 kişilik gruptaki hemen herkes bir bir ölüyor, herkes birbirinden şüpheleniyor, grup bir şekilde birbirine düşüyor gruptan sadece bir kadın kurtuluyor ve o da o kadar korkuyor ki bir daha Güney Afrika'dan ayrılamıyor.Evlenip oraya yerleşiyor ve kendisini neredeyse evine hapsediyor.Katilin geri dönüp kendini öldürmesinden korkuyor.
Ama günümüzde işlenen cinayetler bir şekilde kendisini olayın tek görgü tanığı haline getirdiği için bir şekilde oradan çıkıp katille yüzleşmesi gerekiyor.Korkmaktan bıkmış, korkarak yaşanmayacağını anlamış olduğu için her şeyi göze alıp polis korumasında Amerika'ya geliyor.
{Sonuç elbette sürpriz, yıllardır katil sandığı kişinin katil olmadığını öğrenen kadın gerçek katille yüzyüze kalıyor.Ve bu kez onu öldürerek her şeye son veriyor.Adam insan öldürmekten hoşlanan bir psikopat.Başka insanların kimliği ile yıllardır resmen insan avlıyormuş.}
Sürpriz Balayı: Şimdi bir edebi başyapıt değil elbette.Ama rahat okunan eğlenceli bir kitap.Düğün günü kendisini aldatan kocasını terkedip balayı tatiline en yakın arkadaşının abisiyle giden kadının gerçek aşkı bulması.Hah!
Karmakarışık: Yine rahat okunan, eğlenceli bir kitap.Süper yakışıklı, zengin ve hırslı bir işadamının şirkete yeni gelen kendisi kadar hırslı bir kadına aşık olması anlatılıyor.Adam hayatında bir kadınla ikinci kez beraber olmayacak kadar çapkın ve kendini beğenmiş.Bu kız kendisini reddeden belki de ilk kadın.Reddetme sebebi de bir erkek arkadaşının olması.Erkek arkadaş sünepe falan tabi:) Romantik komedi tadında bir kitap.
{Birbirlerine aşık oluyorlar, flört ediyorlar, sonra elbette bir yanlış anlaşılma her şeyi mahvediyor ama esas oğlan kızın gönlünü bir şekilde alıyor }
Psikiyatrist: Bu çok iyiydi.Beni ters köşe yaptı.Olayın kurgusu, yazarın anlatımı, üslup, çeviri ve sürpriz bir son.Harikulade bir kitap diyebilirim.
Psikiyatrist erkek arkadaşının Avustralya'ya gitmesi sebebiyle bir hastasını devralan psikiyatrist kadın hastanın kendisine bahsettiği 'kara adam'la ilgili sorun yaşamaya başlar.Hasta kaybolur, kara adam bir şekilde kadına ulaşır, kadın en yakın mesai arkadaşlarından bile korkmaya başlar.Bu arada erkek arkadaşından da haber alamamaktadır çünkü ıssız bir adaya gitmiştir adam.Neyse işte olaylar öyle bir raddeye gelir ki kadın ölümden döner.Ama kimse kayıtlarda görünmeyen bu kadınla ilgili ona yardım etmemekte, inanmamaktadır.Ortada bir şeyler dönmektedir ama ne?
{Meğer psikiyatrist kadın çocukken tecavüze uğramış hem de yarı akıllı amcası tarafından.Annesi de bu olayı geçmişe gömmek için kızın adını değiştirmiş ve olayı unutturmuş.Olayın üstünden yıllar geçmesine rağmen erkek arkadaşıyla evdeyken bir çocuk kitabı kadının tüm anılarını, korkularını tetiklemiş o korkuyla yanlışlıkla erkek arkadaşını öldürmüş.Sonra da tüm anılar birbirine karışmış.Tedavi etmeye çalıştığı hasta kadın gerçek değil.Araştırmalar sonunda bir isme ulaşıyor o isim de kendi çocukluk ismi aslında.Olayın olduğu yere gidiyor ve bir şekilde her şey anlaşıldığında kadın kendi benliğinin içinde kayboluyor.Doktor olduğu hastaneye umutsuz bir vaka olarak dönüyor.Ama kitabın sonunda iyileşmeye başladığını anlıyorsunuz.Merak etmeyin her şey iyi olacak.}
Aşk Ölümden Uyanıştır: Düğün günü nişanlısı tarafından yüzüstü bırakılan Nina, düğününün olduğu kiliseden eve dönmek üzereyken kilisenin havaya uçmasıyla, kendinin ve konukların ölümden kıl payı kurtulduğunu anlar.
