annekızgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
annekızgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Şubat 2016 Çarşamba

İlk yarıyıl tatili bitti yeni dönem başladı ben hala tatili yazacağım:

Duru'nun hayatının ilk yarıyıl tatili çok önemli bir konu. Bunu yazmasam olmazdı! Bu yarıyıl tatilinde iki gün izin aldım ve kızımla sinemaya gidip yemek yiyerek bir anne kız günü yaşadık.

Ve Duru ilk kez kendi parasıyla bir oyuncak aldı. Aslında hedefimiz "miniş" almaktı ama sonra miniş kalmadığı için içeri girer girmez gözüne kestirdiği aşağıdaki fotoğrafta da görülebilen oyuncak tavşanı aldı:



İlk filmimiz "iyi bir dinazor" du. Ve aslında yanlış bir seçimdi. Çünkü çok acıklıydı. Filmin ilk onbeş dakikasında dinazorun babası öldü! Duru ağlamaya başladı, anne çıkalım dedi. Ama çıksak aklında hep kötü şeyler kalacaktı diye ısrarla kalalım dedim. Sonra dinazor bir de kaybolup bir başına kalmasın mı? Neyse sonunda dinazor ailesine kavuştu ama film boyunca çok gerildik.Bir de dinazor annenin baba öldükten sonra bir daha asla eskisi gibi güçlü , sağlıklı görünmüyor oluşu canımı sıktı. Hayatta her zaman dik durmayı, güçlü olmayı öğretmemiz daha doğru bir yaklaşım olmaz mı?

Çıkışta yemek yedik ve eve gittik:

 
Evde kızım bana bir sofra hazırlamış ki sormayın. Balık, humus, cacıkla kurulan bu sofra düzeniyle de aklımı başımdan aldı:
 


İkinci gün de yine sinemaya gittik.Bu kez maalesef köstebekgiller filmine gittik. Ve yine süper saçmaydı. İlk filmden bir tık daha iyi olsa da ne yazık ki yine çırpıştırılmış bir filmdi. Konu, mantık, oyunculuk hak getire!

Anne kız günlerini çok seviyorum. Duru da artık çok iyi bir eşlikçi. Beraber alışveriş yapmaya da başladık mı benden mutlusu olamaz:)

8 Ekim 2015 Perşembe

Haftasonu


Duru'nun okulu üniformalı.Üniforma dediğim de bir eşofman ve tişört.Ama sonuçta tüm çocuklar aynı kıyafeti giyiyor.Duru formadan nefret ediyor çünkü şortu koyu bir gri.İlk giydiğinde bu erkek kıyafeti dedi:)) Ama herkes giyince giyiyor tabi.

Okulda onbeş günde bir etkinlik yapıyorlar , mesela bir parti, ve o gün serbest kıyafetle gidilebiliyor.Bu cuma "okula hoş geldin" partisi vardı.Duru Sezer'in aldığı etek ,bluz ikilisini giymek istedi.Evden çok neşeli çıktık ve o şirin haliyle bir pozumuz olsun istedim.Fotoğraf çekilirken böyle bir yüz iafdesiyle poz verdi.Çocuğunla kocana güvenmeyeceksin derler, boşuna değil:P

O akşam çok yakın bir arkadaşımızın yerinde yemek yedik.Sonrasında ben çay istedim Duru da sade Türk kahvesi.Bu anı pozlamamak olmazdı:



Kahveyi o kadar çok seviyor ki sonrasında da telvesini yiyor.Kansızlık problemi yok ama yeniden bir test yaptırsam mı diye de düşünmüyor değilim:)




Cumartesi sabah hava o kadar güzel ki balkonda kahvaltı yapmaya karar veriyoruz.Menemen, bakır tavada tereyağlı yumurta, peynir ,zeytinle hazırlanmış sade bir kahvaltı.Çok uzun süredir evimizde reçel yok.Şekersiz reçel alıyorum aslında.Ama Duru'da kahvaltıda reçel yeme alışkanlığı olmasın diye masaya koymuyoruz.Bazen bal kaymak oluyor sadece.

