patates kızartması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
patates kızartması etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2014 Pazar

Haftasonu: En iyi balıkçıyı bulma

Cumartesi günü sabah iyi bir kahvaltı sonrası arabamızı yıkamaya verip yürüyüşe çıktık.Yaklaşık iki saat yürüdük, oturup hamburger patates yedik ve sonra yine yürüdük.Bir alışveriş merkezine girdik sonrasında da evimize geldik.

Pazar günü yine evde kahvaltı yaptıktan sonra Karataş'a balık yemeye gitmeye karar verdik.Aslında kahvaltıya arkadaşlarımızla gitmek için sözleşmiştik ama akşamüstü balıkçıya gitmek için başka bir arkadaşımızla konuşunca iki öğünü de ev dışında yemek çekici gelmedi.Sonuçta ise her iki plan da iptal olunca balık yemeye kendi başımıza gitmeye karar verdik:)

Karataş'a ilk gittiğimiz zamanda Savaş'ın Yeri diye bir yere gidiyorduk.Sonra benim ısrarımla biraz daha farklı bir yöne gittik ve orada keşfettiğimiz balıkçıyı daha çok sevdik ve sonuçta Salim'in Yeri'ne gitmeye başladık.Bugün de bir başka tesadüf eseri her zaman gittiğimiz yoldan gitmeyince keşfedilecek onlarca balıkçı daha olduğunu gördük!

Hepsine göz attıktan sonra en kalabalık ve ilk gördüğümüz olana girdik bu hafta.Daha ilerdekilere de önümüzdeki haftalarda gidip fiyat, lezzet ve malzeme kalitesi yönüyle bizi en mutlu eden balıkçıyı bulmaya karar verdik.Balık yemeyi bir tür oyuna çevirmek bize de iyi hissettirdi.

Salatalar açısından burası kesinlikle daha başarılıydı:



Turşu burada daha büyük bir tabakta geldi ve çeşit daha çoktu:


Bu kırmızı közlenmiş biber Salim'in Yerinde iki tane geliyordu:)



Kalamar konusunda Salim daha başarılıydı ama tabi kalamarın kötüsü bile çok lezzetli olduğundan tabakta kalan olmadı:


Bir de bizim fotoğrafımız olsun yazıda ; Ben:



Murat:


Duru : {pist Duru patatesi bırak kameraya bak}


Duru kalp patates:


Bu kadar ıvır zıvırdan sonra asıl yememiz gereken balık.Fotosunu bile son anda çekmeyi hatırladım:) Nedense balıktan eskisi kadar tat almıyorum.Deniz levreği diye kültür levreği kakalıyor olabilirler mi?!



Ve bu da manzaramızın bir bölümü.Salim'in yeri manzara olarak kesinlikle daha iyiydi.Müşteriler her iki balıkçıda da aileydi,rahatsız edici kimse yoktu.Hatta arka masamızda sevgili olduklarını tahmin ettiğimiz çift yüksek sesle şarkılar söylüyordu.Hanım kızımız bence profesyoneldi.Şarkılar, türküler eşliğinde yemek yiyor ve çok eğleniyorduk:) Bir ara bize dönüp rahatsız edip etmediklerini sordular.Onlar bu kadar kibar olunca biz de "rahatsız olmadık mest olduk" diyerek jestimizi yaptık:)) İlginç bir deneyimdi.


Hesap geldiğinde ise adını bilmediğim için burası burası dediğim yer en az on puan öne geçti.Salim 100 TL altı hesap getirmezken 65 TL ödemek çok hoşumuza gitti.Haftaya gideceğimiz yeni balıkçı ve değerlendirmelerim ile burada olacağımı umuyorum.Bir gün yolunuz Karataş'a düşerse en iyi balıkçıyı biliyor olacaksınız, size söz:))

22 Ağustos 2014 Cuma

Amsterdam 2



Her yer bu fotoğraftaki gibi evlerle dolu.Masal gibi bir şehir Amsterdam.Refah içinde yaşıyorlar, Avrupa Birliği ülkelerinde ilk beş içindeymişler.Eğitim seviyesi çok yüksek.Herkes İngilizce biliyor.İnşaat işi yapan elinde testere olan bir adama İngilizce yol sorduk kalkıp çok aksansız ,temiz bir İngilizce ile yolu tarif etti.En çok eğitimlerine özendim.

