Atatürk Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atatürk Parkı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ekim 2015 Perşembe

Haftasonu


Duru'nun okulu üniformalı.Üniforma dediğim de bir eşofman ve tişört.Ama sonuçta tüm çocuklar aynı kıyafeti giyiyor.Duru formadan nefret ediyor çünkü şortu koyu bir gri.İlk giydiğinde bu erkek kıyafeti dedi:)) Ama herkes giyince giyiyor tabi.

Okulda onbeş günde bir etkinlik yapıyorlar , mesela bir parti, ve o gün serbest kıyafetle gidilebiliyor.Bu cuma "okula hoş geldin" partisi vardı.Duru Sezer'in aldığı etek ,bluz ikilisini giymek istedi.Evden çok neşeli çıktık ve o şirin haliyle bir pozumuz olsun istedim.Fotoğraf çekilirken böyle bir yüz iafdesiyle poz verdi.Çocuğunla kocana güvenmeyeceksin derler, boşuna değil:P

O akşam çok yakın bir arkadaşımızın yerinde yemek yedik.Sonrasında ben çay istedim Duru da sade Türk kahvesi.Bu anı pozlamamak olmazdı:



Kahveyi o kadar çok seviyor ki sonrasında da telvesini yiyor.Kansızlık problemi yok ama yeniden bir test yaptırsam mı diye de düşünmüyor değilim:)




Cumartesi sabah hava o kadar güzel ki balkonda kahvaltı yapmaya karar veriyoruz.Menemen, bakır tavada tereyağlı yumurta, peynir ,zeytinle hazırlanmış sade bir kahvaltı.Çok uzun süredir evimizde reçel yok.Şekersiz reçel alıyorum aslında.Ama Duru'da kahvaltıda reçel yeme alışkanlığı olmasın diye masaya koymuyoruz.Bazen bal kaymak oluyor sadece.

Ama asıl dikkat edilmesi gereken orada duran D şeklindeki börekler.Burada bir fırın satıyor , milföy hamuru gibi tel tel , tereyağlı, içi kaşar peynirli enfes bir şey.Genelde yemiyorum ama bu haftasonu karbonhidrat saymayacağım, bu sebeple ben de yiyorum börekten:)





Kahvaltıdan sonra Murat'ın işi var bizi Duru ile Gaz.ipaşa caddesine bırakıyor.Önce meşhur Kazım B.üfe'den çift kaşarlı tost yaptırıyorum Duru'ya.Sonra ta benim çocukluğumdan kalan çocuk parkına gidiyoruz.Park tabi tadilatla güzelleşti ama ben küçük bir kızken de annem ve babamla bu parka gelirdim.Şimdi kızımı getiriyor olmak ne güzel!


Parkta uzun süre oynuyor Duru, ben de bankta oturup onu izliyorum.Yanıma oturan teyzelerle, diğer annelerle sohbet ediyorum.Sonra yürümeye başlıyoruz.Yaklaşık bir saat yürüdükten sonra Starbucks'da oturup biraz dinleniyoruz.Ben kahvesi azaltılmış balkabaklı yeni latteden içiyorum Duru sade Türk kahvesi ve profiterollü pasta istiyor.Pastasından iki çatal alıp bırakıyor, kahve de çok acı azıcık içebiliyor.





Yine yürümeye başlıyoruz bu sefer istikamet Ata.türk Parkı. Bu parka defalarca ( 1 , 2 ) geldik.Her seferinde şehrin göbeğinde ağaçların, çimenlerin arasında olmamın tadını çıkarıyoruz. Bu sefer tam önümüze pat diye bir kozalak düştü.Tam ınstagramlık bir poz çekmeye niyetlendim ve Duru'nun bu küçümseyen bakışlarıyla karşılaştım:)

Kozalak artık evimizde.Oturma odamızı süslüyor.



Murat'ın işi bittiğinde bizi aldı ve eve gittik.Murat'la bana ev pizzası yaptım.Karbonhidrat saymadığımda bunun hakkını veriyorum :P Duru'ya ise daha fazla hamur işi yemesin diye köfte ve kemik suyuna bulgur pilavı yaptım.

