yemek daveti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek daveti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2015 Cuma

Cuma: 2 cenaze 1 iftar daveti



Bu hafta iki arkadaşımın annesini kaybettik.Çok üzücüydü.Kaç yaşında olursan ol anneni ya da babanı kaybettiğinde bir çocuk oluyorsun sen.Annesiz bir çocuk :(

Bir cenaze Osmaniye'nin Düziçi ilçesindeydi.İş yerinden arkadaşlarla minübüs kiralayıp gittik.Düziçi tahmin ettiğimden de uzakmış sonuçta 10:30 da çıktık saat 15:30 gibi dönebildik.Oruçlu olmama rağmen o sıcak, yol vs beni pek etkilemedi.

Diğer cenaze ise resmen bir şoktu bizim için.Arkadaşımın annesine sadece bir hafta önce kanser teşhisi konulmuştu ve hastamızı üç beş gün içinde kaybettik! İleri evre ve daha öncesinde hiç bir belirti vermeyen mesa.ne ca.

O cenazede de güneşin altında oldukça uzun bekledik.O gece çok uykusuzdum sadece 4 saat uyumuştum ve cenazeden sonra arkadaşlarla bir alışveriş merkezine gitmemize rağmen iftara kadar kötüleşmeden idare ettim.

Sahura kalkmak kesinlikle çok anlamlı.Az ama protein ağırlıklı yiyorum üstüne de çay ve hurma ile bol su.Suyu iftardan sonra devamlı içiyorum.Akşam boyunca sahura kadar 2 lt su içmiş oluyorum.Sonuçta orucumu açarken delice bir su içme isteği de olmuyor.

İftarda da sadece bir tabak sebze yemeği,salata ve yanına bol karpuz yiyorum.Çayın yanında da üç beş hurma alıyorum.Bu kadar.Ve yetiyor.

Abartılı ramazan sofralarından rahatsız oluyorum açıkçası.Deliler gibi ,patlayana kadar yemek için mi tüm gün aç kalıyoruz? Bu işin felsefesi kesinlikle bin çeşit yemekli ramazan sofraları değil bence.Hani aç insanları anlayacaktık? Hangi aç insan tüm gün yemek yemeyip mükellef sofralara oturuyor acaba?

Bir kaç yıl önce Murat'la ünlü bir otele iftara gitmiştik.O kadar çok çeşit vardı ve her şey o kadar lezzetliydi ki.Gözüm de aç olunca ne bulduysam yedim.Kısırlar, börekler, etler, tatlılar , meyveler.Sonuçta karnıma bir ağrı girdi size anlatamam.Resmen iki büklüm döndüm eve:))) Ramazan'ın ruhuna hiç yakışmayan bir durum.Daha azla yetinebilmek, daha azla yaşayanları anlayabilmek, yokluğa göğüs gerebilmek, elimizdekinin kıymetini bilmek olması gereken, iki büklüm eve dönmek de olmaması gereken:)))

Markete bir giriyorum herkes delice alışveriş yapıyor.Ya bazı ürünler resmen kapışılıyor.O market arabaları kıtlık varmış gibi dolduruluyor.Açken alışveriş yapmamak lazım gerçekten de:)

Bu konuyu okurken "aynen" diye tasdiklediğim Deniz'in şu yazısıyla kapatayım.

Bu akşam da kayınvalidemler bize iftara gelecek.Menümü yazıyorum: Mercimek çorbası, mantarlı et sote, bulgur pilavı, zeytinyağlı fasulye, közlenmiş patlıcanlı bir zeytinyağlı yemek ve salata.

Normal davetlerde yaptığımdan daha az çeşit yaptım hatta.Börek tarzı bir şey yok mesela.Çünkü tüm gün aç olan midenin üzerine delice yemek yollamak çok sağlıklı değil.Üstelik de zaten azıcık yer yemez doyuyorsun.Kalan tonla yemek oluyor günlerce  uğraş ki bitiresin.