Şehirde de geçmişteki bombalama olaylarından sonra, yeni seri bombalamalar başlamıştır. Bu yeni bombacı, geçmişteki bombacıyla aynı imzayı (el yapımı bombaların tarzı aynı) taşımaktadır. Ve bomba ekibinin başı dedektif Sam Navarro, bu bombacının peşine düşer. Kilisedeki bombalamanın da bu seri bombacının imzasını taşımasıyla da Sam ve Nina'nın yolları kesişir.
{Bombacı katil içerdeki bir tutuklu tarafından savcıyı öldürmesi için tutulmuş meğerse.Savcı tutukluyla anlaşma yoluna gitmiyormuş savcı ve hakimler ölürse yeniden yargılanırım diye düşünen manyak bir kiralık katil tutmuş.Hedefin kim olduğu anlaşılıp kendisinden şüphelenmesinler diye de katil avukat ve savcıların toplu bir konserini bombalayacakmış.Bu yüzden de konserin olduğu mekana yer gösterici olarak girmiş.Bir gün de bir bisiklet çarpmış ona ve acil servise gitmiş.Bizim esas kız o gün görevli olan hemşireymiş nişanlısı da adamı muayene eden doktor.Bu yüzden düğünü bombalamak istemiş.İki görgü şahidi de ölsün diye.Ama damat kızı düğün günü ekince boş kilise patlamış oluyor sonuçta ve polis bir şekilde bağlantıyı kurup büyük bombalamayı engelliyor.Polis terkedilen geline aşık oluyor bu arada.Mutlu son!}
Londra Caddesi: Çok beğendim! Sıradan bir aşk kitabı ama harikaydı.Üst üste bir kaç kez okudum.İflah olmaz bir romantiğim ben!
Johanna'nın alkolik bir annesi ve bakması gereken küçük bir erkek kardeşi vardı. Babası alıp başını gitmişti, evi geçindirmek Johanna'ya kalmıştı. Artık sadece kardeşi için yaşıyordu.Ona bir abladan çok anne gibi bakıyor.
Erkek arkadaşlarını da bu yüzden zenginlerden seçiyordu. Kendi arzuları onun için önemsizdi. Pasaklı kotu, dövmeleri ve hırpani tişörtüyle şehrin en seksi serserisi Cameron hayatına girdiğinde Johanna'nın bütün ezberi bozuldu.
Cameron, barda birlikte çalıştıkları bu mesafeli görünen kıza çok önyargıyla yaklaşıyor önce.Zengin erkeklerle para için sevgili olan bir kızı aşağılamak çok kolay.Sonra kızı tanımaya başladıkça kendinden utanıyor ve her ikisinin de hayatı değişiyor.
Müthiş Bir Şey: Harika bir konu, nefes kesen küçük öyküler.Savaşlar, ayrılıklar, ölümler kadar çok ufacık olayların da anlatıldığı insana dair müthiş öyküler.
Bir akşamüzeri Amerika'nın isimsiz bir şehrinde aniden meydana gelen deprem yüzünden birbirinden tamamen farklı dokuz yabancı, bir pasaport ve vize ofisinde mahsur kalır. Yanlarında çok az miktarda yiyecek vardır ve bulundukları yer su almaya başlamıştır, üstelik hiçbir çıkış yolu yoktur.
Kapana kısılan bu dokuz kişi için psikolojik stres katlanamayacakları bir noktaya gelir. İşte o anda aralarındaki yüksek lisans öğrencisi herkesin kendi hayatından bir hikâyeyi, daha önce kimseyle paylaşmadıkları "müthiş bir şeyi" paylaşmasını ister. Verdikleri ölüm kalım savaşının baskısı altında bile olsa romantizm, evlilik, aile, siyasi görüş değişikliği ve kendini keşfetmeyle ilgili şaşırtıcı hikâyelerini anlatır hepsi.
{Sonu muallak olduğu için puan kırıyorum}
Reklam aşkı: Tümünün içinde beğenmediğim tek kitap bu.
Lexi White, üniversite hayatının en başarılı günlerini yaşadığı sırada babası rahatsızlanınca bir saniye bile düşünmez; her şeyi bırakır ve babasının bakımını üstlenmek üzere evine geri döner. Yıllarca onunla ilgilenir, ihtiyaç duyduğu her an yanında olur. Hastalığı atlatamayan babasını sonsuzluğa uğurladıktan sonraysa Lexi, hayatını yeniden kurmaya karar verir.
