Annem dolmuşta tek kalma diye uyarırdı beni.Taksiye tek başına binme derdi.Gülerdim.İnsan gençken ne kadar kötü olunabileceğini bilmiyor, benim başıma gelmez diye düşünüyor.
Geliyormuş.Bir minübüs şoförü üniversitede okuyan bir küçük kızı tecavüz etmek için ara bir yola götürüp, kız direnince öldürebiliyormuş!
Sabah bu konuda konuşurken laf kadınların uğradığı tacizlere geldi.Hepimizin bir hikayesi var ne yazık ki.Bir arkadaşım "Hamileydim, karnım burnumda dolmuş beklerken önümde yavaşlayıp duran arabalar olurdu" dedi.Bir diğeri "48 yaşındayım iki gün önce servis beklerken yol ıssızdı bir adam önümden beş kere geçti sonra gidip tam karşımda beklemeye başladı" dedi.
Yolda laf yemeyen, otobüste fazla yakın duran bir adamdan rahatsız olmayan var mı içinizde? Ve tacizi hissettiğin halde yaptığımız ne olur ? Ortamdan uzaklaşmak, sessiz kalmak.Laf atana cevap verilmez mesela.Başını önüne eğer hızlı adımlarla uzaklaşırsın.Sana gözünü dikip bakan ayıya "ne bakıyorsun" demez gözünü kaçırırsın.
Gazeteler güya lanetliyor olayı.Bir yanda Beren Saat'in Özgecan olayı üzerinden yazdığı eleştirinin haberi hemen altında Beren Saat'in gö.ğüs frikiği haberi.Kendi yaptıklarının farkında bile değiller!!
Kadın olmak zor.Daha da zorlaştırıyorlar.Kadınların insan olup olmadığının tartışıldığı bir dünya, araba kullandıkları için hapse atılan kadınların olabildiği bir dünya.
Bir de her insanı bir kadının doğurduğunun düşününce iyice sinirleniyorum.Törelerden, tahrik indiriminden, iyihal indiriminden, kocasıdır yapar zihniyetinden, o da mini etek giymeseydi diyenlerden, yollu kelimesinden nefret ediyorum.
Ben de Murat da bugün siyah giydik.Ama asıl içimiz simsiyah.