zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Eylül 2015 Cuma

Beslenme üzerine {upuzun} bir yazı

 
 
Bu diyete ilk başladığımda babam yediklerime bakmış ve "bu kadar yiyerek zayıflayacaksın ha" diye dalga geçmişti benimle.Başladığım noktadan 11 kilo daha zayıfım!  Ki araya bir hamilelik dönemi de girdiğini düşünürsek ciddi anlamda kilo verdim.
 
Hamilelikten önce 9-10 kilo vermiştim.55-56 kilo ile hamile kaldım.Hamileliğimin ilk üç ayında kusa kusa 6 kilo verdim sonra da 12 kilo aldım ama toplamda 6 kilo almış oldum.Tabi bu veriler hep o lanet olası bozuk tartıyla yapılan ölçümler.Ben evde tartılıyorum diye doktorum her seferinde tartmadı beni:)
 
Hamilelik kilolarımı da  fazlasıyla verdim.Nereden baksan yıllar içinde 20 kilo vermişim.Tüm bu süreçte en ufak bir deformasyon da olmadı.
 
Hamileyken bu şekilde beslenmedim ünite saymadım zaten çok bulantım oluyordu ve doğumdan bir gece öncesine kadar kusuyordum.Emzirme dönemi de karbonhidrat saymadım.Yaklaşık 2 sene de (26 ay) emzirdim.
 
Ki son yıllarda özellikle haftasonları gerçekten abartıyorum.Ama sonuçta bu karbonhidrat meselesi o kadar kafama yazılmış ki bal yediysem reçel yemiyorum, sıkma yediysem ekmek yemiyorum. Ya da kahvaltıda ortalığı dağıttıysam akşam balık salata yiyorum.
 
Geçen yazıda bahsettiğim mucize liste işte  BURADA var.BU listede yine karbonhidrat değerleri üzerinden.Besinlerin kalori değerleri ile karbonhidrat değerleri birbirinden ne kadar farklı görüyorsunuz.
 
Kutulu ürünlerde de bir besin değerleri listesi oluyor.Her ürünün kalorisi, protein içeriği ve karbonhidrat içeriği bellidir.Bu durumda bakmanız gereken yer yine karbonhidrat değeri. Karbonhidrat değeri= ünite
 
Kilo vermek için yediğiniz ürünlerin toplam karbonhidrat değeri 40 üniteyi/puanı  geçmeyecek.
 
Size örnek bir menü ile durumu açıklayayım:
 
Sabah kahvaltıda istediğiniz kadar beyaz peynir ve yumurta yiyebilirsiniz.Salam, sosis, sucuk da yine oldukça düşük karbonhidrat değeri olan ürünler.Ama bal, reçel ve ekmek yok.Yine domates, maydonoz ve salatalık da sınırlı ölçüde yiyebilirsiniz.
 
Ben haftaiçi ünite değerimi olabildiğince düşük tutuyorum.Neredeyse eve gidene kadar 0 ünite besleniyorum.
 
Sabah kahvaltıda sadece peynir yiyorum mesela.Ya da sadece yumurta.Ama peynir , yumurta ve bir domates(6 ünite) bir de salatalık(4 ünite) yeseydim toplam 10 ünite almış olurdum.Ya da salatalık yerine 20 tane yeşil zeytin(4 ünite) yerdim.
 
Öğlen yemekte etli bir yemek seçiyorum.Et sote olabilir mesela ya da biftek,sade döner ya da tavuk ama dışı galeta ununa bulanmamış sade olacak.Sonuçta öğleni de ünitesiz geçiriyorum.Ama tabi tavuğun, dönerin bir sınırı yok.Yani patlayana kadar diye tabir ettiğimiz şekilde yiyebilirsiniz.Ama proteinler o kadar  uzun süreli  tutuyor ki insanı bir porsiyonu geçmemenizi öneririm.
 
Akşam olduğundaysa mesela etli yeşil fasulye yiyorum.Fasulyenin bir porsiyonu 7 ünite.Bir porsiyon yaklaşık 4 kaşık oluyor.Ama bu diyetin güzelliği şu ki et bu değere dahil değil.Yani 4 kaşık yeşil fasulye bol etliyse kocaman bir tabak yeşil fasulyeniz oluyor.Ya da 8 kaşık yiyin 14 ünite olsun.10 da sabah almıştınız işte size 24 ünite.
 
Akşam bir de mandalina yiyin mesela 9 ünite 33 ünite ile günü kapatabilirsiniz.Yatana kadar bol peynir, salam, sosis yiyebileceğinizi de unutmayın:)
 
Bu diyette kuru bakliyatlar, ekmek, şekerli gıdalar neredeyse yok.Elbette ünitesini ayarlayabiliyorsanız yiyin.Sabah ve öğleni 0 tutup akşam biraz kuru fasulye yiyebilirsiniz gibi.
 
