komşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
komşu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2014 Pazar

Haftasonu olanlar ve planlar..


Cumartesi neredeyse tüm öğleden sonrayı evde geçirdik.Harikaydı! Kızımla beraber kahvaltı yapmak, O odasında oynarken mutfağı toparlamak, öğlen yemek yemek,koltuğun bir tarafında ben kitap okurken onun karşımda çizgi film izlemesi,sonra beraber yatıp uyumak..


Biz uyumaya hazırlanırken Murat geldi.O da oturma odasında yatıp uyumaya karar verdi.Duru ve Murat uyurken ben kalkıp banyo yaptım, hazırlandım, daha önce aldığım hediyeyi buldum.Kızım uyanınca Murat'a not yazıp üst komşumuza çıktık.Komşumun kızı o gün itibariyle 12 günlüktü.

Bebeklerin ne kadar küçük olduğunu unutmuşum.Duru bebeğe bayıldı.Anne ve babada kendimi gördüm.Bir süre sonra tıpkı benim yapacağım gibi bebeği alıp başka bir odaya kaçırdılar:)Biraz sohbet, birer bardak kaynar içimi sonrası kalktık.

Murat da uyanıp giyinmişti.Yemek yemek için çıktık.Yemekten sonra bir alışveriş merkezine gittik.Murat kendine bir pantolon aldı, ben Defne'ye yılbaşı için küçük bir satranç takımı aldım, Duru'yu top havuzuna götürdük, sonra muzlu çikolata alıp bir kahveciye gittik.


Biz otururken ailesiyle gelen küçük bir oğlan çocuğu {Barış} Duru'nun şimdiye kadar en iyi anlaştığı çocuk oldu.Tatlı konuşmalarını dinlemekten mest olduk:

Duru:Benim anneannem, dayım ve dedem Ankara'da oturuyor.Biz yakında Ankara'ya gideceğiz.

Barış:Ankara mı? Ben de Ankara'ya gideyim.Nasıl gidiliyor Ankara'ya?

Barış: Bilgisayarla, telefonla çok oynayan çocuklar içine düşüyormuş.Bak Tom Cat'de çok oynarmış zamanında içine düşmüş.

Duru: ??

:))

Pazar günü için Murat ve Duru bana sürpriz yapma kararı alarak yattılar.Sürpriz kahvaltı hazırlayacaklarını konuşup uyudular.En komiği benim duyuyor olmamın sürprizi bozacağını düşünmemeleriydi:)

Kahvaltıdan sonra evden çıktık.Bu kez balık yemek istiyorduk ve Duru'nun çok uykusu vardı.Daha uzun uyur diye Karataş yerine Karaduvar'a gitmeye karar verdik.En iyi balıkçıyı bulma yolunda atılmış bir adım daha:


Servis çok hızlıydı.Ben kalamarı çok beğenmedim, patates biraz çiğ gibiydi.Neyse ki salatalar zaten tüm balıkçılarda nefis.Ama bir bütün olarak değerlendirdiğimizde burası şimdiye kadar gittiğimiz yerlerin en iyisiydi.Duru daha küçükken defalarca geldiğimiz bu yer biraz uzak oluyor diye genelde en son tercihimiz oluyordu.Murat bu kez bir daha balık yiyecek olursak buraya gelme konusunda kendisini uyarmamı istedi.




En sonda gelen bu tatlı da daha önce bu blogda yer almıştı.Müessesenin ikramı:)


Bugünlerde kafam çok meşgul.Her gezmeye evet dersen olacağı budur! Yılbaşını arkadaşlarımızla birlikte Kayseri'de geçirmeye karar verdik.Çocuklar kar görsün diye Kayseri'yi tercih ettik.Anne tarafından Erzurumlu ve karların içinde büyümüş biri olarak biraz kar için seyahat etmeyi garipsesem de Duru hayatında hiç kar görmedi!

Toplam üç gün kalacağız bir gününü de Kayseri'nin bir ilçesindeki {Kozaklı} kaplıcaya ayırdık.Şimdi valizi bir düşünün: karda gezmeye uygun kıyafetler {ve ayakkabılar}, yılbaşı gecesi için kıyafet{ve ayakkabı} ve kaplıca için mayolar {ve terlik}.Harika değil mi:)

Ama bitmedi.Çünkü cumartesi eve dönüp hemen ertesi gün Ankara için valiz hazırlamam gerekecek.Pazar günü bir haftalığına Ankara'ya annemlere gidiyoruz.Yuppi!!

Ne giyeceğim, hangi pantolonlarımı götüreceğim,o valizden bu valize akratacaklarım,Duru'nun kıyafetleri vs düşünmekten, kafamda devamlı kombinler yapmaktan bir hal oldum.Ama mutluluktan da ölüyorum.

