eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
eğitim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Kasım 2015 Perşembe
Cuma!
Bu hafta çok yoğun bir haftaydı. Hayatımda çok büyük bir değişiklik oldu,yıllardır gittiğim arkadaşım olan spor hocalarımla yolumu ayırdım sonra ilk kez cheesecake yaptım, ilk kez bir mutfak eğitimine katıldım.
Spor yapmaya iş yerinde bir grubun bosuya gidiyor olmasıyla başladım. İğrenç bir spordu her yerim tutulmuştu ama grupça gidiliyor olduğu için bırakamadım. Bosu bittiğinde içime spor aşkı yerleşmişti.
Ayşegül ve Aslı reformer pilates yapılan bir yer bulduklarını benim de katılıp katılmayacağımı sorduklarında tamam dedim ve üçümüz bir yıl boyunca beraber reformer yaptık.Sonra ücretlerde bir artış oldu, kızların hayatında bir takım değişiklikler oldu(evlenmek gibi:P) ve sonuçta kızlar spora devam etmeme kararı aldı.
Ben spora devam etmek istiyordum ve bir kaç ay aradan sonra Sezer'le fit in time diye bir yerde vücudumuza bağlanan elektrik kablolarıyla spor yapmaya başladık. Bir kaç ayın sonunda oradan ayrıldık çünkü elektrik kabloları kısmının sağlık üzerine etkileriyle ilgili şüphelerimiz vardı ve beraber benim ilk reformer yaptığım yere döndük.
Buradaki spor hocası kızlarla arkadaş olmuştuk, Sezer'le daha da kaynaştılar {çünkü o benden yaklaşık bin kat daha sıcakkanlı birisidir ve sosyaldir} iş yerinden bir arkadaşın ve Sezoşun kuzeninin de dahil olduğu bir grupla burada devam ettik. Aradan aylar geçti. Benim fiziki değişimim iş yerinde bir sürü kişiyi spora yönlendirdi. Ve yaklaşık on kişi mat pilates dersi için anlaştı.
Biz zaten haftada iki reformer pilatese gidiyorduk haftada bir de mat pilatese gidelim dedik.Hem vücut şaşırsın hem de arkadaşlarla beraber olalım istedik.
Sonra o dönem benim işlerim çok yoğunlaştı, anneannem hastalandı Erzurum'a gittim derken yaklaşık üç hafta mat pilatese gidemedim. Ama hepsinde gelemeyeceğimi önceden haber verdim. Son iki dersi alıp mat pilatese devam etmeme kararındaydım. Üçüncü dersin çıkışında spor hocalarından biri beni çağırdı. Haftada bir derslerde bir devamsızlık hakkı verdiklerini ve benim üç devamsızlık yaptığımı söyledi. Bir dersim kaldı zaten o derse de gelme mi demek istiyorsun dediğimde bana evet dedi.
Bunu duyunca ben:
Çok uzun süredir insanların yaptığı şeylere çok üzülmüyorum. Önemsememeye başladım çünkü.Ama bu olaya çooook üzüldüm.Yaklaşık üç yıldır birbirimizi tanıyoruz, beraber yemeklere gittik, dedikodular yaptık, özel hayatımızdan konuştuk ve bu şekilde anlamsız, önceden söylenmemiş bir kuralla bu şekilde davranılmasında bir mantık göremedim.
Mat pilateste alet yok dolayısıyla "sen üç haftada bitirmedin yerine gelecek biri var yani alet dolu o yüzden sıkıntı oluyor" gibi bir durum yok.Ders sekiz kişi de olsa, on kişi de olsa, üç kişi de olsa yapılıyor.
İşte sonrasında Murat'la da konuştum ve parasını ödediğim son iki reformer dersim de dahil olmak üzere bir daha o merkeze gitmemeye karar verdim. Sezer kızlara olayı anlatmış ve kırıldığımı söylemiş saçma sapan bahaneler sunmuşlar "işte orada biri vardı da, o duyuyordu da o yüzden öyle söyledik" falan falan.Beni yaklaşık beş kez aradılar telefonu açmadım.
Çok olgun bir davranış değil biliyorum ama benim özür anlayışım bu değil. Bir kere Sezer benim kırıldığımı söylemeden beni aramadılar. Madem orada başka bir üye var diye böyle söylendi o zaman neden beni hemen arayıp düzeltmediler?
