Kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kayseri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Ocak 2015 Pazartesi
Dönüş yolunda Ankara'ya yola çıkmadan hemen önce: (3)
Kar gördük, yılbaşı gecesini kutladık ve yeni hedefimiz kaplıca.
Kozaklı'da Dadak Termal Otele gidiyoruz.Gül Ablalarla bu taraflarda geldiğimiz ikinci kaplıca bu.Gül Ablaların ise arkadaşları ile ellinci gelişleri falan sanırım:)
Bu otele de 10 yıl önce gelmişler ve çok memnun kalmışlar.Ancak aradan geçen yıllar otele pek yaramamış,otel maalesef pek bir zavallı durumda.Personel sayısı az, çok temiz sayılmaz ama ben hemen her koşulda mutlu olabilen bir insanım.Çocuklar da şartların çok farkında değil.Havuza girdik, Duru kollukları ile çok mutlu.Akşama kadar yüzdük, hamama girdik, saunaya girdik, çay içtik.Saat 17:00 gibi odamıza çıktık.
Bir tur banyo da odada yaptık.Hepimizin yanakları pembe pembe hazırlanıp yemeğe indik.Yemekler pek kötü mesela yemekte bamya var, kışın ortasında bamya!
Yemekten sonra oteli dolaşıyoruz.Çocuk oyun odası pek kötü durumda, çay kahve servisi ile ilgilenen tek bir kişi var kadın kahve mi pişirsin, çay mı dağıtsın, sipariş mi alsın bilemiyor.Ama tüm bu berbat şeylerin ortasında harika bir okey salonu buluyoruz.Ve bilmelisiniz ki sayın okur okey benim göbek adım!!
Oyun odasının hemen yanında bulunan bu salona geçiyoruz, okey tahtaları buluyoruz, üç dört takım eksik taşlı okey var diyorlar alıp ayıklıyoruz, fazlalarını diğer masadaki teyzelere veriyoruz filan.
Oyunda bir ton hile yapan Murat ve Mesut Abi ne yazık ki Gül Abla ve bana yeniliyor.Göbek adım okey demiştim:)Bu arada kızlar da kah kovalamaca oynuyor, kah boyama yapıyor, kah oyun odasına gidiyor, kah kucağımıza oturup oyuna salça oluyor.
Hepimiz çok eğlendik.Hayatımın en eğlenceli akşamlarından biriydi.Sonrasında odamıza çıkıp uyuduk.Sabah kahvaltıdan sonra yola çıktık, Pozantı'da durup bir şeyler yedik ve akşamüstü Adana'ya vardık.
Eve girer girmez ben Ankara valizini hazırladım.Makinaya üç posta çamaşır attım.Şimdi de ayaklarımı uzattım ,çayımı içiyorum.
Tüm sevdiklerimle birlikte geçsin bu yıl! (2)
Kardan ayrılıyoruz ama soğuk, heyecan bizi acıktırmış.Dağdan inerken gördüğümüz bir lokantaya giriyoruz.Akşam yılbaşı yemeğinde otelde olacağımız için hafif şeyler yemek niyetindeyiz.
Yemekten sonra otele dönüyoruz.Otelin yanındaki alışveriş merkezine gitmek istiyoruz.Duru'yu babasına emanet edip ben,Gül Abla ve Defne alışverişe dalıyoruz.Ben Murat'a bir gömlek hediye alıyorum.Biraz dolaşıp odamıza geliyoruz.Manzaram şu:
Baba kız küveti doldurup keyif yapmışlar.Yanaklar pembe pembe.Ben de bir duş alıyorum ve hazırlanıyoruz:
Yılbaşı eğlencesi falan bize göre değil.Bir yemek yiyip lobide tombala oynayacağız.Kızlar neşeli pozlarla gecemizi renklendiriyor:
Selfiesiz olmaz:
Son saatler nasıl geçerse tüm yıl öyle geçer derler.Ben buna çok inanırım.Bu sene en sevdiklerimin bir kısmıyla neşe içinde girdim yeni yıla.Duru ve Defne tombala oyununa bambaşka bir boyuta taşıdılar.Çok gıcık ve komiklerdi.Oyunu mahvettiler resmen ama çok eğlendik:)
3 Ocak 2015 Cumartesi
Karla ilk tanışma (1)
Çarşamba günü sabah 08:30da yola çıkıyoruz.Mesut Abiler ve biz, iki araba peşpeşe ve hedefimiz Kayseri.Yolda her zamanki gibi Tünelde kahvaltı yapıyoruz bunun dışında hiç mola vermiyoruz.