Gelelim püf noktalarına.Uzun yıllardır bu listeyi baz alan bir kişi olarak kuru soğan ve marula dikkatinizi çekmek isterim.1 kuru soğan 10 ünite yani salata yaparken 1 tanesi 1 ünite olan yeşil soğanı tercih etmelisiniz.Marulun tümü 8 ünite.Yani bol marullu bir salata oldukça düşük üniteli oluyor.Ve çok da tok tutar üstelik bağırsakları çalıştırır.Kuru soğan out marul in :)
 
Köfte yaparken içine koyduğunuz soğanı da hesaba katın ve ekmek mümkünse koymayın.Koyacaksanız da hesaplamayı unutmayın.
 
En önemlisi küp şeker.Tek bir küp şeker 12 ünite.Yani çayınızı kesinlikle şekersiz içmeniz gerekiyor.
 
Zaten düşünürseniz 1 kesme şeker bir dilim köy ekmeğine denk.İkisi de 12 ünite peki siz bu durumda hangisini tercih edersiniz? Aynı şekilde 1 kesme şeker yerine 1 şeftali yenebilir mesela.
 
Bu beslenme şekli insanı kesinlikle sağlıklı karbonhidratlara yöneltiyor.Zaten sınırlı olan hakkınızı yeşil fasulyeden, meyveden yana kullanıyorsunuz.Ve rafine şeker yemediğiniz için bir elma bile o kadar tatlı geliyor ki zamanla tümünü bitiremeyebiliyorsunuz.
 
Peynir, yumurta, et, tavuk , salam, sosis gibi besinler sınırsız tüketilebildiği için de asla aç kalmıyorsunuz.Yemekteki sebzeyi az yemiş olduğunuz için aç hissetseniz bile üstüne bir koca dilim peynir yiyebilirsiniz.
 
Ya da diyelim o günkü yemek size çok da uymuyor ama çocuğunuz için o yemeğin de pişmesi gerekiyor (mesela havuçlu, patatesli bezelye yemeği) o durumda bol marullu bir salata yapıyorum üzerine de sosis, ya da bir parça biftek hatta peynir ekliyorum.
 
Diyette yağ sınırı yok.Yağ da 0 ünite! Yağ almaya devam edebilirsiniz bu yüzden tatsız tuzsuz light peynirlere mahkum değilsiniz:) Ama mesela salataya yağ eklerken ben yine de daha az koydum.
 
Bu diyette mayonez ketçaptan daha masum!
 
Sabah: peynir, yumurta
 Öğlen :et ya da tavuk yanına bol marullu salata
 Akşam :bol etli sebze yemeği
 
Yatana kadar peynir ve bir meyve zaten klasik diyetlerden çok da farklı değil:)
 
Yoğurdun da ünite değeri yüksek sayılır.Yoğurdu protein kabul edip 0 ünite değerli olduğu yanılgısına düşmeyin lütfen. Ben et yemeklerinin üzerine tat vermesi için bir iki kaşık yoğurt ekliyorum.Demirle ilgili bir sorunum yok ama siz kansızsanız yoğurdunuzu ayrı yiyebilirsiniz.
 
Mesela hamburgere bayılıyorum. Klasik hamburgerimi ekmek yerine marul yapraklarıyla yiyorum.Şimdi o kadar benimsedim ki bu diyeti kesinlikle ekmekle yiyemiyorum.Onun yerine 10 tane patates kızartması yiyorum mesela o da 20 ünite ,hamburgerin içindeki domates, soğan,sos falan da saysam 25 üniteye çok sevdiğim şeyleri yiyorum.
 
Yediğiniz her şeyi yazmanızı tavsiye ederim.Yazdığınız zaman ne çok şey yediğinizi görecek ve ünite atlamamış olacaksınız.İlk bir ayda dört kilo vereceğinizi neredeyse garanti ediyorum.Ben diyete başladığım ilk iki haftada vermiştim dört kiloyu:)
 
Acil durum bittikten sonra da haftasonları abartmadan yiyerek zamana yayarak kilo verebilirsiniz.Kilo verme işi bittikten sonra da günde 60 ünite karbonhidrat alarak kilonuzu koruyabilirsiniz.Zaten zamanla rafine şekerden o kadar uzaklaşıyorsunuz ki çayınıza şeker atmak aklınıza bile gelmiyor.Besinlerin doğal tatlarını almaya başlıyorsunuz, yediğiniz bir güveç yemeği içindeki patatesiyle, patlıcanıyla size şölen yaşatıyor:)
 
Ben haftada iki gün spor yapıyorum.Haftaiçi neredeyse 30 üniteyi geçmiyorum ve buna rağmen o son beş kiloyu bir türlü atamıyordum.Haftasonları diyeti tamamen bozmama bağlıyordum bu durumu ama meğer tartım bozukmuş!
 
