doğumgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
doğumgünü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Ağustos 2015 Cuma
Cuma!
Tatilimizin Paris ayağını anlatmayı bitirdim şimdi sırada Eskişehir ve Konya var.Özellikle Eskişehir büyüleyiciydi hatta beni Paris'ten daha çok etkiledi, yerleşme planları yaptırdı falan.Ama bugün Cuma olduğu için gezi yazılarıma ara veriyor ve bu haftanın genel özetini, havadan sudan anlatacaklarımı ve en sevdiğim linkleri içeren yazımı yayınlıyorum.
Tatil sonrası ilk hafta aynı zamanda sevgili Murat'ın doğumgünü haftasıydı.{12 Ağustos}.Kısa bir süre önce ona günlük giyebileceği rahat bir ayakkabı almıştım, "ben o ayakkabıyı hediyem olarak kabul ediyorum" diyerek bana yeni bir hediye almama hususunda mesaj vermişti.Ben de kabul eder görünmüştüm.Çünkü ben hediye almaktan çok sürpriz yapmayı seviyorum.
Bir gün önce öğlen çok sevdiğim bir iş arkadaşımla birlikte Murat'ın hediyesini almaya gittik.Hediyeyi aldıktan sonra çok yakındaki en sevdiğim{hatta sevdiğimiz}hamburgerciye girdik.İş arkadaşlarımda benim kadar çok seviyorlar burayı ve ne zaman kim gidelim dese "yine mi aynı yer"demeden mutlulukla gidiyoruz.Size bögh gelmiş olabilir tabi:)
Murat ona bir hediye aldığımı kredi kartı ekstresine tesadüfen bakması sonucu eve gitmeden öğrenmiş olsa da ne olduğunu öğrenemedi , hediye cidden sürpriz oldu ve daha da önemlisi hediyesini beğendi.Bir aslan burcuna hediye almak ne zordur bilemezsiniz:) Annem de aslan burcu olduğundan ben çocukluktan antremanlıyım neyse ki!
Aynı akşam çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla beraber yemeğe çıktık.Burada yemek sonrası Murat'a bir de pasta sürprizi oldu.Pek utandı ama pastanın lezzeti utancını bastırdı neyse ki:)
Ertesi gün yine çok sevdiğimiz başka arkadaşlarımızın da eklendiği bir grupla birlikte pasta yemek için buluştuk.Ama burada Murat pastanın mumlu olarak masaya gelmesinden çok utandığını ve tekrar istemediğini söyledi. Doğumgünü çocuğunu kırmadılar ve herkes kendine istediği bir tatlıyı sipariş etti , mum üflemeden olayı kapattık:)
Duru her iki gecede de sevdiği arkadaşlarıyla delicesine eğlendiği için çok mutluydu.Onun doğumgünü olsa ancak bu kadar eğlenirdi.Her iki geceyi de leş gibi ve hatta kuma bulanmış olarak bitirdi ve evde banyo sonrası yatırır yatırmaz uyudu.
Gelelim bu hafta için sizin de görmenizi istediğim sayfalara:
Daha eski yazılarımda verdiğim linkleri hatırlamıyorum ve gidip bakmaya da üşeniyorum.Ama uğruna seyahat edilecek 30 yemek cidden tekrar tekrar önerilebilecek bir derleme.Size 5. sayfada bizim de bizzat gidip denediğimiz "zavallı kurufasulyeci" den verdim linki ama önerilerin her biri denenmeli.
Derleme toplama , organizasyon bizim işimiz.Bu konuda her türlü öneriye açığım.
Tembellere 29 mükemmel ürün önerisi.
Duru'nun gelin olma hevesinin etkisiyle sanırım gelinlikler benim de ilgimi çekmeye başladı.Hiç düğün, gelinlik hevesi olmayan biri olduğum için kendi gelinliğimi almaya gidene kadar modelini, ne istediğimi hiç düşünmemiş, gittiğimiz moda evinde beğendiğim bir modeli öylesine seçivermiştim. Bu yaştan sonra gelinlikleri incelemeyi seviyor olmam ilginç bir durum.Hatta bu size verdiğim sayfadaki gelinlikleri keşke daha önce görmüş olsaydım mesela uçları pembe bir gelinlik şahane olurdu diye de düşündüm açıkçası.
Bu yazı uzun ama okunmaya değer diye düşünüyorum.İnsanın her zaman aynı perspektiften bakmaması, farklı fikirlere açık olması, bir hatası varsa itiraf edebilmesi, olaylara objektif bakabilmesi benim için değerlidir.Fikirlerden çok esnek olabilmeye değer veriyorum.
Matematiğimin ne kötü olduğundan hep bahsederim.Yaşadığım şehirde Anadolu Lisesini kazanmış ve neredeyse dahi derecesinde zeki tiplerle 7 sene okumuştum.Ben sosyal derslerde başarılı bir insan olmama rağmen eczacı olmak istediğim için sayısal bölüm seçmiştim.Hayatım o matematik derslerinde "öğretmen beni görmese", "yer yarılsa da içine girsem" stresi ve beklentisiyle geçti:) Bu yüzden bu fotoğraflara kahkahalarla güldüm.
Bunlara da çok güldüm.
Güzellik önerileri ve pratik bilgiler hiç uygulayamasam da hep dikkatimi çekmiştir.
Şişmanlamak, beslenme yazıları da ilgi alanımda.Bu yazıyı da çok ilginç ve anlamlı buldum.Bir göz atın bence.Ben hem üç hem dördüm.Ühü.
