Agatha Christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Agatha Christie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Şubat 2015 Çarşamba

Son dönem kitapları #5


Bu yazıdan da biliyorsunuz Agatha Christie tutkumu.Daha önce okumadığım tammm üç kitabını üst üste okumuş olmaktan dolayı çok çok mutluyum.Hadi bakalım :

Güvercinler arasında bir kedi: Olayların başlangıcı  müslüman bir ülkede başlayan ayaklanmaya dayanıyor.Oradan ülke dışında çıkarılan elmasların bir şekilde İngiltere'nin çok ünlü bir kız okuluna gelmiş olması ihtimali olayların ve cinayetlerin başlangıcı oluyor.

Mezopotamya'da cinayet: Arkeologların arasında bir kazı alanında işlenen iki cinayet.Öldürülen kadın başarkeologun çok aşık olduğu muhteşem güzellikteki karısı.Kadın yıllar önce ölen eski kocasından korkuyor ve bu korku yüzünden kocası bir hemşire ayarlıyor çünkü kadının korkularını ciddiye almıyor ve ruhsal olarak hasta olduğunu düşünüyor.Sonuçta herkes kadının abarttığını, insanları etkilemek için numara yaptığından emin ama kadın öldürülünce işin rengi değişiyor.İmkansız gibi görünen cinayeti tesadüfen orada bulunan Poirot ele alıyor.

Parker Pyne iz üstünde: İlk kez tanıdığım bir Agatha Christie kahramanı Parker Pyne.İstatistik uzmanı olarak yıllarca çalışmış ve şimdi gazetelere "mutlu olmak isteyenler için" ilanlar veriyor.Bu kitapta çözülen bir cinayet yok ama çözülen vakalar da neredeyse bir cinayet kadar karmaşık.Ve Parker Pyne'ın yöntemleri cidden büyüleyici, ilgi çekici ve hayranlık uyandırıcı.

Koru beni: Bir Agatha Christie romanı değil ama aşk hikayelerini de gerilimler kadar çok seviyorum ben.Hatta gerilim arası aşk hikayeleri okumaya özen gösteriyorum.Kesinlikle benim ruhuma iyi geliyor bu kitaplar.Ne kadar abartılı, saçma olursa olsun seviyorum sonsuz aşkın olduğuna dair hikayeleri.

Daha önceki kitap yazılarım için buraya, 2015 yılı kitap yazılarım için ise buraya.




24 Şubat 2015 Salı

Agatha Christie

Polisiye en sevdiğim türdür.Küçümseyen,dudak büken ve bu türe saygı duymayan bütün kılçıklara buradan sesleniyorum bir tane yazın da görelim! Hikayeyi kurgulamak,mantığı oturtmak,karakterleri yazmak,sürükleyici olmak, katili en baştan bilip bunu okura çaktırmamaya çalışmak,ipuçlarını aralara serpiştirip bunu çok da açık etmemek,süpriz ve vurucu bir son yazmak o kadar zor ki.

Bu dalda en sevdiğim yazar ise Agatha Christie.Kırkı aşkın kitabına sahibim.Hayranıyım,hastasıyım,şapkam olsa çıkarırım,önünde eğilirim,ellerinden öperim.

Poirot ve Miss Marple en ünlü kahramanlarıdır.

Poirot Beçikalı, çok kendini beğenmiş, çok akıllı, yumurta kafalı, kendisinin pek gurur duyduğu ama başkalarına komik ve abartılı gelen gür pos bıyıkları olan ,rugan ayakkabı giyen, kakao içen eski bir polis.Ciddi bir adalet anlayışı var.Mesela Poirot katili bulmayı en çok masum olan için önemser.Cinayete adı karışan dört kişiden üçü masumdur ama o katili bulamazsa dört kişide zan altında kalacaktır.Cinayet mahallinde koşmayı,delilller toplamayı yani eski tip dedektiflik yapmayı küçümser.Cinayeti küçük gri hücrelerini kullanarak, düşünerek çözer.Abartılı ve gülünç ama çok kafalı bir adamdır.En yakın dostu Hastings saf ve kimi zaman salaktır ama bir sözle gerçeği görmesini sağladığı çok dava olmuştur.Hastings ne söylediğini kendi de çoğu zaman farketmez ve Poirot zavallının aptallığını vurgulamayı pek sever ama bu dürüst ve kızıl saçlı kadınlara zaafı olan eski asker koşulsuz güvenilinebilecek bir dosttur..