Ama asıl dikkat edilmesi gereken orada duran D şeklindeki börekler.Burada bir fırın satıyor , milföy hamuru gibi tel tel , tereyağlı, içi kaşar peynirli enfes bir şey.Genelde yemiyorum ama bu haftasonu karbonhidrat saymayacağım, bu sebeple ben de yiyorum börekten:)





Kahvaltıdan sonra Murat'ın işi var bizi Duru ile Gaz.ipaşa caddesine bırakıyor.Önce meşhur Kazım B.üfe'den çift kaşarlı tost yaptırıyorum Duru'ya.Sonra ta benim çocukluğumdan kalan çocuk parkına gidiyoruz.Park tabi tadilatla güzelleşti ama ben küçük bir kızken de annem ve babamla bu parka gelirdim.Şimdi kızımı getiriyor olmak ne güzel!


Parkta uzun süre oynuyor Duru, ben de bankta oturup onu izliyorum.Yanıma oturan teyzelerle, diğer annelerle sohbet ediyorum.Sonra yürümeye başlıyoruz.Yaklaşık bir saat yürüdükten sonra Starbucks'da oturup biraz dinleniyoruz.Ben kahvesi azaltılmış balkabaklı yeni latteden içiyorum Duru sade Türk kahvesi ve profiterollü pasta istiyor.Pastasından iki çatal alıp bırakıyor, kahve de çok acı azıcık içebiliyor.





Yine yürümeye başlıyoruz bu sefer istikamet Ata.türk Parkı. Bu parka defalarca ( 1 , 2 ) geldik.Her seferinde şehrin göbeğinde ağaçların, çimenlerin arasında olmamın tadını çıkarıyoruz. Bu sefer tam önümüze pat diye bir kozalak düştü.Tam ınstagramlık bir poz çekmeye niyetlendim ve Duru'nun bu küçümseyen bakışlarıyla karşılaştım:)

Kozalak artık evimizde.Oturma odamızı süslüyor.



Murat'ın işi bittiğinde bizi aldı ve eve gittik.Murat'la bana ev pizzası yaptım.Karbonhidrat saymadığımda bunun hakkını veriyorum :P Duru'ya ise daha fazla hamur işi yemesin diye köfte ve kemik suyuna bulgur pilavı yaptım.

Cumartesi bol kitap okuyarak, sohbet ederek, balkonda oturarak geçti.Pazar sabah kahvaltıya yine YavuzS.tar harasındaydık:


 



Kahvaltı için geç kalmıştık ve acıkan Duru çok sinirliydi.Yemek yemeye başladıktan nice sonra düzeldi.Burada mesela anneye poz ver dediğimde ne kadar içten! güldüğünü görüyorsunuz:D


Pazar gününü de genelde evde geçirdik.Bence harikaydı.Bir üç saat kadar uyumuşum nasıl iyi geldi anlatamam.Bu hafta hala o uykunun ekmeğini yiyorum:)

Perşembe günü haftasonu yazısı yazan blog yazarınız iyi günler diler..:P

1 Ekim 2015 Perşembe

Anne kız günleri: En güzeli

Kurban bayramından  önceki günlerden birinde günübirlik G.Antep'e gittik.G.Antep bizim gibi yeme içme severler için harika bir yer.Antep'te hemen herkes şişman ve bu da normal bence:)

Yeme içmenin dışında şehri de seviyoruz ve Antep gezimiz bir sonraki yazı konusu.G.Antep dönüşü kızımla evde başbaşa bir iki gün geçirdik.Bu yazı o iki günü anlatıyor.

İlk gün kulağının tıkanmasından muzdarip olan kızımızı doktora götürmeye karar verdik.Çok sevdiğimiz bir KBB uzmanı var, randevu aldık , evde kahvaltı yaptık,kitap okuduk, tv izledik,banyo yaptık, hazırlandık filan derken bir deli yağmur başladı size anlatamam.

Evde Murat'ı beklerken Duru'da sinirli, garip tavırlar yapmaya başladı.Bu tavrı aç ya da uykusuzsa görürsünüz benim kızımda.Nitekim koltukta uyuyakaldı:


Uyandırıp arabaya bindirdiğimde daha da sinirli olduğunu söylemeye gerek yok sanırım:) Bu arada yağmur öyle bir yağmış ve yağıyor ki her yer göl olmuş.Şimdi bu cümleyi okuyan Adana dışında yaşayan bir kişi o gölü gözünde canlandıramaz.İçinde arabaların "yüzdüğü" gerçek bir gölden bahsediyorum.Yollar dere, alt geçitler göl.