Ankara'ya gidiyorum annemde bir hafta kalıyorum ama aklıma yazılı düzenin dışına çok az çıkıyorum bir geliyorum 2 kilo almışım.Tartılıyorum 58, anneme gidiyorum  tartılıyorum 56 eve geri geliyorum 59! Bir moral bozukluğu, haydi yine sıkı tut sonuçta verdiğim sadece bir kaç gram oluyordu.Tüm bu moral bozukluğuna rağmen beslenme şeklimi değiştirmek, diğer diyetleri denemek aklımdan geçmedi.
 
Yağ sınırı olan bir diyette mesela nasıl dışarda yemek yiyeceksin? Hangi lokanta tek kaşık yağla yemek yapıyor? Ben sadece akşamları evde yiyebiliyorum, evden yemek getirmek de çok uzun süreli bir çözüm değil.Bu sebeple kilo veremediğimi sandığım dönemlerde bile bu beslenme şeklimi değiştirmedim.
 
İşimi kolaylaştırmak için pirzolaları, tavuk butları, ekmeksiz hazırlanmış köfteleri pişmiş olarak dondurucuda tuttum.Gözüm döndüğünde hemen indirip sadece ısıtarak yemeye hazır olmaları sayesinde elim pilava,  ekmeğe, poğaçaya gitmedi.
 
Sosis , salam gibi ürünleri katkı maddelerinden dolayı çok tercih etmedim ama yine de kimi zaman hayat kurtardıklarını kabul etmek lazım:) Çayın yanında kocam bisküvit açıyordu ben pastırma yiyordum:)
 
Tartım değiştikten sonra diyetin etkilerini daha net görüyorum.Dün mesela tartıldığımda 53 kiloydum:) Bu kadar hızla, aç kalmadan ve yağdan kilo vermek de motivasyonu arttırıyor.
 
Tüm bu yazdıklarım bana uyan, bende işe yarayan bilgiler.Sizin özel bir durumunuz varsa, protein alımını abartacak ya da karbonhidratları ölümüne kesecek olursanız bir takım sorunlar yaşayabilirsiniz.Doktorunuzla görüşün, danışın, sorun soruşturun.Bir insan olduğunuzu, ölebileceğinizi de lütfen göz ardı etmeyin.
 
Sorularınız varsa yorum bölümüne beklerim;)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

17 Eylül 2015 Perşembe

Zayıflama maceram ve beslenme tüyoları ;)

 
Bir süredir okurlarım {sadece üç kişi aslında:P} bu kadar çok yemek yiyip nasıl zayıf kalabildiğimi soruyorlar.Asırlardır zayıflamaya çalışan biri için oldukça mutluluk verici bu sorular.
 
Hayatımın uzun yılları boyunca hep "çok zayıftım".Çirkin bir zayıflık.İlkokul 3. sınıfta 19 kiloydum mesela.Lakabımın da iskeletor olması sizi şaşırtmamıştır.
 
Hiç kilo problemim olmadı çünkü annem bizi hep çok sağlıklı beslerdi ve ben yemek yemeyi hiç sevmezdim.Zorla ağzıma tıkıştırılan üç beş lokmayla ancak yaşamımı idame ettiriyordum.O yıllarda kaç kilo olduğumu bilmiyorum mesela.
 
Lise sonda masa başında saatlerce ders çalışma  dönemlerinde biraz kilo aldım liseden mezun olurken o zamana kadar en şişman  günlerimdi 52 kiloydum.Sadece bir kez tartılmıştım.
 
Sonra üniversiteye başladım, ilk sene kaldığım otelin biraz sapa bir yerde olması, yemek yemeye zaman ayıramamam gibi sebeplerle 40lı kilolara düştüm ama bunu ilk tatilde eve gelene kadar anlamadım.Pantolonlarım öyle bollaşmış ki  üzerimden düşüyor, neredeyse 12 kilo vermişim ve bunun farkında bile değilim.
 
