pasta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
pasta etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ocak 2015 Pazar

Duru doğumgünü {40 gün 40 gece}


Arkadaşlarla yapmayı planladığımız doğumgünü için tüm hazırlıklarımız tamamdı ancak Gül Abla'nın rahatsızlanması sebebiyle iptal oldu.Ben Duru'ya çok istediği bebeği Ankara'dan almıştım ve günlerdir veremiyor olmam sebebiyle çok rahatsızdım.Daha fazla bekleyemeyecektim ve kendi partimizi yapmaya karar verdik.

Geçen senelerde babaanne ve dedemiz de bizimle olurdu ancak bu sene babaanne seyahatte olduğu için çekirdek bir parti yapmaya karar verdik.

Cumartesi kahvaltıdan sonra evden çıktık.Kocam Duru ve beni Gazipaşa caddesinde bırakıp bir kaç işini halletmeye gitti.Duruyu arabasına oturtup yaklaşık bir saat hiç durmadan yürüdüm.Ona yolda simit aldım, bir kaç arkadaşa rastladık sonuçta çok keyifli bir bir saatti.

Murat bizi aldı beraber yemek yemeye gittik.Yemekten sonra Pasta Bahçesi'nden aldığımız pastamızla evimize geldik.Salon masasına örtü serdim, tabaklarımızı çıkardım.Mumu ta geçen sene almıştım, dünyanın en şirin 4'ü :) Mumu defalarca üflettik, bol bol poz verdik.







Sonra en heyecanlı kısım geldi.Hediyesini çıkarıp paketi açmasını istedik.O kadar sevindi ve şaşırdı ki o anlar her türlü beklemeye değdi.Ankara'da ben Duru'yu oyuncakçının içindeki oyun parkında anneme emanet etmiş ve bu bebeği almaya gitmiştim, alıp döndükten sonra Duru oyuncakçının içinde ona aldığım bebeği gördü ve "anne bunu alalım" diye ısrar etti.Alamam dedim, tüm yalvarmalarına rağmen "bu bebeği zaten aldım" demedim.Bu sebeple bebek daha bir kıymetli oldu.

Bize bir oyuncak alındığında günlerce mutlu olurduk.Oyuncağımızı, kıyafetimizi ya da ayakkabımızı korur hatta onunla uyurduk.O mutluluğu şimdiki çocuklarda göremiyorum.Bir arkadaşım vardı kızına aşırı düşkündü ve anneliği korkunç abartırdı.{Onun bu halleri bir başka yazı konusu hatta.}Neyse işte bu arkadaşımın kızına doğumgünü için bir sürü bebek alınmıştı çocuk hepsine bir kaç saniye kadar sevindi sonra tümünü bir kenara atıp sıkıcı! hayatına döndü.O zaman Duru yoktu ve ben bir çocuğum olursa böyle hissetmemesi için her şeyi yapacağım demiştim.

Duru'ya çok özel bir durum yoksa oyuncak almıyorum.Hediye aldığım şey genelde kitap oluyor.Biz oyuncakçılara değil kitapçılara gidiyoruz.Oldu da oyuncakçıya girdiysek de oyuncak almadan çıkıyoruz.Babaannesi, dedesi ya da arkadaşlar alıyor kimi zaman ama bizim alınmasını istemediğimizi bildikleri için genelde oyuncaktan başka hediyeler getiriyorlar.

Sonuçta Duru dün gece yeni bebeğiyle uyudu:) Bugün tüm gün kucağındaydı ve şu an hala da onunla birlikte.Gün boyunca bir kaç kez "anne ne güzel bir bebek almışsın" dedi.Dedesi bu akşam yemeğe geldiğinde içeri girdiği an " dede yeni bebeğimi gördün mü?" dedi.

Bizim kızımıza hediyemiz bebek değil de bu "mutlu olma hissi" aslında.

Her zaman iyilerle karşılaşması, kendisinin de iyilerden olması, ufak şeylerden mutlu olabilmesi en büyük dileklerimden.

Nice yıllara küçük kızım !


12 Ocak 2015 Pazartesi

Ankara



Bir haftalık Ankara yolculuğumuzu bir kelime ile özetlemek gerekse bu kelime kesinlikle "doğumgünü" olurdu.

