vefat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
vefat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Mayıs 2015 Perşembe

Kutuda ne var?

Dedemi kaybettiğimizin ertesi günü ailece K.Maraştaydık.Cenazeye yetiştik çok şükür.Normalde kadınlar cenazelerde mezarlığa gitmiyor burada ama halamlardan biri gitmek istemiş.Annem de ona eşlik etmiş derken diğer iki halam da onlara katılmış ve bizi de arayıp direk mezarlığa gelin dedikleri için Duru ve ben de bu kadınlar topluluğuna katıldık.

Bizi mezarlığa bırakan erkekler cenaze namazı için camiye gitti.Biz de babaannemin mezarını ziyaret ettik, dedemin gömüleceği mezara baktık falan.Sonra ortamda yer alan Duru sebebiyle hüzünlü hava dağılır gibi oldu.Halamlardan biri yerdeki kaplumbağayı gösterdi Duru'ya.O da eline alıp bana poz verdi {başörtüsü ne şirin değil mi?} :


Bu babamın anneannesini mezarı.K.Maraşda şehrin içindeki mezarlık o kadar kötü düzenlenmiş ki inanamazsınız.Mezarların arasında yol yok.Hep bir mezarın üzerine basarak ilerliyorsunuz.Bu karmaşada babamın anneannesinin mezarına ulaşmak oldukça zor oldu.Ben de ilerde unutulmasın diye mezarı fotoğrafladım :


Mezarlıkta bir süre geçirdikten sonra dedemin cenazesinin geldiğini gördük.Bir kenara çekildik.Tabutu sırtlamış olan amcalarım, babam, Murat ve Fatih önümüzden geçerken Duru bağırdı "Kutuda ne var?" :)

Benim için çok şaşırtıcı bir andı.Çok üzücü bir anda bu kadar komik bir soru duymak üstüne ne cevap vereceğini şaşırmış olmak.Cevap veremedim neyse ki kızım da üstelemedi.

Duru bu cenaze sürecini çok rahat atlattı.Kutu konusunu kurcalamadığı gibi insanların toprağa gömülüyor olmasına da tepki vermedi.Mezarların üzerinde gezerken "amcalara basma" falan dediklerinde şaşkın şaşkın bakıp "hangi amca?" dediğini hatırladıkça gülüyorum."Anne burada amca falan yok taş var toprak var" dedi:)))

Mezarların üzerinden atlamaca oynadı, sonra etraftaki tüm mezarlara birlikte dua okuduk.Dua uydururken ellerini açmış, gözlerini yukarı kaldırmış, dudaklar kıpır kıpır öylesine o ciddi bir şekilde huşu içindeydi ki gülmemek için zorladım kendimi.

Sonra belediyenin cenaze sahiplerine ücretsiz bir hizmeti olan cenazeevine gittik.Burası kocaman bir salon, bir yemekhane, bir mutfak ve tuvaletten oluşuyor.Kadın ve erkek bölümü ayrı dayalı döşeli bir yer.Üç günlüğüne sizin için tahsis ediliyor.Sabah sekiz akşam onbire kadar açık ve siz cenazeye gelenleri burada ağırlıyorsunuz.

Hem gelenler rahat ediyor hem cenaze sahipleri yorulmuyor.Bir de ev temizliği ile uğraşmıyorlar , cenazede ikram edilen yemekler de koltuklarda değil yemekhanede masalarda yeniyor falan.

Duru burada da oyun buldu kendine.Amcamın kızı canım Ayşe'm ile başörtüsüne çeşitli yorumlar getirdiler:





Sonra da tüm misafirlere tespih dağıttı."Tespih isteyen var mı?" Sonra bu sefer de "tespihinden sıkılan var mı?"diye bir tur döndü.Gülsuyu ikramında da başroldeydi.Bir kaç tur attığı için bizim cenazeden çıkan herkes gül gibi kokuyordu:))

O gece halamda kaldık, ikinci günü akşamı biz evimize döndük.Bizden sonra dayısı kızıma bu Maraş çarıklarından almış:


Sonuçta yalan dünya.Bugün varsın yarın yoksun.Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.

29 Nisan 2015 Çarşamba

29.04.2015

Babamın babasını(dedemi) sabaha karşı 04:00 da kaybettik.Çok sağlıklıydı, iyiydi, güçlüydü hiç 91 yaşında gibi durmuyordu. Bir sene önce kalp ameliyatı olmuştu ve sorunları düzelmişti.Daha yeni doktora gitmişti ve her şey yolunda denmişti.O yüzden bu ölüm bizim için beklenmedikti.