Bir de ben bahanelere sığınmadan yapılan, hatasını kabul eden insanın özrünü kabul etmekten yanayım. Çünkü bahanesi olan insan sizi yine kırmaktan çekinmeyecektir, pişmanlığı azdır belki yoktur, yaptığı hatayı tamamen kabul etmiyordur.
Yine de Sezer'i bugün beşinci kez arayıp ısrarla benle konuşmak istediklerini duyunca aramaya karar verdim, bu bir haftada kırgınlık seviyem değişmese de üzüntüm azaldı.
Ama aramadım mesaj attım. Cevap olarak benle konuştukları sırada yan odada birileri olduğunu işte onlara mesaj vermek istediklerini, çok üzgün oldularını, o iptal ettiklerini söyledikleri mat dersine gelmemi filan söylediler.
Bunu duyunca ben:
İyice sinirlendim. Böyle bir oyunsa bana önceden haber vermeleri gerekirdi ya da ben daha oradan ayrılıp işe varmadan konuyu açıklamaları gerekirdi.
Ve bu arada derslere hiç ara vermedim çünkü hemen yeni bir hocayla anlaştık. Üstelik ayda ders ücretimiz %40 oranında daha azaldı. Bu hoca kızlara kıyasla biraz daha eğitimsiz duruyor ama kesinlikle para konusunda daha rahat. Yani ders bir saatse ama çalışılması gerektiğini düşünüyorsa 1.5 saat ders yapmaktan çekinmiyor.
Bunu görünce ben:
Dün akşam da cheesecake ve kiş yapmak için bir eğitime katıldım. Üç kişiydik ve bir de hoca iş çıkışı 17:30 gibi başlayıp saat 21:00'e kadar çalıştık.Gün sonunda da ürünlerimizi alıp eve gittik.
Evde beni {cheesecakei} kurt gibi bekleyen iki kişiye {Murat ve Duru} kekin henüz sıcak olduğunu ve ancak ertesi akşam açmamız gerektiğini söylediğimde çok yoğun itiraz ettiler. Tüm akşam keki beklemişler de mutlaka yemelilermiş de.Kişi burunlarına bile sürmediler:)) Bu akşam meşhur cheesecakein tadımı var anlayacağınız:)
Eğitim fotoğrafları falan daha sonraki bir yazıda. Şimdi biraz sevdiğim linkler yapalım mı?
Hürriyet listelerine pek güvenmem aslında.Bir sene o listeyi baz alıp rezervasyon yaptırdığımız otelin iflasın eşiğinde olduğu ve tavanlarının bile aktığını öğrendiğimizde gitmemize sadece üç gün vardı. Bayağı bir stresle rezervasyonumuzu değiştirmiştik. Ama yine de göz atmak, yeni bir fikir olması açısından anlamlı. Türkiye'nin en iyi 10 brunch mekanı.
Kindle için Türkçe e- kitap okumanın yolu. Bunu tabi ki anlamadım ama anlayan biri {Murat} olur diye umuyorum:)
Sağlıklı bir TATLI. { Ayşe Abla bu sana;) }
Çok şık bir çanta. Hem el çantası hem sırt çantası olabiliyor olması benim çok hoşuma gitti.
Beni çok düşündüren bir yazı ve bir diğer yazı.
Herkese çok şahane bir haftasonu diliyorum.Kimsenin sizi üzmediği, incitmediği, herkesin birbirine çok kibar davrandığı, nefis tatlılar yiyip hiç kilo almadığınız, saatlerce yürüyüp bir anda beş kilo verdiğiniz, bebek emziriyorsanız sütünüzün dolup taştığı, bebeğinizin altı saat aralıksız uyuduğu, dünyada en beğendiğiniz yazarın en şahane kitabını tesadüfen gördüğünüz, yaptığınız tüm yemeklerin çok lezzetli olduğu, mutlu, sağlıklı bir haftasonu diliyorum.
Hayatta mucizelere inanın çünkü bizzat siz de bir mucizesiniz !
8 Eylül 2014 Pazartesi
Kreş, misafirler,menüler..