İşte böyle.Herkese mutlu, sağlıklı, huzurlu bir haftasonu diliyorum! Bir de ara sıra bana yorum yazarsanız orada olduğunuzu görmek için istatiklere bakmama gerek kalmaz. Yani koskoca üç Paris yazısı yazdım da tek bir yorumcuk gelmedi.Rezalet! :)
24 Mayıs 2015 Pazar
Ela 3 yaşında!
Ela'mızın 2 yaş doğumgünü daha dün gibiyken bugün 3 yaşına girdi:)Zaman su gibi akıp geçiyor.Sağlıkla, huzurla, mutlulukla geçsinden başka dileğim yok.
Deniz, partiyi yine evde yaptı ve organizasyon yine çok harikaydı.Evde parti cidden çok zahmetli ve yorucu ama daha samimi bir hava oluyor.Çocuklar oturma odasını o kadar çok dağıtmıştı ki şahsen benim moralim bozuldu:)Ama tüm misafirler birbiriyle bir şekilde muhabbet kurdu, tanıştı, sohbet etti.Çocuklar birarada oynadı, kaynaştı.
Bu masa harici fotoğrafını çekmediğim bir masa daha vardı ve üzeri, sarımsaklı köfte, börekler, humus, zeytinyağlı sarma, tuzlu kek,acılı ekmek, fava ve daha sayamadığım bir sürü lezzetli yiyecekler doluydu.
Pasta bu sene bir baykuştu.Ela da tütüsüyle ve bezli po.posuyla çok şirindi.Benim Duru'mda tüllü eteği ve üzerine giydiği karpuzlu tişörtüyle pek sevimli olmuştu.Bu yaşlarda bir etek, topuklu ayakkabı,makyaj kısaca bir süs püs hevesi oluyor:) Bu eteği dün Ela'ya hediye alırken Zaradan aldım ve kızımın mutluluğu görülmeye değerdi.Tüllü eteğiyle yatmak isterse hiç şaşırmam:)
Bu seneki doğumgününün "resmi fotoğrafçısı" bendim.Geçen seneki fotoğraflar o kadar çok beğenilmişti ki bu sene aileden kimse fotoğraf çekmekle uğraşmadı.İçeri girdiğimde herkes "hah fotoğrafçı da geldi" diye karşıladı beni:) Bir sürü fotoğraf çektim, Ela'yı annesiyle, babasıyla, dedesiyle, anneanne ve babaannesiyle bir sürü kez fotoğraflarken bir ara balkondan bana seslenen sevgili Murat onu da çekmemi istedi.İyi ki de istemiş, o kadar çok sevdim ki bu pozu anlatamam:
Kalabalık fotoğrafların arasında Gül Abla ve Duru'yu da fotoğrafladım.Gül Ablamın güzelliği kalp ben:
Çok çok güzel bir gündü.Her anından çok keyif aldım.Allah tüm çocuklara sağlıklı, mutlu, hayırlı bir ömür versin inşallah.Ela'nın nice nice yaşlarında hep beraber olmak dileğiyle aşağıda bakmak isterseniz bu güne ait bir sürü fotoğraf var:
20 Mayıs 2015 Çarşamba
Ankara
Bir gün izin alarak dört güne çıkan tatilimiz için Ankara'ya doğru yola çıktık.Temel amacımız dinlenmek ve ailemizle zaman geçirmek olduğu için hiç stres yapmadan uyandığımız saatte yola çıktık.Her zamanki gibi Pozantı Tünel Restaurant'a uğradık ve kahvaltı yaptık.Manzarası ve havası o kadar güzel ki burada çok basit bir kahvaltı bile şölene dönüşüyor.Bu sefer bizi arka bahçeye aldılar.Mazaramız buydu:
Fotoğrafta görülen ağaçların altında tren yolu var ve nitekim biz kahvaltımızı yaparken bir tren de geçti.Hazır burada kimse bizi tanımıyorken İstanbuldan aldığımız selfie çubuğumuzu da kullanayım istedim.Çok utanç verici bulduğum bu eylemin sonuçları bence oldukça güzel oldu:
Menü oldukça basit : peynir, tereyağı, zeytin, omlet , bal-kaymak, söğüş domates-salatalık- biber.İsterseniz sucuk falan da yapıyorlar oldukça da güzel oluyor biz bu sefer istemedik.

Akşamüstü Ankaradaydık.Annem sofrayı balkona hazırladı.Annemler oldukça yeni bir yerleşim bölgesinde, çevreye çok hakim bir tepedeki bir sitenin en üst katında oturuyor.Dolayısıyla Ankara- en azından bir kısmı- ayağımızın altındaydı:) Menü ; mercimek çorbası,patlıcan kebabı, bulgur pilavı, kuru köfte ve piyazdı.Annem ne yapsa bayıla bayıla yerim zaten:)
Biz gittiğimizde Fatih TUS'u atlatmış olmanın verdiği gazla yine bir arkadaşıyla buluşmuştu, yemeğe yetişemedi.Selfie sopasını etrafta utanacak kimse olmaması sebebiyle bir kez daha çıkardım.Ailece bir foto çekebilmek her türlü rezilliğe de değer aslında:))
Ertesi gün İncek taraflarında daha önce gözümüze kestirdiğimiz bir kahvaltı mekanına gittik.Gittiğimiz 550 kişilik iki mekan da tamamen doluydu.Sığışacak bir tek masa dahi bulamadık.Reddedildiğimiz ikinci yerin önerisi ile gittiğimiz mekan da oldukça güzeldi neyse ki.İncek tarafları aklınızda olsun sayın okur mutlaka gidilmeli.