Damarlarımda Orta Asya'dan göç eden atalarımın kanı var ve ben de her daim göç etmeye hazır bir haldeyim:) Tabi atalarımın ayakkabı, kıyafet, makyaj derdi benimki kadar değildi muhtemelen:)

Neyse bakalım.Çok yakında bir yılbaşı yazısı ile karşınızda olacağım.O zamana kadar hoşçakalın!!

10 Ekim 2014 Cuma

Planlar, planlar ..


"Sen yine içinden geldiği gibi yaz Yılmaz" bu slogana da reklama da bayıldım.Gözlerimin dolduğunu söylemeye gerek var mı:) İlk yazı da harika!

Evde bir temizlik hareketi başlattım.Halılar yıkanmaya gidecek, bu hafta yatak odası perdeleri yıkanacak.Haftaya giyinme odasıyla,yatağımızın bazasının altı bir de gardırop üstü temizlenecek.Bir sonraki hafta sırada mutfak var.Daha sonraki hafta salon dolaplarının içi ve salon perdelerinin yıkanması ile de son nokta konulacak.Duru'nun odasının perdesini ben bir haftasonu hallederim.Diğer odalara zebra perde yaptıran kendimi de izninizle tebrik ediyorum:)

Gardrobumun içini halıları serdikten sonra temizlemeyi düşünüyorum.Örtüleri yıkayıp, kıyafetleri havalandırıp tekrar yerleştireceğim ve oh!

Temizlik, düzen gibisi var mı? Benim için bu bir tür ihtiyaç hatta.Düzen yoksa benim ruhsal durumum da bozuluyor.Bir çekmece içinin dağınık olduğunu görsem mesela ve bir süre düzenlemesem içimde bir sıkıntı olur.Plan yapacağım zaman listelemeden rahat edemiyor olmam  gibi o çekmecede ne var ne yok elden geçirip düzenli bir şekilde yerleştirmeden de rahat edemem.

Bir kaç gün önce kitapçıda dolaşırken Agatha Christie'nin daha önce okumadığım bir kitabını gördüm.Nasıl sevindim nasıl mutlu oldum anlatamam.{Agatha Christie hayranlığım konusunda eski blogumda yazmıştım ,o yazıyı bulup tekrar yayınlamalıyım.}

Eve geldiğimde okunacak tüm kitaplarımın önüne aldım.Okudum ve beğendim ama bir şeyler eksik gibi de hissettim.Olay örgüsü normalden daha karışıktı , son yeterince vurucu değildi, hikaye örgüsünde çok da oturmayan bir şeyler vardı.Agatha Christie kitabı bittiğinde aklınızda soru işareti kalmaz, bu neden böyle oldu diye düşünecek tek bir nokta bile olmaz.Her olay  mükemmel bir şekilde açıklanır oysa bu kitapta tıpkı Peter Pan Ölmeli kitabındaki gibi kafama yatmayan noktalar vardı.

Ve kitap bittiğinde farkettim ki kitabı Agatha Christie yazmamış! Hah.Yani kendimi ayrı kutluyorum kendi adından daha büyük bir Agahta Christie yazısıyla kitap kapağı bastıran yazarı ayrı kutluyorum.Uzun süredir bu kadar kandırılmış hissetmemiştim.En komiği de ben bu şekilde bir kitap yazıldığına dair bir haber okumuştum, buna rağmen kitap bitene kadar ne olduğunu anlamadım.

Annemin bir arkadaşı , eski bir komşumuz ameliyat olmuş.Pazartesi onu ziyarete gitmek istiyorum.Pazar günü kurabiye yaparım ,pazartesi iş çıkışı eve uğrar Duruşu ve kurabiyeleri alır giderim diyorum.Hediye olarak pijama,gecelik türü bir şeyler almayı düşünüyordum ama bedeni tutturamazsam diye korktum açıkçası  ben de daha önce hediye gelmiş dolapta poşetinde bekleyen banyo havlusu setini götürmeye karar verdim.Bakalım.

Annemin arkadaşı dedim ama çok çok sevdiğim bir insandır.Çok eğlenceli, çok içten, neredeyse bir fıkra karakteri gibidir.

Bir gün bize geldi.Kapıyı çalmasıyla içeri dalması bir olurdu zaten.Yine kendi evine gelmiş gibi neredeyse merhaba bile demeden , annemin böyle buyur komşum demesini beklemeden oturma odasına koşturdu.Bizim de üçlü koltuğun arka ayakları kırılmış annem koltuğu duvara dayamış.Kırık ama dışardan belli olmuyor.

Müşide Teyzemin koltuğa oturmasıyla koltukla birlikte arkaya doğru düşmesi bir oldu.Müşide Teyzenin bacakları havada , eteği sıyrılmış paçalı donu ortada, tepe üstü koltukla duvar arasına sıkışmış! Annem geçti karşısına başladı gülmeye.Yok kadın kendini durduramıyor.Yardıma bile gidemiyor gülmekten.Müşide Teyze bacakları sallıyor, ay uy sesler çıkarıyor falan.Fatih ve ben gidip kurtardık onu sıkıştığı yerden:))

Hala aklıma geldikçe gülerim:))

Haftasonu Duru'ya bulduğum evimize çok yakın bir okulun deneme dersine gideceğiz.Pazar günü için süper heyecan verici bir kahvaltı planımız var ve öğleden sonrada arkadaşlarımızın kızına gecikmiş bir doğumgünü kutlaması yapmayı planlıyorum.

