Sezer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sezer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2015 Çarşamba

Haftasonu:


Haftasonu çok uzaklaşmadan {perşembe günü diyor bunu yazar!} neler yaptık yazayım.Çok güzel bir iki gündü, unutmak istemem.

Haftasonu cuma akşamı başlar.Hatta tüm haftasonunda en sevdiğim zamandır cuma akşamı.Her şeyin başladığı, daha önümde koskocaman iki günün olduğu o özel akşam:)Cuma akşamları genelde dışarda yemek yiyoruz.Ya da mesela evde kahvaltı yapıyoruz.Sağlıklı beslenmenin gözardı edilebileceği {Murat ve ben için} , iki insan görüp sosyalleşilebilecek bir gün.

Bu cuma da büyük bir sürpriz yapıp Ti.ko'ya gittik:)) Tiko elbette sürpriz değil ama Murat pek sevmediği için cuma akşamı tercihlerinden biri asla olmamıştır.Ben Tiko'ya tek başımayken ya da arkadaşlarımlayken gidiyorum genelde.

             

Yemek sonrası kayınvalidemlere uğrayıp biraz oturduk sonra eve geldik.Hemen yattık.

Cumartesi sabah Murat'ın işi vardı biz anne kız başbaşa bir yarım gün planlamıştık. Duru'nun reklamını görüp mutlaka gidelim dediği "Pırdino" isimli filme Defne ve Gül Abla ile gidecektik.

Evde kahvaltı yaptık.Duru'nun ağzında bıldırcın yumurtası ile pek keyifsiz olduğu görülüyor.Ama o yumurtayı yemeden evden çıkamaz:) Küçük olduğu için tek lokmada yutuluyor ve sonrasında yiyip yememesine çok takılmıyorum.Tereyağlı ekmek ya da örgü peyniri gibi sevdiği bir şeyi koyuyorum önüne zevkle yiyor.Yemese de nasıl olsa proteinini aldı diyorum:)
 
 

 
Kahvaltı sonrası hazırlanıp Real'e gidiyoruz. Orada bizi kötü bir haber bekliyor.Köstebekgillerin yeni filmi çok yakında vizyonda olacakmış!! Ühü.
 
Kızlar koşup poz verdi ama laf aramızda bu filme gitmeye pek niyetim yok ;)

 
İşte bu da bizim film; Pırdino. Çocuklar çok heyecanlanınca ben de güzel bir şey sanmıştım.Köstebekgillerle aynı yapımcı firma olmasına hiç şaşırmadım.Konusu olmayan, kötü oyunculuklarla dolu saçma sapan bir filmdi.Mutlaka iyi para kazanıyordur birileri ama keşke bu parayı daha güzel şekilde kazansalar.
 
TRT çocuk kanalında yayınlanan bir çizgi filmin filmi elbette ilgi çekiyor, kötü de olsa gidiliyor işte görüldüğü üzere.Ama sonuçta para ve zaman harcıyoruz keşke siz de bunun kıymetini bilip daha özenli, anlamlı, çocukları aptal yerine koymayan, annelerini sıkıntıdan patlatmayan bir film yapsanız.

 
Film sonrası Murat bizi aldı.Gül Abla ve kızlarla beraber yemeğe gittik.Elem'de oyun parkını gören bir masaya oturduk ve kızlar zevkle oynarken biz de sohbet etmenin tadını çıkardık.



Duru burada humus yemeye bayılıyor.Bizde nohut sadece bamyanın içinde ve humus olarak tüketiliyor.Annem hiç nohut yemeği yapmazdı diye  ben de yapmıyorum. Fotoğraflar ütüyle çekilmiş kalitede sanırım ışıktan dolayı.



