Defne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Defne etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2015 Çarşamba

Haftasonu:


Haftasonu çok uzaklaşmadan {perşembe günü diyor bunu yazar!} neler yaptık yazayım.Çok güzel bir iki gündü, unutmak istemem.

Haftasonu cuma akşamı başlar.Hatta tüm haftasonunda en sevdiğim zamandır cuma akşamı.Her şeyin başladığı, daha önümde koskocaman iki günün olduğu o özel akşam:)Cuma akşamları genelde dışarda yemek yiyoruz.Ya da mesela evde kahvaltı yapıyoruz.Sağlıklı beslenmenin gözardı edilebileceği {Murat ve ben için} , iki insan görüp sosyalleşilebilecek bir gün.

Bu cuma da büyük bir sürpriz yapıp Ti.ko'ya gittik:)) Tiko elbette sürpriz değil ama Murat pek sevmediği için cuma akşamı tercihlerinden biri asla olmamıştır.Ben Tiko'ya tek başımayken ya da arkadaşlarımlayken gidiyorum genelde.

             

Yemek sonrası kayınvalidemlere uğrayıp biraz oturduk sonra eve geldik.Hemen yattık.

Cumartesi sabah Murat'ın işi vardı biz anne kız başbaşa bir yarım gün planlamıştık. Duru'nun reklamını görüp mutlaka gidelim dediği "Pırdino" isimli filme Defne ve Gül Abla ile gidecektik.

Evde kahvaltı yaptık.Duru'nun ağzında bıldırcın yumurtası ile pek keyifsiz olduğu görülüyor.Ama o yumurtayı yemeden evden çıkamaz:) Küçük olduğu için tek lokmada yutuluyor ve sonrasında yiyip yememesine çok takılmıyorum.Tereyağlı ekmek ya da örgü peyniri gibi sevdiği bir şeyi koyuyorum önüne zevkle yiyor.Yemese de nasıl olsa proteinini aldı diyorum:)
 
 

 
Kahvaltı sonrası hazırlanıp Real'e gidiyoruz. Orada bizi kötü bir haber bekliyor.Köstebekgillerin yeni filmi çok yakında vizyonda olacakmış!! Ühü.
 
Kızlar koşup poz verdi ama laf aramızda bu filme gitmeye pek niyetim yok ;)

 
İşte bu da bizim film; Pırdino. Çocuklar çok heyecanlanınca ben de güzel bir şey sanmıştım.Köstebekgillerle aynı yapımcı firma olmasına hiç şaşırmadım.Konusu olmayan, kötü oyunculuklarla dolu saçma sapan bir filmdi.Mutlaka iyi para kazanıyordur birileri ama keşke bu parayı daha güzel şekilde kazansalar.
 
TRT çocuk kanalında yayınlanan bir çizgi filmin filmi elbette ilgi çekiyor, kötü de olsa gidiliyor işte görüldüğü üzere.Ama sonuçta para ve zaman harcıyoruz keşke siz de bunun kıymetini bilip daha özenli, anlamlı, çocukları aptal yerine koymayan, annelerini sıkıntıdan patlatmayan bir film yapsanız.

 
Film sonrası Murat bizi aldı.Gül Abla ve kızlarla beraber yemeğe gittik.Elem'de oyun parkını gören bir masaya oturduk ve kızlar zevkle oynarken biz de sohbet etmenin tadını çıkardık.



Duru burada humus yemeye bayılıyor.Bizde nohut sadece bamyanın içinde ve humus olarak tüketiliyor.Annem hiç nohut yemeği yapmazdı diye  ben de yapmıyorum. Fotoğraflar ütüyle çekilmiş kalitede sanırım ışıktan dolayı.



Eve gidip yine erkenden yatıp uyuduk.Ben uyumayıp kitap okudum ama bunu ayrıca belirtmeye gerek yok artık sanırım:))

Pazar sabahı Sezer ve abisigille buluşacaktık ama abisigilin {nasıl bir kelimeyse bu} işi çıkınca sadece Sezerle buluştuk:) Bu kez Murat'ın ısrarla gitmek istemediği ama bizim çok merak etiğimiz Petek Pastanesi'ne gittik.Daha önce İskenderun'da da gitmiştik hatırlarsanız ve Petek Pastanesi Adana'da da açıldıktan sonra da bir kere gitmiştik. Ama pazar kahvaltısı yani açık büfe olarak ilk gidişimiz.