Burada da tanınmıyor olmanın rahatlığı ile rahat rahat fotoğraf çektik.Tabi biraz acemilik var, giderek ustalaşacağımızı umuyoruz:
Masada kuruyemişler, tahin pekmez, bal-kaymak, zeytin, peynir tabağı, patates kızartması,çiğ börek, söğüş salatalık-domates, omlet, menemen vardı.Menü oldukça zengindi ve mangal seçenekleri de vardı.Çocuk parkına oldukça yakın bir masaya oturmuştuk ve çok rahat ettik.Çocuk parkının üzerine de güneşten koruma için bir düzenek yapılsa daha iyi olurdu elbette ama o kadar kusur kadı kızında da olur sonuçta.
Bol bol alışveriş yaptık.Bu sefer Duru'ya çalıştık.H&M den artık gereksiz boyuta varan bir alışveriş daha yaptım.4-6 yaş seçeneği nasıl olsa iki sene giyer diyerek aldığım çoğu şeyi aslında çok şık ve şirin oldukları için aldım:) Çocuk bölümüne bayıldığım H&M'in büyük bölümü ise maalesef pazar malı görünümünde neredeyse ikinci el gibi duran bir kalitede.Kendime bir çöp dahi almadım.
IKEA'ya da uğradık.Çok az ama anlamlı bir alışveriş oldu.Duru'nun odasına aldığımız bir oyuncak dolabı sayesinde odasının havası tamamen değişti.Eve döner dönmez beklemeden düzenledim odasını ve harika oldu.Bu da ayrı bir yazı konusu:)
Bir gün babamla Duru aşağıya bisiklet binmeye gittiler.Bir ara babamın yanına bir komşu gelmiş ve sohbete başlamışlar.Duru bir süre sonra babama dönüp ben eve gidiyorum dede demiş.Babam komşu ile vedalaşıp arkasından gitmiş.Bizimki geri dönüp "dede eve gitmiyorum amca gitsin diye öyle söyledim" demiş:)) Babam bu hikayeyi on yüz bin kez herkese anlattı."Bu çocuk falan değil canım, koskocaman bir insan" diyordu :)
Bir alışveriş sonrası yine bir doğumgünü kutlaması yapalım istedik ve kimsenin doğumgünü olmadığı için Murat ve Duru bana sürpriz! bir pasta aldılar.Gerçek ve sürpriz olmayan ama çok sevdiğim doğumgünümden:
Bu gezinin bonusu da Duru'yu anneme bırakıp sinemaya gitmem oldu.Harika bir akşamdı, kocam , kardeşim ve ben çok eğlenecektik.uygun olan film de "Niyazi Gül dörtnala" idi.
Eyvah eyvah serisini çok beğenmiştim bu filmde ne kadar kötü olabilirdi ki , Demet Akbağ da oynuyordu dolayısıyla pek de araştırmadan gittik filme.Ama film gerçekten tek kelime ile rezaletti.Konusu neredeyse olmayan, sonu saçma sapan, apansızın, anlamsızca geliveren bir filmdi.
Bir ara Ata Demirer ağaçlara doğru uluyarak uçuyordu istemsizce gözlerimi kapattım:)
Neyse işte o geceden kalan bir selfie.Salon öyle boştu ki yine rezil olma riski yok diye rahatça çektim:)
Bol bol dinlendik, hasret giderdik.Ama elbette ayrılıklar hep çok zor oluyor.Duru arabaya binmiş vedalaşmamızı izlerken "çok sarılmayın duygulanıyorum" diye uyardı bizi.Gözleri dolu dolu ayrıldık.Hislerini göstermekten öyle çok çekiniyor ki kuzum benim.
Eve geldik valizi boşalttım, Duru'nun odasını topladım, çamaşır yıkadım, Duru'ya bir şeyler yedirdim, banyo yaptırdım, bu yazının bir kısmını hazırladım.Yattığımda saat 12:00 idi ve bir delilik yapıp yeni bir kitaba başladım.Kitabı kapattığımda saat 02:00dı.Sabah nasıl uyanacağım korkusuyla uyumaya çalıştım.Bölük pörçük, rahatsız bir uykudan sonra uyandım.Öğlen de spora gittim.Akşam nasıl olacağım merakla bekliyorum:))
Fotoğrafta görülen ağaçların altında tren yolu var ve nitekim biz kahvaltımızı yaparken bir tren de geçti.Hazır burada kimse bizi tanımıyorken İstanbuldan aldığımız selfie çubuğumuzu da kullanayım istedim.Çok utanç verici bulduğum bu eylemin sonuçları bence oldukça güzel oldu:
Menü oldukça basit : peynir, tereyağı, zeytin, omlet , bal-kaymak, söğüş domates-salatalık- biber.İsterseniz sucuk falan da yapıyorlar oldukça da güzel oluyor biz bu sefer istemedik.
Akşamüstü Ankaradaydık.Annem sofrayı balkona hazırladı.Annemler oldukça yeni bir yerleşim bölgesinde, çevreye çok hakim bir tepedeki bir sitenin en üst katında oturuyor.Dolayısıyla Ankara- en azından bir kısmı- ayağımızın altındaydı:) Menü ; mercimek çorbası,patlıcan kebabı, bulgur pilavı, kuru köfte ve piyazdı.Annem ne yapsa bayıla bayıla yerim zaten:)
Biz gittiğimizde Fatih TUS'u atlatmış olmanın verdiği gazla yine bir arkadaşıyla buluşmuştu, yemeğe yetişemedi.Selfie sopasını etrafta utanacak kimse olmaması sebebiyle bir kez daha çıkardım.Ailece bir foto çekebilmek her türlü rezilliğe de değer aslında:))
Ertesi gün İncek taraflarında daha önce gözümüze kestirdiğimiz bir kahvaltı mekanına gittik.Gittiğimiz 550 kişilik iki mekan da tamamen doluydu.Sığışacak bir tek masa dahi bulamadık.Reddedildiğimiz ikinci yerin önerisi ile gittiğimiz mekan da oldukça güzeldi neyse ki.İncek tarafları aklınızda olsun sayın okur mutlaka gidilmeli.