Bir de Adana'da yağmur beklenmeyen bir şey gibi karşılanır belediyeler tarafından.Sanki her sene göl olmuyor, arabalar yüzmüyor, trafik tıkanmıyor gibi hiç bir önlem filan alınmaz.Arabalar güvenle alt geçite girer ve karşılarına aniden çıkan gölle karşılaşırlar:) Arkadan gelen arabalar var, trafik akıyor ve siz göle düşüyorsunuz düşünün.Bu arada trafik akmaya devam ediyor.Böyle durumlarda hayır sahibi insanlar alt geçitin önünde bekleyip gelme gelme işareti yapıyor.Sonra o göle düşenler kurtarılıyor akşama doğru filan.

Ve her ama herrrrrrr yağmurda bu oluyor.Ana arterler göl olduğu için herkes kalan bir kaç yola yükleniyor ve sonuç tabi kaos.Belediye başkanları da bu arada bayram tebriği için yaşlılarla, çocuklarla boy boy foto çektirip billboardlara asıyorlar.Arabanla gölde yüzerken o fotoğrafları görmek motivasyonu arttırıyor tabi:P

Neyse nihayet doktorun yanına ulaşıyoruz ve doktor Duruşumun kulaklarının içinin pis olduğunu söylüyor.Ben küçükken bademcik ameliyatımı yapan doktorlar anneme kulağımın pis olduğunu söyleyip temizlettirdikleri için bunun kişisel temizlikle alakalı olmadığını biliyorum.

Ama Murat sanki mahcup oluyor:) "Ben her banyodan sonra kulak çöpüyle de temizlerim ama" diyor.Hehe ben bunun da yanlış olduğunu biliyorum.Mümkün olsa kaş göz yapacağım ama:) Her banyodan sonra falan değil ama ayda bir falan kulak çöpü saldırısı yapıyor, biliyorum.Doktor hemen "işte kulak çöpüyle yapmanın sonuçları olabilir, kiri içeri itiyorsunuz diyor" :)) Zavallı Murat beni temize çıkarmaya çalışırken suçlu oluverdi mi?:))

Kızımın kulakları temizleniyor, hiç bir enfeksiyonu olmadığı teyit ediliyor ve mutlu mesut çıkıyoruz doktordan.Okula başladığı için bu sene bir kaç kez yanına geleceğimizden emin olduğunu söylüyor.Bakalım.

Çıkışta yemek yemeye gidiyoruz.Arkadaşımızın mekanı, Duru da çok seviyor.Adana'da yemekle birlikte gelen salataların bir kısmı.Ücretsiz ve bittikçe isteyebilirsiniz;)





Yemek sonrası Duru kahve içiyor.Sade Türk kahvesi.Ağzıma süremem:)

 
Kahve biraz sıcakken ilk aldığı yudum sonrası:)

 
 
 
Eve gidiyoruz biraz tv izliyoruz sonra yatıp uyuyoruz.
 
Sabah yine başbaşa olacağız ve işte başbaşa anne kız kahvaltısının fotoğrafı.Ben seyahat öncesi ve sonrası günlük ünite alımımı 20 civarına düşürerek besleniyorum bir süre.O günde bol peynirli bir omlet yapmışım.Duru'ya yanına biraz da tavada eritilmiş tereyağına basılmış ekmek ve domates de veriyorum.En çok tereyağlı ekmeği seviyor, yumurtayı mırın kırın yiyor. 
 
 
 
Biraz evde oyalandıktan sonra bir alışveriş merkezine gidiyoruz.Bir şey almıyoruz ama dolaşıyoruz.Oyuncakçılara, kitapçılara takılıyoruz.Sonra da oturup yemek yiyoruz.Ben yoğurtlu tavuklu bir yemek Duru ise patates kızartması yiyor.Tavuk yemeğinin yanındaki patates ve domatesleri koymayın demişim ama adamlar anlamamış koymuş, yemiyorum.