Ancak eğitimini tamamlamamıştır. Hayal ettiği işi yapmak için sıfırdan başlayacaktır. Hunter Reklamcılık'a girmeyi başarır.Yöneticisi lise yıllarından beri aşık olduğu Vincent Drake'dir.
Kitapta sevmediğim yön Lexi'nin idealize edilmesiydi.Her şeyi o kadar mükemmel o kadar mükemmel ki insanı rahatsız ediyor.En zeki, şaşırtıcı derecede güzel, deli gibi yemek yiyor ama kilo almıyor, giydiği basit bir elbise bile ünü modacıların dahi dikkatini çekiyor, kimle tanışsa etkiliyor falan.Abarta abarta bir hal olmuş yazar.Beni sinir etti.İlk kez kitapta ana karakterlerin nihayet kavuşmasından mutlu olmadım düşünün:)
25 Mayıs 2015 Pazartesi
Son dönem kitapları
Okuduğum kitapları yazma işini oldukça ihmal ettim.Kitap yazılarımın paratntez içinde italik yazılmış olan satırları kitap hakkında ayrıntı vermektedir, okumak istiyor ve sürprizi kaçmasın istiyorsanız parantez içlerini okumayın:) Neredeyse konusunu bile unuttuğum kitaplarımla karşınızdayım bu kez:
Karanlıkta buldum seni: Maggie Young sıradan bir kızdır. Normal bir ailesi, normal bir okulu, normal arkadaşları, kısacası normal bir hayatı vardır. On sekiz yaşına girmek için gün sayan Maggie, artık sıra dışı bir şeyler yaşamak ister.
Clayton Reed ise kasabadaki yeni çocuk.Maggienin hemen dikkatini çekiyor.Çünkü sıradanın dışına çıkan bir yeniliktir bu çocuk.
Ve elbette çocukta bir gariplik vardır.İnsanlarla iletişim kurmamakta, uzak durmaktadır.Maggie'nin çabalarıyla aralarında bir ilişki başlar ve yine Maggie'nin çabalarıyla devam eder.{Çünkü çocuk bipolar.Dolayısıyla bir anı bir anına uymuyor}
Zaman zaman sıkıldığım, Maggie'nin ilişkideki durumu hakkında umutsuzluğa kapıldığım ama sonuçta devamı olursa okurum dediğim bir kitap oldu.
Milyonluk kirli sır: Ayh okurken şiştim.Klişe, mantıksızlık beni bir kitaptan soğutan ne varsa bu kitapta vardı.
Esas kızımızın annesi kanser tedavisi görüyor , para lazım o da kendini satıyor.Bravo! İki yıllığına kadınlarla zengin erkeklerin bir tür anlaşma yaptığı bu tür illegal işleri halleden bir yerle anlaşıyor ve satışta! son anda süper yakışıklı, süper zengin ama kadınlara güvenmeyen! bir adam tarafından alınıyor.Yaşadığı bir olay yüzünden kadın ırkından nefret eden adam sosyal çevresinde bir kadın olsun diye böyle saçma bir işe girişiyor.Aralarında duygu olmayacak yani.Ama daha kitabın ilk bölümü bitmeden bizim kıza sırılsıklam aşık oluyor Ve neden? Nedeni yok:) Ay işte devam kitabını okumak istemeyeceğim bir kitap! Yaşasın.
Tatlı sır: Bu ikisini peşpeşe okudum bir de.Sır sır sır dedikleri de bir şey olsa bari.Bu yazarın daha önce bir kitabını daha okumuştum.Tatlı bela isminde.Blogda bahsetmemiş olabilirim şöyle bir göz attım bulamadım.O kitaptaki Maddox kardeşlerden bir diğerinin hikayesi anlatılıyor bu kez.İlk kitaptaki çiftten de sık sık bahsedilen bu kitap bu açıdan hoşuma gitti.
Trenton Maddox dövmecide çalışıyor ve esas kızımıza aşık.Esas kızın ise bir erkek arkadaşı var ve Trenton'dan etkilense de ilişkisine devam etmek istiyor.Ama çocuk uzakta ve bizim kızla hiç ilgilenmiyor.Bir süre sonra ne kadar uğraşsalalar da bir ilişkiye başlamaktan uzak kalamadıklarını farkediyorlar ama kızı çok rahatsız eden bir durum var.Bu da kitabın sonunda ortaya çıkıyor Bence sonu güzeldi sır gibi bir sırmış cidden.Yazıyorum istemiyorsanız okumayın .