Burada da tanınmıyor olmanın rahatlığı ile rahat rahat fotoğraf çektik.Tabi biraz acemilik var, giderek ustalaşacağımızı umuyoruz:
Masada kuruyemişler, tahin pekmez, bal-kaymak, zeytin, peynir tabağı, patates kızartması,çiğ börek, söğüş salatalık-domates, omlet, menemen vardı.Menü oldukça zengindi ve mangal seçenekleri de vardı.Çocuk parkına oldukça yakın bir masaya oturmuştuk ve çok rahat ettik.Çocuk parkının üzerine de güneşten koruma için bir düzenek yapılsa daha iyi olurdu elbette ama o kadar kusur kadı kızında da olur sonuçta.
Bol bol alışveriş yaptık.Bu sefer Duru'ya çalıştık.H&M den artık gereksiz boyuta varan bir alışveriş daha yaptım.4-6 yaş seçeneği nasıl olsa iki sene giyer diyerek aldığım çoğu şeyi aslında çok şık ve şirin oldukları için aldım:) Çocuk bölümüne bayıldığım H&M'in büyük bölümü ise maalesef pazar malı görünümünde neredeyse ikinci el gibi duran bir kalitede.Kendime bir çöp dahi almadım.
IKEA'ya da uğradık.Çok az ama anlamlı bir alışveriş oldu.Duru'nun odasına aldığımız bir oyuncak dolabı sayesinde odasının havası tamamen değişti.Eve döner dönmez beklemeden düzenledim odasını ve harika oldu.Bu da ayrı bir yazı konusu:)
Bir gün babamla Duru aşağıya bisiklet binmeye gittiler.Bir ara babamın yanına bir komşu gelmiş ve sohbete başlamışlar.Duru bir süre sonra babama dönüp ben eve gidiyorum dede demiş.Babam komşu ile vedalaşıp arkasından gitmiş.Bizimki geri dönüp "dede eve gitmiyorum amca gitsin diye öyle söyledim" demiş:)) Babam bu hikayeyi on yüz bin kez herkese anlattı."Bu çocuk falan değil canım, koskocaman bir insan" diyordu :)
Bir alışveriş sonrası yine bir doğumgünü kutlaması yapalım istedik ve kimsenin doğumgünü olmadığı için Murat ve Duru bana sürpriz! bir pasta aldılar.Gerçek ve sürpriz olmayan ama çok sevdiğim doğumgünümden:
Bu gezinin bonusu da Duru'yu anneme bırakıp sinemaya gitmem oldu.Harika bir akşamdı, kocam , kardeşim ve ben çok eğlenecektik.uygun olan film de "Niyazi Gül dörtnala" idi.
Eyvah eyvah serisini çok beğenmiştim bu filmde ne kadar kötü olabilirdi ki , Demet Akbağ da oynuyordu dolayısıyla pek de araştırmadan gittik filme.Ama film gerçekten tek kelime ile rezaletti.Konusu neredeyse olmayan, sonu saçma sapan, apansızın, anlamsızca geliveren bir filmdi.
Bir ara Ata Demirer ağaçlara doğru uluyarak uçuyordu istemsizce gözlerimi kapattım:)
Neyse işte o geceden kalan bir selfie.Salon öyle boştu ki yine rezil olma riski yok diye rahatça çektim:)
Eve geldik valizi boşalttım, Duru'nun odasını topladım, çamaşır yıkadım, Duru'ya bir şeyler yedirdim, banyo yaptırdım, bu yazının bir kısmını hazırladım.Yattığımda saat 12:00 idi ve bir delilik yapıp yeni bir kitaba başladım.Kitabı kapattığımda saat 02:00dı.Sabah nasıl uyanacağım korkusuyla uyumaya çalıştım.Bölük pörçük, rahatsız bir uykudan sonra uyandım.Öğlen de spora gittim.Akşam nasıl olacağım merakla bekliyorum:))
15 Mart 2015 Pazar
Haftasonu ve elbette bir doğumgünü!
Cuma günü öğleden sonra izin alıp Duru için okul baktık.Yarım gün olmasıyla kalbimi çalan - ve çok övülen!- devlet okulu ile başladık.Tam bir hayal kırıklığıydı.Okulun her yerinde duyulan çok yüksek sesli bir müzik vardı, çocuklar başıboş koşturup duruyorlardı.İsteyen herkes içerde rahatça dolaşıyordu kolundan tutup bir çocuğu götürsem kimse farketmez gibiydi.Öğretmen olduğunu tahmin ettiğim genç kızlar köşelerde fısır fısır sohbet ediyordu.Bir öğretmene gürültüyü sorduğumda bir kısım çocuğun boş zamanı olduğunu diğer çocukların sınıflarda ders yaptığını söyledi.O gürültüde ben onu zor duyuyordum başka sınıflarda konsantrasyon nasıl sağlanır bilemedim.