 
Ben çok beğendim.Murat burun kıvırdı.Kötü demedi ama Pasta Pastanesi'nin açık büfe kahvaltısı daha güzel dedi.Daha güzel değil bence her ikisi de çok başarılı.

 
Sezer bu bloğu bilmiyor{Çok gizli olduğunu söylüyorum ya size} ama blogun demirbaşlarından biri.Duru'nun çok sevdiği, kucağında oturduğu nadir kişilerden.Çok temiz, çok iyi, çok neşeli bir kız.Hayatta herkese sadece yararı dokunur.Canım o canım.
 
Neyse işte pazar kahvaltısı da Sezer'le çok güzel geçti.

 
Sonrasında eve gittik ve evden hiç çıkmadık.Koltuklarda yayılıp kitap okuduk, Duru bebekleriyle oynadı, televizyon izledik, uyukladık filan.Çok güzeldi çok:)
 
Ve artık Pazartesi'ye hazırdık!

4 Eylül 2015 Cuma

Arkadaşlarla..

 
 
Çok sevdiğimiz arkadaşlarımızla uzun bir ayrılık öncesi buluştuk.Bu fotoğrafta yoklar ama Duru ve Defne'de bizimleydi.Aslında bu mekana gitmemizin sebebi de yine kızlar.Harika bir parkı var, açık hava ve çok şık bir yer.

Yemekler eh işte ve biraz da pahalı sanki.Ama yemekten sonra yemyeşil bir bahçede ,kızlarımız parkta oynarken  oturup uzun uzun sohbet edebiliyor olmak tüm bu eksileri unutturuyor.

Defne ve Duru yine kavga etti.Defne ağlayarak masaya geldi ve eve gitmek istediğini söyledi.Kavga sebebi Duru'nun oyun oynama anlayışı.En sevdiği oyun şu "Duru anne oluyor ve parktaki diğer herkes onun kızı.Yanından ayırmadığı bebeği de en küçük kızı.Bazen ama bazen diğer çocuklarının onu tutmasına izin veriyor".

Bu oyunu bizim apartmanın çocuklarıyla gayet güzel oynuyor.Bir kere işten geldim bir arkadaşıyla kaydırağın üstündeki kare şeklindeki alana yan yana yatmışlar."Sabahat ne yapıyorsunuz kızım" dedim."Duru beni doğuruyor" dedi:)))

Defne Duru'dan büyük ve Duru'nun anne olmasını kabul edemiyor haklı olarak.Anne ben olmalıyım diyor.Ama Duru parkta tanıştığı küçük bir kızı çoktan ikna etmiş ve oyuna başlamış, Defne'ye aldırmıyor bile.O ağlarken yanımızdan "hadi kızım bıdı bıdı" söylene söylene peşinde de oyuna bayıldığı anlaşılan kızı(!) ile geçiyor.

Defne'ye döndüm.Kızım sen saf mısın bu oyunu kendine göre kullansana dedim.Yaşlı gözleriyle bana döndü baktı.Annen olsun sen de onu delice kullan dedim.Nasıl yani derken gözlerinde ilgili bir bakış belirmişti:))

Annense gel anne p.opomu yıka, anne gel beni salla, anne bana yemek yedir diye yüz kez çağırabilirsin dedim.Tıpkı annenle benim sizin için yaptığımız gibi.

Gözleri parladı, kocaman bir gülümsemeyle parka döndü.Birazdan yanıma gelip "p".opo sildirmek hariç herşeyi yapıyorum" diye bilgi verdi.Bu oyunu biz kalkana kadar zevkle oynadılar.

Defne'nin anneannesi de masadaydı ama oyun gereği artık anneanne bendim.Bazen parktan Defne "anneannee" dye bağırdığında ikimiz birden dönüp "efendim" diyorduk:) Ve her seferinde de gerçekte bana seslenmiş oluyordu:P

Ben burada da hamburger yedim.Kötü değildi ama "bir daha yesem, ah keşke olsa da yesem" gibi hayaller kurdurmadı açıkçası.Hehe yemeklerle ilgili böyle hayaller kuruyorum evet:)



27 Temmuz 2015 Pazartesi

Havadan sudan..



