tarif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tarif etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2015 Pazartesi

Ev yapımı dondurma 2


Kocaman bir haftasonu yazısı hazırlarken size yeniden evde yaptığım dondurmadan bahsetmem gerektiğini farkettim..Çünkü haftasonu Defne şu zincir hamburgercilerin -dondurma demeye bin şahit- acayip şeylerinden yiyordu.Duru da onda görünce istedi o an alternatif bir şey bulamadığım için mecburen aldık.Neyse ki Duru bir kaşık aldı ve beğenmedim diyerek yemedi."Annemin dondurması bundan çok daha güzel" dedi ve sonrasında Defne ile dondurmam hakkında konuştular.Ayrılırken Defne benden dondurmanın tarifini mutlaka annesine göndermemi istedi.O kadar mutlu oldum ki:)

Haftada iki kez yapıyorum dondurmayı.Her gün bir tane bazı günler iki tane yiyor Duru.Bu cuma pazarda bebek erikler, bebek kayısılar bulduğum ve evde çilek kalmadığını farkettiğim için tarifi biraz değiştirdim.Bu haliyle de çok güzel oldu.

Kayısı, tatlı kırmızı erik, kiraz, muz, şekersiz çilek reçeli, bir tepeleme yemek kaşığı yarım çay bardağı süt ile rondodan çekilip kalıplara konuluyor:




Sonuç sağlıklı ama lezzetli bir şeyler yiyen ve hatta dışarıdaki zararlı alternatifleri reddeden  mutlu çocuklar:



9 Haziran 2015 Salı

Sağlıklı, ev yapımı, şekersiz dondurma


Yaz geldi!Yaz demek deniz demek, kum demek, güneş demek ve elbette dondurma demek! Hele de çocuksanız.Ben Duruya mümkün olan en doğal dondurmaları yedirmeye çalışıyorum.Hazır paketli dondurma olarak sadece Atatürk Orman Çiftliğinin dondurmasını yedi.Adana'da da boyasız, katkısız dondurma yapan yerleri tercih ediyoruz genelde.

Ama en doğal dondurmada bile şeker var.O yüzden hiç bir zaman kızım dondurma yediği için mutluluktan havalara uçmadım.Sonra portakal ağacı sitesinin tatlı yazarı Hatice yıllarca verdiği enfes tarifleri bir kenara atıp doğal beslenmeye yöneldi.Eskiden de sitesine bayılırdım ama şimdi o kadar bana hitap ediyor ki!

Pek çok tarifini çok beğendim ama bu tarifini kendimce uyarlayıp denedim.Ve sonuç mükemmel!

Size güvenle önerebilecek kadar lezzetli, çocuğunuza gönül rahatlığıyla yedirebileceğiniz kadar doğal ve hatta yesin diye ısrar edebileceğiniz kadar faydalı.



Benim dört kalıbım var.Bunun için bir muz, altı yedi çilek, 1 yemek kaşığı kakao, 1 tepeleme tatlı kaşığı bal ve yarım çay bardağı süt yeterli oluyor.Tümünü rondoya koyuyor ve bıztlıyoruz:


Bu sulu karışımı dondurma kalıplarına koyup dondurucuya atıyoruz.Donunca da çıkarıp afiyetle yiyoruz.Başka meyvelerle de denenebilir.Ben şeftali ile de yaptım ama en beğenilen tarif şimdilik bu oldu.Aklımda karpuzlu, kirazlı bir tad var, bakalım:)

Duru ne zaman çikolata istese dondurma yer misin diyorum.Bayılıyor bu öneriye:) Hatta bazen dondurma ister misin diye ben soruyorum;) Hem eğlenceli, kafa dengi bir anneyim hem de çocuğa zararlı bir şey yedirmiyorum ;P

25 Mart 2015 Çarşamba

Kurabiye



Bu ara bana ne zaman kurabiye dense  aynı tarifi yapar oldum.Hem çok basit bir tarif hem de uzun süre bayatlamadan kalabiliyor.Ben doğum yaptığımda Gül Abla bu kurabiyelerden yapıp getirmişti ve uzun süre gelen herkese ikram etik.Ben o dönem bir tane bile yememişim dolayısıyla tadını da bilmiyorum ama ücretsiz iznim bitip işe döndüğümde bir  iş arkadaşım "bize ikram ettiğin o kurabiye hayatımda yediğim en güzel kurabiyeydi" dediğinde ve diğerleri de onu tasdik ettiğinde ,tarifi araştırmaya başladım.