Sonra özel bir okula gittik.Oranın ortamına da pek bayılmadım.Daha sonra moralim çok bozulmuş ve yorulmuş olduğum için o gün gezmeyi planladığımız iki anaokulu-kreş tipi okulu arayıp ertesi gün için randevu aldık.
Böylece işimiz planladığımızdan önce bitmiş oldu ve Murat beni bir alışveriş merkezine bıraktı.Akşam Deniz'in doğumgünü için plan yapmıştık. Bir haftasonunu doğumgünü kutlaması olmadan geçirirsek garipseyeceğimiz kesin:) Çok apar topar bir plan olduğu için {doğumgünü olduğunu o gün öğrenmiştik!} hediyemiz yoktu.Gül Abla'yı aradım hediye almadıysa onun için de alabileceğimi söyledim.Ortak alalım dedi.Sonuçta bir gömlek ve gömleğe uygun bir kolye aldım.
Eve geçip Duru'yu aldıktan sonra balıkçıya doğru yola çıktık.Kalabalık ve eğlenceli bir gün olduğu için balıkçıya dair ayrıntı veremeyeceğim ama bir süre çok sık gittiğimiz bu mekanı müşteri profili yüzünden terk etmiştik.Bir masada aileler diğer masada torunu yaşında sevgilisi ile gelmiş amcalar falan oluyordu:) Bir keresinde eski bir tanıdığımızı sevgilisi ile görmüştük ve adam da biz de ne yapacağımızı bilememiştik.Görmezden geldik elbette ama özellikle çocuklarla gidince bu tip konular önemli oluyor.
Yalnız sonuçta hesap geldiğinde bu mekana yine şans vermeye karar verdik:)Ben genelde hep dil balığı yerim bu kez gümüş balığı yedim ve kesinlikle artık hep gümüş yerim diyorum.Sonrasında pasta geldi, mumlar üflendi, fotoğraflar çekildi:
Gül Abla,Murat ve Mesut Abi masanın karşısında oturuyordu bu sebeple fotoğraflarda yoklar.Nice yıllara Deniz! Kızınla, eşinle mutlu, sağlıklı, huzurlu bir hayat diliyorum.
Cumartesi sabahın köründe iki okul görüşmemiz vardı.Her ikisini de beğendik, her ikisinin de kendi içinde artıları eksileri vardı ve sonuçta biraz daha gezinmeye ve özel okulların anaokullarını da değerlendirmeye almaya karar verdik.Duru'nun yarım gün yerine tüm gün okula gideceği kesinleşti gibi.Bakalım.
Okul görüşmelerinden sonra E.nes F.ırın'da kahvaltı yaptık:
Sonrasında yürüyüş yapmaya karar verdik.Duru'ya Ka.zım Büfe'den çift kaşarlı tost aldık, ve tam 6km yürüdük.Yürüyüşün ortasında Atatürk Pakı'nda mola verdik.Duru çimenlerin üzerinde koşturdu.Çok şirindi:
Sonra çimenlerde yuvarlandı, biraz köpek sevdik ve biraz daha koşturdu:
Sonrasında bir şeyler yiyip eve döndük.
Pazar günü şu yazıda verdiğim unsuz, şekersiz pankek tarifini denedim.Yorumlarda bir okur tarifin çok kötü olduğunu söylemişti bu yüzden çekine çekine yaptım ama biz bayıldık.Ba-yıl-dık!
Kahvaltıdan sonra koltuklara yayılıp tembellik yaptık.Hava yağmurluydu ve evde oturup çizgi film izlemek de çok zevkliydi.Bir ara yağmur durdu ve biz de dışarı çıktık.Ama bir alışveriş merkezine gittik çünkü yağışın devam edeceği öngörülüyordu.
Biraz gezdik, bakındık sonra yemek yedik.Duru yemekten sonra gezinirken arabasında uyuyakaldı.Biz Murat'la AVMnin içinde sıkı bir yürüyüş yaptık sonra oturup bir çay içtik.Bol bol sohbet etme fırsatı bulduk.
Eve dönmeden önce markete uğrayıp alışveriş yaptık.Eve dönünce aldıklarımız yerleştirdik, banyo yaptık ve çay demleyip tv karşısına geçtik.Birazdan Duru'ya bugün aldığımız yeni kitapları okuyacağım ve sonra da uyuyacağız.Yarın pazartesi!
8 Mart 2015 Pazar
Cumartesi: Kahvaltı ve bir doğumgünü
Cumartesi evde kahvaltı yapacağımız kesindi aslında.Çünkü yeni bir tarif deneyecektim ve sırf o tarif için eve bir sürü de muz almıştım.Ama sabah uyandığımızda evde kimse kesinlikle evde kalmak istemiyordu.Biz hislerinin peşinde yaşayan bir aileyiz ve bu sebeple hemen kalktık, hazırlandık ve evden çıktık.
İstikamet yine Sü.tiş oldu.Bu sefer de servis oldukça kötüydü.Üç beş parça bir şey sipariş ettik yaklaşık üç kez tekrar etmemiz gerekti ve yine de garson teyit etmek için bize okuduğunda siparişi eksik aldığını farkettik:)
Yine de çok mutlu bir kahvaltıydı.Duru bir sürü zeytin, kayısı yumurta ve zeytinyağına batırılmış simit yedi.Bir anne için mutluluk evladınının doyduğunu bilmek değilse nedir?
Kahvaltıdan sonra Murat'ın bir sürü işi vardı.Bizi eve bıraktı.Hava o kadar güzeldi ki biz apartmanın bahçesinden eve çıkamadık:) Duru'nun arkadaşlarından Sabahat'ı da aşağıda görünce çok mutlu olduk.