Otelimiz Kayseri merkezde bir alışveriş merkezinin yanında ve çok güzel.Ama bizi en çok girişteki süslemeler ilgilendiriyor.Önlerinde tek tek ve gruplar halinde onyüzmilyon poz fotoğraf çekiyoruz:)
Sonra odamıza çıkıyoruz.Erciyes'e gitmek için hazır olunca lobide buluşuyoruz.Bu alttaki pozu Murat çekti.Bir anda çekmesine rağmen çok beğendiğim bir fotoğraf oldu.İçimdeki neşeyi yüzümde görebiliyorum.
Lobide Gül Abla ile havanın nasıl da sıcak olduğundan bahsediyoruz.Neredeyse Adana gibi havası diyor Gül Abla.Ben dışarıdaki insanların da Adana'daki gibi bir kaban, bir ceket giydiğine dikkat çekiyorum.Daha sonra bu konuştuklarımıza çok güleceğiz:)
Şehirde kar yok ama dağa çıktıkça hafif hafif kar serpiştirmiş köşeler görmeye başlıyoruz.İlerledikçe kar artıyor ve elbette arabamızdaki heyecanda.Çocukların ufacık şeylerle mutlu olabilmesine çok imreniyorum.Hayat onların gördüğü gibi aslında biz büyükler karmaşıklaştırıyoruz.Duru kar gördüğü için, dokunacağı için çok heyecanlı.Ama en çok kardan adam yapmak istiyor.Ben de yanıma havuç ve zeytin aldım, burun ve göz olsun diye.
Bir tesis buluyor ve önüne park ediyoruz.Montlarımızı giyip dışarı çıktığımıza hava tam anlamıyla buz gibi.Bu kadar soğuk beklemeyen zavalı Adanalılar şok içinde ilk gördüğümüz mağazaya dalıyoruz.Ben Duru ve Murat oldukça uygun giyinmişiz aslında.Duru'nun ve Murat'ın karlarda yuvarlanmasını bile sağlayacak tertibatta kıyafetleri var ama Gül Ablalar deri ceket, şapkasız,atkısız, parmaksız eldiven gibi kıyafetlerle gelmişler.Çünkü Gül Abla Muğlalı ben ise yarım kan Erzurumluyum:)
Mağazadan Defne'ye, Mesut Abi'ye eldiven, şapka falan alıyoruz.Tesisin iç tarafı kayak ve kızak için uygun.Gül Abla beni sıcak bir yere bırakın siz ne yaparsanız yapın diyor!Bu yüzden fotoğraflarda yok maalesef.
Benim her zaman hedefim adrenalindir.Koca kadınım, çoluklu çocukluyum hala her atraksiyona ilk ben atlarım.Burada da kayak yapamam ama kızak yapma fikri çok hoşuma gidiyor.Kızak bu:
Pist bu:
Murat ve Gül Abla soğuğun şoku ile tesisin kapalı alanında biraz kalmak istiyor.Murat ben Duru'ya bakarım diyor ben ve Mesut Abi kayak kiralamaya gidiyoruz.Orada iki tesis ve iki tip kızak var.Biz önünde direksiyon olanı kiralıyoruz.Saati 10 TL.Sonra pistin üst kısmına çıkmak için yürüyen bant tarzı bir şey yapmışlar oranında çıkışı 3 TL.10 çıkış 20 TL.Mesut Abi 10 çıkış alıyor.