Üniversitede ilk yarıyıl tatilinde eve döndüğümde annem havaalanında bana doğru baktı ve sonra kafasını çevirip arkama bakmaya devam etti.Çünkü beni ,kendi öz kızını, tanımamış! Bana baktığında düşündüğü "kızın montu kızımınkinin aynısı" olmuş:)
 
Bu kadar delice bir kilo vermiş olmama rağmen durumun farkında bile değilim! O kadar fiziksel görüntümü, kilomu önemsemeyen  biriydim ben.Sonra iş hayatına başladım ama o zamanlar kaç kiloydum hala bilmiyorum.Zayıftım ama.. Murat'la tanışana kadar:)
 
Kocam bu dünyada yemek yemek için var.Öyle keyifle, aşkla yer ki siz de onlayken yemek istersiniz.Biz tanıştık adam beni harika yerlere götürüyor, en özel yerlerde en özel yemekleri tadıyoruz.Nöbetlerimde bir kebaplar yaptırıyor adamlar içine üç kişilik çatal kaşık koyuyor düşünün:)
 
Sonra iş yerimiz değişti ve çok sapa bir yere taşındık,burada da evden yiyecek bir şeyler getirmeye başladık.Ama tüm iş arkadaşlarımla beraber topluca yiyoruz mesela ve çok bol , gözümüz açlıktan dönerek yiyoruz.
 
Ben hala kilomun farkında değilim.Bir gün iş yerinde bir ablamız bana dönüp "kilona biraz dikkat etsen iyi olur" dedi.Şaşırdım eve gidip bir tartıldım ki 65 kiloyum:)İlk kez kilomdan rahatsız oldum , 25 yaşındaydım.
 
Diyet yapmaya karar verdim ama ne yapacağım hiç bir fikrim yok.Beslenme üzerine bilgim sıfıra yakın.Ispanak sağlıklıdırdan başka bir şey bilmiyorum.
 
O zaman iş yerinden çok sevdiğim bir arkadaşım bana hayatımı değiştiren bir liste verdi.İnci.rlik Am.erikan Üssünde askerlere verilen bir liste bu.Onların yakın bir arkadaşlarına annesi evlenirken vermiş.
 
Liste besinlerin karbonhidrat değerlerini ünite üzerinden belirliyor.Günde 40 üniteyi geçmezseniz zayıflarsınız.
 
Onu yeme, bunu ye şeklinde bir beslenme programı olmadığı için hemen her yere uyuyor.Üstelik kilo verirken yağdan veriyorsunuz.Dolayısıyla verdiğiniz üç kilo bile farkediyor.
 
Bizler günlük enerjimizi karbonhitratlardan alıyoruz.Karbonhidrat alımını kısıtlarsanız vücut enerji için daha önce depoladığı yağları yakmaya başlıyor. Mantık bu.
 
Şimdi kızıma kitap okumam  gerekiyor.Bu yüzden mucize liste, beslenme şeklim ve zayıflama maceramın devamı bir sonraki yazıda..
 
 
 
 
 

10 Aralık 2014 Çarşamba

Spor



Yaklaşık bir yıldır düzenli haftada iki gün spor yapıyorum.İş yerinden arkadaşlarım sayesinde öğlen araları bosuya giderek başladım.Sonra reformer pilates, daha sonra fitintime ve reformera dönüş şeklinde öğlen arası iş yerine yakın çeşitli spor merkezlerine gidiyorum.

İlk başta beş kişilik bir gruptuk, sonra grup dağıldı ben de Ayşe ve Aslı ile üçlü olarak reformera başladım, Sezoşla fitintime ve Sezoşla reformer olarak devam ediyorum.Sezoş çok ciddi bir sporcu olduğu için diğer herkes bir şekilde sporu bıraksa da o devam ediyor.Ve tabi ben de onunla devam ediyorum:)

Hem normal hayatımı etkilemiyor, kızımdan zaman çalmamış oluyorum, hem kendime vakit ayırdığım için iyi hissediyorum.

Spora ilk başladığımda işyerinde bir arkadaş kaza geçirdiğimi düşünmüştü.Öyle hamlamışım ki yan yan yürüyordum, her adımda inliyordum:))

Kesinlikle henüz istediğim kadar fit değilim ama kilo vermediğim {veremediğim} halde yaklaşık bir beden daraldım.Bunun dışında daha dik duruyorum mesela.Annemin uzun bir aradan sonra beni gördüğünde farkedeceği kadar değiştim."Ne yapıyorsan devam et kızım" dedi:)

Spor yapacakların en çok dikkat etmesi gereken kesinlikle spor yaptıran eğitmen.Ben hep "çok iyi" hocalarla çalıştım.Hiç bir sakatlanma yaşamadığım gibi hamlama durumunda bile ertesi gün yaptırdıkları hareketlerle beni çok rahatlattılar.Kendimi güvende hissediyorum.

Arada sırada farklı sporlar da deniyoruz.Bu fotoğraflar da bir antigravity yoga gününden.Çok yorucu ama eğlenceli bir spor ! Bloga tepetaklak fotoğraflarımı da koymamış olmayayım:)




Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..