Eve gidip yine erkenden yatıp uyuduk.Ben uyumayıp kitap okudum ama bunu ayrıca belirtmeye gerek yok artık sanırım:))

Pazar sabahı Sezer ve abisigille buluşacaktık ama abisigilin {nasıl bir kelimeyse bu} işi çıkınca sadece Sezerle buluştuk:) Bu kez Murat'ın ısrarla gitmek istemediği ama bizim çok merak etiğimiz Petek Pastanesi'ne gittik.Daha önce İskenderun'da da gitmiştik hatırlarsanız ve Petek Pastanesi Adana'da da açıldıktan sonra da bir kere gitmiştik. Ama pazar kahvaltısı yani açık büfe olarak ilk gidişimiz.

 
Ben çok beğendim.Murat burun kıvırdı.Kötü demedi ama Pasta Pastanesi'nin açık büfe kahvaltısı daha güzel dedi.Daha güzel değil bence her ikisi de çok başarılı.

 
Sezer bu bloğu bilmiyor{Çok gizli olduğunu söylüyorum ya size} ama blogun demirbaşlarından biri.Duru'nun çok sevdiği, kucağında oturduğu nadir kişilerden.Çok temiz, çok iyi, çok neşeli bir kız.Hayatta herkese sadece yararı dokunur.Canım o canım.
 
Neyse işte pazar kahvaltısı da Sezer'le çok güzel geçti.

 
Sonrasında eve gittik ve evden hiç çıkmadık.Koltuklarda yayılıp kitap okuduk, Duru bebekleriyle oynadı, televizyon izledik, uyukladık filan.Çok güzeldi çok:)
 
Ve artık Pazartesi'ye hazırdık!

8 Temmuz 2015 Çarşamba

CUMA!



{Kumsalda çekilen fotoğraflara bayılıyorum.Işık o kadar güzel ki her fotoğrafta renkler, gölgeler şahane oluyor.}

Ve uzun bir aradan sonra yine zıplayan bir fotoğrafla bir cuma yazısı yazıyorum.Yaşasın!

Geçen hafta çok yoğundu ve çok yorulmuştum.Bedensel yorgunluktan çok iş açısından gergin bir dönemdeydim çok şükür geçti.Bu hafta nispeten sakindi.

İki uzun hafta aradan sonra tekrar spora başladım.Ramazan dolayısı ile cesaret edemiyordum ama iki haftada bünyem oruç tutmaya alıştı ve hocalarımız da uygun bir program hazırladıklarını söyledikleri için denedim.Çok uykusuz bir günümde hem de oruç olmama rağmen sıkıntı yaşamadım.

Arkadaşım Sezer çok bakımlı bir hatun.Yıllardır yaptığı bakımlar, küçük operasyonlarla kendini o kadar değiştirdi ki inanamazsınız.Güzelliği aslında içinden geliyor (içinin güzelliği dışına yansıyor) ama bunun dışında yaptığı akılcı dokunuşlarla da ciddi anlamda bir fark oldu.

Onun güzellik anlayışı kusursuzluk aslında.Yani fiziği o kadar güzel ki, neredeyse tüm vücudu kas yani ben onun yerinde olsam ne bulsam yerdim:P Ama o haftada beş gün spor yapıyor sabah beşte falan kalkıp yürüyor bir de üstüne yediklerine çok dikkat ediyor.Vücudunda selülit falan da yok ama buna rağmen cilt dokusu canlansın diye bir şeyler yaptıracağını söylediğinde bu kez ben de ona katılmak istedim.

Bana pek uymayan bir şey gibi görünüyor ama benim güzellik ve bakım anlayışım tam olarak bu aslında.Çünkü ben doğal, çok uğraşılmamış gibi duran güzelliği seviyorum.Yataktan kalktığımda güzel olmak istiyorum.Bu yüzden gözümün üstüne ince bir kalem şeklinde kalıcı makyaj uygulaması aklıma yatıyor mesela.Makyaj olarak yaptığım tek şey gözümün üstüne kalem çekmek olmasına rağmen her gün her gün kalem çekmek zor geliyor çünkü.