Sonra ben kızağımı alıyor ve yürüyen banta çıkıyorum.İnsanlar kayak giymiş, kızağını almış arka arkaya banta dizilmişiz.Bantın sonuna geldiğimde şaşırıyorum çünkü yerler buz olmuş ve benim ayaklarım deli gibi kayıyor.Kızağımı çekip ,düşmemeye çalışırken bantta arkamda duran kayaklı adam "acele edin hanfendi" diye bağırıyor bana.Daha da stres oluyorum.
Banttan çıkıyorum ama altında gerilmiş fileler olan piste doğru yürümem gereken mesafede ömrümden ömür gidiyor.Yürünecek mesafe bir iki metre ama ben buzun üzerindeyim, arkamda kocaman bir kızak var çekmem gereken.Neyse minik minik ilerliyorum ve piste geliyorum.Biniyorum ve kaymaya başlıyorum.Kızak delice hızlanıyor biraz hız kesmek için kiralayan adamların söylediği gibi direksiyonu kendime çekiyorum.Hiç işe yaramıyor!!
Son hız aşağı iniyorum ayaklarımı yere koymam bile hızımı kesmiyor çünkü kaya kaya yerde kar kalmamış ve yerler de cam gibi.Pistin yan tarafında biraz kar görüyorum direksiyonu kırarak oraya gidiyorum.Kara bastığım ayaklarım hızımı kesiyor ama yine bir kurşun gibiyim {bence}
Mesut Abi'yi görüyorum pistin sonunda zor da olsa duruyorum:) O kadar korktum ve zorlandım ki anlatamam.Ama buna rağmen çok mutluyum.
Koşa koşa Murat'ın yanına gidiyoruz.Bizimkiler oturmuş tost yiyorlar.Biraz oturuyoruz anlattıklarımı dinleyen Murat da kızakla kaymak istiyor.Bu kez Gül Abla hariç hep beraber kalkıp gidiyoruz.Murat bu sefer kayan banta çıkıyor.Biz aşağıda heyecan içinde onu bekliyoruz.O da filelere çarparak durabiliyor.O kızakta fren sistemi yok çünkü!! Ama o da benim kadar mutlu.
Kar botlarım olsaydı ayağımda kesinlikle tekrar çıkardım.Ama ben de Murat da tekrar kaymayı göze alamadık.Mesut Abi hiç kaymadı.Çocukları biraz eğlendirmek için kızağı çok kısa bir mesafeye çıkarıp kızları kaydırıyoruz.Çok eğleniyorlar.Duru'nun bu gülümsemesi, neşesi,mutluluğu hayatıma anlam katıyor, gerçekten:
En sevdiklerim:
Sonrasında pistten ve tesisten ayrılıyoruz.O gece yılbaşı gecesi, hazırlanmalıyız ve karnımız da çok aç..
28 Aralık 2014 Pazar
Haftasonu olanlar ve planlar..
Cumartesi neredeyse tüm öğleden sonrayı evde geçirdik.Harikaydı! Kızımla beraber kahvaltı yapmak, O odasında oynarken mutfağı toparlamak, öğlen yemek yemek,koltuğun bir tarafında ben kitap okurken onun karşımda çizgi film izlemesi,sonra beraber yatıp uyumak..
Biz uyumaya hazırlanırken Murat geldi.O da oturma odasında yatıp uyumaya karar verdi.Duru ve Murat uyurken ben kalkıp banyo yaptım, hazırlandım, daha önce aldığım hediyeyi buldum.Kızım uyanınca Murat'a not yazıp üst komşumuza çıktık.Komşumun kızı o gün itibariyle 12 günlüktü.
Bebeklerin ne kadar küçük olduğunu unutmuşum.Duru bebeğe bayıldı.Anne ve babada kendimi gördüm.Bir süre sonra tıpkı benim yapacağım gibi bebeği alıp başka bir odaya kaçırdılar:)Biraz sohbet, birer bardak kaynar içimi sonrası kalktık.