Sabahat ile Duru sık sık kavga edip, birbirlerine laf atıp dursalar da birbirlerini çok seviyorlar.Bir süre birlikte bisiklet sürdüler, biraz salıncakta sallandılar sonra da birlikte ot kopardılar:)
Anneye poz vermeyi de ihmal etmediler sağolsunlar:
Akşam çok sevdiğim arkadaşım Ferya'nın oğlunun doğumgünü partisine davetliydik.Murat'ın işini bitirip gelememesi beni sinir etti çünkü hediyeler Murat'ın arabasındaydı ve saat 15:30'da geleceğini söylemişti.Saat 16:30'da biz Duru ile arabamıza binip gittik.Sonuçta biz partiye hediyesiz girdik ama bir kaç dakika sonra kocam geldi sağolsun.Önce biraz sinirliydim sonra partide uzaktan bakışa bakışa barıştık:)
Parti çok güzeldi.Çoğunluk Deniz'in kreşten arkadaşlarıydı ama bizim işyerinden de üç dört kişi vardı.Beraber oturup sohbet ettik Duru da diğer çocuklarla oynadı.Sonra Duru babasıyla aşağıdaki parka indi ve ben tamamen arkadaşlarıma odaklanıp harika zaman geçirdim.
Partiden çok mutlu ayrıldım sonra yemek yemek için bir yerlere gitmeye karar verdik.Tüm gün uyumayan Duru arabada uyuya kalınca uzun uzun dolaşıp yemek yiyecek bir yer bulmaya çalıştık."Ay burası olmaz, şurayı deneyelim, park yeri yok , pizza mı yesek" derken sonuçta "O.nur Kebap" da yemeye karar verdik.Salata ile gelen turunç çok hoştu:
Duru uzun süredir uyumuştu aslında ama yine de sonuçta uyandırdığımız için süper sinirliydi.Bir süre kendine gelemedi ve tavır yaptı ama sonuçta yemek geldiğinde her şey yoluna girmişti.
Sipariş alan garsonlar tüm masaları birbirine karıştırdığı için bizim siparişler yan masaya geldi , onlar da tıpatıp aynı siparişi verdiği için durumu farketmemişler:) Aynı karışıklık hesap geldiğinde de oldu.Başka masanın hesabı geldi:)
Neyse yemekten sonra eve geçtik.Duru'yu yıkadım sonra banyoda biraz oynadı.Yatağa geçtik, kitap okurken uyuyakalmışız.Çok dolu dolu bir gündü ve iyi bir uykuyu haketmiştik!
18 Ocak 2015 Pazar
Duru doğumgünü {40 gün 40 gece}
Arkadaşlarla yapmayı planladığımız doğumgünü için tüm hazırlıklarımız tamamdı ancak Gül Abla'nın rahatsızlanması sebebiyle iptal oldu.Ben Duru'ya çok istediği bebeği Ankara'dan almıştım ve günlerdir veremiyor olmam sebebiyle çok rahatsızdım.Daha fazla bekleyemeyecektim ve kendi partimizi yapmaya karar verdik.
Geçen senelerde babaanne ve dedemiz de bizimle olurdu ancak bu sene babaanne seyahatte olduğu için çekirdek bir parti yapmaya karar verdik.
Cumartesi kahvaltıdan sonra evden çıktık.Kocam Duru ve beni Gazipaşa caddesinde bırakıp bir kaç işini halletmeye gitti.Duruyu arabasına oturtup yaklaşık bir saat hiç durmadan yürüdüm.Ona yolda simit aldım, bir kaç arkadaşa rastladık sonuçta çok keyifli bir bir saatti.
Murat bizi aldı beraber yemek yemeye gittik.Yemekten sonra Pasta Bahçesi'nden aldığımız pastamızla evimize geldik.Salon masasına örtü serdim, tabaklarımızı çıkardım.Mumu ta geçen sene almıştım, dünyanın en şirin 4'ü :) Mumu defalarca üflettik, bol bol poz verdik.
Sonra en heyecanlı kısım geldi.Hediyesini çıkarıp paketi açmasını istedik.O kadar sevindi ve şaşırdı ki o anlar her türlü beklemeye değdi.Ankara'da ben Duru'yu oyuncakçının içindeki oyun parkında anneme emanet etmiş ve bu bebeği almaya gitmiştim, alıp döndükten sonra Duru oyuncakçının içinde ona aldığım bebeği gördü ve "anne bunu alalım" diye ısrar etti.Alamam dedim, tüm yalvarmalarına rağmen "bu bebeği zaten aldım" demedim.Bu sebeple bebek daha bir kıymetli oldu.
Bize bir oyuncak alındığında günlerce mutlu olurduk.Oyuncağımızı, kıyafetimizi ya da ayakkabımızı korur hatta onunla uyurduk.O mutluluğu şimdiki çocuklarda göremiyorum.Bir arkadaşım vardı kızına aşırı düşkündü ve anneliği korkunç abartırdı.{Onun bu halleri bir başka yazı konusu hatta.}Neyse işte bu arkadaşımın kızına doğumgünü için bir sürü bebek alınmıştı çocuk hepsine bir kaç saniye kadar sevindi sonra tümünü bir kenara atıp sıkıcı! hayatına döndü.O zaman Duru yoktu ve ben bir çocuğum olursa böyle hissetmemesi için her şeyi yapacağım demiştim.