Bana cildi güzel gösteren bir krem önermeyin cildi güzelleştiren bir makina önerin:) Hergün hergün güzel gösteren kremi sürmekle uğraşamam çünkü.

Saçıma boya yapmıyorum kına yakıyorum çünkü doğal olmayan kimyasal bir şeyi kafama süremem ve saçımın o doğal dokusunu bozamam.Doğal doku bozulursa saçıma belki fön gerekecek, belki jöle falan sürmem lazım olacak.Uğraşamam.Saçımı tarar ve çıkarım ben.

Vücudumla ilgili de spor yapıyorum mesela.Korse giymem ya da ince gösteren kıyafetler almakla, aramakla uğraşamam.Göz yanılgısı değil gerçek güzellik peşindeyim.Radyo frekans ve vakumun bir arada uygulandığı bu sistem ise masaj mantığında olduğu için hoşuma gitti.

Toplamda on seans sürecek sonuçta dokuda bir pürüzsüzlük ve sıkılaşma vaat ediyorlar.Ve işlemi yapan yerin sahibi hanım bizim spordan arkadaşımız.O da tıpkı Sezer gibi kusursuzluk peşinde ve  bana çok güven veriyor.Bu işlemin ilkini geçen cuma öğlen arasında yaptırdım.Yaklaşık bir saat sürdü ve her yerim kızardı, ısındı filan.

O akşam kayınvalideme iftara davetliydik.İşten çıkışta eve uğramadan kayınvalideme geçtik.Orada Duru ne zaman bacağıma dokunsa canımın acıdığını farkettim.Eve gelip üstümü çıkardığımda ise bacağımdaki kocaman morlukları görüp şok oldum:)

Vakumla dakikalarca çekilen bir bacak için normal bir durum aslında.Ve bu morarmalara normal insanların tepkisi ne olur bilemem ama biz Sezer'le pek bir memnun olduk:) Demek ki işe yarayacak dedik.

Bu bakım işine başlamışken kaşlarıma da el atayım dedim.Kaşımı kendi varolan kavisine göre almadıklarından alt kısmı yuvarlak gibi duruyor.Kaş aldırmak, saç kestirmek bana öyle zor geliyor ki çoktandır iş yerine en yakın kuaföre gidip duruyordum.Arkadaşlarla beraber falan olunca kuaför işleri daha tahammül edilebilir oluyor:)

Tabi kaş düzelttirmeyi kafaya takınca işe en yakın kuaföre gidemeyeceğimi farkettim ve konuyla ilgili araştırma yaptım nihayet çarşamba günü bu konuyla ilgili methini duyduğum bir hanıma gittik.Kaşlarımın yeni halini çok sevdim.İfadem değişti resmen.Yani en fazla iki üç kılın yeri değişmiştir ama o bile çok anlamlı bir değişime sebep oldu.

Kaportayı topladığımız bir hafta oldu diyebiliriz kısaca:))

Gelelim bu hafta gezinirken internetten bulduklarıma :

Yurdum insanı başlıklı her haberi mutlaka tıklarım.Çok eğlenceli!

Ben ani ses ve hareketlerden çok korkarım.Duru'nun da bu ara en sevdiği şey sinsice yaklaşıp "böö" yapmak.Korkudan zıplamışsam mest oluyor.Bu video da Duru'nun eşşek kadar olmuş versiyonunun zavallı annesine çektirdikleri.

Çok yakın bir arkadaşım sanat tarihine merak saldı.Anlattıkları beni de çok etkiliyor.Ünlü ressamların eserlerini tanımak için ipucu veren bu yazıya da bu sebeple bayıldım.

Yüzü gözü güneş koruyucu olmuş bu bebeklere çok güldüm.{Hergün hiç aksatmadan yaptığım tek şey güneş koruyucu sürmek.}

Bana göre değil, asla beceremiyorum ve açıkçası uğraşamam da ama saç maşası kullanımı için bir kaç numara belki sizin işinize yarar!