 
Biraz da hava alalım diye bu AVM çıkışı istikamet en sevdiğimiz park.Duru burada bayağı bir oynuyor.Bir gün önceki deli yağmurun izlerini görebiliyoruz ama yine de bu keyfimizi kaçırabilecek bir şey değil.



Parkın içindeki ördeklere de uğruyoruz.Kızımın elini tutuşundaki zarafet dikkatlerden kaçmasın lütfen:)

 
 
O günde bitiyor biz bir sonraki gün sabah Ela ve D.enizle sinemaya gitmek için sözleşiyoruz.Sabah 11:00 matinesinde buluşuyoruz.Sinemaya gitmek konusunda tecrübeli bir ekibiz:)



Bu seferki filmimiz "minyonlar".Oldukça komikti, neşeliydi ama Duru'nun konsantrasyonu  sonlara doğru biraz dağıldı.Filmden çok bir şey anlamadı gibi geldi bana.Ama ben sevdim:))

Çıkışta bol bol fotoğraf çektik.



 
 
Sevgili şapşallar:
 
 

 
Sinema sonrası öpüşüp ayrıldık.Biz ertesi gün İstanbul'a gidecektik ama neden bugün gitmiyoruz ki dedik ve biletimizi akşam uçuşuyla değiştirdik.Valizi zaten hazırlamıştım koştura koştura son bir iki düzenlemeyi yaptım, gecenin bir yarısı yağmur altında İstanbul'a indik.Bir başka yazı konusu..
 
 
 

23 Şubat 2015 Pazartesi

Dondurma kışın da yenir !


Cumartesinin tamamı ve pazar gününün de bir kısmında Murat çalışmak zorundaydı.Dolayısıyla cumartesi bir annekız günüydü.Sabah geç kalktık sonra uzun uzun kahvaltımızı yaptık.Ben masayı toparlarken Duru da biraz televizyon seyretti.Oyalanmadan hazırlanıp,çıktık.

Arabayla şehrin merkezine doğru gittik.Araba parkı sorun olduğu için arabamı yıkamaya verdim;) 2 saatten önce almam dedim, kızımı arabasına bindirdim ve versin elini sokaklar...

Uzun uzun yürüdük, etrafı izledik ve sonra acıktık.Ne yesek diye çok da düşünmeden ennn sevdiğimiz hamburgerciye gittik kızımla.Duru'ya hamburgeri köfte-ekmek şeklinde servis ettiler.Servis yapan aynı zamanda mekanın aşçılarından olan kişiyi daha önce iş yerimin karşısındaki lokantada çalıştığı için tanıyordum.

Duru'ya hamburgeri içine köfte harici  hiç bir şey koymadan getirmesini rica ettim.Baktım cherry domates servis ediyorlar belki domates koyabilirsin dedim."Olmaz abla domatesin mevsimi değil " dedi:)Bu bakış açısı çok da hoşuma gitti ve "Peki" dedim.Sonra hamburgerden önce atıştırması için Duru'ya dilimlenmiş havuç ve salatalık getirdi.Duru salatalıklara baktı ve öne doğru eğilip fısıldadı "anne biri bu abiye salatalığın da mevsimi olmadığını söylemeli" :))

Yemekten sonra çay getirirken ise bombayı patlattı; "Abla biliyor musun bizim hamburgercinin adını yazınca görsellerde ilk senin fotoğrafın çıkıyor".Aahaha blog afişe oldu mu sayın okur:) Ay nasıl terledim, nasıl sıkıldım anlatamam.Şaşırmamış gibi davranmaya çalışırken binbeşyüz kalori filan harcamışımdır.Neyse ki fotoğrafa tıklayıp blogu okumamış{sanırım}.Yani okuyorsa da buradan rica ediyorum lütfen bir şey olmamış gibi devam edelim, kimseye bir şey söyleme ve bende şurada gizli gizli hayatımın günlüğünü tutmaya devam edeyim.