Benim doğumgünüm 5 Ocak kızımınki ise 19 Ocak.Her iki doğumgününü de Ankara'da kutlayıp döndük.Benim doğumgünü pastam Murat'ın jesti oldu.Annemle yine çılgın bir alışveriş turundan dönüp eve geldiğimizde bizi bekleyen bu muhteşem pasta olmasa kimsenin benim doğumgünümü falan kutlayacağı yoktu açıkçası:)


Pastayı evde ders çalışan erkek kardeşim teslim almış.Uzun bir süredir evde olduğu için saçı sakalı salmış, pek bir berbat vaziyette olan TUSzede pastayı getiren kuryenin mankenleri kıskandıracak kadar yakışıklı ve cool olduğunu söyledi:)Çocuğun yakışıklılığı yüzünden kendi bakımsızlığından rahatsız olmuş.

Benim pastamı da elbette Duru üfledi.Herkes günlük kıyafetleri içinde, mutfaktayız ve hatta fotoğraf makinasına bakıp poz veren tek kişi de benim.


Bu da Duru Hanımın doğumgününde çekilen fotoğraflardan biri.Herkes özel giyinmiş,salondayız ve poz verilmiş:) Pastasının da özel sipariş üzerine yapıldığını söylemeye gerek yok herhalde.Hanımağa babamın kızıma taktığı lakap.Dedem de bana profesör derdi.Ben profesör olamadım inşallah kızım da hanımağa falan olmaz:)


Şu fotoğrafı yayınladığımı görse kardeşim beni kesin öldürür.Pastanın sonu:


Bunun dışında bir sabah uyanıp penceremi açtığımda şaşkınlıktan küçük dilimim yutacaktım.Gece biz uyurken yağan kar her yeri bembeyaz bir örtü gibi sarmıştı ve çok çok güzel görünüyordu.Adana'da yaşarken bunu hiç göremiyoruz diye düşündüm bir süre.Sonra tabi bin kez falan şükrettim kar mar görmediğimize.Uzaktan hoş bir görüntü ama bu havada dışarda olmak çok zor.Araba kullanmak, yolda yürümek bile çok daha fazla özen istiyor.Evsizleri, hayvanları falan da düşününce iyice kötü oldum.


Karda bir kaç pozumuz olsun kısmı neyse ki son gün aklıma geldi.Arabaya koşturmaktan bir saniye durup poz vermeyi düşünememişim:)


Bu ziyaretin en büyük olayı Duru'nun ilk kez kuaförde saçını kestirmesi oldu.Şimdiye kadar saçlarını hep ben kestim ve kestiğim dört kuyruğu da sakladım elbette:)Ama artık kreşe başlayacak olan kızımın daha 'profesyonel' bir bakıma ihtiyacı vardı.Ve bugüne kadar saç kesimi konusunda hep 'Anne kuaföre gitmeyelim lütfeen' diyen kızım ilk kez 'ben de kuaförde saçımı kestireceğim' demeye başlamıştı.Kuaförde saçımı kestirdikten sonra Duru'ya sorduk annemin kucağında kestiririm diye şart koştu ama kabul etti.Ve işte kucakta bir kesim anı:



Ve ayı korkusu yenme çalışmalarından biri daha :



Annemle hemen hergün gezdik.O karda kışta arabada dualar ederek indik yokuşlardan ama H&M turlarımızı bitirdik.Kızım 2015 kışına hazır.Uzun kollu tişörtleri, pantolonları ve indirimde yakaladığım bir kaç parçayı aldım.Zaten kalitesine göre çok ucuz satılan ürünler bir de indirimde olunca tadından yenmiyor.Çocuk bölümü bu kadar güzelken büyük ürünleri oldukça paçoz görünüyordu.Yani pazarda çok daha kaliteli ve zevkli ürünler var.Lütfen!

Sonra bu seneki doğumgünü için çok istediği bir bebeği ve bir kaç{tan biraz fazla:P} çocuk kitabı aldım.Çocuk kitaplarının bir kısmını hemen verdim bir kısmını da hediye paketi yapıp sakladım.Ara ara böyle küçük hediyeler vermek hoş oluyor.

Alışveriş merkezlerinde sadece alışveriş yapmadık elbette oyun alanlarında oynadık, yemek yedik, kızım uyurken ya da yanımızda oynarken biz de annemle bol bol sohbet ettik.