* Gazeteleri okurken hiç bir habere inanmıyorum.Her şey bir film kurgusu gibi.Sanki birileri bizi bir şeye ikna etmeye çalışıyor.35 yaşında aynı senaryoları göre göre uyanıyor insan.Her seçim öncesi kazma vurulan her yerde petrol fışkırması gibi:)

Biz yine de AVMlerden uzak duruyoruz.Yalnız bombalardan konuşa konuşa Duru'yu çok korkutmuşuz çocuk markete zor girdi dün akşam:)) O da bu ülkede bir 30 yıl geçirsin o da öğrenir korkmadan korkarak yaşamayı.

* Önümüzdeki hafta Paris'e gideceğiz.Bu kez turla gidiyoruz diye çok fazla araştırma yapmadım.Valizim neredeyse hazır ve araştırmalara da yarın başlıyorum kısmetse.Verilebilecek her türlü tiyoya açığım, minnettar kalırım.

* Cumartesi kahvaltıda pankek yaparak günün güzel geçmesini garantilemiş oldum.Sonrasında da neredeyse evden hiç çıkmadık, sadece akşam yemek için en sevdiğim hamburgerciye gittik.Yemek sonrası haftalık market alışverişimizi yapıp eve geldik.Tüm gün evde olunca bir sürü iş hallettim, kitap okudum, kızımla oynadım, tavşanımıza baktım.Güzeldi.



*Pazar günü de çok geç kalktık.Kahvaltıya oturduğumuzda saat 12:00 olmuştu!! İstek üzerine ve herkesin en sevdikleriyle hazırladığım kahvaltım çok beğeni aldı.Duru'ya önce yumurtaya yatırılmış,yumurtayı emdikten sonra üzerine konan bol tereyağıyla fırına verilmiş doğal Karadeniz ekmeği ile hazırladığım özel tarif,Murat'a aynı ekmeğin yumurtasız sadece tereyağı ve kaşarlı versiyonu ve yanına bakır tavada tereyağına yumurta, kendime de sevdiğimden değil diyette olduğumdan bol peynirli bir omlet.



Sonra Mesut Abilerle bir balıkçıda buluşmak üzere sözleştik.Pek çok balıkçı denedik (biliyorsunuz) ama çocuklar rahat oynasın da biz de iki sohbet edebilelim diye pek güzel bir oyun parkı olan klasik mekanımıza gittik.

Önceleri her şey çok güzeldi.Duru ve Defne parktaki bir kıza kafayı taktılar ve harika bir takım oldular.Kıza ne çok sinir olduklarını anlatıp duruyorlardı.Duru'nun bebeğini istemişmişte, babamın silahı var demişmişte, sizin masaya geleceğim demişmişte.Böyle sudan bahanelerle kızcağıza yüz vermiyor sıpalar.

Ama sonra yemekleri bitti ve o kız kalkıp gitti.Sonra parkta başka bir kız yine Duru'nun bebeğini istediğinde Defne bu kez o kızın tarafına geçti nedense:) Duru o kıza bebeğini vermiyor diye küstüler:)

Kalkana kadar benim yavrum 'barışalım' dediyse de Defnoş bir türlü barışmadı.En son ayrılırken zorla öpüştürdüler onda da 'babamın hatırı için öptüm yoksa öpmezdim' diyiverdi:))

Bizimki de ' barışalım' diyor ama bebeği o kıza yine de vermeyecek:)) Bu paylaşma konusunda çok farklı bir yazı okudum geçenlerde ve o günden beri oyuncağını ver , bebeğini ver vs demiyorum kızıma.Yazıda kısaca büyükler olarak biri evinizi, arabanızı istese paylaşır mıydınız ki çocuklara baskı yapıyorsunuz deniyordu.Aklıma yattı ve zaten Duru yalvarsam da paylaşmadığı için erkeklik bende kalsın hesabı 'versen iyi olur' dan başka bir şey demiyorum:)

Balıkçıdan ayrıldıktan sonra biraz alışveriş yapmak için Ziyapaşa taraflarına gittik.Ben alışveriş yaparken Duru ve Murat kahve içtiler.Biraz Caribou da oturduk biraz Tchibo'nun kafesinde oturduk derken akşam oldu ve evimize döndük.