Gül Abla tarifi bir türlü hatırlayamadı ama sonra bir gün portakal ağacında bakınırken tarif edilen şekilden Gül Ablanın kurabiyeleri olduğunu anladım.Kare şeklinde kesilip üzerine iki çizik atılıyor orijinal tarifte

Sonrasında bebek görmeye giderken, hasta ziyaretlerinde hep bu kurabiyeyi yaptım.Geçen gün spor hocalarımız Sezoşla beni iş yerinde ziyaret etmek istediğinde onlara ikram etmek için yine bu kurabiyeyi yapmıştım ve kurabiye o kadar beğenildi ki herkes sabahtan yemeye başladı ve  neredeyse akşama hocalara ikram etmeye kalmayacaktı:) Onlar da ikişer ikişer yediler ve annelerine götürmek için yanlarına bile aldılar.

Ama beni en çok etkileyen canım , bir tanem Sa.biha Ablamın bu kurabiyeden tam dört tane yemesi oldu.Çünkü S. Ablam incecik bir kadındır ve üç sarma yese tıkanır, düşünün.Mutluluktan mest oldum.

Sonuçta yiyen herkes (ama en çok S. Ablam) çok beğendiği için bu tarifi bloğuma yazmaya karar verdim.Çünkü insan sık yaptığı tarifleri bile zaman içerisinde unutabiliyor.Kızıma da ilerde her zaman iyi sonuç veren, beğenilen ve besleyici bir kurabiye tarifi bırakmak isterim.

Orijinal tarif  Portakal Ağacı sitesinin.Site tadilatta ve ben tarifi bulamadım ama düzelince siz bakarsınız.Ben pişire pişire kendi damak tadıma göre tarifin üzerinde bir takım değişiklikler yaptım.

Malzemeler:

1 paket tereyağı (250 gr)
7 yemek kaşığı pudra şekeri (orjinali 3 kaşık)
4 yemek kaşığı buğday nişastası
4 - 4.5bardak tam buğday unu
3/4 bardak kavrulmuş ceviz ve susam (orjinal tarifte yok)

Tereyağı soğuk olacak, küp küp doğruyoruz ve pudra şekeri ekleyerek çırpıyoruz.Üzerine buğday nişastası ve tam buğday unu ekliyoruz.Dövüp kavurduğumuz cevizleri ve  kavurduğumuz susamları toplam 3/4 bardak kadar olacak miktarda karışıma ekliyoruz.Sadece susamla ya da sadece cevizle de yapabilirsiniz.Ben çoğu zaman sadece susamla yapıyordum son seferinde ceviz de ekledim ve herkes bu halini daha çok beğendi.

Sonra elimizle yoğurmaya başlıyoruz:



Homojen bir karışım haline geldikten sonra elimizle yuvarlayıp tepsiye diziyoruz.Üzerine bıçakla iki çizik atıyoruz.160 derecede önceden ısıtılmış fırında üstü hafif pembeleşinceye kadar pişiriyoruz.Çabuk pişiyor dikkat edin.Çıkınca üzerine pudra şekeri serpebilirsiniz, ben serpmiyorum.Bir de fırından çıkınca yani sıcakken dokunursanız kurabiye un gibi dağılır.Soğuyana kadar elinizi sürmeyin.

Püf noktalarına gelirsek:

Bence ennn önemlisi tam buğday unu kullanmak.Beyaz unla yapıldığında o ağızda dağılan, nefis tadı yakalayamıyorsunuz. İçine ekleyeceğiniz kuruyemişi (ceviz, susam) kavurmak da lezzeti arttırıyor.



Ben genelde iki tepsi yapıyorum.Bir tepsiyi pişiriyorum diğer tepsiyi şekil verdikten sonra pişirmeden yağlı kağıtlara sarıp derin dondurucuya atıyorum.Hem de böyle dörderli, altışarlı paketler halinde.Ani gelen bir misafire ya da sadece kahveye uğrayan bir arkadaşa tazecik bir ikram oluyor.

Fotoğraflayabilmek için sadece iki tane ayırabildim:) Biri Duru'nun el emeği, biri benim;)


1 Mart 2015 Pazar

Haftasonu: Bol yürüyüşlü ve mutlu




Mart ayının gelişiyle birlikte resmen bahar geldi.Adana'da kış mevsiminin yaklaşık iki hafta falan sürüyor olmasına rağmen baharın gelişine çok çok sevindim.İki üç gün çok üşüdük, güneşi çok özledik :P Bu haftasonu da güzel havanın tadını çıkarmak için bol bol yürüdük.

