düzen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
düzen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Mayıs 2015 Pazar
Ev düzenleme: Duru'nun odası
Bu dönem ev düzenlemesine takıldım.Dönem dönem evdeki hemen hemen her eşya bana fazla gelmeye başlıyor.Mesela mutfakta bir iki tencere, iki üç çatal,tabak,bardak harici her şey fazlaymış, anlamsızmış gibi.{Ki zaten öyle.}
Neyse,
Bu düzenleme işinde önce kendi kıyafetlerimi ayıkladım.Dolaplarım o kadar hafifledi ki! Sonrasında balkon dolabına el attım.Belki dört beş koli gereksiz ıvır zıvır attım.Ayakkabılarımı da kışlık yazlık yaparken çok sıkı bir şekilde eledim.Güzel ve kaliteli diye sakladığım ama giymediğim dört çift çizme öyle dolaplarda bekliyordu!
Oturma odasının koltuğunun altındaki dolap, mutfak ve Duru'nun odası da sıradaki düzenlenecek listemdeydi.Duru'nun odası için bir oyuncak dolabı alınca ilk önce onun odasını düzenleyeyim istedim.
Duru'nun abartılı sayıda oyuncağı yok aslında.Ben çok fazla almıyorum.{Abartığım konu kitapları:)} Ama etraftan, anneanneden , babaanneden gelenlerle oldukça yüklü bir oyuncak yığını oldu.
Tümünü pembe bir kapaklı plastik kutuda tutuyordum.Bir kısımı da odasındaki dolapların içindeydi.Ikeadan aldığımız dolapla oyuncakları sınıflandırarak toplama şansımız oldu.
Ankaradan geldikten sonra o yorgunluğumuza rağmen Murat yeni aldığımız dolabı kurdu.Ben sepetlerini yıkadım,kuruladım.Sonra Duru'yu çağırdım ve birlikte odasındaki tüm oyuncakları yere döktük.Ses çıkarmayan hayvanlar, ses çıkaran hayvanlar (masal anlatan Aslan, GoGo köpek vs), su oyuncakları,ses çıkaran oyuncaklar, toplar, küçük bebekler, büyük bebekler, Barbie tarzı ince bebekler şeklinde gruplamalar yaptık.
Kutu içeriğini de küçük beyaz kağıtlara yazıp kutuların yan tarafına yapıştırdım.Duru "anne ben okumayı bilmiyorum ki" diye itiraz ettiğinde de teyzen sana yardım eder dedim:)
Sonuç böyle derli toplu bir köşe oldu:
Sonra kitaplarına el attım.Araya karışmış dergileri, artık yaşına küçük gelen kitapları ayıkladım.Cemile serisini ayırdım.Küçük kitapları boylarına göre düzenledim.Geri kalanları ve kocaman kapaklı kitapları da yukarı koydum.İki üç ellenmemiş dergi ve defteri de ön kısma yerleştirdim.Düzenleme yaparken amacım kitaplarına kolayca ulaşabilmesi ve yine okuduğu kitabı yerine düzeni bozmadan koyabilmesi idi.İşte sonuç:
Bu arada bu düzenleme konusu Duru'nun o kadar hoşuna gitti ki ben bir şey söylemeden o da bir köşede oyuncak mutfağını düzenlemeye koyuldu.İşte sonuç:
Şifonyerin üstüne yeni aldığımız gece lambasını yerleştirdik.Bu lamba Duru'yu en mutlu eden şey oldu.Çok gençkızvari:)) Sonrasında şifonyerin üstünü çok değiştirdim ama elimde lambanın ilk kurulduğu ana ait bir fotoğraf var sadece :
Bu da Duru'nun odasının en sevdiğim bölümü.Bulut yastıklar ve küçük pembe kuşlar.Özgür bir yatak:
15 Mayıs 2015 Cuma
Cuma! {yine, yeniden}
Ve işte bir cuma günü daha birlikteyiz! Yaşasın! Bu hafta çok yoğun bir haftaydı çünkü ev derleme toplamasına verdim kendimi.Kendi kıyafetlerim, balkon dolabı ayıklaması sonrasında çarşamba günü de evi ilaçlattık.Perşembe yeni bulduğumuz bir hanım sağolsun gelip evi temizledi.Güleryüzlü, hanımefendi biri kendisini telefonda "merhaba ben Safiye Teyzen" diye tanıttığı için çok yaşlı birini bekliyordum ama umduğumdan daha genç.Umarım bu sefer de hayal kırıklığına uğramam.
Önümüzdeki hafta da ayakkabılar kışlık yazlık olarak ayrılacak , oturma odasındaki koltuğun altından sonra da mutfaktaki fazlalıkları atacağım.Planlaması bile zevkli!