Her ölüm zor, her ölüm erken sonuçta her yaşta birinin eşi,babası, annesi,  oğlu ya da kızısınız.Allah rahmet eylesin , mekanı cennet olsun.

İçimde kocaman bir yumru var.

6 Temmuz 2014 Pazar

İftar daveti ve kötü bir haber



Cumartesi akşamı arkadaşlarımızla beraber iftar yaptık.Duru arkadaşlarıyla buluşacağı için bizden daha heyecanlıydı.İftar davetinin olduğu otele biraz erken gittik spor merkezinin üyeliğiyle ilgili bilgi almak istiyorduk.{Aldık, deli pahalı}O sırada cep telefonuma çok yakın bir arkadaşımın babasının vefat ettiği ile ilgili bir mesaj geldi.

Eczacı odasının en sık gelen mesajı ölüm mesajları.Filanın babası, falanın abisi, falanın kendisi öldü şeklindeki mesajlar genelde tanımadığım uzak insanlarla ilgili oluyor ve sadece "Allah rahmet eylesin" diyip üzülüyordum.Oysa tanıdığım , bildiğim birinin ölümünün mesajı şok ediciydi.

Diğer arkadaşlarımızın tadını kaçırmamak adına iftarımızı yaptık.Biraz oturup çay içtik, çocuklar oynadılar sonra arkadaşımı aradım telefona bir akrabası cevap verdi.Konuşamayacak kötüydü, elbette.Eve gitmemeye karar verdik.

Akşamı herşeye rağmen güzel hatırlıyorum.Çocuklar çok eğlendi, biz kadınlar bol bol sohbet ettik.Bir ara grubun en küçük çocuğunun annesi ile babası biraz oturup dinlensinler diye tüm çocukları toplayıp otelin bahçesinde gezmeye çıkardım.Elimi tutma kavgası dışında bir sorun çıkarmadılar.Arada küçük çocuğu olan anne babalara nefes aldırmak iyi oluyor.Bana yapıldığında çok minnet duyuyordum.Çocuğun yürümeye başladığı yaştan yaklaşık üç yaşına kadar felaket bir dönem var.Ne yediğinden bir şey anlıyorsun, ne konuştuğundan.Her an bir yerlere koşturuyor, dur kızım , aman kızım demekten helak oluyorsun.Birazcık çocuğu düşünmeden normal insanlar gibi sosyalleşebilmek insana yaşadığını hissettiriyor.

O gece eve geldiğimizde saat 23:30 olmuştu, hemen hazırlanıp yattık.Ama gece hiç uyuyamadım.Sağa dön sola dön baktım olacak gibi değil kalkıp kitap okumaya başladım.01:00- 03:00 arası kitap okudum bunun dışındaki saatlerde hep düşüncelerle boğuşuyordum.Neler yapacağım, cenaze evine ne yemek hazırlayayım, ne zaman göndereyim gibi sorularla saat 5:10 'a kadar yatakta dönüp durdum.Arkadaşım et yemez, genelde de lahmacun gönderilir acaba aç kalır mı , zeytinyağlı bir yemek yapsam mı,ev halkına da güveç mi yapsam, yoksa klasikten şaşmadan lahmacun mu yollasam diye düşüne düşüne sabah oldu.Ben yemek götürmesem aç kalacaklar sanki.Kızın kocaman bir ailesi, bir sürü arkadaşı var, anne babasının arkadaşları, komşuları ama ne yiyecekler derdi beni sabaha kadar düşündürttü.Delilik böyle bir şey işte sayın okur:)

Pazar günü haftalık market alışverişimizi yaptık, Duru'yu biraz gezdirdik sonra iş yerinden bir arkadaşımı da evinden alıp cenaze evine gittik.Duru babasıyla aşağıda bekledi."Sen gelme cenaze evine çocuklar gelmez" dediğimde çok ağladı."Kızım çok ağlıyorlardır" dediğimde "ağlasınlar bana ne ki?" diyerek beni güldürse de ikna etmeyi başaramadı.

Yarım saat oturup kalktık.Yarın öğlen ve Salı akşam da gitmeyi istiyorum , bakalım.Yarın akşam kayınvalidemleri iftara davet ettiğim için gidemeyeceğim.Bitirmeden iftar menümü de yazayım ; tarhana çorbası,kuru köfte, bulgur pilavı, çoban salata, yoğurtlu,havuçlu salata,patlıcan salatası ve sütlaç.

Bu aralar kızımla saçımızı aynı model yapma hevesindeyiz.Onun azıcık saçıyla biraz zor olsa da küçücük örgüler, minicik topuzlarla idare ediyoruz.Aşağıdaki fotoğrafda da topuzlarımıza dikkat ;)



Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..