İşten biraz erken çıkıp eve gideceğim.Ana yemeği ben yapacağım.Salata sosları, masa kurma vs işlerim var.Bakalım.

Herkese mutlu haftasonları diliyorum.






10 Haziran 2015 Çarşamba

16 Nisan 2015 Perşembe

Dün


Dün kötü bir gündü.Bir hırsızlık olayı oldu evimizde.Temizliğe gelen hanım bakıcı teyzenin parasını çaldı ve yakalandı.İtiraf edene kadar oldukça zorladı, ben iş yerinden takip etim durumu ve inanın onun almadığına ben bile inanmıştım ki çözüldü ve parayı iade etti.Duru bu süreçte çok ekilendi, yavrum çok ağladı,çok korktu.

Murat Duru'ya moral olsun diye eve üç tane civciv getirdi.Üçü de simsiyah olan civcivler Duru'yu çok mutlu etti.Ölecekler diye aklı çıkıyor , üzerlerine titriyor.Civcivlerin büyüyüp tavuk olmaları da beni endişelendiriyor.Kim evinde üç tavuk bakar ki?! Biraz büyüdüklerinde Ekotepe'ye yollarız muhtemelen.Bakalım.

Akşam kayınvalidemleri yemeğe çağırmıştım.Menüm : Bulgur köfteli çorba, et sote, bulgur pilavı, zeytinyağlı pırasa, peynirli börek, brokoli salatası ve mevsim salatası şeklindeydi.Tatlı olarak da aşure yapmıştım.

Yemekten sonra sohbet ettik, civciv sevdik zaman nasıl geçti anlamadım.Kayınvalidemlerin dün akşam gelmiş olmaları da yaşananları unutturması açısından çok iyi oldu.

Yine de canım sıkkın tabi.

16 Eylül 2014 Salı

Yemek daveti.



Bu fotoğraf bir kaç gün önce bahsettiğim yemek davetinin sofra fotoğrafı.İnternette öyle sofralar, öyle masalar görüyorum ki bu sofranın lafı bile olmaz da işte bu blogda da çoğu fotoğraf hatıra amaçlı konuluyor:) Menü tıpkı belirlediğim gibi oldu.İlk kez denediğim bir börek yaptım bu kez.Aslında misafire daha önce yapmadığın bir tarifi yapmak ciddi bir risk ama neyse ki böreğim çok lezzetli oldu.

Tulum peyniri, ıspanak ve bir paket krema ile yaptığım börek çok beğenildi.Gönül rahatlığıyla önerebilirim yani.



Patlıcan ve kabak dolmasına yandan görünen Antep biberi çok hafif bir acılık vermişti.Bir tenceye birden çok koysaydım keşke diye düşündüm.Dolmanın içine haşlanmış nohutta çok yakışıyor.{kesin bilgi}

Ve bu humus! Bu humusun tarifini annem Oktay Ustadan almış.Ölçüsü olması ve hep aynı tadı yakalaması açısından tarif defterimin yıldızıdır kendisi.Şimdi değil ama bir gün mutlaka bu bloga da yazmalıyım.Üzerine koyduğum tereyağında çam fıstıklarını ilk kez İskenderun'daki 'Küçük Kervan' restorantta yediğim muhteşem ötesi humusun üzerinde görmüştüm.


Yemekleri yedikten sonra balkona çay içmeye geçtik.Çay, meyve, kuruyemiş ve harika bir sohbet sonrası misafirlerimiz kalktı.Sa.cide Duru'ya dönüp "sende bize gel olmaz mı Duru'cuğum?" dedi.Bizimkinin cevabına hala gülüyoruz "Gelemem Sacide sen acı köfte yapıyorsun" :))

Dolmaların, böreklerin ve köftelerin bir kısmını pişirmeden dondurucuya kaldırdım.Humusun bir kısmını içine sarımsak koymadan sakladım ve ertesi gün de kayınvalidemleri çağırdım.Aynı menü ile iki kez misafir ağırladım yani:))

İşte böyle.


Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..