İlk iki gün deli gibi bebek arabası ararken şehirde gezmeyi planladığımız pek çok yeri gezmiş olduk.{Kucağımızda kızımızla}Şehir hakkında bir fikir edindik.Ve yine o ilk gün Dam Meydanında bulunan Madam Tussaud müzesini de gezdik.Müzede o kadar çok fotoğrafımız var ki müzeyi ve Dam meydanını başka bir yazıya saklamaya karar verdim:)

Meydanlar , caddeler,müzeler ve pazarlar olarak belirlemiştim gezilecek yerleri.Dam, Rembrantplein, Museumplein, Leidseplein belirlediğim dört meydandı.Hepsine ve hepsinin etrafındaki önemli caddelere gittik.Meydanlar bizim Taksim gibi çok geç saatlere kadar yaşayan yerleri şehrin.Yemek içmek için de , gezinmek için de idealler.

Hope on hope off diye bir tur sistemi var.Gitmeden önce Avrupada başka şehirlerde hatta İstanbulda'da olan bu sistemin Amsterdam'da olduğunu da öğrenmiştim.Bir günümüzü de Türkçe dil seçeneği olan bu otobüslere ayırdık.24, 48,72 saatlik biletler alıyorsun.12 güzergah belirlemişler, yolada kulaklıktan bant yayını var istediğin dilde rehberi dinliyorsun ,önemli duraklarda duruyorlar istersen inip geziyorsun istemezsen devam ediyorsun.İndiğin duraktan her onbeş dakikada bir hope on hope off otobüsü geçiyor işin bittiğinde bir sonraki otobüse binip gezmeye devam ediyorsun.Biz ilk turda mesela hiç inmedik otobüsten.Tüm durakları öğrendik sonra istediklerimizde inip binerek şehri gezdik.

Kanal turunun da benzer bir şekli var ama biz inip binmeli olmayan bir kanal turu tercih ettik.Kanallarda gezinmek ve fotoğraf çekmek harikaydı.Duru turda kafası masada uyuyakaldı, çok şirindi:)

Bit pazarı ve meşhur Albert Cyrup 'a da uğradık.Albert Cyrup'u ilk seferde bebek arabası aramak için şöyle bir gezmiştik ikinci sefer daha bir adamakıllı gezdik.Kendime iki tane eski elbise aldım.Vintage ayağına giyerim diye.Tabi denemeden.Evde giyince çok komik oldum tabi, kollar falan felaket:) Terziye uğrayıp düzelttirirsem giyilebilirler belki.Pazarı internette bir anlatmışlar bir anlatmışlar gidip baktım bizim pazarların tırnağı olamaz.Kalitesiz, eski püskü tipli ıvır zıvırlar.Sadece peynir kaliteli ve ucuzdu bak aklınızda olsun.

Amsterdam o kadar pahalı ki elini attığın şeyin Türk parası ne kadar ettiğini anladığında elini çekiveriyorsun.Albert Cyrup'da eski püskü iki elbise 5 Euro olunca alayım bari dedim.Bir tür gaza gelme aslında:)) Türkiye'de o şeylere 15 TL hayatta vermezdim:)

Bit pazarından da Duru'ya çok hoş iki biblo, kendime eski püskü bir yüzük aldım.Çok şirin bir toka gördüm kesik kalem şeklinde ne kadar dediğim satıcı al götür dedi:)

Hema diye bir alışveriş merkezleri var oradan değişik yapışkanlar,desenli kumaştan kitap kapları, kalemler, acayip bir oje aldım.Duikelman diye bir pasta malzemeleri satan mağazadan Duru'ya Happy Birthday kelimelerinin her bir harfinin mum olduğu bir set ve babasını yeni kaybeden ve pastacılığa merakı olan bir arkadaşıma hediye olarak cupcake şeklinde çikolata kalıbı aldım.