Duru'ya çok özel bir durum yoksa oyuncak almıyorum.Hediye aldığım şey genelde kitap oluyor.Biz oyuncakçılara değil kitapçılara gidiyoruz.Oldu da oyuncakçıya girdiysek de oyuncak almadan çıkıyoruz.Babaannesi, dedesi ya da arkadaşlar alıyor kimi zaman ama bizim alınmasını istemediğimizi bildikleri için genelde oyuncaktan başka hediyeler getiriyorlar.
Sonuçta Duru dün gece yeni bebeğiyle uyudu:) Bugün tüm gün kucağındaydı ve şu an hala da onunla birlikte.Gün boyunca bir kaç kez "anne ne güzel bir bebek almışsın" dedi.Dedesi bu akşam yemeğe geldiğinde içeri girdiği an " dede yeni bebeğimi gördün mü?" dedi.
Bizim kızımıza hediyemiz bebek değil de bu "mutlu olma hissi" aslında.
Her zaman iyilerle karşılaşması, kendisinin de iyilerden olması, ufak şeylerden mutlu olabilmesi en büyük dileklerimden.
Nice yıllara küçük kızım !
15 Ocak 2015 Perşembe
Cuma!
Bir cuma yazısı ile daha karşınızdayım.Cuma yazısına yine bir zıplama fotoğrafı ayarlamayı başarmış olmaktan da mutluyum.
Bu fotoğrafın ne şartlarda çekildiğini görseydiniz siz de beni tebrik ederdiniz eminim.Görüyorsunuz bir blogger olarak sorumluluklarımın bilincindeyim ve karda kayıp düşme pahasına havalara zıplıyorum:P
Gerçi bu hafta uzun bir tatilden dönmüş olmam sebebiyle çok sıkılmadım hatta iş arkadaşlarımı çok özlemiş olmam sebebiyle öyle çılgın, havalarda uçuran türden bir cuma neşesi de hissetmiyorum.Ama yine de sonuçta bugün cuma!!
Yoğun bir haftaydı.Her öğlen arası dışarı çıktım,pazartesi spora gittim,salı arkadaşlarımla alışveriş merkezine gittik,çarşamba bir arkadaşımın annesini hastanede ziyaret ettim, perşembe de yine spora gittim.Bu öğlen iş yerinin karşısındaki her zamanki yerimizde arkadaşlarımla yemek yemeyi planlıyorum.Sakin bir yemek yiyip çay içmek iyi gelecek.
Duru'nun doğumgünü için bir takım planlar yapıyordum, biliyorsunuz.Sonra Ankara'da Duru'yu gözlemlediğimde başka çocuklarla iletişim kurmakta sorun yaşadığını farkettim.Çocuklara kaşlarını çatarak bakıyor mesela:) Seneye okula yazdırdığımda düzeleceğini umduğum bu durumun doğumgünü partisini de mahvedeceğinden korktum.Bir sürü emek vereceğiz , bir sürü insan zaman ayırıp gelecek ve bizim kız mutlu olması için düzenlediğimiz o günde misafirlerimizin çocuklarına pis pis bakacak:)
Cumartesi günü arkadaşlarımız Duru için küçük bir kutlama düzenlemeye karar verdi.Hediye almama şartıyla kabul edeceğimi söylediğimde bana çok kızdılar.Ben de bari onların çocuklarına bir şeyler alayım dedim.Defne için Ankara'da boncuklu bir takı seti almıştım zaten.Ela'ya da kitap fuarından bir kitap aldım bir tane de küçük bebek alıp paketlersem olur gibi geliyor.
Gelelim sevdiğim,beğendiğim ve sizinle de paylaşmak istediğim sayfalara :
Bu şakalara çok güldüm.
Bakıcımız ehliyet alıyor.Paralel park etme sorunu yaşadığını söyleyince onun -ve elbette benim- işime yarayacak bir şeyler araştırmak isterken bu videoyu buldum.Gülmekten öldüm diyebiliriz.
Paralel park ile ilgili işe yarar bir şeyler de buldum elbette.
Park konusunda tamamen katıldığım bir yorum. :) Kimi zaman ben de iki çizgi arasını ortalamada sorun yaşıyorum ama o şekilde bırakmıyor düzeltip öyle çıkıyorum.
Gülmeye devam ..
2015 de gezilecek 52 yer listesi.Ben çoktan okumaya başladım siz de bir göz atın. Listede Kaş'ı görmek ve çekilen harika fotoğrafı beni çok mutlu etti.Bu tip listelerde hemen ilk baktığım "Türkiye var mı?" oluyor.Neyse ki hemen her listede oluyoruz :)
Kızım henüz cips yemedi {çok şükür!} ama televizyonlarda dönen reklamlardan ya da okulda başka çocuklardan görüp isteyecek.İşte o zaman bu tarifin kurtarıcı olacağını düşünüyorum.Bu harika tarif de süt dilimi zımbırtısı için evde yapılabilecek bir alternatif.
Bol bol güldük, tatil planlarına başladık ve çocuklarımıza sağlıklı bir şeyler hazırladık:)Haftasonuna hazırız ;)
Herkese harika bir haftasonu diliyorum!
12 Ocak 2015 Pazartesi
Ankara
Bir haftalık Ankara yolculuğumuzu bir kelime ile özetlemek gerekse bu kelime kesinlikle "doğumgünü" olurdu.