{Kız meğer Trenton'ın abisiyle çıkıyormuş.Bu sebeple Trentonla birlikte olamam diyip duruyormuş.Sonuçta iki kardeş bunu sorun etmedi ve ünlü Maddox kardeşlerin üçüncüsü ile de çok kısaca da olsa tanışmış olduk}
Telepati: Iyh. Son dönemde okuduğum en kötü kitap.Farklı zaman boyutlarından bahsediyor.Yani bir sürü ben var ama hepsi farklı hayatlar yaşıyor.Bir ben çok zenginken, diğeri ölü olabilir, birinin tek kızı varken diğeri beş çocuklu olabilir gibi.Bu farklı boyut olayını delebilen farklı boyutlarda oldukları halde birbirlerini hatırlayan iki çocuk var.İşte bunlar buluşmaya çalışıyor ve bir sürü saçmalık oluyor.Sonu da kötü bence.
21 Mayıs 2015 Perşembe
Son dönem kitapları
Teryüz: Kahramanımız okulun en yakışıklı çocuğuna aşık çirkin bir kız.Gözlüklü, diş telleri olan, kırmızı saçlı anne ve babasının yıllar sonra, hiç ummadığı anda doğan sevgili kızları.Çirkinliği aslında çocuk çirkinliği, annesinin bir konuşmasından kendi kendine vardığı bir sonuç. Çirkin olduğunu düşünüyor ve kendini çirkin olarak tanımlıyor ilerde güzelleştiğinde bile bunu farkedemiyor.Çirkin olmanın dışında çok akıllı, çok insalcıl ve doğuştan kas hastalığı olan kuzeniyle (teyzesinin oğlu) birlikte büyüyor.Teyzesinin kocası okulun güreş takımının kaptanı ve aşık olduğu çocuk da güreş yıldızı.
Sonra kızımızın çok yakın bir arkadaşıyla bu yakışıklı arasında bir ilişki başlıyor ama arada yazılan mektupları hep bizim çirkin kızımız yazıyor.İkili arasında çok hoş bir mektuplaşma başlıyor.Çocuk mektupları yazan kişi ile çıktığı kızın aynı olmadığını anladığında çok tepki veriyor.
Okuldan mezun oluyorlar, parlak güreş kariyeri nedeniyle yakışıklımızın hangi üniversiteye isterse gidebileceği kesin ama o ok farklı bir yol seçiyor ve orduya giriyor.Üstelik kasabadan beş yakın arkadaşını da ikna ederek.Irak'a gönderiliyorlar.Ve oradaki görevin bitmesine çok az bir zaman kala bir bomba patlıyor ve bizim yakışıklı hariç diğer çocuklar ölüyor.Bizim yakışıklı da artık yakışıklı değil.Yüzünün yarısı korkunç durumda.
Bu şekilde kasabaya dönüyor ve her şeyin tersyüz olmasıyla baş etmeye çalışıyor.
Çok sevimli, naif, insanın içini ısıtan bir kitaptı , beğenerek okudum.Ana karakterler harici diğer karakterlerin de güzel tasvir edilmiş olması ve onların hikayelerinin de anlatılması, her bir hikayenin en az ana hikaye kadar etkileyici olması kitabı çok sevme sebeplerimden.Konunun ortada kalmaması, sonunun güzel olması, hikaye örgüsünün mantıklı ve sürükleyici olması sebebiyle de bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.
Gözlerini sımsıkı kapat: Ünlü dedektifimiz David Gurney'in yeni bir macerası daha.Bu kitapları doğru sırayla okumadığım için dedektifin kişisel hikayesi biraz karıştı benim açımdan ama çok da önemli bir ayrıntı değil bu yani siz de her kitap anlatılan olay açısından birbirinden bağımsız olduğundan her birini farklı zamanlarda da okuyabilirsiniz.
Dedektifimiz bu kez düğün günü kafası palayla kesilerek öldürülen bir gelinin cinayetini çözmeye çalışıyor.İşin içinde çocuk tacizi de var, uluslararası mafya da var.Sonu nispeten sürpriz ve bu serinin hemen her kitabı çok güzel olduğundan okumanızı tavsiye ediyorum.