Duru'yu yıkadım, tavşana yem verdim, altını değiştirdim kendim yıkandım, ertesi gün giyeceklerimi hazırladım ve nihayet yatağa girdim.Gece yarılarına kadar kitap okumasam iyiydi aslında ama neyse ki bu satırları yazarken gün de bitmek üzere:))

Siz haftasonunda neler yaptınız?

8 Temmuz 2015 Çarşamba

İstanbul {Çok eski bir gezinin yeni yazısı}

Çok eski bir tarihte gittiğimiz İstanbul gezisinin fotoğraflarını taslak olarak bulunca yazıyı hala yazmadığımı hatırladım.Çok güzeldi ve unutulmaması gereken anılardı.Bu yüzden aradan geçen tüm o süreye rağmen fotoğraflarla kısacık da olsa bir şeyler yazmak istedim.

Bol bol yiyip içtiğimiz bir tatildi.Zaten artık biz Murat'la bir yere gitmeden önce ilk olarak "ne yeriz"e bakar olduk.Ben gün gün sabah şurda öğlen şurda yeriz diye listeler yapıyorum.Gezilecek yerlerin yakınında meşhur yerler arıyorum ya da meşhur yenecek yerlerin yakınında geziyoruz:P

İstanbul'a gittiğimizde mutlaka uğradığımız bir yer "Shake Shack" ve Godiva oluyor.Hamburgerlerine ayrı, patateslerine ayrı bayılıyoruz.Duru ile Murat da Godiva'da fondü yemeden yapamıyor:)


Ben çok ince araştırmalar yapmıştım.Bir Can Oba'ya rezervasyon probleminden dolayı gidemedik mesela.Ama Yeni Lokanta'ya gittik.Ama maalesef yiyemeden kalktık.O gün Me.sut Abilerle birlikteydik ve menüyü, ortamı beğenmedikleri için sipariş vermeden kalktık.Murat'la tek gittiğimizde mutlaka uğrayacağım dediğim bir yer olarak aklıma yazdım:)

Bir gün kahvaltı için Emirgan Sütiş'e gittik.Ama Adana'daki Sütişle birebir aynı olmaları sebebiyle her zamanki kahvaltı adresimiz olan Sade Cafe'den vazgeçmemeye karar verdik.



Duru ve bebekleri.Bir anne hassasiyetiyle bebeklerini her yere taşıyor, besliyor, seviyor, parklarda sallıyor  ve hatta ....



                     ..... altını değiştiriyor :)


Deniz kenarında yürüyüş de vazgeçilmez.Bebek sahilinde yürürken etraftaki evlere hayran hayran baktım.Denize bakan evde havuzdan çıkıp kurulanan insanlar gördüm mesela.Hergün evinin balkonundan bu nefes kesen manzaraya karşı kahvaltı yapabilmek de harika olmalı.{Ama bu imkanlar bile o kalabalığa, o keşmekeşe değmez, en iyisi ara sıra gidip gelmek:P }



İstanbul'da en çok kahvaltı yapmayı seviyoruz.Namlı Gurme ve Sade Cafe favorimiz.Namlı Gurme:


Keşke görüntü gibi sesleri de kaydedebilsek fotoğraflarda.Arka masamızda oturan bir kızcağız o kadar komikti ki sizin de görmenizi isterdim.Çok nevi şahsına münhasır biriydi ve gerçek bir karakterden çok dizi kahramanı gibiydi.




Sade Kahve:



Sade Kahve'de özellikle çiğ börek mutlaka yenmeli.Burada Duru'yu elinde bir parça çiğ börekle bana bir şeyler söylemeye çalışırken fotoğraflamışım:)



Mesut Abilerle ayrı takıldık ilk gün.24 Nisan'da ise buluşup Vialand'a gittik.O gün normalde tatil olmadığı için çok sakindi.Hemen her oyuncağa sıra beklemeden bindik:)

 
Vialand'da Duru'yu babasına satıp tüm çılgın oyuncaklara bindim.Yeni bir yere yaklaştığımızda Duru önüme geçiyor, bacaklarıma sarılıyor ve "ben binemezsem sen de binme" diyordu:))



 
Defne ile Duru girişte kiralanan bebek arabasıyla ilgili kavga ede ede gezdiler.Oyuncaklara binince barışıyor inince kavgaya kaldıkları yerden devam ediyorlardı:)
 
Sonuçta dönüp baktığımda beni çok mutlu eden bir dört gün hatırlıyorum.Ve en kısa zamanda sağlıkla, mutlulukla tekrar gidebilmeyi diliyorum.



