kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Ocak 2015 Pazartesi
Ankara
Bir haftalık Ankara yolculuğumuzu bir kelime ile özetlemek gerekse bu kelime kesinlikle "doğumgünü" olurdu.
Benim doğumgünüm 5 Ocak kızımınki ise 19 Ocak.Her iki doğumgününü de Ankara'da kutlayıp döndük.Benim doğumgünü pastam Murat'ın jesti oldu.Annemle yine çılgın bir alışveriş turundan dönüp eve geldiğimizde bizi bekleyen bu muhteşem pasta olmasa kimsenin benim doğumgünümü falan kutlayacağı yoktu açıkçası:)
Pastayı evde ders çalışan erkek kardeşim teslim almış.Uzun bir süredir evde olduğu için saçı sakalı salmış, pek bir berbat vaziyette olan TUSzede pastayı getiren kuryenin mankenleri kıskandıracak kadar yakışıklı ve cool olduğunu söyledi:)Çocuğun yakışıklılığı yüzünden kendi bakımsızlığından rahatsız olmuş.
Benim pastamı da elbette Duru üfledi.Herkes günlük kıyafetleri içinde, mutfaktayız ve hatta fotoğraf makinasına bakıp poz veren tek kişi de benim.
Bu da Duru Hanımın doğumgününde çekilen fotoğraflardan biri.Herkes özel giyinmiş,salondayız ve poz verilmiş:) Pastasının da özel sipariş üzerine yapıldığını söylemeye gerek yok herhalde.Hanımağa babamın kızıma taktığı lakap.Dedem de bana profesör derdi.Ben profesör olamadım inşallah kızım da hanımağa falan olmaz:)
Şu fotoğrafı yayınladığımı görse kardeşim beni kesin öldürür.Pastanın sonu:
Bunun dışında bir sabah uyanıp penceremi açtığımda şaşkınlıktan küçük dilimim yutacaktım.Gece biz uyurken yağan kar her yeri bembeyaz bir örtü gibi sarmıştı ve çok çok güzel görünüyordu.Adana'da yaşarken bunu hiç göremiyoruz diye düşündüm bir süre.Sonra tabi bin kez falan şükrettim kar mar görmediğimize.Uzaktan hoş bir görüntü ama bu havada dışarda olmak çok zor.Araba kullanmak, yolda yürümek bile çok daha fazla özen istiyor.Evsizleri, hayvanları falan da düşününce iyice kötü oldum.
Karda bir kaç pozumuz olsun kısmı neyse ki son gün aklıma geldi.Arabaya koşturmaktan bir saniye durup poz vermeyi düşünememişim:)
Bu ziyaretin en büyük olayı Duru'nun ilk kez kuaförde saçını kestirmesi oldu.Şimdiye kadar saçlarını hep ben kestim ve kestiğim dört kuyruğu da sakladım elbette:)Ama artık kreşe başlayacak olan kızımın daha 'profesyonel' bir bakıma ihtiyacı vardı.Ve bugüne kadar saç kesimi konusunda hep 'Anne kuaföre gitmeyelim lütfeen' diyen kızım ilk kez 'ben de kuaförde saçımı kestireceğim' demeye başlamıştı.Kuaförde saçımı kestirdikten sonra Duru'ya sorduk annemin kucağında kestiririm diye şart koştu ama kabul etti.Ve işte kucakta bir kesim anı:
Ve ayı korkusu yenme çalışmalarından biri daha :
Annemle hemen hergün gezdik.O karda kışta arabada dualar ederek indik yokuşlardan ama H&M turlarımızı bitirdik.Kızım 2015 kışına hazır.Uzun kollu tişörtleri, pantolonları ve indirimde yakaladığım bir kaç parçayı aldım.Zaten kalitesine göre çok ucuz satılan ürünler bir de indirimde olunca tadından yenmiyor.Çocuk bölümü bu kadar güzelken büyük ürünleri oldukça paçoz görünüyordu.Yani pazarda çok daha kaliteli ve zevkli ürünler var.Lütfen!
Sonra bu seneki doğumgünü için çok istediği bir bebeği ve bir kaç{tan biraz fazla:P} çocuk kitabı aldım.Çocuk kitaplarının bir kısmını hemen verdim bir kısmını da hediye paketi yapıp sakladım.Ara ara böyle küçük hediyeler vermek hoş oluyor.