Haftasonu evde kahvaltı yaptığımız zamanlarda mutlaka değişik bir şeyler yapmaya çalışıyorum.Bu cumartesinin spesiyali de yumurtalı pizzaydı.Pizza hamuru yerine tereyağında pişirdiğim yumurtaları kullandım.Yumurtanın üzerine pastırma, tulum peyniri ve sosis koydum fırına verdim pişince üzerine kaşar ekledim.Pişmeden önceki hali bu:




Kahvaltıdan sonra Mersin'e gitmek için yola çıktık.Mersin'de Gül Ablalarla buluştuk.Forum alışveriş merkezine girdik.

Tchibo'dan sebzeleri şekilli kesmek için kalemtraş şeklinde bir alet ,Cahkra'dan bir sabun ve yapma çiçek aldım, sonra bir cafeye oturduk.Bir çay içtikten sonra eşlerimizi başbaşa bırakıp, kızları alıp Mudo'ya girdik.Kış sezonunda indirim ve kampanya varmış.Ama indirimli ürünleri hiç beğenmedim.

Mağazanın girişinde bir elbise ile bir gömlek beğendim onlar da yeni sezon diye çok da bakmadım.Gül Abla üç kazak, iki tişört aldı bir tişört de sen seç hediyem olsun dedi, "hiç alışveriş havamda değilim" dememe rağmen zorla bir tişört verdi bana.Aslında aklım gömlek ve elbisedeydi ama ben hayatta sezonda bir şey almam.Sonra nasıl oldu bilmiyorum ama tişörtü denerken giymek için elbiseyi de deneme kabinine aldım.Giydim ve bayıldım:)))

Elbiseyi almaya karar verince 200 TL'ye tamamlayın size hediye çeki verelim dediler.Bir süre bakındım hiç bir şey beğenmeyince gidip bu sefer de gömleği deneyeyim bari dedim.Sonuçta her ikisini de aldım, %20 indirim yaptılar, 100 TL hediye çeki verdiler bir de yeni mudo kartı çıkarıp 20 TL yüklediler.Yeni sezon almış olmama rağmen oldukça uygun bir fiyat vermiş oldum.Bu arada Gül Abla'da ağzı açık beni izliyordu.Bir tişört giymeye üşenen ama bir gömlek ve elbise alıp çıkan bana:)))

Forumdan çıktık ve balıkçıya gittik.Duru ve Defne  boyama yaptı, biz bol bol sohbet ettik.Gül Ablalarla birlikte zaman hep harika geçiyor zaten.


Pazar günü kayınvalidemleri kahvaltıya davet ettim ama kayınvalidem "siz gelin" diye ısrar edince onlara gitmeye karar verdik.İyi ki de gitmişiz çünkü kahvaltıda Amasya çöreği, suböreği falan vardı:P Dolayısıyla kahvaltıdan sonra sıkı bir yürüyüş yaptık.Duru arabasında uyudu ve biz de bir çay içmek için mola vermek dışında hiç durmadan 6 kmden biraz daha fazla yürüdük.

Yürüyüş bitince markete uğrayıp haftalık alışverişimizi yaptık.Eve geldik Murat bize meşhur hamburgerlerinden yaptı.Duru'nun hamburgerinde sadece marul vardı.

Sonra erkenden Duru'yu banyoya soktum.Yıkanıp, paklanıp ,pijamalarımızı giyip "Gönül İşleri" izlemek için tv karşısına geçtik.

Aslında bu keyfi çekirdek yemek tamamlardı ama geçen hafta her akşam yediğim çekirdekler yüzünden yüzümde kocaman kocaman sivilceler çıktı.Ergenler gibi kükürtlü sabun, bebek pudrası kürü uygulayarak durumu biraz toparlamış olsam da çok uzun bir süre çekirdek yiyemeyeceğim gibi görünüyor.Ühü.









27 Şubat 2015 Cuma

Çikolatalı ,vişneli kek


Çok fazla kek , kurabiye yemiyorum.Kızıma da yedirmiyorum.Ama yapmayı çok seviyorum.Kek, kurabiye kokan ev kadar mutluluk veren o kadar az şey var ki şu hayatta.Neyse ki Murat ve bakıcımız keke, kurabiyeye bayılıyor.

Bir kısmını komşulara gönderiyorum, bir kısmını evdekiler tüketiyor, kalan olursa da akşam oturmasına aniden gelen aile fertlerine ikram ediyorum.