Eksik parça: Mara Dryer isimli bir kız arkadaşlarıyla birlikte gittiği bir eski binanın çökmesi üzerine yaralı olarak kurtulduğu bir kazanın ardından ailesiyle birlikte Miamiye taşınır.Burada çok yakışıklı bir çocukla tanışır. Bir yandan kendi ruh sağlığı ile ilgili problemlerle uğraşırken bir yandan da olagelen garip olaylarla uğraşmaktadır.
Kendinin bir gücü olduğunu keşfeder ama bu istemediği bir güçtür ve bu gücün sonucunda olan olaylar sebebiyle ruhen çok yıpranmaktadır.Yakışıklı çocuğun da bir gücü vardır ve sanırım bu güç bizim kızımızın gücün antidotu gibi bir şeydir.
Devam kitaplarını almak isteyeceğim güzel bir kitaptı.
Tüm kitap yazılarım için buraya, 2015 yılı kitap yazılarım için buraya.
11 Mayıs 2015 Pazartesi
Kitap: Trendeki kız
Çok uzun süredir kitap yazısı yazmıyorum.Okuduğum kitaplar kadar çok birikti ki bir yerlerden başlayayım istedim.
Trendeki kız kitabını yabancı bir blogda görmüş merak etmiştim.Hemen aldım tabi.
Kitap kesinlikle güzeldi.Benim açımdan sonunu tahmin edebilmiş olmam dolayısıyla bir yerden sonra sürprizi kaçmasına rağmen güzeldi hatta.Ben beni şaşırtan kitapları daha çok seviyorum.Bu şaşırmama durumu da benim zekamdan değil yazarın açık vermesinden kaynaklanıyor ama neyse.
Alkolik bir kadın eski kocasına hala çok aşık.Boşanmayı atlatamamış.Ona acıyan bir arkadaşının evinde kalıyor ve işe gidip gelir gibi hergün trenle şehre iniyor tüm gün dolaşıp eve dönüyor.İşten çoktan kovulmuş ama ev arkadaşına bunu söyleyemediği için bu şekilde yaşıyor.
Trenle hergün geçtiği güzergah bir zamanlar kocasıyla oturduğu evin de hemen önü.Kocası onu aldattığı kadınla boşanır boşanmaz evlenmiş ve hemen de bir kız çocukları olmuş.Kahramanımızın çocuğu olmadığı ve bu evliliklerini bitiren sebep gibi de olduğu için bu duruma daha da çok üzülüyor.
Neyse tren güzergahında eski evinin yan tarafındaki evde bir kadın ve kocası dikkatini çekiyor.Ve onlara aklından isimler veriyor, onların ne iş yaptığı, nasıl bir ilişkileri olduğu ile ilgili hayaller kuruyor.Alkolik olduğu için genelde sarhoş ve gün içinde hatırlayamadığı zaman dilimleri oluyor.
Hikaye o hayaller kurduğu kadının öldürülmesi ve buna sarhoş kadının da bir şekilde dahil olması ile hız kazanıyor.Alkolik kadınımız, eski kocasının yeni karısı ve öldürülen kadının ağzından bölümler halinde anlatılan hikaye sürpriz bir şekilde bitiyor.
31 Mart 2015 Salı
Kitap
Bu ara aşk kitapları okuduğumdan bahsetmiştim.Şimdilerde gerilim tipi okuyor olsam da elim, gözüm hep aşk kitaplarında.Eskiden aşk kitaplarında aşıklar neredeyse platonik takılırdı kitap boyunca.İlk göz göze gelmeleri olay olurdu ancak kitabın sonunda falan da olsa olsa öp.üşürlerdi.O zamanlar bile annem babamdan gizli okurdum bu tip kitapları.Ayıptı falan.
Şimdilerde ise kitaplar yatakta başlıyor.Aşık olma faslı sonradan geliyor.Aşkı ero.tizmle birlikte anlatıyorlar.Ben şahsen Jane Austen tarzı aşkları özlüyorum ama elimizdekilerle de idare ediyoruz bir şekilde.Hala aşk kitaplarını annemlerden gizli okuyorum:) Zaten es kaza ellerine alıp okusalar gözleri dışarı düşer eminim:))
Yeni bir başlangıç: Dahlia London isimli anne ve babasını kaybetmiş müzik delisi genç kadın çocukluk arkadaşı ,çok sevdiği Ben isimli bir erkekle birliktedir.Yıllardır birbirilerini tanıyorlardır ve sevgililerdir.Bir partide müzisyen bir delikanlı ile tanışan Dahlia hiç hissetmediği bir çekim hisseder ama Ben'e ihanet etmemek için oradan ayrılır.Yıllar sonra Dahlia ve Ben nişanlıdır ama olaylar çok farklı gelişir ve Dahlia kendini yıllar önce tanıştığı o adamla beraber bulur.Araya yıllar girmemiş gibi o çekim hala aralarındadır.Aşık olurlar ve olaylar gelişir.Sonu sürpriz.