Çalışıyorum ve kızıma evde çok sevdiğimiz bakıcı teyzesi bakıyor.Onu bulduğum için çok şanslıyım çünkü Duru zaten öyle herkese hemen alışabilen bir çocuk değil.Bu hanımın geldiği ilk gün kafasını onun dizine yaslamıştı.Ki ben o sırada kadıncağıza 'Duru insanlara biraz mesafeli' diyordum.İkimizde şok olmuştuk:) Anlattığımda anneanne ve babaannesi de şok olmuştu zira Duru her ikisinin de dizine kafasını falan dayamamıştı o güne kadar:))
Bakıcıdan , evdeki yemek düzeninden memnun olduğum ve kreşleri pek de beğenmediğim için Duru'nun bu sene de evde kalmasına karar verdim.Tam ya da yarım gün kreşe gitmeyecek ama daha öncesinde de bir oyun sınıfına gidiyorduk zaten.Haftada bir gün 45 dk gidip oynuyorduk.Yazın başında da yüzme okuluna gittik 2 ay kadar.
Bu sene için de bale okulu ayarladım, salı günü gidip görüşeceğiz , deneme dersi alacağız.Muhtemelen haftada bir gün baleye gideriz.Yüzmenin de devam etmesini istiyorum çünkü Duru tam anlamıyla bir su kuşu:))
Bunun dışında bir şeyler bulabilsem ve elbette çok pahalı olmasa ne güzel olurdu.Ben kızım iki saat gidip oynasın istiyorum ama delice paralar ödemek istemiyorum.Sağlıklı yiyecek alternatifleri sunulsun istiyorum.Okulun bahçesi olsun, öğretmen sayısı yeterli olsun, temiz olsun.
İş yerine yakın öyle bir devlet okulu buldum.Tesadüfen yürüyüş yaparken.Kocaman ,tertemiz,bakımlı bir bahçesi, tahta oyuncakları var ve ayda sadece 80 TL.Haftada bir 45 dakikalık programa ayda 250 TL ödediğim için bu rakam gerçekten bedava.Ama ben istiyorum ki bakıcısı yürüyerek götürüp getirsin Duruşu.Kahvaltıdan sonra çıksınlar biraz oynasın kızım öğlen 2 gibi eve dönsünler.Bu sebeple evimize yakın bir devlet anaokulu , kreşi bakınıyorum.Ayda 80 TL vereceksem varsın günde 2 saat gitsin.
Eve yakın bir okul bulmak için kızımı alıp çevrede bir iki tur atmak istiyorum.Da işte hava çok sıcak:) Bakalım.
Çarşamba akşamı yemekli misafirlerim var.Menüm şöyle:
Zeytinyağlı fasulye, köfte,etli patlıcan dolması, bulgur pilavı,peynirli börek, çoban salata, piyaz, humus, patlıcan salatası.
Acı yemeyi çok seven misafirlerim için tencereye patlıcan dolmalarının yanına bir tane de Antep biberi doldurup koyacağım.Onun acısı dolmaya lezzet verir.Tek unutmamam gereken Aslan ve Duru'ya dolma yemeyin uyarısını yapmak olmalı:)
Biz bu gelen misafirlerimizin evine yeni doğan bebeklerini tebrik etmek için Aslan yaklaşık üç aylıkken gittiğimizde ev sahibi hanım bizi yemekli almak için ısrar etmişti. Yemeğe gittiğimizde enfes yemekler bizi bekliyordu.Ben de Duru'yu besleme telaşında bir anne olarak nefis görünen et köftesini hızla ikiye bölmüş ve yedirmiştim.Kızcağız köfteyi gözyaşları ve çığlıklar içinde tükürdüğünde çok şaşırmıştım.Et köftesi acı olur mu sayın okur:)
Ev sahibi tatlı Sa.cide başını önüne eğmiş bakkaldan aldığı acıyı koyduğunu söylemişti:)) Sıradan bir acı yani.Köfteler cidden zehir gibiydi:) Ama yediğim en lezzetli köfterlerdi o ayrı.
Duru o günden beri her yemekte yemeden önce 'acı mı?' diye sorar.Emin olamazsa 'sen bir ye de bak' der:))
Haftasonu Konya'ya gidip geldik.Konya'da düğünler, Ahmet Davutoğlu'nun Konya ziyareti, Mevlana Müzesi, bamya çorbası ve elbette sacarası tatlısı temalı yeni yazımla çok yakında görüşmek üzere ;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..