En çok vişneli çikolatalı kek severim.Vişne ve çikolatayı çok yakıştırıyorum birbirine.Çok önceleri eve Dr Oetker'in hazır çikolatalı kekini almıştım.Bazen ani gelen misafirler için hazır kek karışımları alıyorum.Çok bir numarası yok kek yapmanın ama Dr Oetker kullandığımda sorunsuz olacağı garanti oluyor.

Ama" karışım hazır, paketli gıda,ya Duru da yerse" diye kekleri genelde kendim yapıyorum bu sebeple bu karışımın son kullanım tarihi geçecek diye korktuğumdan bu kek yapışımda karışımı kullandım.Tarifte ceviz atabilirsiniz dendiğini görünce aklıma hemen buzluktaki vişneler geldi.

Vişnelerin buzunu çözdüm, uzun uzun süzdüm ve keke ekledim.Sonuç çok lezzetli oldu.



23 Şubat 2015 Pazartesi

Dondurma kışın da yenir !


Cumartesinin tamamı ve pazar gününün de bir kısmında Murat çalışmak zorundaydı.Dolayısıyla cumartesi bir annekız günüydü.Sabah geç kalktık sonra uzun uzun kahvaltımızı yaptık.Ben masayı toparlarken Duru da biraz televizyon seyretti.Oyalanmadan hazırlanıp,çıktık.

Arabayla şehrin merkezine doğru gittik.Araba parkı sorun olduğu için arabamı yıkamaya verdim;) 2 saatten önce almam dedim, kızımı arabasına bindirdim ve versin elini sokaklar...

Uzun uzun yürüdük, etrafı izledik ve sonra acıktık.Ne yesek diye çok da düşünmeden ennn sevdiğimiz hamburgerciye gittik kızımla.Duru'ya hamburgeri köfte-ekmek şeklinde servis ettiler.Servis yapan aynı zamanda mekanın aşçılarından olan kişiyi daha önce iş yerimin karşısındaki lokantada çalıştığı için tanıyordum.

Duru'ya hamburgeri içine köfte harici  hiç bir şey koymadan getirmesini rica ettim.Baktım cherry domates servis ediyorlar belki domates koyabilirsin dedim."Olmaz abla domatesin mevsimi değil " dedi:)Bu bakış açısı çok da hoşuma gitti ve "Peki" dedim.Sonra hamburgerden önce atıştırması için Duru'ya dilimlenmiş havuç ve salatalık getirdi.Duru salatalıklara baktı ve öne doğru eğilip fısıldadı "anne biri bu abiye salatalığın da mevsimi olmadığını söylemeli" :))

Yemekten sonra çay getirirken ise bombayı patlattı; "Abla biliyor musun bizim hamburgercinin adını yazınca görsellerde ilk senin fotoğrafın çıkıyor".Aahaha blog afişe oldu mu sayın okur:) Ay nasıl terledim, nasıl sıkıldım anlatamam.Şaşırmamış gibi davranmaya çalışırken binbeşyüz kalori filan harcamışımdır.Neyse ki fotoğrafa tıklayıp blogu okumamış{sanırım}.Yani okuyorsa da buradan rica ediyorum lütfen bir şey olmamış gibi devam edelim, kimseye bir şey söyleme ve bende şurada gizli gizli hayatımın günlüğünü tutmaya devam edeyim.

Duru ve hamburgerlerimiz:



Hamburgerciden çıkınca bir süre daha yürüdük.Sonra artık eve dönmeye karar verdik ve arabamızı almaya gittik.Yolda giderken Murat aradı ve işinin bittiğini eve gelmekte olduğunu söyledi.Biz de o sırada en sevdiğimiz dondurmacıya girmek üzereydik:) Soğukta dondurma yenmez diyen annelerden değilim.Dondurmadan da, banyo yapmaktan da ,üşümekten de hasta olunmaz.Çocukları hasta olacak diye günlerce yıkamayan, hasta olduğunda iyileşene kadar banyoya sokmayanları da anlamıyorum.Ben Duru biraz hasta olur gibi olsa hemen yıkarım ki mikropları kırılsın:P

Neyse işte buz gibi havada girdik dondurmamızı yedik, çayımızı içtik:


Sonra Murat'a "eğer yorgunsan dışarı çıkmayalım eve ekmek hamuru getir pizza yaparım" dedim.Yok dışarı çıkarız dedi ama eve elinde iki ekmek hamuruyla geldi:) Ve o akşam evde olmak hepimizin çok hoşuna gitti.İki ekmek hamuruyla iki tepsi pizza yaptım.Pizzaların Duru için olan bölümüne labne peyniri , bizim olan bölümlerine ketçap sürdüm.{İkinci tepside bizim bölüme ketçap sıkmayı unutmuşum sonradan üstüne ekledim.}Duru'nun bölümlerine tulum peyniri ve yeşil zeytin ekledim.Bizimkine sosis, sucuk artık zararlı ne varsa:P

Kısaca tarif vereyim.İlk önce fırını açıyoruz ve en yüksek derecesine ayarlıyoruz.Sonra fırın ısınırken ekmek hamurunu zeytinyağı ile yoğuruyor, büyük fırın tepsisine bir tüm ekmek hamurunu yayıyoruz.Ara ara kopan bölümler olabilir , aldırmayın.Sonra üst malzemeleri hazırlarken hamurumuzu mayalanması için sıcak bir yere koyuyoruz.

Ben sosis, sucuk,mantar, mısır, domates, tulum peyniri koymayı seviyorum ama Duru'nun yemek isteyeceği mısırı mesela koymuyorum evde de mantar,domates falan yoktu sonuçta sosis ve sucuklu bir pizza oldu bizimki.Mayalanmış hamurun üzerine malzemeleri diziyoruz en yüksek derecedeki fırının orta kademesine yerleştiriyoruz.

8 dk da pizzamız hazır.6. dakikada önceden doğradığımız kaşarları pizzanın üzerine serpiştiriyoruz ve 8. dk da da pizzayı fırından çıkarıyoruz.Gevrek pizzanın sırrı bu!

Bizim ikinci tepsi pizzamızdan arta kalan sadece bu bir kaç dilim oldu:




Sonra birlikte tv izledik, Duru'yu banyo yaptırdım.Biraz tv izledik sonra da hazırlanıp yattık.Yatakta kitap okumayı, günün olaylarını konuşmayı çok seviyorum.Bu yüzden bazen uyuma saatinden yarım sat bile önce yatmaya gittiğimiz oluyor.

Sabah Murat yine yoktu ama öğlen gelecekti.Biz de Duru ile delice bir yatak keyfi yaptık.Geç uyandık ve yataktan çıkmadık.Ben kitap okudum o ıpadde bir şeyler izledi.Sonra nihayet saat 11:00 gibi kalkıp kahvaltıya geçtik.Kahvaltımız bitmişti ki Murat geldi.Hazırlanıp çıkmaya hazırlanırken Duru "bugünü evde mi geçirsek" dedi.Murat gözleri kocaman kocaman bana döndü ve "dün neler yaptın sen bu çocuğa" dedi.Duru gezme dedin mi herkesten önce kapıda biter çünkü:))

Neyse sonuçta hazırlanıp çıktık ve dün anne kız yürüdüğümüz yollarda bu kez üçümüz dolaştık.Duru'ya Kazım Büfe'den çift kaşarlı tost aldık.Tostu biter bitmez de uyudu:) O uyurken biz biraz daha yürüdük sonra da bir kafede mola verdik.Duru uyuyordu, ben kitabımı okuyup sıcak çikolatamı içerken Murat da kahvesini içip tweetlerini okuyordu ve ben o anda çok çok çok mutluydum:


Duru uyandı, gidip bir şeyler yedik ve sonra da eve geçtik.Ben yıllardan sonra eve iş getirmiştim.Herkes tv izlerken sütlü çayımı alıp işlerimi hallettim:


İşim bittiğinde yatma vakti de gelmişti..

Blog okurlarından da rica ediyorum; ünlü hamburgercimizle ilgili yazıdan hamburgercinin ismini kaldırdım önce sonra yazıyı tamamen taslağa çevirmeme rağmen google görsellerden kendi fotumu bir türlü kaldıramadım.Ne yapmam lazım?

11 Şubat 2015 Çarşamba

Şevketi Bostan



Anne tarafından Erzurumlu baba tarafından Maraşlı bir Adanalı'nın "Şevket-i Bostan" yapmasını sağlayan oda arkadaşım sevgili Zeynep Abla'ya ve bitkiyi almamı sağlayan Seferipazar'a teşekkür ediyorum.

Tarif Giritli Zeynep Ablama ait.Ben 1 kg Şevketi Bostanla yaptım.İlk kez gördüğüm bir otu ayıklamak elbette zor oldu ki bu otu ayıklamak bilene bile zormuş.Neyse ayıkladıktan sonra kalan otu yaklaşık 500 gr kuzu etiyle pişirdim.