24 Mayıs 2015 Pazar

Ela 3 yaşında!


Ela'mızın 2 yaş doğumgünü daha dün gibiyken bugün 3 yaşına girdi:)Zaman su gibi akıp geçiyor.Sağlıkla, huzurla, mutlulukla geçsinden başka dileğim yok.

Deniz, partiyi yine evde yaptı ve organizasyon yine çok harikaydı.Evde parti cidden çok zahmetli ve yorucu ama daha samimi bir hava oluyor.Çocuklar oturma odasını o kadar çok dağıtmıştı ki şahsen benim moralim bozuldu:)Ama tüm misafirler birbiriyle bir şekilde muhabbet kurdu, tanıştı, sohbet etti.Çocuklar birarada oynadı, kaynaştı.

Bu masa harici fotoğrafını çekmediğim bir masa daha vardı ve üzeri, sarımsaklı köfte, börekler, humus, zeytinyağlı sarma, tuzlu kek,acılı ekmek, fava ve daha sayamadığım bir sürü lezzetli yiyecekler doluydu.

Pasta bu sene bir baykuştu.Ela da tütüsüyle ve bezli po.posuyla çok şirindi.Benim Duru'mda tüllü eteği ve üzerine giydiği karpuzlu tişörtüyle pek sevimli olmuştu.Bu yaşlarda bir etek, topuklu ayakkabı,makyaj kısaca bir süs püs hevesi oluyor:) Bu eteği dün Ela'ya hediye alırken Zaradan aldım ve kızımın mutluluğu görülmeye değerdi.Tüllü eteğiyle yatmak isterse hiç şaşırmam:)


Bu seneki doğumgününün "resmi fotoğrafçısı" bendim.Geçen seneki fotoğraflar o kadar çok beğenilmişti ki bu sene aileden kimse fotoğraf çekmekle uğraşmadı.İçeri girdiğimde herkes "hah fotoğrafçı da geldi" diye karşıladı beni:) Bir sürü fotoğraf çektim, Ela'yı annesiyle, babasıyla, dedesiyle, anneanne ve babaannesiyle bir sürü kez fotoğraflarken bir ara balkondan bana seslenen sevgili Murat onu da çekmemi istedi.İyi ki de istemiş, o kadar çok sevdim ki bu pozu anlatamam:


Kalabalık fotoğrafların arasında Gül Abla ve Duru'yu da fotoğrafladım.Gül Ablamın güzelliği kalp ben:


Çok çok güzel bir gündü.Her anından çok keyif aldım.Allah tüm çocuklara sağlıklı, mutlu, hayırlı bir ömür versin inşallah.Ela'nın nice nice yaşlarında hep beraber olmak dileğiyle aşağıda bakmak isterseniz bu güne ait bir sürü fotoğraf var:








10 Nisan 2015 Cuma

Pazar: Arkadaşlarla güzel! ve Cuma: İşte yeni haftasonu geldi bile:)



Pazar günü arkadaşlarla kahvaltıda buluştuk.Sultan ,Mehmet ve çocukları ile EkoTepe'ye gittik.Çok doğal bir çiftlik ortamında kahvaltı ve yemek yemek mümkün.Bir emeklilik hayalinin gerçeğe dönüşmesi hatta büyüyüp bir işe dönüşmesi burası.Biz çok seviyoruz, Duru da hem parkı hem de içinde bulunan hayvanlar sebebiyle bayılıyor.Tavşanlar, maymunlar, atlar, eşekler,inekler..

Ne yense sağlıklı olduğu için, çiftlikte yetiştiği için ben de çok mutlu oluyorum.