Ben bu kitabı "eh işte" diye tanımlıyorum.Artık klasikleşen bir süper yakışıklı, über zengin, ultra popüler(Rock yıldızı!) bir erkeğin hiç nedensiz bir kadına delice aşık olması ve bu aşkın peşinden gitmesi, kadını hiç unutamaması vs. konusu,araya bolca s.eks sahnesi ve ufaktan da bir gizem atınca oldu sana kitap.Konu hemen hemen hepsinde aynı madem bir ayırtedici arıyor insan.Fark ettirecek bir şeyler.Karakterlere bir derinlik kazandır, kurguyu sağlam tut falan.İşte bunlar bu kitapta yoktu.Kurgu sıfır,yazar ayağına gelen topları bile gole çevirememiş taca atmış maalesef.
Gözlerindeki canavar: Hah! İşte demek istediğim her şey bu kitapta var. Yine bir adam bir kadına nedensiz aşık oluyor, bolca s.eks sahnesi var ama burada bir kurgu var, konu sağlam sayın okur.
Ignazio Vitale kesinlikle etkileyici bir karakter.Asıl kadın karakter Karissa sıradan bir kız olsa da sinir bozucu biri değil.Grinin Elli Tonu'ndan yine etkilenilmiş ama bir yerde kalmış.Göz devirmeler, dudak ısırmalar, po.poya şaplaklar falan yok -çok şükür!!-
Kitap pembe bir kitap değil daha çok siyah.Ama ben sevdim! Aralarında 18 yaş fark olan iki karakterin aşkı benim gibi bir ahlakçıyı, mükemmelliyetçiyi rahatsız etmiyorsa o yazar ayakta alkışlanır.Kitabı sevdim dedim ama aslında bayağı bayağı sevdim.Ara ara açıp okuyorum hatta.İkincisi varmış diye duyunca da çok çok sevindim.Heyecanla bekliyorum!
5 Mart 2015 Perşembe
Son dönem kitapları 6?
Güzel bir kitaptı, okumanızı tavsiye edebilirim.Başladım ve hemen bitti.Sürükleyici, farklı bir konusu olan, güzel yazılmış ancak sonu itibariyle hayalkırıklığına sebep olan bir deneyim oldu benim için.
Her perşembe buluşup bir barda içki içen dört arkadaş var.Biri kadın üç erkek , farklı işlerde çalışan dört kişi.Biri turizm işinde, biri otelde kapıda çalışıyor, biri borsacı ve en sonuncusu da buluştukları barda barmen.
Barmen olan(Alex) eşinden ayrılmış ve kızının velayeti annesinde.Kadın yeniden evlenmiş ve yeni eşiyle birlikte yaşadıkları yerden taşınmaya karar veriyorlar.Olayları ateşleyen işte bu karar oluyor çünkü Alex kızına çok düşkün bir baba.Sonuçta dört arkadaş o an için harika görünen ama sonuçta çok saçma bir karar alıyorlar, çılgınca bir planla hayatlarını değiştirmeye karar veriyorlar.Ve herşey, kişilikleri bile değişiyor.Hepsi pırlanta gibi insanlar aslında.Kitabın sonunda verdikleri kararlar gurur duydum.
Daha fazla yazamıyor olmam çok kötü:) Beni bıraksanız anlatacağım da anlatacağım kimsenin kitabı okumasına gerek kalmayacak.
25 Şubat 2015 Çarşamba
Son dönem kitapları #5
Bu yazıdan da biliyorsunuz Agatha Christie tutkumu.Daha önce okumadığım tammm üç kitabını üst üste okumuş olmaktan dolayı çok çok mutluyum.Hadi bakalım :
Güvercinler arasında bir kedi: Olayların başlangıcı müslüman bir ülkede başlayan ayaklanmaya dayanıyor.Oradan ülke dışında çıkarılan elmasların bir şekilde İngiltere'nin çok ünlü bir kız okuluna gelmiş olması ihtimali olayların ve cinayetlerin başlangıcı oluyor.