Duru ve hamburgerlerimiz:



Hamburgerciden çıkınca bir süre daha yürüdük.Sonra artık eve dönmeye karar verdik ve arabamızı almaya gittik.Yolda giderken Murat aradı ve işinin bittiğini eve gelmekte olduğunu söyledi.Biz de o sırada en sevdiğimiz dondurmacıya girmek üzereydik:) Soğukta dondurma yenmez diyen annelerden değilim.Dondurmadan da, banyo yapmaktan da ,üşümekten de hasta olunmaz.Çocukları hasta olacak diye günlerce yıkamayan, hasta olduğunda iyileşene kadar banyoya sokmayanları da anlamıyorum.Ben Duru biraz hasta olur gibi olsa hemen yıkarım ki mikropları kırılsın:P

Neyse işte buz gibi havada girdik dondurmamızı yedik, çayımızı içtik:


Sonra Murat'a "eğer yorgunsan dışarı çıkmayalım eve ekmek hamuru getir pizza yaparım" dedim.Yok dışarı çıkarız dedi ama eve elinde iki ekmek hamuruyla geldi:) Ve o akşam evde olmak hepimizin çok hoşuna gitti.İki ekmek hamuruyla iki tepsi pizza yaptım.Pizzaların Duru için olan bölümüne labne peyniri , bizim olan bölümlerine ketçap sürdüm.{İkinci tepside bizim bölüme ketçap sıkmayı unutmuşum sonradan üstüne ekledim.}Duru'nun bölümlerine tulum peyniri ve yeşil zeytin ekledim.Bizimkine sosis, sucuk artık zararlı ne varsa:P

Kısaca tarif vereyim.İlk önce fırını açıyoruz ve en yüksek derecesine ayarlıyoruz.Sonra fırın ısınırken ekmek hamurunu zeytinyağı ile yoğuruyor, büyük fırın tepsisine bir tüm ekmek hamurunu yayıyoruz.Ara ara kopan bölümler olabilir , aldırmayın.Sonra üst malzemeleri hazırlarken hamurumuzu mayalanması için sıcak bir yere koyuyoruz.

Ben sosis, sucuk,mantar, mısır, domates, tulum peyniri koymayı seviyorum ama Duru'nun yemek isteyeceği mısırı mesela koymuyorum evde de mantar,domates falan yoktu sonuçta sosis ve sucuklu bir pizza oldu bizimki.Mayalanmış hamurun üzerine malzemeleri diziyoruz en yüksek derecedeki fırının orta kademesine yerleştiriyoruz.

8 dk da pizzamız hazır.6. dakikada önceden doğradığımız kaşarları pizzanın üzerine serpiştiriyoruz ve 8. dk da da pizzayı fırından çıkarıyoruz.Gevrek pizzanın sırrı bu!

Bizim ikinci tepsi pizzamızdan arta kalan sadece bu bir kaç dilim oldu:




Sonra birlikte tv izledik, Duru'yu banyo yaptırdım.Biraz tv izledik sonra da hazırlanıp yattık.Yatakta kitap okumayı, günün olaylarını konuşmayı çok seviyorum.Bu yüzden bazen uyuma saatinden yarım sat bile önce yatmaya gittiğimiz oluyor.

Sabah Murat yine yoktu ama öğlen gelecekti.Biz de Duru ile delice bir yatak keyfi yaptık.Geç uyandık ve yataktan çıkmadık.Ben kitap okudum o ıpadde bir şeyler izledi.Sonra nihayet saat 11:00 gibi kalkıp kahvaltıya geçtik.Kahvaltımız bitmişti ki Murat geldi.Hazırlanıp çıkmaya hazırlanırken Duru "bugünü evde mi geçirsek" dedi.Murat gözleri kocaman kocaman bana döndü ve "dün neler yaptın sen bu çocuğa" dedi.Duru gezme dedin mi herkesten önce kapıda biter çünkü:))

Neyse sonuçta hazırlanıp çıktık ve dün anne kız yürüdüğümüz yollarda bu kez üçümüz dolaştık.Duru'ya Kazım Büfe'den çift kaşarlı tost aldık.Tostu biter bitmez de uyudu:) O uyurken biz biraz daha yürüdük sonra da bir kafede mola verdik.Duru uyuyordu, ben kitabımı okuyup sıcak çikolatamı içerken Murat da kahvesini içip tweetlerini okuyordu ve ben o anda çok çok çok mutluydum:


Duru uyandı, gidip bir şeyler yedik ve sonra da eve geçtik.Ben yıllardan sonra eve iş getirmiştim.Herkes tv izlerken sütlü çayımı alıp işlerimi hallettim:


İşim bittiğinde yatma vakti de gelmişti..