Poirot cinayete karışan herkesin katıldığı bir toplantı düzenler ve uzun uzun nedenleri, bulduklarını,şüphelendiklerini anlatarak açıklar katili.Kitapta en zevk aldığım bölümdür.Daha önce yazaın verdiği ipuçlarını nasıl farketmedim diyerek hayıflanırım genelde:)

Miss Marple hiç evlenmemiş, pamuk saçlı çok masum görünen yaşlı bir teyze.St Mary Mead kasabasında yaşar."İnsanlar her yerde aynıdır ama küçük yerlerde insanları incelemek daha kolaydır" der.Cinayeti çözmesinde kasabadaki izlenimlerini kullanır.Bakkalın oğlunun aldığı salyangozları kaybetmesi ile ünlü bir armatörün evinde öldürülmesi arasında bağ kurar mesela.(tamamen uydurdum,örnek vermek için) Kimse bu masum, yaşlı kadının cinayeti çözebileceğine ihtimal vermez ama dedektifler, başkomiserler filan nal toplar arkasından.

Yeğeni Raymond ressamdır ve teyzesinin küçücük bir kasabada geçen ömrüne rağmen bu kadar karmaşık cinayetleri çözmesine bir türlü anlam veremez.Kadın belki beş cinayet çözdü,artık başkomiserler falan adınızı duyduk falan diyorlar bu Raymond hala teyzesine acıyan gözlerle bakar, inanmaz çözebileceğine.Miss Marple insanlarla ilgili her şeyi de hemen farkeder.Mesela kitabın sonunda papazın karısı hamile olduğunu açıklar oysa Miss Maple bunu çoktan anlamış hatta çocuğa iki hırka falan bile örmüştür .

Bir de Tommy ve Tuppence Bresford çifti vardır ama bu ikisi pek bilinmeyen iki kahramandır.Tommy ve Tuppence karı koca, gençken Tommy ajanlık yapmış sonra emekli olmuşlar ama bir şekilde esrarlı olaylara karışıyorlar.Agathanın muzip üslubu en çok bu iki kahramanın yer aldığı romanlarda belirgindir.Tommy kızıl saçlı, Tuppence kıyasla ağırbaşlı.Tuppence'ın gerçek adı bu değil lakabı,Tuppence küçük bir para biriminin halk arasındaki söylenişi çeyreklik olabilir.Çok komik, çok zeki bir kadın.

Bir kitap kahramanı olsam ya Tuppence Bresford ya da Elizabeth Bennet olurdum.Tuppence o denli yakın bulduğum,o denli sevdiğim bir karakterdir.Hayal ürünü olduğunu düşünmeyi sevmiyorum.Bir yerlerde var olduğuna inanıyorum.Kitapları elime aldığımda kendimi o denli kaybediyorum ki zaten daha ne kadar "gerçek" olabilir bilmiyorum.

O kadar çok okurdum ki bu kitapları kuzenlerim bana "istediğin kişiyi öldürebilirsin ve kimse de bunu farketmez" diyerek takılırlardı.Agatha cinayeti her zaman lanetler.Tüm katiller hata yapar, tüm katiller yakalanır.Katil kendini beğenmiş, çok konuşan bir tiptir ve mutlaka asılır. Katilin değil dedektifin zekası övülür.Cinayet bir başarı,bir sanat eseri gibi sunulmaz.Bu kitapları okuyan biri katil değil dedektif olmaya özenebilir ancak.