Mezopotamya'da cinayet: Arkeologların arasında bir kazı alanında işlenen iki cinayet.Öldürülen kadın başarkeologun çok aşık olduğu muhteşem güzellikteki karısı.Kadın yıllar önce ölen eski kocasından korkuyor ve bu korku yüzünden kocası bir hemşire ayarlıyor çünkü kadının korkularını ciddiye almıyor ve ruhsal olarak hasta olduğunu düşünüyor.Sonuçta herkes kadının abarttığını, insanları etkilemek için numara yaptığından emin ama kadın öldürülünce işin rengi değişiyor.İmkansız gibi görünen cinayeti tesadüfen orada bulunan Poirot ele alıyor.
Parker Pyne iz üstünde: İlk kez tanıdığım bir Agatha Christie kahramanı Parker Pyne.İstatistik uzmanı olarak yıllarca çalışmış ve şimdi gazetelere "mutlu olmak isteyenler için" ilanlar veriyor.Bu kitapta çözülen bir cinayet yok ama çözülen vakalar da neredeyse bir cinayet kadar karmaşık.Ve Parker Pyne'ın yöntemleri cidden büyüleyici, ilgi çekici ve hayranlık uyandırıcı.
Koru beni: Bir Agatha Christie romanı değil ama aşk hikayelerini de gerilimler kadar çok seviyorum ben.Hatta gerilim arası aşk hikayeleri okumaya özen gösteriyorum.Kesinlikle benim ruhuma iyi geliyor bu kitaplar.Ne kadar abartılı, saçma olursa olsun seviyorum sonsuz aşkın olduğuna dair hikayeleri.
Daha önceki kitap yazılarım için buraya, 2015 yılı kitap yazılarım için ise buraya.
13 Şubat 2015 Cuma
Kitap
Yıllar sonra: İpek Ongun benim en sevdiğim yazarlardandır.İlk kitabını okuduğumda ortaokuldaydım ve ilk kitabının kahramanı olan Serra da ortaokuldaydı.Pek çok farkımız olsa da Serra ile benzerliklerimizi keşfetmek, yaşadıklarını okumak harikaydı.Beraber büyüdüğüm bir karakterden çok bir arkadaşım gibi oldu zamanla.
12. kitap falan bu sanırım.Ortaokuldan beri okuduğum Serra da üniversite okudu, evlendi ve onun da benim gibi bir kızı oldu.Serra beni geçti ama artık 40lı yaşlarda ve kızı da genç kız oldu.Bu kitap bir klasik değil ve muhteşem de diyemem ama benim için çocukluğum, ilk gençliğim ve anne evi demek.O kadar çok şeyi anımsatıyor ki.Okumaktan çok zevk aldım.
Şeytanı Uyandırma: Unutkanlıktan daha önce anlattığım bu kitabı tekrar fotoğrafa eklemişim:)) Çok acil B12 almaya başlasam iyi olacak:P
Kiralık Eş:Kızkardeşini aldatıp dolandıran bir adamdan intikam almak isteyen bir kahramanımız var {çok zengin ve çok yakışıklı elbette} Dolandırıcı adam evli çiftler için bir terapi merkezi kurmuş.Bizim adamımız da evli değil ama bu merkeze gitmek istiyor dolayısıyla kendisine eş rolü oynayacak biri lazım.Gazeteye ilan veriyor, çok paraya ihtiyacı olan kahramanımız başvuruyor ve olaylar gelişiyor.
Şu an elimde okunmuş bir gerilim ve okumakta olduğum bir aşk hikayesi var.Ve sırada bekleyen bir sürü hiç okunmamış Agatha Christie'm.Yaşasın!
8 Şubat 2015 Pazar
Kitap
Bunlar güzel kitaplar sayın okur.Okumak beni çok mutlu etti.
Poirot'un ilk davaları:Agatha Christie zaten muhteşemdir.Kitap fuarında Altın Kitaplar önünde en çok zaman geçirdiğim stand oldu ve her saniyesine değdi çünkü hiç okumadığım bir sürü Agatha Christie kitabı buldum.Yuppi!Biri de bu fotoğraftaki, küçük öykülerden oluşan hafif bir Sherlock Holmes havası estiren kitap.