Neşeli, mutlu, sağlıklı haftasonları dilerim! Çılgınca eğlenin;)







15 Haziran 2015 Pazartesi

Haftasonu ..

Merhaba! Bu haftasonu çok dolu dolu geçti.Pazartesi günü sadece iki gün değil de sanki çok uzun süredir tatildeymişim gibi hissettirecek kadar!

Cuma akşamı dışarı çıktık.Ne yapalım, nereye gidelim diye düşünürken daha önce gitmediğimiz bir yer olsun istedik.Murat da bir arkadaşının çok övdüğü bir hamburgerciden bahsetti.Ben de o sokakta meşhur bir kebapçı olduğunu hatırladım.Sonuçta sokakta bir hamburgerci, bir kebapçı, bir pizzacı ve bir et lokantası olduğunu gördük.Bir süre daha aynı sokakta takılacağız gibi duruyor:)

Hamburgerci benim ennnnn sevdiğim hamburgercinin(Ti.ko) kötü bir taklidi gibiydi.Tahta servis tabakları ve hatta sosluk renkleri dahi aynı olduğu halde T.iko kesinlikle çok daha iyi hamburger ve nefis patates kızartması yapıyor.Ve Ti.ko'nun beyaz sosuna ölünür , o derece iyidir.Burada ise hamburger iyiydi ama mesela soslar kötüydü. Bir önceki hamburgerciyle de kıyaslarsak C.ozy üçüncü sıraya düşüyor maalesef.

Duru hamburgeri sadece köfte, marul,turşu ve domatesle:



Bu kez ben de normal -ekmekli- bir hamburger yedim.


Cumartesi ise çok sevdiğim bir komşum taşınıyordu.Taşınma süresince bebeği sıkıntı yaşamasın diye sabah çok erken bebek anneannesiyle bana geldi.Biraz uyudu, uyandı ve çorbasını içip yeni evine doğru yola çıktı.

Onları yolcu ettikten sonra Duru ile kahvaltı hazırladık.Balkonda uzun ve keyifli bir kahvaltı yaparken Gül Ablalar aradı ve kahvaltı sonrası Mersin'de buluşmaya karar verdik.

F.orum alışveriş merkezinde buluştuk, gezindik, alışveriş yaptık sonra da Mersin'in Gözne yaylasına mangal yapmaya gitmeye karar verdik.Daha önce defalarca (1 , 2 ) gittiğimiz mekana gittik yine.Etleri, köfteleri işletmenin kasabından alıyorsunuz  yakılmış mangal, ekmek, içecek, salata, pişirmek için domates,biber de işletme tarafından eğer isterseniz belli bir ücretle veriliyor.

Bu sefer çocuk parkı da vardı ve arkadaşlarla her şey daha lezzetli olduğu için her zamankinden daha çok zevk aldım.Duru ve Defne ufak çaplı krizler çıkardı ama bu bile ortamın tadını kaçırmadı.

Selfie çubuğumla çay içerken bir kaç poz çektik:





Pazar günü de önceden ayarlanmış bir kahvaltıya gidecektik ve yine kocaman bir gruptuk.Bu grup Sezer'in yakın çevresi aslında.Hepimizin ortak noktası Sezer.Sezer'in abisi ve eşi, Sezer'in komşuları, Sezer'in yakın arkadaşı, Sezer'in iş yerinden arkadaşı{ben},Sezer'in kuzeni,Sezer'in yanında staj yaptığı eczacı gibi:)) Sezer sayesinde tanıştık ve herkes birbirini çok sevdiği için ailece de görüşmeye başladık.

Kocaman masalarda yenilen kocaman kahvaltıları seviyorum!








Kahvaltıdan sonra eve gittik.Murat biraz uzandı ben mutfağa daldım.Öğlen yemeği için Duru'ya tavuk suyuna bulgur pilavı ve ayran yaptım.Dondurması bitmişti, yeniledim.Bezelye almıştım ayıkladım.Haftalık yemek listesini yaptım.Sonra Duru'yu yedirdim.