Buna rağmen ben bu " öldürsen kimse anlamaz" lafını en çok söyleyen kuzenimi öldürmeyi bir ara ciddi ciddi düşündüm.Hatta bunu düşündüğümde üniversitede okuyordum.Yani on sene falan öncesi, öyle çocuk da değilim.Ama sonra aklıma gelen tek yöntemin yiyeceğine ilaç karıştırmak olduğunu farkedince hayal gücüme tükürmek istedim.

Bizim evde yediği yemekten sonra ölse ilk benden şüphelenirler.Yahu ben eczacıyım!Yıllarca Agatha oku sonra bulduğun tek yöntem seni en çabuk ele verecek yöntem olsun.

Kuzenimi öldürmeyi düşündüğüm günler aklıma geldiğinde gülüyorum.Kocam kuzenlerimin içinde en çok onu sevdi, yardım için Afrikaya yerleşmeyi düşünecek kadar melek kalpli biri.Biz hiç anlaşamayız ama hakkını da yemeyelim.Ben onu sadece boşboğaz olduğu için öldürmek istiyordum.Hayatımın en kötü günlerini kopasıca çenesini tutamadığı için yaşadığımdan ölsün istedim.

Neyse ki ölmemiş çünkü çok tatlı bir kızla evlendi ve karısı da şimdi hamile:)

8 Şubat 2015 Pazar

Kitap


Bunlar güzel kitaplar sayın okur.Okumak beni çok mutlu etti.

Poirot'un ilk davaları:Agatha Christie zaten muhteşemdir.Kitap fuarında Altın Kitaplar önünde en çok zaman geçirdiğim stand oldu ve her saniyesine değdi çünkü hiç okumadığım bir sürü Agatha Christie kitabı buldum.Yuppi!Biri de bu fotoğraftaki, küçük öykülerden oluşan hafif bir Sherlock Holmes havası estiren kitap.

Şeytanı Uyandırma: Dave Gurney de bu yazarımızın kahramanı.Ememkli bir polis ama meslek hayatı başarılarla dolu.Daha önce "Peter Pan Ölmeli" isimli bir kitabını okuduğum bu yazar oldukça başarılı.O kitapta da bu kitaba atıfta bulunuluyordu ve ben dolayısıyla kitapları ters sırayla okumuş oldum.İki kitaptaki olayların birbiriyle alakası yok ama karakterleri tanıma açısından bu kitap önce okunsa daha iyi olur.

Bir seri katil üzerine belgesel hazırlayan bir genç kızın annesinin dedektifimizden kızına göz kulak olmasını istemesiyle başlayan hikaye seri katilin bu belgesel fikrinden hiç hoşlanmamasıyla hız kazanıyor:) Kitap bana Agatha Christie'nin "ABC cinayetleri" kitabını anımsattı.Konu hemen hemen aynıydı.Öncesinde bir Agatha Christie okumuş olmam da hoş bir tesadüf oldu.




10 Ekim 2014 Cuma

Planlar, planlar ..


"Sen yine içinden geldiği gibi yaz Yılmaz" bu slogana da reklama da bayıldım.Gözlerimin dolduğunu söylemeye gerek var mı:) İlk yazı da harika!

Evde bir temizlik hareketi başlattım.Halılar yıkanmaya gidecek, bu hafta yatak odası perdeleri yıkanacak.Haftaya giyinme odasıyla,yatağımızın bazasının altı bir de gardırop üstü temizlenecek.Bir sonraki hafta sırada mutfak var.Daha sonraki hafta salon dolaplarının içi ve salon perdelerinin yıkanması ile de son nokta konulacak.Duru'nun odasının perdesini ben bir haftasonu hallederim.Diğer odalara zebra perde yaptıran kendimi de izninizle tebrik ediyorum:)

Gardrobumun içini halıları serdikten sonra temizlemeyi düşünüyorum.Örtüleri yıkayıp, kıyafetleri havalandırıp tekrar yerleştireceğim ve oh!

Temizlik, düzen gibisi var mı? Benim için bu bir tür ihtiyaç hatta.Düzen yoksa benim ruhsal durumum da bozuluyor.Bir çekmece içinin dağınık olduğunu görsem mesela ve bir süre düzenlemesem içimde bir sıkıntı olur.Plan yapacağım zaman listelemeden rahat edemiyor olmam  gibi o çekmecede ne var ne yok elden geçirip düzenli bir şekilde yerleştirmeden de rahat edemem.