Malzemeler:

1 kg şevketi bostan

500 gr kuzu eti

1 iri soğan

1 limon

Yemeği düdüklü tencerede pişiriyoruz.Yani evet bir sebze hatta ot söz konusu ama neredeyse etten daha zor pişiyor kendisi.

Eti soğanla kavuruyoruz.Sonra üzerine ayıkladığımız Şevketi Bostanları ekliyoruz. Üzerini kaplayacak kadar su ilave ediyoruz.Tuzunu ve 1 limonun suyunu ekliyoruz.Düdüklüyü kapatıp düdük öttükten sonra 1 saat pişiriyoruz.O etler ilik oluyor, ilik.

Murat ki çok yemek seçer, yeni tatlara çok alışık değildir bu yemeği o bile sevdi.Yuppi.Duru da bayıldı.Yemeği sevmezlerse aç kalmasınlar diye makarna yapmıştım, makarnayı bile şevketi bostanın suyunu  üzerine döküp yediler:)

Ben bir balıkçıda zeytinyağlısını yemiştim ve bence o hali daha lezzetliydi bir dahaki sefere zeytinyağlı pişirmeyi düşünüyorum.




5 Şubat 2015 Perşembe

Davet


Misafirler gelmeden hemen önce masayı fotoğraf çekmek için kurdum.Humusun ve patlıcan salatasının yağı henüz dökülmemiş ve parlasın diye makarna salatasının üzerine zeytinyağı gezdirilmemiş yani.

Çok güzel bir davet oldu.Erkekler spordan geliyorlardı ve gerçekten kurt gibi açlardı.Ben en çok aç misafir severim:P

Çok eğlendik, çok güldük.Hiç bir aksilik olmadan , ev delice batmadan,çılgınca dağılmadan geceyi bitirdik.Misafirlerden sonra ufak tefek dağınıklığı toplarken keyifle şarkı söylüyordum, düşünün.

Menü:

1.Humus

2.Labneli patlıcan salatası

3.Peynirli börek

4.Acem pilavı

5.Yeşil salata

6.Makarna salatası {makarna lütfen! makarnalarıyla}



7.Dolgulu patates çanakları

Tatlı çeşidini hep az tutarım.Kimse çok fazla tatlı yemek istemiyor çünkü ve ben de misafirden artan ıvır zıvırları hiç sevmem:

8.Hazır pastatabanla muzlu, çikolatalı pasta

9.Elmalı kırıntı tatlısı(porsiyonluk):


Gecenin yıldızı da bu elmalı kırıntı tatlıları oldu.Servis etmesi zor oluyor diye porsiyonluk yaptım.Herkes yemez diye sekiz tane yaptım.Aman neredeyse zor yetti:))

Sevgili Mesut Abi tam üç tane yedi! Ben de kalkıp onu tebrik ettim:)  Ben onu tatlımı çok sevdi diye tebrik ettim o da  tatlıma bayıldığı için tebrik etti beni:))

Herkese birlikte zaman geçirmekten hoşlanacağı arkadaşlar dilerim.Çünkü hayatı güzelleştiren, anlam katan gerçekten de diğer insanlar!

{Zehir eden de diğer insanlar elbette ama bu konuyu açmaya gerek yok:P}

28 Ocak 2015 Çarşamba

Clafoutis


Bu aralar sık sık yeni tarifler dener oldum.Yemek yapmayı oldum olası severim ama bir kaç haftadır içimdeki pişirme sevdası bir başka.

Cuma günü davet ettiğim misafirlerime yapabilirim diye düşündüğüm için denemek amaçlı kayınpederimin akşam bize geldiği bir gün bu tatlıyı yaptım.Fırına girmeden önceki hali üstteki fotoğraf, fırından çıkmış hali de işte bu:







Tarif bu siteden.Marketten aldığım dondurulmuş vişnelerle yaptım ben ama başka meyvelerle de yapılabiliyormuş.