Sonra beraber uyumak için uzandık.Önce itiraz etti ama akşam bir sünnet düğününe gidecektik ve Duru uykusuz olduğu zamanlarda çok sinirli bir tip oluyor.Orada huzurum kaçmasın diye ikna edip yatırdım.İki mıkırdandı sonra küçük horultusunu duydum:)

Kalkıp biraz kitap okudum,Murat'la karpuz yedik, sohbet ettik.Saat 18:30 gibi herkes sünnet düğünü hazırlıklarına başlamıştı.Evi toparladım ve çıktık.

Kocam kirve olacağını söylemişti ama ben şaka yapıyorlar sandım.Çünkü burada kirvelik bambaşka bir şeydir.Kirve çocuğu alışverişe çıkarır, kirveye bohçalar yapılır,hatta kirve ilerde çocuğu evlendirir.Kirvelik bir akrabalık bağıdır.Biz Murat'la Akdeniz'li ailelerin çocukları olmadığımızdan bu tip adetlere uzağız ama sonuçta buralarda büyüdük ve duyuyoruz:)

Bize bohça gelmediği, biz de bir şey yapmadığımız için şaka yapıyorlar sanmıştım ama şaka değilmiş.Sadece onlar da bizim kadar uzakmış konuya.Düğünde bahşiş dağıtmak, çocuğun arkasından yürümek ve bir ara kirve ve karısı dediklerinde kalkıp oynamak dışında bir şey yapmadık.

Çocuklar için palyaçonun dahi olduğu çok nezih bir düğündü.Çocuğun annesi gelin gibi bembeyaz giyinmişti ki zaten buralarda "oğlanın sünneti annesinin ikinci düğünüdür" derler:))

Duru çok eğlendi.O kadar çok oynadı, zıpladı ki.Ben de kirvenin karısı olmam sebebiyle pek oturmadım.Ama Duru bir ara halaya bile katılmamız için zorladı beni.Halayı da ben hiç bilmem ve her seferinde hayıflanırım saçma sapan sallanıp duruyorum diye.Bu kez karar verdim youtubedan falan halay videosu çalışacağım bir sonraki düğünde halay başı olacağım:)) - gülüyorum ama ciddiyim-

Duru şirini:


"Hadi sen de bizi çek" dediğimizde Duru'nun pozlamasıyla biz:



Oynamaktan bitap düşmüş Duru:




The kirve: -Pastanın ihtişamına dikkat edin sayın okur-



Düğünde en sevdiğim sünnet çocuğunun ikiz kız kardeşinin de unutulmamış olmasıydı.Ona da prenses kıyafeti alınmıştı ve sünnet tahtırevanında -evet tahrıravenla girdiler arkada da kirveyle karısı yürüyordu!- o da oturuyordu, ona da altın takıldı falan.

O kadar güzeldi ki çıkışta Duru 'ben de sünnet düğünü istiyorum!' dedi.Gülmekten öldük tabi.Ona nasıl anlatayım bilemediğimden "baban istese gelin olabilir mi?" dedim.Pek bir sevindi hayır derken."İşte erkekler gelin olamadığından onlara da böyle sünnet düğünü yapılıyor" dedim.

Yalan söylememeye çalışıyorum dolayısıyla da çok huzursuz oldum ama sünnet vs konulara  girmek için çok erken sanki."Anne benim kız olduğumu nasıl anladınız?" diyor mesela erkek gibi göründüğü bebeklik fotoğraflarına bakarken.Bir seferinde de çocukların ancak büyüyünce erkek mi kız mı olduğunun anlaşılacağının düşündüğünü anladığım bir kaç cümlesi olmuştu.

Bu cinsiyet konuları çok muallak konular aslında.Ben insanları sınıflamak istemiyorum ve kızımda sınıflasın istemiyorum.Anatomi vs konuşmak için de erken.