Ama bugün yapmam gereken şey valizimi hazırlamak ! 19 Mayıs tatilini pazartesi de izin alarak dört güne tamamladık ve Ankara'ya gitmeye karar verdik.Babamlar mutluluktan havalar uçtu "kızı özledik" diyip duruyorlardı zaten.
Valizi akşamdan hazırladım aslında, kendime ve Duru'ya dört günlük kıyafet ayarladım.Kalan iş şu; Murat kendi kıyafetlerini seçecek ve son eksikler gözden geçirilecek.Son dakika hazırlanmalarını hiç sevmem çünkü mutlaka unutulan bir şeyler oluyor.
Bir keresinde Ankara'ya giderken Duru'ya pijama almayı unutmuştum kızcağız pijama olarak seçtiğim günlük kıyafetlerinden biriyle uyumak zorunda kalmıştı.İstanbul'a giderken de kendi pijamalarımı unutmuştum.Sıradaki unutulacak pijama Murat'ın gibi duruyor:) Neyse ki Ankara'da herkesin yedek pijaması var!
Biz Ankara'da gezinir, annemden meşhur zeytinyağlı dolmasının tarifini alır ve babamla Fatih de Duru ile oynarken sizi de oyalayacak bir kaç eğlenceli sayfa önerim olacak:
Kahkahalarla güldüm! Favorim 4 ve 7 numara.
Nutella sevmeyen var mı? Sevmesek iyi olurdu tabi de:P
Daha önce vermiş olabilirim ama tekrarında sakınca olmayan görüntüler bence.İnsanlığa güveninizi tazeleyecek 21 fotoğraf.
Bakın siz THY sponsorluğundaki bu haber görünümündeki reklama.Ben fikre bayıldım!
Temalı partilere bayılıyorum ! Abartılmayan, sade ikramlar, ilginç süslemeler vs.
İyi tatiller, hayırlı kandiller!
Ve elbette 19 Mayıs Atatürk'ü anma, Gençlik ve spor bayramınız da kutlu olsun ! Kurtuluş savaşının başladığı bu gün Atatürk'ün gençlere hediyesi.Çünkü gençler kurtarılan bu ülkeyi geleceğe taşıyacak olanlar.Gençler bizim geleceğimiz.Keşke daha iyi eğitilseler, keşke bu kadar başıboş olmasalar diyorum ama Atamız güvendiyse ben de güveniyorum onlara.
Hoşçakalın.
13 Nisan 2015 Pazartesi
Havadan sudan
*İş yerinde bir arkadaşım ufak tefek estetik müdahaleler yaptırıyor kendine.Ve gerçekten giderek güzelleşti.Geçen gün konuşurken insanlar vücutlarına dikkat ediyor ama yüzlerini ihmal ediyor gibi bir şeyler söyledi.Artık 30lardayız, dikkat etmeliyiz falan dedi.Ben de bir gaza geldim, bakım yapayım, elmacık kemiklerimi doldurtayım, yok göz altlarımı aldırtayım falan derken sonuçta yıllardır doğuştan iç kısımdan eğri olan ve nefes alamama sebep olan burun kemiğimi bile düzelttiremediğim aklıma geldi.Resmen konuşmamdan belli bir sorun olduğu ve ağzım açık uyuyorum ama dışardan bir yamukluk yok gibi durduğu için ameliyat falan olmuyorum.Bu ben dolgu yanak düşlüyorum öyle mi:))
Sonuçta bana en uygun bakımın/ değişikliğin gözlerimin üstüne kalıcı makyaj yaptırmak bir de ipek kirpik taktırmak olduğuna karar verdim.Yaşlılık psikolojisi demeyin ciddi ciddi aklıma yattı bu fikir.Bakalım.
*Haftasonu ev bakarak geçti.Aslında bir ev bulduk ve beğendik de.Hatta ben evi aklımda döşedim bile ama son anda bir takım pazarlıkta anlaşamama durumu oldu.Çok yakınız aslında birbirimize ama ortada buluşamayacağız gibi görünüyor.Bir kez daha bakalım diyoruz.
Duru'nun okul işi de aynen ev konusu gibi beklemede.İğrenç hissediyorum bu konuda da.
*Tüm bu arafta kalmaların arasında hayat devam ediyor.Kararsızlıklarla boğuşurken bir yandan deli gibi bir hızla kitap okuyor, kek pasta pişiriyor, evden atılacak eşyaları listeliyorum.
Şu hayatta en sevdiğim şeylerden biri evde ya da hayatımda fazla olan şeyleri birilerine vermektir.