Bu gidişimizde maymunun yerinde olmadığını gördük.Duru çiftliğin sahibine "maymun nerde?" diye sorunca adamcağız bir süre düşündü ve "maymun bugün izinli" dedi.Ne şirin bir cevap! Maymunun öldüğünü ben sonra anlattım gerçi.Ama o anda Duru'ya bu şekilde söylemesi çok hoşuma gitti.

Kahvaltıdan sonra Mehmetlerle ev baktık.İki üç ev gezdik beraber sonra Mehmetlere gidip bir kahve içtik.Sonra Murat spora gitti bizi de eve bıraktı.Evde bir sürü iş yaptım.Duru'ya kemik suyuna çorba yaptım, artan kemik suyunu dondurucuya kaldırdım, sonra üstüne bir de sütlaç patlattım.Akşama da kısır yemek istiyorduk, malzemeleri hazırlarken Murat aradı.Gül Ablalarla balık yemeye gideceğimizi söyledi.

Hemen hazırlandım tabi! Bana sadece gezme diyin ayakkabım elimde kapıya dikilirim:) Balıkçıya biz önden gittik, meze siparişini verip beklemeye başladık.Aşağıdaki fotoğrafta Durumun göbeği ve bebeği de çıkmış:)






Güzeller güzeli Gül Ablam ve ben:



Duru tam bir fotoğraf tutkunu.Onun fotoğraflarını çekmek şu şahane pozları yüzünden tam bir zevk.Defne ise...hım... bir tane düzgün fotosu yok diyebilirim.Ne zaman foto çekecek olsam bir değişik yüz ifadesi yapıyor.Burada da suratı sallandırmış:)



Sonra makinamı Defne aldı ve bizi çekmeye başladı.İşte bunun adı da misilleme dostum:)


Neyse sonrasında da bu şahane pozu çekti Defne.Daha dün doğmuştu bu çocuk ne zaman büyüdü de fotoğraf çeker oldu !


Babalar ve Defne.


Son iki poz da Defneme ait.Birinde Duru diğerinde de Duruşun ayakkabıları.Ben her ikisini de çok sevdim.Mekan süslemeleri, çiğ balıklar gibi bir sürü fotoğraf daha çekmiş ama onları sildim:))





Ve işte yine bir cuma günü.Bu hafta çok yoğun geçti, bir gün izinliydim,işler yoğundu falan.Nasıl Cuma oldu anlamadım.

Bugün çok yakın bir arkadaşımın doğumgünü.Kutlamak için öğlen arası hep beraber yemeğe gideceğiz.En sevdiğim hamburgerciye:) Neyse ki iki marul arasına yaptıkları light burgerler var yoksa binbeşyüz kilo falan olurdum herhalde:)

Bu haftasonu yine ev bakma durumları olacak sanırım.Bir gaza geldik ki sormayın.Bir de yakın arkadaşlarımız da işin içine dahil olunca whatsapp dan yazışmalar, filan evi gördün mü, filan sitenin yüzme havuzu, ay giyinme odası falan diye diye iyice heveslendik.Bu hevesler özellikle bu aylarda çok sık geliyor bize sonra aman en güzeli bizim kendi evimiz diyor vazgeçiyoruz genelde:) Bakalım:)Duru ev bakmaya gideceğiz diyince gözlerini kocaman açıp 'hayııır' diye bağırıyor , ne kadar çok ev gezdiğimizi siz düşünün:))

Cuma link vermeden olmaz diye size çok eğlendiğim bir yazı ile veda ediyorum.İyi haftasonları!



22 Mart 2015 Pazar

Cumartesi


Cumartesi planımız sinemaya gitmekti.Duru, ben Ela, Deniz, Defne ve Gül Abla bir AVM'de buluştuk.İçeri girdiğimizde kocaman bir tavukla karşılaştık.Normalde Duru bu tip kocaman tanıtım hayvanlarından korkar.Ama bu kez tavuğu çok sevdi ve birlikte bir fotoğraf çekilmek istedi.

Daha zaman var diye yeni açılan bir kitapçıya girdik.Filmin başlamasına onbeş dakika kala biletleri almaya gittik.Öyle bir sıra vardı ki sayın okur bir kaç dakika durup kalabalığa bakakaldık!