Yalana devam yani.

Sonra eve geldik, Duru'yu yerlerde süründüğü için yıkadım, oynamaktan ter içinde kalan ben de yıkandım.Sonra da yatıp uyuduk.

Sizin haftasonunuz nasıl geçti?

13 Şubat 2015 Cuma

Cuma!


Sezer Duru'ya harika bir hediye almış, tam sezonun modasına uygun yırtık pırtık bir kot.Duru paketi açtı, baktı ve " Ama bu yırtık.Bunu giyemem, değiştirelim" dedi.:) Hayata şu çocukların bakış açısıyla bakabilsek ne kolay aslında.Yırtık bir şey giyilmez.İşte bu kadar!

Moda diye ne saçmalıklar giyiyoruz ve de giyeceğiz bakalım.

Kotu değiştirmeye gittik ki Zara'da deli bir indirim var dolayısıyla deli de bir sıra:) Sezoş sağolsun sezon ürünü aldığı için kotun yerine yazlık bir pantolon, viskoz bir gömlek, bir de uzun kollu tişört aldık.Ben sırada beklerken bizimkiler de şapka denemişler.Fotoğraf oradan.

Kasada pantolonu gören kasiyerler "Ama bu harika parçayı neden değiştiriyorsunuz?" dediler."Kızım yırtık giyemem dedi" dediğimde güldüler muhtemelen "çocuk işte" dediler.Halbuki yırtık kot giyen biz büyükler daha komiğiz sanki:)

Bu haftasonu babam geldi!! Cuma akşam geldi onun için bir sürü yemek yaptım.Aç gelmesini tembihlediğim halde bir şeyler yemişti buna rağmen tüm yemeklerden yedi.Gece iki kez soda içmesi gerekse de babam pişirdiğim hiç bir şeyi yememezlik etmez, sağolsun:)

Üniversitede okurken beni ziyarete gelmişti ve ben de babama kabak dolması yapmak istiyordum.Çınar'ın tarifiyle bir dolma yapmıştım ama maalesef tam pişirememişim.Ben dolmamı ısırana kadar durumu farkedemedim ve babam sesini çıkarmadan o çiğ dolmayı yedi.Üzerine yoğurdu boca etmesinden şüphelenmeliydim aslında:)) Baba yeme dememe rağmen tüm tabağını bitirmiş bana da " eline sağlık" demişti:)

Babama yaptığım menü şöyleydi ; Tarhana çorbası, Acem pilavı, fırında ızgara tavuk but, mercimek köftesi(aldım), yeşil salata, zeytinyağlı pırasa ve tatlı olarak elmalı kırıntı tatlısı.

Sabah iş yerinden dört saat izin aldım.Babam,Duru ve ben uzun uzun uyuduk.Sohbet ederek kahvaltı ettik ve saat 11:00 de evden çıktık.Murat babamı almaya geldi , biz de Duru ile iş yerine gittik.Bakıcı teyzemiz ehliyet alıyor,evrak işleri varmış daha önce izin istemişti bir denk getirememiştik, babamın gelişi de denk gelince "öğleden sonra da gelme işlerini hallet" dedim ona.{Bir taşla iki kuş}

Bu haftasonu da babamla birlikteyiz.Pazar sabah erkenden gidiyor ve bunun için şimdiden üzülüyorum.Neyse bu üzüntüyü unutmak için okurlarımın hayatını değiştirecek öneriler vermek işe yarayabilir belki.

Banyoda hayat kurtaran fikirler.Linke tıkladığınızda da açılan 5 numaralı öneri benim favorim.

10 dakikada öğreneceğiniz ve hayatınızı değiştirecek öneriler. Çok iddialı:)

Hayatınızı değiştirecek 12 egzersiz.Ki bunlar cidden bizim spor hocalarının da sıklıkla yaptırdığı ve önerdiği hareketler.