Bu tatlı beni pratikliği ile tam kalbimden vurdu.Kayınpederim gelmeden hemen önce yapıverdik.Duru sağolsun hamuru karıştırma konusunda çok yardımcı oluyor:)

Biz yemeğimizi yerken pişti ve ben de yemek sonrası sıcak sıcak tatlı servisi yaptım.{Bir daha yaparken üzerine biraz da pudra şekeri serpmeyi not ettim.}

Pudra şekeri serpmediğim için tadı biraz az olmuştu ama buna rağmen eşim üç dilim yedi.Murat çok zor beğenen biridir ve benim mutfak ölçütümdür.Bir tarifi Murat beğendiyse bizim evde sık sık yapılır.Beğenmediyse onun seyahatte olduğu zamanlarda yaparız:P

Dolayısıyla bundan sonra bu şipşak tarifi daha sık ve daha farklı meyvelerle tekrar tekrar yapmayı planlıyorum.



19 Ocak 2015 Pazartesi

Pazar


Cumartesi doğumgünü kutlamaları bittikten sonra biraz oturduk, tv izledik, Duru bebeğiyle oynadı.Sonra yatıp uyuduk çünkü pazar günü Mersin'e gitmeye karar vermiştik.

Pazar sabah uyandık, giyinip yola çıktık.Biz genelde kahvaltı için Gözne yolu üzerindeki kahvaltıcılara gidiyoruz.Bu sefer de herzamanki yerimize gittik.

Tıklım tıklım bir yer olmasına rağmen servis çok hızlı.Çeşit bol, dolayısıyla önce insanın gözü doyuyor.Hem süzme bal hem petek bal var.Yağda kızarmış hamur, sucuk, yağda yumurta, söğüş çeri domates,yoğurt,iki çeşit zeytin, tereyağı, iki çeşit reçel, bal-kaymak, üç çeşit peynir,tahin helvası, patates kızartması,menemen, domates biber kızartması, bir demlik çay ve sınırsız ekmek.İşte mutluluğun formülü :P



Kahvaltıdan sonra bir alışveriş merkezine gittik.Eşimin aldığı bir şeyi değiştirmek için uğramıştık sonrasında da biraz gezindik.Bir kaç mağaza baktık, hiç bir şey almadık.Yuppi. Sonra çok sevdiğimiz ve çok eski bir arkadaşımızla karşılaştık : Ayhan Abi. En sevdiğim kadın doğum uzmanı.

Bir kahve dükkanına uğradık ben sıcak çikolata, Murat kahve ve Duru da çikolata aldı.Gazetelerimizi de aldık biraz dinlendik ve sonra Adana'ya
dönmek için yola çıktık.Çünkü akşama kayınpederim yemeğe gelecekti.

Eve dönerken fırına uğrayıp ekmek hamuru aldık.Eve geldiğimizde önce fırını yaktım sonra hamuru biraz zeytinyağı ile yoğurup tepsiye yaydım.Çok küçük doğranmış etleri pişirdim, soğan, ve önceden hazırladığım domates biber konservesini de ekledim.İyice suyunu çektirdiğim karışımı soğuması için kenara bıraktım.Bir yeşil mercimekli, erişteli çorba yaptım sonra dolaptan zeytinyağlı pırasa çıkardım ve sofrayı kurdum.

Kayınpeder kapıyı çaldığında kuşbaşılı karışımı ekmek hamurunun üzerine döküp ısınmış fırına verdim.Biz çorbaları içerken pide pişti ve cidden harika olmuştu.

Şu an Gönül İşleri izliyoruz ve ben yazımı yazıyorum.Murat ve babası bilgisayarda araba arıyorlar, Duru da bebeğiyle oynuyor.


13 Ocak 2015 Salı

Acem pilavı





Acem pilavı ailemizin en kıymetli tariflerindendir.Yıllarca İran'da yaşayan bir tanıdığımızdan öğrenilen bu pilava 11 dk pilavı da deriz.

Özelliği düdüklü tencerede pişmesi.Tarife bire bir uyarsanız muhteşem bir lezzet elde edeceğinizi garanti ediyorum.

Malzemeler:

İri bir soğan

Orta boy 2 havuç

2-3 yemek kaşığı domates salçası

1 su bardağı pirinç

250-300 gr kadar et

Tuz, karabiber

Öncelikle etleri haşlıyoruz.Etin suyunu da pirinç ölçüsü kadar ayırıyoruz.1 bardak pirinç yapacaksanız 1 bardak et suyu yani.

Soğanı ve havucu doğrayıp zeytinyağında kavuruyoruz.Biraz da domates salçası ekliyoruz.Benim pilavlarım anneminkinden daha koyu renkli oluyor.Salçayı daha fazla koyuyorum çünkü.