Bunun dışında bir çöp almadık.Oradan taşıdığına değecek bir şey de yoktu zaten.Orjinal değil , ucuz hiç değil.

Pazarlarda satılan kibbeling diye satılan bir kızarmış balık var yolunuz düşerse garlic sos ile alın onu çok lezzettli.Bunu da araştırmalarımdan bulmuştum.Kocam "sen önermesen tipine bakıp bunu hayatta yemezdim" dedi.Denemek için azıcık aldığım kibbeling hemen bitince ikinci partiyi aldım dükkandan:) Yerlileri daha çok haring dedikleri soğan ve kornişonlu sandviç şeklinde hazırlanan çiğ balıktan yiyordu ama.Çiğ köfte kültüründen gelen biri olarak kınamamaya çalıştım ama ekmeğin içinden görünen küçük çiğ balıkçık çok iğrençti :)

Her yerde patates kızartması var.Acı seviyorsanız spicy sosla deneyin derim.



Her yerde geçen kanallar şehrin masalsı havasını destekliyor.Fotoğrafta elimdeki kağıt notlarım:) Ne olur ne olmaz diye basılı aldım:))Ama hiç internet sorunu yok hemen her yerde wi fi ücretsiz.

Yolların yanında pembe bisiklet yolları var. Her yere bisikletle giden her yaştan Amsterdamlılara çok özendim..Ama bu bisiklet meselesi yüzünden karşıdan karşıya geçmek tam mesele.Arabalara baktın, tramvaya baktın, bisikletleri unuttuysan üzerine son hız gelen tri tri diye zile basan sinirli bir Hollandalı görebilirsin.Seni de hiç acımaz ezer sayın okur:) Topuklu ayakkabılı, döpiyesli kadınlar da gördüm, iki küçük çocuğu kendi bisikletiyle anneleri kendi bisikletiyle gidenleri de.Dört katlı bisiklet otoparkı vardı düşünün!

Üç müze seçmiştim gezmek için.Madam Tussaud, Van Gogh ve Rijk museum. Madam Tussaud'u ilk gün gezdik eğlenceli ve turistik bir müze.Entellektüel birikime katkısı sıfır:)Ama çekilen eğlenceli fotoğraflar ve ailece geçirilen zaman açısından paha biçilemez:)

Notlarımda Van Gogh ve Rijk müzesini gezmeye bir sabah ayırmışım.Birbirine çok yakın iki müze olduğu için.Ama araba meselesi bize iki gün kaybettirince sadece birini gezelim dedik ve Rijk müzesini seçtik.Rijk müzesinin içine girince anladım ki sırf bu müzeyi adam akıllı gezmek için bile iki gün lazım.Sistemlerine hayran olduğum Holllandalılar müze yapmış sayın okur.Bizimkiler gidip görse keşke!

Alttaki fotoğraf Rijk müzesinin içinden.Bu müze çok fotoğraflı başlı başına bir yazıda anlatılabilir ancak.Bir sonraki yazıda bir müze olacak yani.Madam Tussaud ya da Rijk.Bakalım:)


24 Nisan 2014 Perşembe

Patates kızartması seviyoruz !

Bitanem,canım kızım,hayatımın anlamı,ışığım,nurum,güzelim...

Bu kızın dışarda 'ne yesek' sorusuna cevabı her zaman patates kızartması oluyor:)



Kızım, ben seni senin patates kızartmasını sevdiğinden yüz milyon kat fazla seviyorum.Asla unutma !

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..