Bu sinema olaylarında genelde eşlerimiz önden bizim biletlerimizi falan almış olurdu biz de mısır falan işlerini halledip sinemaya girerdik.Meğer bilet almak için bayağı bir kuyruk oluyormuş.Sonuçta kızları bir alışveriş arabasına oturtup Deniz'e emanet ettik biz Gül Abla ile iki farklı sıraya girdik.Filmin başlamasına beş dakika kala biletlerimizi alabildik.Bir kampanya vardı ve biletle birlikte kova boy mısır oldukça uygun bir fiyata geliyordu.Üç çocuk ,üç yetişkin ve tek bir kova! Gül Abla ben hallederim dedi.

Sinema salonundan içeri koca bir kova mısır, altı içecek, iki soda, üç şişe su ile girdik.Ellerimizde paltolar, çantalar falan bayağı bir hengameydik:) Neyse çok şükür yerleştik.Sonra koca mısırı aldığımız küçük paketlere bölme şamatası başladı.Her şey hallolduğunda film başladı.

Şimdiye kadar gittiğimiz tüm çocuk filmlerinden daha güzeldi.Büyükler de küçükler kadar zevk aldı.Aslında Eloş filmin sonunu uyuya kaldığı için göremedi,Defne de bır bır konuşup durduğu için bence yeterince konsantre olamadı ama benim Duru'm filmi annesi gibi gözünü kırpmadan seyretti.

Sindirella'nın annesi ve babası ölmese daha iyi olacaktı ama o travmayı da "konuyu önemsemeyerek, sıradanlaştırarak" atlattık.Kötü üvey anne rolünde Cate Blanchet harikaydı.Ağzının ortasına indirme isteği uyandırıyordu:) Sindirella'nın annesinin ölürken kızına vasiyeti " İyi kalpli ve cesur ol" du.Film kızımızın tüm olanlara rağmen cesur olmasını ve iyi kalbini korumasını anlatıyordu.

Pek çok sahneyi çok çok sevdim.Ama iyilik perisinin Sindirella'nın annesinin elbisesini değiştirdiği sahne cidden şahaneydi.Sizin için fotoğrafladım ve kolaj yaptım.İçimde bir yerlerde kabarık etekli bir prenses elbisesi giymek isteyen bir küçük kız var sanırım:




Prensesin gelinliğine de bayıldım.Filmde pek çok kareyi bloguma koyarım diye ama bu gelinliği ilerde kızıma benzer bir şey diktiririm diye fotoğrafladım:) O küçük renkli çiçekler ve uyumlu çiçekli küçük tacına da bayıldım! Ne yazık ki fotoğraf çok net değil ama ben gözümü kapattığımda tüm ayrıntılarıyla görebiliyorum :P



Sinema çıkışı eşlerimizle buluştuk.Sonra herkes bir planı olduğu için ayrıldı.Biz başka bir alışveriş merkezine gittik.Duru'ya bir kask aldık.Malum yaz geldi ve bisiklet mevsimi başladı, Duru da artık büyük bisiklet sürüyor, kask almak şart olmuştu.Şunun şirinliğine bakın.İşte Duru ve yeni kaskı:


Sonra yine orada yemek yedik, biraz kitapçılarda gezdik, Duru'ya bir iki kitap aldık, Mudo'ya uğradık -outlet mağazası olduğu için çok indirimliydi ama maalesef hediye çekimi burada kullanamadım- Duru'ya çok şirin iki tişört aldım, "anne almayacağım sadece bakacağım" dediği için oyuncakçıya girdik, biz dolaşırken Murat biraz alışveriş yaptı, sonra bizde onun yanına inip seçmesine yardım ettik ve en son Duru'yu oyun alanında biraz oynatıp eve geldik.

Malum grip salgın ve biz sonuçta tüm gün kapalı alanlardaydık.Eve gelir gelmez Duru'yu banyoya soktum.Sırayla herkes yıkandı ve sıra geldi kitap okuma faslına.Duru'ya tam beş kitap okudum peşpeşe.Sonrasında çok şükür uyudu ve biz de uyuduk.Çok güzel bir gündü.Şu anda bile günü düşünürken kendimi mutlu hissediyorum..

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..