Şeytanı Uyandırma: Dave Gurney de bu yazarımızın kahramanı.Ememkli bir polis ama meslek hayatı başarılarla dolu.Daha önce "Peter Pan Ölmeli" isimli bir kitabını okuduğum bu yazar oldukça başarılı.O kitapta da bu kitaba atıfta bulunuluyordu ve ben dolayısıyla kitapları ters sırayla okumuş oldum.İki kitaptaki olayların birbiriyle alakası yok ama karakterleri tanıma açısından bu kitap önce okunsa daha iyi olur.
Bir seri katil üzerine belgesel hazırlayan bir genç kızın annesinin dedektifimizden kızına göz kulak olmasını istemesiyle başlayan hikaye seri katilin bu belgesel fikrinden hiç hoşlanmamasıyla hız kazanıyor:) Kitap bana Agatha Christie'nin "ABC cinayetleri" kitabını anımsattı.Konu hemen hemen aynıydı.Öncesinde bir Agatha Christie okumuş olmam da hoş bir tesadüf oldu.
14 Ocak 2015 Çarşamba
Bay Mercedes
Stephen King her zaman çok iyidir.Ne zaman bir kitabını görsem heyecanlanırım.Bazen çok sıradan bir olayı, bazen çok acayip bir konuyu ama her şekilde sürükleyici bir şekilde yazar.Onun kitaplarında her an her şey olabilir ama yazar olan bu "her şeyi" bir şekilde mantık çerçevesine oturtmayı başarır.Kitapların sonu havada kalmaz ve genelde mutlu bir son olur.İyiler kazanır , kötüler de belasını bulur.
Kitap bittiğinde kafanız karışık, içiniz ise huzurludur.Ama onun kitaplarının , cümlelerinin insanı yoran bir tarafı da var.Okumak emek istiyor, konu sürükleyici, üslubu kesinlikle su gibi akıyor ama cümlelerin yapısı, kelimeler bir şekilde dikkat istiyor.Ve kitap bittikten sonra da insanı kalakalmış, düşünen bir ruh halinde bırakıyor.Kitaptan izlerle, düşüncelerle yaşıyorsun bir süre.Ah bunu tam anlatamadım sanırım.
Stephen King'in tüm kitaplarını okumadıysam bu yüzdendir.Bir kaç kitabını üst üste okumak gözümün almadığı bir şey.Araya serpiştiriyorum çünkü benim iki Stephen kitabı arasına en az iki kitap boşluk koymam lazım.
Bu kitabı da beni hiç hayalkırıklığına uğratmadı.Kayseri yolunda okumaya başladım ve Adana'ya dönerken de bitirdim.O kadar gezmenin tozmanın içinde dahi bulduğum her arada okumuş ve bitirmiş olmamdan da kitabı ne çok sevdiğimi anlayabilirsiniz.
2015'in ilk kitabı olan 'Bay Mercedes' iş bulma kuyruğundaki insanları çaldığı Mercedes marka arabayla ezen ve yakalanmadan kaçan bir ruh hastasının o yıllarda davaya bakan sonrasında da emekliye ayrılmış ve çok sıkılan bir polise mektup yazmasıyla başlıyor.
Polis, eşinden ayrılmış ve emekli olduktan sonra o kadar sıkılmış ki sık sık intiharı düşünüyor, katilimizin amacı da zaten onun intihar etmesini sağlamak.Ama işler beklendiği gibi gelişmiyor ve bu davayı çözmek polisimizin hayatına anlam katıyor.Bir araştırma başlatıyor, geçmişte yürüttüğü soruşturmayı artık emekli olduğu için illegal bir biçimde yeniden başlatıyor ve bu arada pek çok yeni macera yaşıyor hatta aşık bile oluyor.
Katil ise iki işte birden çalışan, bilgisayarlardan anlayan, kendine çok fazla güvenen, annesiyle garip bir anne-oğul ilişkisi olan genç bir adam.Hayatının amacı olabildiğince çok insanı öldürdüğü bir yeni katliam.
Karakterler o kadar hoş ki.Her birine ayrı ayrı hayran olmamak elde değil.Polisin bahçıvanı ile Mercedesi çalınan kadının teyzesinin kızı benim favorilerimdi.
Bu kitabı çok sevdim, kitaplığımın Stephen King köşesine zevkle ekledim.Size de hararetle tavsiye ediyorum.
Bu arada okuduğum ve saklayamayacağım kitapları elden çıkarmak için açtığım kitap satış bloğum da : BURADA.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..