Muhteşem kek yapmanın püf noktaları. Linke tıkladığınızda açılan öneriye bayıldım, bittim.

Tüm bu önerilerle hayatınız ne çok değişti di mi? :) E o zaman şimdi film zamanı.Ne seyredelim? Sürpriz sona sahip en iyi 10 film listesinden seçelim bence.

Ben bu haftasonu için çok heyecanlanıyorum.Babamla birlikte yapmak istediğim o kadar çok şey, ona pişirmek istediğim öyle çok tarif var ki! Hepinize iyi haftasonları diliyorum.

26 Kasım 2014 Çarşamba

Pazar kahvaltısı


Pazar günü çok uzun süredir planladığımız bir kahvaltıya gittik.Sezer benim çok sevdiğim bir arkadaşım.Yıllar önce iş vasıtasıyla tanıştık, o da eczacı, sonra ailece görüşmeye başladık.Murat da, Duru da Sezoş'u çok sever:) Zaten birinin onu tanıyıp da sevmemesi bence mümkün değil.

Sezer çok sportif, çok hareketli, çok iyi kalpli biridir.İnanılmaz sabırlı ve iyiniyetli olması da cabası.Haftada iki gün birlikte spor yapıyoruz.Spor yapma motivasyonumu ona borçluyum diyebiliriz:)

Çok uzun süredir bir türlü ikimizin de uygun olduğu bir haftasonu bulamamıştık.Denk gelince fazla düşünmeden hemen buluştuk.Geçen sefer gittiğimizde çok beğendiğimiz Şütiş'e gidelim dedik.

Bu sefer dışarda oturduk.Adana kışın bile dışarda oturup yemek yenebilecek bir yer.Yazın cehennemini güzel bir kış çekilir hale getiriyor.Manzaramız buydu:


Sezer kalp ben:



Kuruyemiş tabağı Sezoş'un siparişi.Her daim sağlıklı beslenir çünkü.





Mutlu ben:




Yanımdaki şirine:


Sezoş'u ciddiyetle dinleyen Murat:



Bu da menünün bir kısmı.Klasikten farklı lezzetlere kadar uzanan zengin ve değişik bir menü.Sütiş'te en çok açık büfe olmamasını seviyoruz.Bu da garip aslında çünkü aslında biz açık büfe kahvaltıyı da seviyoruz:) Ama iyi bir menü değilse açık büfede özensiz, ıvır zıvır,kim yer ki bunu denecek çok şey oluyor.Burada ise sadece gerçekten sevdiğimiz şeyleri sipariş ediyoruz ve onlar da cidden kaliteli oluyor.



Kahvaltıdan sonra Sezer abisiyle buluşmaya, biz ise yürüyüş yapmaya gittik.Yürüdük, alışveriş yaptık.Çok uzun süredir almak istediğim yünleri de aldım o gün.Duru'ya bebekleriyle oynarken kullanacağı bir oyuncak bebek battaniyesi örmek istiyordum.Sonrasında da kızıma kendini özel hissedeceği rengarenk bir battaniye örmeyi planlıyorum.Kışın akşam yürüyüş yaparken arabasında sarınabilir mesela.Aslında bir şeyler örmeyi özledim ve bu battaniyeleri örerek kendimi geliştirmek ve sonrasında  belki kazak ,yelek gibi şeyler de örmek istiyorum.

Alışverişten sonra erkenden eve geldik.Aldıklarımızı yerleştirdik, akşama kısır yaptım, yemekten sonra ben örgü ördüm,kızım kitap okudu,Murat çalıştı.Kışın evde zaman geçirmenin ayrı bir tadı var.Sonuçta bebek battaniyesini bitirdim ve kızım mutluluktan öldü,bitti.Kendi battaniyesi için de çok heyecanlandı:)

Kitap okumak açısından verimsiz bir haftasonu idi ama internetten bir sürü çok güzel kitap aldım ve çok heyecanlıyım.

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..