Alışveriş merkezlerinde sadece alışveriş yapmadık elbette oyun alanlarında oynadık, yemek yedik, kızım uyurken ya da yanımızda oynarken biz de annemle bol bol sohbet ettik.
Bir öğleden sonra da annemin karşı komşusuna davetliydik.Annemle aynı yaşta olan bu hanımın benim yaşımda bir kızı ve Duru yaşında da bir torunu var.Üç kadın oturup mercimekli köfte, kurabiye ve el açması börek yiyip sohbet ettik.Her şey harikaydı ama en harikası kesinlikle birlikte olmaktı.Annemin böyle hoş bir komşusu olduğunu görmek beni çok mutlu etti.
O kadar ince bir insan ki evde çalışan kardeşime de koca bir tabak dolusu hazırladığı nefis yiyeceklerden gönderdi.Biz de ertesi gün evde yaptığımız benim artık klasiğim olan kurabiyelerden yolladık bu tatlı hanıma.
Annemle mutfakta da bol zaman geçirdik.Zeytinyağlı kreviz, şu tarife çok benzer bir tarifle el açması tadında hazır yufka böreği yaptım.Annem de bana mantı yapmayı öğretti.
Harikaydı ama her güzel şeyin de bir sonu var elbette.Bu satırları evden yazıyorum.Bugün saat 14:00 civarında Adana'ya döndük.Bu haftanın yemek menüsünü ayarladım ve alışveriş yaptık.Evimizi çok özlemişim, dışarda yemek istemedim akşam yemeğimizi evde yapıp yedik.Kızımı yıkadım, banyo yaptım ve şimdi de çayımı içiyorum, Duru'nun darmadağın ettiği odaya bakıyorum ve kocamla sohbet ederken bu satırları yazıyorum.
3 Ocak 2015 Cumartesi
Karla ilk tanışma (1)
Çarşamba günü sabah 08:30da yola çıkıyoruz.Mesut Abiler ve biz, iki araba peşpeşe ve hedefimiz Kayseri.Yolda her zamanki gibi Tünelde kahvaltı yapıyoruz bunun dışında hiç mola vermiyoruz.
Otelimiz Kayseri merkezde bir alışveriş merkezinin yanında ve çok güzel.Ama bizi en çok girişteki süslemeler ilgilendiriyor.Önlerinde tek tek ve gruplar halinde onyüzmilyon poz fotoğraf çekiyoruz:)
Sonra odamıza çıkıyoruz.Erciyes'e gitmek için hazır olunca lobide buluşuyoruz.Bu alttaki pozu Murat çekti.Bir anda çekmesine rağmen çok beğendiğim bir fotoğraf oldu.İçimdeki neşeyi yüzümde görebiliyorum.
Lobide Gül Abla ile havanın nasıl da sıcak olduğundan bahsediyoruz.Neredeyse Adana gibi havası diyor Gül Abla.Ben dışarıdaki insanların da Adana'daki gibi bir kaban, bir ceket giydiğine dikkat çekiyorum.Daha sonra bu konuştuklarımıza çok güleceğiz:)
Şehirde kar yok ama dağa çıktıkça hafif hafif kar serpiştirmiş köşeler görmeye başlıyoruz.İlerledikçe kar artıyor ve elbette arabamızdaki heyecanda.Çocukların ufacık şeylerle mutlu olabilmesine çok imreniyorum.Hayat onların gördüğü gibi aslında biz büyükler karmaşıklaştırıyoruz.Duru kar gördüğü için, dokunacağı için çok heyecanlı.Ama en çok kardan adam yapmak istiyor.Ben de yanıma havuç ve zeytin aldım, burun ve göz olsun diye.