Bir siyah pantolon almışsam evde duran bir siyah pantolon mutlaka gitmeli.Gidecek durumda siyah pantolon yoksa zaten neden siyah pantolon alayım di mi? Benim ortaokuldan kalma pantolonlarım, gömleklerim bu yüzden yok.Altı ay kullanmadığım her şeyi veririm."Dolapta beklesin ne olacak ki" diyemiyorum.Sanki her bir fazlalığı sırtımda taşıyor gibi hissediyorum.
Şimdi önümdeki ilk hedef oturma odasındaki koltukların altındaki ıvır zıvırlar, sonra Duru'nun oyuncakları,balkon dolabındaki kutuların içleri (ne var onlarda!?) ve en önemlisi Murat'ın kıyafetleri.
Evdeki birikimin başlıca sebebi olan kocamla en büyük tartışma konumuz bu "attın, atmadın" olayı.O bir kutuyu eve getirip bir yere koymayı ve unutmayı doğallaştırmış bir insan.Yıllar sonra kutu çürüyene kadar tekrar bakmasa bile biri(ben) el atıp "bu kutuda ne var?" dediğimde kaplan kesiliyor.Kutusunu savunmak için saldırıyor, suçluyor vs.O kutu hayatının amacı oluyor.Tabi ben bir şekilde kutudan kurtulduğumda bir süre sonra sakinleşip doğru olanı yaptığımı anlıyor.Bir sonraki kutuya kadar:))
Evde bir dolap var yemin ederim senelerdir kapağı açılmamış ama içerisi ağzına kadar Murat'ın eşyaları ile dolu.Nedir onlar, neden oradalar bilemiyorum.Hadi onların yeri var , hadi adamın özel hayatı diye müdahale etmiyorum ama bir taşınma durumunda o dolabı da yok edeceğim.Ben minimal bir insanım hayatta en sevdiğim kitaplarım bile zaman zaman beni rahatsız ediyor, en sevdiklerimi bile biriktiriyor olmaktan huzursuzum.Bir de kocama bakın:)
Fotoğraftaki gibi gülerek yazdım tüm satırları.Her zaman hayattaki en sorunlu anlara dahi gülerek bakabilecek bir ruh hali diliyorum kendime de bunu okuyan herkese de.Çünkü cidden sorun dediğimiz her şey aslında sonsuz bir evrendeki döngünün içinde anlamsız kalıyor.Allah sağlık versin, huzur versin gerisi boş.
19 Mart 2015 Perşembe
Mart
Çılgın bir ay.Yani sabah kalkıp ışılyan güneşe mutlulukla bakıp akşam delice yağan doludan koşarak kaçmaya çalışabiliyorsun.Giyinmek tam bir sanata dönüştü.Üşümemek ya da terlememek ite bütün mesele.Ben genelde beceremiyorum :) Aslında tek yapmam gereken telefondan bir sonraki günün hava durumuna bakmak ama nedense olmuyor.
Eve gittiğimde üstümü değiştirir ev kıyafetlerimi giyerken bir yandan da ertesi günün kıyafetlerini iç çamaşırından çoraba kadar -takılar da dahil olacak şekilde- hazırlıyorum.Ve akşam mesela tişört çıkarmışsam sabah kalktığımda kar da yağıyor olsa tişörtümle çıkıyorum :))
Akşam yemeğinden kalanları toparlarken de ertesi sabah işe götüreceğim kahvaltımı hazırlıyorum.Peynir-domates,sandviç ya da müsli gibi.Akşam yatarken yapacak çok iş birikmemiş oluyor ya da sabah kalktığımda ne giysem ne yesem diye uğraşmamış oluyorum.Göbek adım "planlı yaşamak" adım da "listeler yapmak":))
Yarın Duru için okul bakmaya öğlen arası bir arkadaşımla beraber gideceğiz.Onun küçük oğlu da Duru yaşlarında ay farkı var sadece.Yavaştan bu okul işlerine bulaşmaya başladım, hayırlısı.
Sonra spor hocalarımız bizi ziyarete gelecekler.Sezoş bir sütlü tatlı yapacak ben de kurabiye yapmayı planlıyorum. İş yerine değil de eve geliyorlarmışçasına hazırlanıyoruz:)
Bu ara kendimi kitaba vurdum ama aşk kitapları.Hatta okuduğum "gölgelerin ressamı" isimli kitabı okumayı erteleyip yani yarım bırakıp bir aşk romanına başladım.Çok saçma, çok sığ ama beni çok rahatlatıyorlar.Dün bazı yerleri okurken kendime{okuduğum için} ve yazara{yazdığı için} kızdım ama bu ara bu ruh halimdeyim demek.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..