Murat da uyanıp giyinmişti.Yemek yemek için çıktık.Yemekten sonra bir alışveriş merkezine gittik.Murat kendine bir pantolon aldı, ben Defne'ye yılbaşı için küçük bir satranç takımı aldım, Duru'yu top havuzuna götürdük, sonra muzlu çikolata alıp bir kahveciye gittik.
Biz otururken ailesiyle gelen küçük bir oğlan çocuğu {Barış} Duru'nun şimdiye kadar en iyi anlaştığı çocuk oldu.Tatlı konuşmalarını dinlemekten mest olduk:
Duru:Benim anneannem, dayım ve dedem Ankara'da oturuyor.Biz yakında Ankara'ya gideceğiz.
Barış:Ankara mı? Ben de Ankara'ya gideyim.Nasıl gidiliyor Ankara'ya?
Barış: Bilgisayarla, telefonla çok oynayan çocuklar içine düşüyormuş.Bak Tom Cat'de çok oynarmış zamanında içine düşmüş.
Duru: ??
:))
Pazar günü için Murat ve Duru bana sürpriz yapma kararı alarak yattılar.Sürpriz kahvaltı hazırlayacaklarını konuşup uyudular.En komiği benim duyuyor olmamın sürprizi bozacağını düşünmemeleriydi:)
Kahvaltıdan sonra evden çıktık.Bu kez balık yemek istiyorduk ve Duru'nun çok uykusu vardı.Daha uzun uyur diye Karataş yerine Karaduvar'a gitmeye karar verdik.En iyi balıkçıyı bulma yolunda atılmış bir adım daha:
Servis çok hızlıydı.Ben kalamarı çok beğenmedim, patates biraz çiğ gibiydi.Neyse ki salatalar zaten tüm balıkçılarda nefis.Ama bir bütün olarak değerlendirdiğimizde burası şimdiye kadar gittiğimiz yerlerin en iyisiydi.Duru daha küçükken defalarca geldiğimiz bu yer biraz uzak oluyor diye genelde en son tercihimiz oluyordu.Murat bu kez bir daha balık yiyecek olursak buraya gelme konusunda kendisini uyarmamı istedi.
En sonda gelen bu tatlı da daha önce bu blogda yer almıştı.Müessesenin ikramı:)
Bugünlerde kafam çok meşgul.Her gezmeye evet dersen olacağı budur! Yılbaşını arkadaşlarımızla birlikte Kayseri'de geçirmeye karar verdik.Çocuklar kar görsün diye Kayseri'yi tercih ettik.Anne tarafından Erzurumlu ve karların içinde büyümüş biri olarak biraz kar için seyahat etmeyi garipsesem de Duru hayatında hiç kar görmedi!
Toplam üç gün kalacağız bir gününü de Kayseri'nin bir ilçesindeki {Kozaklı} kaplıcaya ayırdık.Şimdi valizi bir düşünün: karda gezmeye uygun kıyafetler {ve ayakkabılar}, yılbaşı gecesi için kıyafet{ve ayakkabı} ve kaplıca için mayolar {ve terlik}.Harika değil mi:)
Ama bitmedi.Çünkü cumartesi eve dönüp hemen ertesi gün Ankara için valiz hazırlamam gerekecek.Pazar günü bir haftalığına Ankara'ya annemlere gidiyoruz.Yuppi!!
Ne giyeceğim, hangi pantolonlarımı götüreceğim,o valizden bu valize akratacaklarım,Duru'nun kıyafetleri vs düşünmekten, kafamda devamlı kombinler yapmaktan bir hal oldum.Ama mutluluktan da ölüyorum.
Damarlarımda Orta Asya'dan göç eden atalarımın kanı var ve ben de her daim göç etmeye hazır bir haldeyim:) Tabi atalarımın ayakkabı, kıyafet, makyaj derdi benimki kadar değildi muhtemelen:)
Neyse bakalım.Çok yakında bir yılbaşı yazısı ile karşınızda olacağım.O zamana kadar hoşçakalın!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..