Siz neler yapacaksınız acaba haftasonu? Herkese sevdikleriyle birlikte geçirecekleri macera dolu bir iki gün diliyorum!

NOT: Yazının üstündeki fotoğrafta beni ve Murat'ı görebildiniz mi ?;)
















30 Eylül 2014 Salı

Ayşe


Bir kaç gün önce gittiğim komşumun üç çocuğu vardı.Bu yüzden bir dördüncü çocuğu olduğunu öğrendiğimde çok şaşırdım.Bravo ne cesaret dediğimde komşum dolu gözlerle baktı bana."Hayat bazen insana yapmam dediklerini yaptırıyor" dedi.Şaşırdım.

Meğer ikinci çocuktan sonrasını hiç istememiş.Dördüncüyü hiç hiç istememiş.Ama 27 yaşındaki çok sevgili kardeşini elim bir kazada kaybedince ruhen çökmüş.O kadar kötüymüş ki girdiği bunalımdan ancak bir bebekle çıkabileceğini düşünmüş.Bir kızı olmuş, kızına da kardeşinin adını vermiş.

Hala çok kötüydü ama bir bebek elbette insanı hayata bağlıyor.Altını değiştirmen, yedirmen gerekiyor, hiç değilse bunun için hareket etmek, yataktan çıkmak zorundasın.Bebeğe hiç hazırlık yapmamış,içinden gelmiyormuş çünkü.Yazlık bir kaç body sadece.Bu yüzden havalar soğuyunca çıkıp bir kaç uzun kollu kıyafet almak zorunda kalmış.Bu da bir tür hayata dönüş elbette.

Beraber kardeşinin fotoğraflarına baktık, ne kadar güzel olduğunu konuştuk, daha çok o anlattı ben dinledim.Her cümlesinde içimde daha çok büyüyen bir suçluluk hissiyle.Keşke daha önce haberim olsaydı diye düşündüm.

Evden ayrılırken o daha iyiydi sanki.Ben kesinlikle daha iyiydim.

Küçük,tatlı Ayşe'nin uzun, sağlıklı, analı babalı bir hayatı olur inşallah.Büyük Ayşe'ye de Allahtan rahmet diliyorum.Çok özleniyor ve seviliyor, mekanı cennet olsun inşallah!

25 Eylül 2014 Perşembe

Bu sıralarda biz.


Cumartesi baleye gideceğimiz için çok heyecanlıyım(z).Duru bazen çok istekli, bazen çok isteksiz.Bale günü her türlü sürprize(tşkler) hazırlıklıyım:)Bu arada dün evimize çok yakın bir müzik okulu keşfettim.Bu akşam kızımla gidip bu okulla görüşmeyi planlıyorum.Balede başarısız olursak ikinci bir alternatif olabilir bize.Ya da saatleri daha uygunsa baleyi seneye ertelemeyi düşünebilirim:)

Dün akşam apartmandaki bir komşumuzun bebeğini görmeye gittik kızımla.Yeni doğmuş bebek kokusunu özlemişim.Giderken daha önce görüşmediğim bir komşuya bebek görmeye gitmek konusunda çekincelerim vardı ama iyi ki gitmişiz diyorum şimdi.Komşumun çok ciddi sıkıntıları varmış{başka bir yazının konusu}.Ara sıra aşağıda görüp merhabalaşmanın ötesine geçmediğim ama fiziken çok yakın yaşadığım bir insanın yaşadığı sıkıntılarda yanında olamadığım için çok üzüldüm.Daha sık görüşmeye, başka komşularımla da görüşmeye zaman ayırmaya karar verdim.

Hayat rutini içinde çok yakınımızda yaşananları bile farketmiyoruz ne yazık ki.Ama bu bir bahane değil, olmamalı.

İş yerinde bir takım değişiklikler oluyor.Endişe, heyecan ile bekliyorum.Her değişim ilk başlarda biraz sancılı oluyor.Bakalım.

Akşam kek ve kurabiye yapmayı planlıyorum.Komşularla daha sık görüşmeye karar verdiğime göre eve aniden gelebilecek misafirlere hazırlıklı olmalıyım.Kurabiyelerin bir kısmını pişmeden dondurucuya kaldırmayı planlıyorum.Kurabiye ve kek yapmak artık çok zevkli çünkü çok becerikli ve çok şirin bir yardımcım var:





Yazıyı iyi bir haberle bitireyim.Noni'nin blogunu yıllardır okurum.Son yaptığı çekilişte Noni tarafından yapılmış muhteşem bir yüzük bana çıktı! Yani ben bile inanamıyorum.Yuppi!


Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..