Bir tesis buluyor ve önüne park ediyoruz.Montlarımızı giyip dışarı çıktığımıza hava tam anlamıyla buz gibi.Bu kadar soğuk beklemeyen zavalı Adanalılar şok içinde ilk gördüğümüz mağazaya dalıyoruz.Ben Duru ve Murat oldukça uygun giyinmişiz aslında.Duru'nun ve Murat'ın karlarda yuvarlanmasını bile sağlayacak tertibatta kıyafetleri var ama Gül Ablalar deri ceket, şapkasız,atkısız, parmaksız eldiven gibi kıyafetlerle gelmişler.Çünkü Gül Abla Muğlalı ben ise yarım kan Erzurumluyum:)
Mağazadan Defne'ye, Mesut Abi'ye eldiven, şapka falan alıyoruz.Tesisin iç tarafı kayak ve kızak için uygun.Gül Abla beni sıcak bir yere bırakın siz ne yaparsanız yapın diyor!Bu yüzden fotoğraflarda yok maalesef.
Benim her zaman hedefim adrenalindir.Koca kadınım, çoluklu çocukluyum hala her atraksiyona ilk ben atlarım.Burada da kayak yapamam ama kızak yapma fikri çok hoşuma gidiyor.Kızak bu:
Pist bu:
Murat ve Gül Abla soğuğun şoku ile tesisin kapalı alanında biraz kalmak istiyor.Murat ben Duru'ya bakarım diyor ben ve Mesut Abi kayak kiralamaya gidiyoruz.Orada iki tesis ve iki tip kızak var.Biz önünde direksiyon olanı kiralıyoruz.Saati 10 TL.Sonra pistin üst kısmına çıkmak için yürüyen bant tarzı bir şey yapmışlar oranında çıkışı 3 TL.10 çıkış 20 TL.Mesut Abi 10 çıkış alıyor.
Sonra ben kızağımı alıyor ve yürüyen banta çıkıyorum.İnsanlar kayak giymiş, kızağını almış arka arkaya banta dizilmişiz.Bantın sonuna geldiğimde şaşırıyorum çünkü yerler buz olmuş ve benim ayaklarım deli gibi kayıyor.Kızağımı çekip ,düşmemeye çalışırken bantta arkamda duran kayaklı adam "acele edin hanfendi" diye bağırıyor bana.Daha da stres oluyorum.
Banttan çıkıyorum ama altında gerilmiş fileler olan piste doğru yürümem gereken mesafede ömrümden ömür gidiyor.Yürünecek mesafe bir iki metre ama ben buzun üzerindeyim, arkamda kocaman bir kızak var çekmem gereken.Neyse minik minik ilerliyorum ve piste geliyorum.Biniyorum ve kaymaya başlıyorum.Kızak delice hızlanıyor biraz hız kesmek için kiralayan adamların söylediği gibi direksiyonu kendime çekiyorum.Hiç işe yaramıyor!!
Son hız aşağı iniyorum ayaklarımı yere koymam bile hızımı kesmiyor çünkü kaya kaya yerde kar kalmamış ve yerler de cam gibi.Pistin yan tarafında biraz kar görüyorum direksiyonu kırarak oraya gidiyorum.Kara bastığım ayaklarım hızımı kesiyor ama yine bir kurşun gibiyim {bence}
Mesut Abi'yi görüyorum pistin sonunda zor da olsa duruyorum:) O kadar korktum ve zorlandım ki anlatamam.Ama buna rağmen çok mutluyum.
Koşa koşa Murat'ın yanına gidiyoruz.Bizimkiler oturmuş tost yiyorlar.Biraz oturuyoruz anlattıklarımı dinleyen Murat da kızakla kaymak istiyor.Bu kez Gül Abla hariç hep beraber kalkıp gidiyoruz.Murat bu sefer kayan banta çıkıyor.Biz aşağıda heyecan içinde onu bekliyoruz.O da filelere çarparak durabiliyor.O kızakta fren sistemi yok çünkü!! Ama o da benim kadar mutlu.
Kar botlarım olsaydı ayağımda kesinlikle tekrar çıkardım.Ama ben de Murat da tekrar kaymayı göze alamadık.Mesut Abi hiç kaymadı.Çocukları biraz eğlendirmek için kızağı çok kısa bir mesafeye çıkarıp kızları kaydırıyoruz.Çok eğleniyorlar.Duru'nun bu gülümsemesi, neşesi,mutluluğu hayatıma anlam katıyor, gerçekten:
En sevdiklerim:
Sonrasında pistten ve tesisten ayrılıyoruz.O gece yılbaşı gecesi, hazırlanmalıyız ve karnımız da çok aç..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..