Benim doğumgünüm 5 Ocak kızımınki ise 19 Ocak.Her iki doğumgününü de Ankara'da kutlayıp döndük.Benim doğumgünü pastam Murat'ın jesti oldu.Annemle yine çılgın bir alışveriş turundan dönüp eve geldiğimizde bizi bekleyen bu muhteşem pasta olmasa kimsenin benim doğumgünümü falan kutlayacağı yoktu açıkçası:)
Pastayı evde ders çalışan erkek kardeşim teslim almış.Uzun bir süredir evde olduğu için saçı sakalı salmış, pek bir berbat vaziyette olan TUSzede pastayı getiren kuryenin mankenleri kıskandıracak kadar yakışıklı ve cool olduğunu söyledi:)Çocuğun yakışıklılığı yüzünden kendi bakımsızlığından rahatsız olmuş.
Benim pastamı da elbette Duru üfledi.Herkes günlük kıyafetleri içinde, mutfaktayız ve hatta fotoğraf makinasına bakıp poz veren tek kişi de benim.
Bu da Duru Hanımın doğumgününde çekilen fotoğraflardan biri.Herkes özel giyinmiş,salondayız ve poz verilmiş:) Pastasının da özel sipariş üzerine yapıldığını söylemeye gerek yok herhalde.Hanımağa babamın kızıma taktığı lakap.Dedem de bana profesör derdi.Ben profesör olamadım inşallah kızım da hanımağa falan olmaz:)
Şu fotoğrafı yayınladığımı görse kardeşim beni kesin öldürür.Pastanın sonu:
Bunun dışında bir sabah uyanıp penceremi açtığımda şaşkınlıktan küçük dilimim yutacaktım.Gece biz uyurken yağan kar her yeri bembeyaz bir örtü gibi sarmıştı ve çok çok güzel görünüyordu.Adana'da yaşarken bunu hiç göremiyoruz diye düşündüm bir süre.Sonra tabi bin kez falan şükrettim kar mar görmediğimize.Uzaktan hoş bir görüntü ama bu havada dışarda olmak çok zor.Araba kullanmak, yolda yürümek bile çok daha fazla özen istiyor.Evsizleri, hayvanları falan da düşününce iyice kötü oldum.
Karda bir kaç pozumuz olsun kısmı neyse ki son gün aklıma geldi.Arabaya koşturmaktan bir saniye durup poz vermeyi düşünememişim:)
Bu ziyaretin en büyük olayı Duru'nun ilk kez kuaförde saçını kestirmesi oldu.Şimdiye kadar saçlarını hep ben kestim ve kestiğim dört kuyruğu da sakladım elbette:)Ama artık kreşe başlayacak olan kızımın daha 'profesyonel' bir bakıma ihtiyacı vardı.Ve bugüne kadar saç kesimi konusunda hep 'Anne kuaföre gitmeyelim lütfeen' diyen kızım ilk kez 'ben de kuaförde saçımı kestireceğim' demeye başlamıştı.Kuaförde saçımı kestirdikten sonra Duru'ya sorduk annemin kucağında kestiririm diye şart koştu ama kabul etti.Ve işte kucakta bir kesim anı:
Ve ayı korkusu yenme çalışmalarından biri daha :
Annemle hemen hergün gezdik.O karda kışta arabada dualar ederek indik yokuşlardan ama H&M turlarımızı bitirdik.Kızım 2015 kışına hazır.Uzun kollu tişörtleri, pantolonları ve indirimde yakaladığım bir kaç parçayı aldım.Zaten kalitesine göre çok ucuz satılan ürünler bir de indirimde olunca tadından yenmiyor.Çocuk bölümü bu kadar güzelken büyük ürünleri oldukça paçoz görünüyordu.Yani pazarda çok daha kaliteli ve zevkli ürünler var.Lütfen!
Sonra bu seneki doğumgünü için çok istediği bir bebeği ve bir kaç{tan biraz fazla:P} çocuk kitabı aldım.Çocuk kitaplarının bir kısmını hemen verdim bir kısmını da hediye paketi yapıp sakladım.Ara ara böyle küçük hediyeler vermek hoş oluyor.
Alışveriş merkezlerinde sadece alışveriş yapmadık elbette oyun alanlarında oynadık, yemek yedik, kızım uyurken ya da yanımızda oynarken biz de annemle bol bol sohbet ettik.
Bir öğleden sonra da annemin karşı komşusuna davetliydik.Annemle aynı yaşta olan bu hanımın benim yaşımda bir kızı ve Duru yaşında da bir torunu var.Üç kadın oturup mercimekli köfte, kurabiye ve el açması börek yiyip sohbet ettik.Her şey harikaydı ama en harikası kesinlikle birlikte olmaktı.Annemin böyle hoş bir komşusu olduğunu görmek beni çok mutlu etti.
O kadar ince bir insan ki evde çalışan kardeşime de koca bir tabak dolusu hazırladığı nefis yiyeceklerden gönderdi.Biz de ertesi gün evde yaptığımız benim artık klasiğim olan kurabiyelerden yolladık bu tatlı hanıma.
Annemle mutfakta da bol zaman geçirdik.Zeytinyağlı kreviz, şu tarife çok benzer bir tarifle el açması tadında hazır yufka böreği yaptım.Annem de bana mantı yapmayı öğretti.
Harikaydı ama her güzel şeyin de bir sonu var elbette.Bu satırları evden yazıyorum.Bugün saat 14:00 civarında Adana'ya döndük.Bu haftanın yemek menüsünü ayarladım ve alışveriş yaptık.Evimizi çok özlemişim, dışarda yemek istemedim akşam yemeğimizi evde yapıp yedik.Kızımı yıkadım, banyo yaptım ve şimdi de çayımı içiyorum, Duru'nun darmadağın ettiği odaya bakıyorum ve kocamla sohbet ederken bu satırları yazıyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..


