Buzdolabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Buzdolabı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Kasım 2014 Salı
Hasta
Çok hastayım sayın okur! Haftasonu başlayan hastalığım beni yataktan sürünerek kalkacak kıvama getirdi.Evde temizlik olmasa kalkmazdım.Ama bugün mutfak indirilip temizlenecek ve halılar serilecek.Ev tam bir kaos halinde anlayacağınız.O dağınıklığı görürsem daha çok hasta olurum:)
Dün akşam yemekten sonra sürünerek oturma odasına geçtim.Biraz tv izledim sonra yine sürünerek yatağıma geçtim.Bir ara baktım Duru'nun sırtı terlemiş onu kaldırıp fanilasını değiştirdim saçlarını kuruttum.Sonra bir yatmışım sabah uyandım.Ama uyanmış gibi hissetmiyordum.Ciğerlerim ağrıyor, halim yok, bir de üstüne dün sporda hoca bizi çok zorlamış diye tüm vücudum tutulmuş.
Hastalığın tek iyi tarafı iştahımın hiç olmaması.Zorla yemek yiyorum:)Öğlen iki parça tavukla salata aldım ve tavuğun birini yiyemedim bile.Yuppi diyebiliriz sanki;)
Kocam zorla bir sürü vitamin tıkıştırdı ağzıma, antibiyotik de alıyorum.İnşallah kısa sürede geçer ve inşallah kızıma bulaşmaz:)
Yarın kendimi iyi hissedersem kurabiye yapmak istiyorum.Yeni dondurucunun doldurulması gerek tabi.Dondurucuya bir şeyler atmak da benim neredeyse en sevdiğim ev işi.Şimdilik iki küçük pişirimlik haşlanmış aşure malzemeleri,köfte ve tek porsiyonluk olarak cam kahvaltılıklara koyduğum yaprak sarmaları var.Közlenmiş patlıcan ve kurabiye de bu hafta eklemek istediklerimden.
Dondurucu sayesinde kızımın beslenmesi konusunda içim çok rahat.Öğlen Duru'ya yaprak sarması, içli köfte, et köftesi, organik tavuk falan yediriyoruz.Bakıcımız günde iki kez yemek yapmış gibi hissetmeden günde iki kez yemek yapmış oluyor;)Duru öğlen ve akşam aynı şeyi yememiş oluyor.
Bir ara dondurucuya çiğden sadece yıkanmış ıspanak da koyuyordum ve haftada bir gün mutlaka ıspanak yediriyordum ama sonra ıspanağı bu şekilde saklamak çok sağlıklı değilmiş gibi geldiğinden vazgeçtim.Şimdi pazar günü akşam yatmadan bir ya da iki bağ kadar ıspanak { ya da pazıyı }yıkayıp sirkeli suya koyuyorum.Bakıcımız sabah geliyor ve öğlene kolayca,yorulmadan ıspanak yemeği yapıyor.
Haftada bir öğlen tarhana çorbası, bir öğlen dondurucudan köfte, bir öğlen ıspanak ya da pazı, bir öğlen makarna ve bir öğlen de organik tavuk mesela benim genelde yaptığım menü.Brokoliyi buharda haşlayıp üzerine limon,sarımsak,tuz,zeytinyağı karşımından yaptığımız sosu dökmek,haşlanmış karnıbaharı sarımsaklı yoğurtla yedirmek,fasulye kavurması gibi pratik sebze yemekleri, patates kızartması, bulgur pilavı çeşitleri de çeşitlilik açısından sağlıklı ve benim tercih ettiğim alternatifler.
Akşam da biz ne yiyorsak onu yiyor.Menüyü hazırlarken öğlen köfte yediği gün akşama sebze yemeği yazmaya dikkat ediyorum.
Beni bıraksanız bu konuda yüz yıl konuşurum.Kızın sağlıklı beslenmesi benim ana meselem:) Ama okurları da sıkıntıdan patlatmamak adına burada kesiyorum konuyu.Siz yorumlarda çocuklarınıza yedirdiğiniz sağlıklı , şipşak hazırlanan tarifler verirseniz çok memnun olurum:)
Bu ara doğumgünü partisi konusuna kafayı taktım.Üç yıldır babaanne ,anneanne ve dedeler ile kutladığımız çok küçük partiler düzenledim.Küçük bir aile yemeği ve sonrasında pasta kesmek şeklinde.Ama bu sene Duru daha büyük ve bol çocuklu bir partinin hoşuna gideceğini düşünüyorum.İş yerinden arkadaşlar, komşular, eşimin iş arkadaşları ve çocukları şeklinde kalabalık bir grup ağırlamak istiyorum.Tam delilik ama ciddi ciddi bakınıyorum.
Sonrasında ev darmaduman olacak olsa da hepimizin çok eğleneceğinden eminim.Ocak ayı içinde yapmayı planladığım partiden bu blogda çok sık bahsedilecek bence.Aklımı başıma toplayıp az kişi de çağırabilirim ama gönlümden geçen sevdiğim herkesi çağırmak:)
Kızımla parkta çekildiğimiz bu fotoğrafların yazımızla hiç alakası yok ama hasta bir anneye en iyi ilaç olduğu için buradalar.Hoşçakalın!