Cumartesi bol kitap okuyarak, sohbet ederek, balkonda oturarak geçti.Pazar sabah kahvaltıya yine YavuzS.tar harasındaydık:


 



Kahvaltı için geç kalmıştık ve acıkan Duru çok sinirliydi.Yemek yemeye başladıktan nice sonra düzeldi.Burada mesela anneye poz ver dediğimde ne kadar içten! güldüğünü görüyorsunuz:D


Pazar gününü de genelde evde geçirdik.Bence harikaydı.Bir üç saat kadar uyumuşum nasıl iyi geldi anlatamam.Bu hafta hala o uykunun ekmeğini yiyorum:)

Perşembe günü haftasonu yazısı yazan blog yazarınız iyi günler diler..:P

11 Mayıs 2015 Pazartesi

Haftasonu


Bu hafta haftasonu cuma günü başladı.İş yerinden beş arkadaş saatlik izin alıp kahvaltıya gittik.İş saatlerinde dışarda olmak,arkadaşlarla harika bir kahvaltı ve o gün diş tellerimin çıkması gibi sebeplerle ben çok mutluydum.

Arkadaşlar klasik kahvaltı söyledi, biri sütle çırpılmış yumurta sipariş etti bense menemen istedim.En gösterişli tabak benimkiydi.Madolar bence Adanadaki en güzel menemeni yapıyor.Sütiş falan hikaye.

Kahvaltıdan sonra dişçiye gittim tellerim çıktı.Cumartesi günü Gül Ablalara çaya gideceğimiz için çok sevindim bu duruma.

Cumartesi sabah kahvaltıdan sonra evden çıktık.Biraz yürüyüş yaptık sonra yolumuz Atatürk Parkı'na düştü.Şehrin rotasındaki bu yeşil parkı o kadar çok seviyorum ki her yürüyüşte mutlaka uğruyoruz.Bu sefer Duru kuş beslemek istedi:




 
Duru bu fotoğrafta zafer işareti yapıyor.Nereden gördü, neden fotoğraf çekerken bunu yaptı bilemedim:)Ama çok hoşuma gitti.


Uzun uzun kuş besledikten -hatta ellerimizle yedirdikten- sonra park kısmına geçtik.Biz Murat'la bir banka oturduk Duru kendi deyimiyle koşuş yaptı.Sonra çimenlere uzandı.



Burada bu fotoğrafları Gül Teyze'ye -yani Defne'ye- yollama diyor.Gören de her fotoğrafı yolluyorum sanır.


Sonra eve döndük, ben yatıp biraz uyudum.Murat da Duru'ya dondurucudaki köftelerden yaptı.Misafirliğe gitmeden önce kızımı mutlaka sağlıklı yiyeceklerle doyuruyorum böylece misafirlikteki ıvır zıvırlardan yemek istemiyor.Ben de açıkçası kızım aç mı diye düşünmeden keyifle sohbet edip ıvır zıvır yiyorum:))

Gül Ablanın menüsü kıymalı ve peynirli börek,patatesli, havuçlu yoğurtlu bir salata, kuskuslu bir salata, közlenmiş kırmızı biber , revani, çikolatalı toplar ve etimekli tatlı vardı.

Harika bir geceydi , kızlar da çok iyi anlaştı.Denizciğim Duru'nun ne denli değiştiğinden bahsetti.Ben de öyle gözlemliyorum aslında ama Deniz de aynı şeyi söyleyince emin oldum.Müjde Duru artık daha insancıl ! :)

Bu da o geceden bir fotoğraf Duru kardeşiyle! selfie yapmış, çok arkada Gül Ablanın kafasının ucu görünüyor:


Pazar günü kahvaltıya Sütiş'e gittik.Kahvaltıdan sonra Duru ile sinemaya girdik.{Karlar ülkesi 2} Ben çok beğendim ama maalesef Duru filmin sonuna kadar dayanamyıp uyudu.Hem de horlaya horlaya:) Çıkışta kucağımda çıkardım babasını beklerken de bir poz çektim:


Beğendiğim bir kitabın devam kitaplarını aldım o gün ve eve gelip pizza yaptım.Pizza yedik ,evi toparladım , kızımı yıkadım ve tüm kıyafetlerimi elden geçirdim.Neredeyse bir çuval kıyafet ayıkladım.Dolaplar da ben de nefes aldık.Aman kaliteli, aman şurada giyerim diye diye saklayıp durduğum bir sürü kıyafet dolap beklemek yerine yeni sahiplerine doğru yola çıktı.Bu mutluluktan sonra kitabımı alıp yatağa geçtim.Çok geç saatlere kadar okudum ve şu an çok yorgunum.

Sabah da Nurcan Hanımdan rica ettim balkon dolabının içindeki her şeyi çalışma odasına yığdırdım, dolabı sildirdim.Gereksiz her şeyi atacağım sonra da dolaba yerleştireceğim.Açılan yerlere de diğer ıvır zıvırları koyacağım.Sadeleşme hareketinde sırada oturma odasındaki koltukların altı var!


Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..