Blog okurlarından da rica ediyorum; ünlü hamburgercimizle ilgili yazıdan hamburgercinin ismini kaldırdım önce sonra yazıyı tamamen taslağa çevirmeme rağmen google görsellerden kendi fotumu bir türlü kaldıramadım.Ne yapmam lazım?

3 Aralık 2014 Çarşamba

Anne kız başbaşa bir gün..


Dün sabahın köründe telefonum çaldı.Bakıcımız, komşusunun bir tanıdığı ölmüş işe gelemeyecekmiş bildirmek için arıyor.Sabahın çok körü olduğu için "komşunun tanıdığı için izin alınır mı?" diyemedim.Uyku sersemi yatakta kalmak çok çekici geldi.Tamam demiş bulundum.

Sabah çok erken uyandı ve teyze gelmiş mi, ben işe gitmiş miyim kontrol etti, onu hemen yanıma aldım, ara ara uyanıp "teyze gelmedi mi?" dedi, beni kontrol etti, ondan habersiz gidemeyeyim diye ayağını üzerime koydu filan.O anlarda onu alıp sımsıkı sardım,kulağına bugün teyze gelmeyecek dedim.Her defasında sakinleşip tekrar uyudu.

Sabah kalktığımızda "anne hep kokunu aldım, teyze hala gelmedi mi diye düşündüm" dedi."Bugün teyze yok başbaşayız" dediğimde yataktan fırladı.Sana bir sürprizim var dedi.Sonra durdu " anne cama değen bir şeyler olacak, ses çıkabilir, sen sakın gelme" dedi.O an anladım bana kahvaltı hazırlayacağını:)) Mutfak masamız cam ve kahvaltılıkları da cam kapaklı kaplarda saklıyorum.Masaya koyarken çıkabilecek sesten bahsediyor fındık burunlum:)

Gittiğimde masada benim çok sevdiğim kahvaltılık sos, zeytinler, ekmek ve bir avuç ceviz vardı.Anne labne kalmamış dedi:) Ben de omlet yaptım, kendime çay demledim, kızıma süt ısıttım, peynirleri çıkardım.Sohbet ederek ,uzun uzun kahvaltımızı yaptık.Kahvaltının sonunda biraz da kucağımda oturdu.

Sonra o oturma odasına geçti, bir çizgi film açtım, kahvaltı masasını toparladım ve akşam için zeytinyağlı pırasa yaptım.Öğleden sonra için hazırlanıp bir alışveriş merkezine gittik.




Önce onu çok sevdiği top havuzuna götürdüm, biraz oynadık sonra kitapçıya gittik, bana bir kitap ona üçü Cemile serisinden toplam beş kitap aldık.Kitapçının çocuk bölümünü değiştirmişler,bir sürü bölüm eklemişler, yeni kitaplar getirmişler, o kadar güzel olmuş ki! İkimizde yeni düzenlemeyi görünce çok sevindik.Daha öncesinde kitaplarımızı hep Ankara'dan alıyorduk.





Sonra bir şeyler yemeğe karar verdik ve yemek yerken aldığımız üç Cemile kitabını okudum ona.Yemekten sonra yine top havuzuna gittik, sonra birlikte Zara'ya girdik üç gömlek denedim, Duru yorum yaptı filan, çok tatlıydı.Dolaşırken Duru'ya çok şirin bir tilki şapkası aldım.Sonra arabamıza binip evimize döndük.Eve girer girmez Duru'yu banyoya soktum.Yıkayıp üstünü değiştirdikten sonra pırasanın yanına bir de pizza yapmaya karar verdim.Pizza hamurunu yoğurdum malzemeleri hazırladım fırına mayalanması için bıraktım.

Sonra biraz kondisyon bisikletine bindim,Duru biraz odasında oynadı, Murat geldi yemek yedik, tv izledik ve uyuduk.Kızım yanıma uzandı ve her akşam ki "Uyuyunca kalkınca teyze gelecek mi?" sorusunu sormaya hazırlandı ama bu kez gözleri dolu doluydu.

Çok güzel bir gündü.Anne kız başbaşa alışveriş yapmak çok keyifliydi.Açıkçası bugün işe gelmek benim için de her zamankinden zor oldu.

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..