13 Kasım 2014 Perşembe
Buzdolabı
Son bir kaç gündür oldukça yoruldum.Çünkü buzdolabımız bozuldu.Bir evde buzdolabı bozulması çok ciddi bir sıkıntı sayın okur.Hele de evde küçük bir çocuk varsa.
Bu buzdolabı evliliğimizin ilk yıllarında da bozulmuştu.Hem de yazın ortasında hem de cuma akşamı.Servislerin haftasonu tatiline denk gelmiş, 50 derece sıcakta buzdolapsız rezil olmuştuk.Genel müdürlüğü aramıştık,servisi zorla getirtmiştik.Tamir ettik dedikleri dolap bir hafta sonra bu kez pazar sabahı yine bozulmuştu.Daha garantimiz devam ediyor olduğu için buzdolabı gitmiş gelmiş, anakartı değişmişti.Meğer problem termostatdaymış ama bu uzun bir git gel sürecinden sonra anlaşılmıştı.Dolaptaki yiyecekleri bir kayınvalideme bir eve taşıyıp durmuştum.
İstanbuldan döndükten sonraki pazartesi dolabı bir açtık ki dondurucudaki etler çözülmüş,suları akmış.Hemen servise mail attık, o gün gelen giden olmayınca servisi telefonla aradık ve sonuçta iki koca gün servis gelmedi.Tüm dolabın içini bakıcımıza verdik.Çünkü etleri pişirmiş olsak bile iki tüm gün dolapsız dayanmaları mümkün değildi.Evde peynir, et, süt,yoğurt namına hiç bir şey kalmadı.Kalan tek şey pis ve keskin bir koku oldu.
Üçüncü gün Arçelik servisi gelsin diye bu kez genel müdürlüğü ben aradım.Ve zehirlenirsek Arçelik'e dava açacağımızı, dolapta bozulan ürünlerle ilgili de maddi tazminat davası açacağımızı söyledim.Küçük bir kızımızın olduğunu ,süt içemediğini, pişirdiğimiz yemekleri ertesi güne dahi saklayamadığımızı anlattım.Bu telefon etkili oldu servis geldi ve dolabın motorunun yandığını söyledi.Tamir için 450 TL fiyat verilince yeni bir dolap almaya karar verdik.
Arçelik'e gıcık olduğumuz için Vestel'e gittik,hiç bir ürünü beğenmedik.Samsung, Siemens gibi markalarda da servis problemi yaşamaktan korktuk.Sonuçta eve giderken gördüğümüz bir Arçelik bayisinden yeni bir buzdolabı aldık:)) Ayol servis üç gün gelmemiş biz yine servisi var diye Arçelik alıyoruz:))
Eskisini getir yenisini götür kampanyasından yararlandık kocaman bir dolap aldık.Çok beğendim.Dolap en geç diye söyledikleri saatten yaklaşık dört saat sonra geldi ama neyse ki evde bozulacak bir şey kalmamıştı:) Dolabı karbonatlı suyla sildim, gidip kocaman bir market alışverişi yaptık , her şeyi silip yerleştirdim ve yatıp uyuduk.
Sabah kalktım akşam hazırladığım kahvaltıyı çantama koydum ve dolabın kapağını kapattım.Dolaptan korkunç bir ses geldi:)) Börghhhhhh diye bağırıyor resmen dolabımız.Ay ne canım sıkıldı anlatamam.Sonra işte gün içinde bir kaç kez daha uçak kalkarmış gibi ses çıkardığı görülen bir günlük dolabımız için Arçelik servisini çağırdık.E tabi gelmediler:)) E tabi hala bekliyoruz:)
Çok mutluyum anlayacağınız:)
Tüketici için ürün servis bu kadar önemliyken Arçelik'in giderek servis kalitesini düşürüyor olmasını anlamıyorum.Yetişmiyorsa yeni servisler aç.Elemanlarını iyi yetiştir tek seferde sorunu çözsün.Bizim buzdolabı ilk bozulduğunda servisin acemiliğinden anakartı değişmişti ve sadece termostat bozukmuş.Bunun Arçelik'e bir maliyeti yok mu?
Çamaşır makinası da buzdolabıyla aynı gün su akıtınca servis gelmişken ona da baksın dedim.Adam bakmış sorun yok demiş.Eve gittim buzdolabının alttaki tahliye bölümünü açtım baktım içine bir nazar boncuğu sıkışmış.Ve servis o bölümü hiç açmamış bile.
Ara eleman yetişmiyor.Herkes mühendis ve bir çoğu işsiz ya da üç kuruşa çalışıyor.Oysa teknik eleman olsa hem iş bulacak hem de piyasadaki sorun çözülecek.Bu devlet eliyle düzeltilecek bir problem.Ama Arçelik , Vestel gibi firmalar da bu konuda kendi çözümlerini bulmalı.Koç grubunun bir çalışması var ama daha etkili daha hızlı bir çözüm olmalı sanki.
Avea ile yaşadığım callcenter problemini de başka bir yazıda anlatayım.Sinirlerim kaldırmıyor:)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..