Bir öğleden sonra da annemin karşı komşusuna davetliydik.Annemle aynı yaşta olan bu hanımın benim yaşımda bir kızı ve Duru yaşında da bir torunu var.Üç kadın oturup mercimekli köfte, kurabiye ve el açması börek yiyip sohbet ettik.Her şey harikaydı ama en harikası kesinlikle birlikte olmaktı.Annemin böyle hoş bir komşusu olduğunu görmek beni çok mutlu etti.

O kadar ince bir insan ki evde çalışan kardeşime de koca bir tabak dolusu hazırladığı nefis yiyeceklerden gönderdi.Biz de ertesi gün evde yaptığımız benim artık klasiğim olan kurabiyelerden yolladık bu tatlı hanıma.


Annemle mutfakta da bol zaman geçirdik.Zeytinyağlı kreviz, şu tarife çok benzer bir tarifle el açması tadında hazır yufka böreği yaptım.Annem de bana mantı yapmayı öğretti.

Harikaydı ama her güzel şeyin de bir sonu var elbette.Bu satırları evden yazıyorum.Bugün saat 14:00 civarında Adana'ya döndük.Bu haftanın yemek menüsünü ayarladım ve alışveriş yaptık.Evimizi çok özlemişim, dışarda yemek istemedim akşam yemeğimizi evde yapıp yedik.Kızımı yıkadım, banyo yaptım ve şimdi de çayımı içiyorum, Duru'nun darmadağın ettiği odaya bakıyorum ve kocamla sohbet ederken bu satırları yazıyorum.

15 Eylül 2014 Pazartesi

Doğumgünü


*Bu haftasonu çok yakın bir arkadaşımızın doğumgününü kutlamak için plan yaptık.Kahvaltıya gidelim, mangala gidelim derken sonuçta balıkçıya gittik:)

Bir mekan seçerken 'oyun parkı var mı?' sorusunun cevabı bizim için belirleyici faktör oluyor artık.Çok şükür!

Yıllar süren sevgililik, evlilik ve arkadaşlıklarda hediye alma konusu ciddi bir mesele haline gelebiliyor.Her sene süprizli, çok farklı, şaşırtıcı bir hediye almak mümkün olmuyor maalesef. E gömlek almaktan gına geldiği için bu sefer Mesut Abi'ye Lamy kalem seti aldık.Neyse ki çok beğendi.

Hediye vermek benim için ciddi bir stres.Hediye paketi açılırken yüzde beliren ifadenin hayal kırıklığı olması ya da kırmamak için kondurulan kibar bir gülücük olmaması, gerçek bir mutluluk ve heyecan görmek için uğraşırım.Düşünürüm, kafa patlatırım ve parama da kıyarım.Kendime pahalı olduğu için almayacağım şeyleri arkadaşlarıma almışlığım çoktur.

İlk işe girdiğimde kardeşime hediye olarak bir telefon almıştım o zamanki maaşımın yaklaşık iki katıydı.Babam telefonu gördüğünde fiyatını yarısı kadar söylememize rağmen bu kadar para ile telefon mu alınır diye kızmıştı bize.Sonra  o telefon yedinci yılında bozulduğunda firma kardeşime parasını iade etti o zamanda telefonlar ucuzlamıştı sonuçta kardeşim o parayla yine çok güzel bir telefon aldı.İki kez telefon almış gibi oldum:)

Balık sonrası doğumgünü pastası ise gerçek bir sürpriz oldu.Ve diyetimi bozduracak kadar güzel bir pastaydı.Çikolata kaplı antep fıstıkları {hımmm}

*Bu cuma Ankara'ya gidiyoruz.Eşimin işi var biz de Duru ile annemlere gitme fırsatını kaçırmadık.Kardeşimin TUS sınavı bu haftasonu bittiği için çok mutluyuz:) Pazar günü sınav bitti biz hemen dört gün sonraki cuma annemlere zıplıyoruz:P Vallahi denk geldi!

*Saçımı kısa kestirmeye karar verdim.Uzun saçtan bıktım.Yıkaması dert, kurutması dert.Ki sonuçta toplayıp çıkıyorum.Arada bir değişik örgü, bir topuz yapıyorum ama o kadar arada sıradaki bu kadar saçı taşıdığıma değmez.Hele de önümüz kış nasıl kuruturum diye düşünmeden banyo yapmak istiyorum.











Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..