Bir kaç gün önce kitapçıda dolaşırken Agatha Christie'nin daha önce okumadığım bir kitabını gördüm.Nasıl sevindim nasıl mutlu oldum anlatamam.{Agatha Christie hayranlığım konusunda eski blogumda yazmıştım ,o yazıyı bulup tekrar yayınlamalıyım.}

Eve geldiğimde okunacak tüm kitaplarımın önüne aldım.Okudum ve beğendim ama bir şeyler eksik gibi de hissettim.Olay örgüsü normalden daha karışıktı , son yeterince vurucu değildi, hikaye örgüsünde çok da oturmayan bir şeyler vardı.Agatha Christie kitabı bittiğinde aklınızda soru işareti kalmaz, bu neden böyle oldu diye düşünecek tek bir nokta bile olmaz.Her olay  mükemmel bir şekilde açıklanır oysa bu kitapta tıpkı Peter Pan Ölmeli kitabındaki gibi kafama yatmayan noktalar vardı.

Ve kitap bittiğinde farkettim ki kitabı Agatha Christie yazmamış! Hah.Yani kendimi ayrı kutluyorum kendi adından daha büyük bir Agahta Christie yazısıyla kitap kapağı bastıran yazarı ayrı kutluyorum.Uzun süredir bu kadar kandırılmış hissetmemiştim.En komiği de ben bu şekilde bir kitap yazıldığına dair bir haber okumuştum, buna rağmen kitap bitene kadar ne olduğunu anlamadım.

Annemin bir arkadaşı , eski bir komşumuz ameliyat olmuş.Pazartesi onu ziyarete gitmek istiyorum.Pazar günü kurabiye yaparım ,pazartesi iş çıkışı eve uğrar Duruşu ve kurabiyeleri alır giderim diyorum.Hediye olarak pijama,gecelik türü bir şeyler almayı düşünüyordum ama bedeni tutturamazsam diye korktum açıkçası  ben de daha önce hediye gelmiş dolapta poşetinde bekleyen banyo havlusu setini götürmeye karar verdim.Bakalım.

Annemin arkadaşı dedim ama çok çok sevdiğim bir insandır.Çok eğlenceli, çok içten, neredeyse bir fıkra karakteri gibidir.

Bir gün bize geldi.Kapıyı çalmasıyla içeri dalması bir olurdu zaten.Yine kendi evine gelmiş gibi neredeyse merhaba bile demeden , annemin böyle buyur komşum demesini beklemeden oturma odasına koşturdu.Bizim de üçlü koltuğun arka ayakları kırılmış annem koltuğu duvara dayamış.Kırık ama dışardan belli olmuyor.

Müşide Teyzemin koltuğa oturmasıyla koltukla birlikte arkaya doğru düşmesi bir oldu.Müşide Teyzenin bacakları havada , eteği sıyrılmış paçalı donu ortada, tepe üstü koltukla duvar arasına sıkışmış! Annem geçti karşısına başladı gülmeye.Yok kadın kendini durduramıyor.Yardıma bile gidemiyor gülmekten.Müşide Teyze bacakları sallıyor, ay uy sesler çıkarıyor falan.Fatih ve ben gidip kurtardık onu sıkıştığı yerden:))

Hala aklıma geldikçe gülerim:))

Haftasonu Duru'ya bulduğum evimize çok yakın bir okulun deneme dersine gideceğiz.Pazar günü için süper heyecan verici bir kahvaltı planımız var ve öğleden sonrada arkadaşlarımızın kızına gecikmiş bir doğumgünü kutlaması yapmayı planlıyorum.

Siz neler yapacaksınız acaba haftasonu? Herkese sevdikleriyle birlikte geçirecekleri macera dolu bir iki gün diliyorum!

NOT: Yazının üstündeki fotoğrafta beni ve Murat'ı görebildiniz mi ?;)
















Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..