Salçanın kokusu çıkana kadar kavurduğumuz malzemelerimizin üzerine önceden haşladığımız eti de karıştırıyoruz bir iki dakika kavurduktan sonra 1 ölçü et suyumuzu ekliyoruz.Su kaynamaya başlayınca önceden yıkayıp ,sıcak suda beklettiğimiz pirincimizi süzüp kaynayan suya ekliyoruz.

Karabiber (karabiber çok yakışıyor!) ve tuz ekliyoruz.

Düdüklünüzün buhar çıkışı açık olacak.Buhar çıkışı ayarlı düdüklüyü kapatıyoruz ve düdük öttükten/kırmızı düğme kalktıktan sonra altını kısıyoruz ve tam 11 dk pişmesini bekliyoruz.11 dk sonunda ocaktan alıp ıslak bir bezin üzerine koyduğumuz düdüklümüzdeki pilavınız tane tane ve çok lezzetli.

İçinde hem sebze, hem et hem de pilav var.Misafir sofralarının baştacı :P, çocuklarınızın bayılacağı bir yemek.Bizim evde pirinç pilavı çok uzun süredir sadece bu haliyle pişiyor.

Yapıp, beğenip bana yorum yazarsanız çok mutlu olurum.





7 Ocak 2015 Çarşamba

Aşure




Anneanemin sütlacı yazısının gördüğü ilgi üzerine annemin aşuresinin tarifini de vereyim istedim.Hem bu blog kızım için yazılıyor madem aile tariflerimizin burada olması neredeyse bir mecburiyet , öyle değil mi?

Aşure malzemeleri:

Nohut: 1 ölçü

Kurufasulye :1 ölçü

Buğday: 1 ölçü

Kayısı, kuruüzüm, kuruincir: Toplam 1 ölçü

1 bardak süt

Şeker

Aşurenin makbulü rengi açık olandır, malum.Süt işte bu noktada devreye giriyor:)

Nohutu, kurufasulyeyi bir gece önceden suda bekletiyoruz.Buğdayı tencereye koyuyoruz iki parmak geçecek kadar su ekliyoruz, bir taşım kaynatıyoruz ve buğdayı bu sıcak suyun içinde bir gece bekletiyoruz.

Ertesi gün ayrı kaplarda haşlanmış nohut, kurufasulye ve buğdayı aynı kaba alıyoruz, üzerine bir ölçü olarak hazırladığımız kuru üzüm ve küçük doğranmış kuru kayısıyı ekliyoruz.Kuru inciri ise önce bir iki taşım kaynatıp suyunu süzdükten sonra ekliyoruz çünkü kuru incir rengi karartan bir şey.
{Kuru incir ve kuru kayısıyı oldukça küçük doğrayın çünkü şişip kocaman oluyorlar.}

Annem kendi aşuresine bu kuru inciri koymaz mesela ama benim aşuremin vazgeçilmezi kuru incir.Ve en komiği ben aşurenin içindeki kuru meyveleri sevmediğim için yemiyorum:) Murat ve Duru da yemiyor.Ama bu meyveleri koymadan yapılınca aşure güzel olmuyor biz de aşureyi olduğu gibi yapıp meyveleri ayıklayıp yiyoruz:)

Yaklaşık 1,5 saat üzerine üzerini üç parmak geçecek kadar su koyduğumuz bu malzemeleri kaynatıyoruz.Sonra ocaktan almadan onbeş dakika falan önce şeker ekliyoruz ama tadı böyle şerbet gibi olacak.Çok şekerli gelmeli ağzınıza çünkü soğuyunca tadı azalıyor.Tam kıvamında şeker koyarsanız soğuyunca aşureniz tatsız olur.Ve ocaktan almaya yakın içine bir bardak süt ekliyoruz ki aşuremiz beyaz olsun.

Ölçü olarak orta boy bir bardak kullanıyorum ben.Kocaman kaseler kullanırsanız bir orduya yetecek kadar aşureniz olur.

Bu yazıyı yayınlarken ben muhtemelen Ankara'dayımdır.Yaşasın!

24 Aralık 2014 Çarşamba

Anneannemin sütlacı


Biz gizli tarifleri olan bir aile değiliz.Özel tariflerimiz var elbette ama bu tarifleri soran herkese anlatırız.Tarif sorduğunda vermeyen, eksik veren, püf noktasını anlatmayan insanları da hiç sevmem.

Annemin bir arkadaşı vardı , çok becerikli bir hanımdı.Ne yapsa parmaklarınızı yersiniz o derece.Ama bir kusuru vardı, asla düzgün tarif vermezdi.

Bir gün anneme yaptığı bir tatlının tarifini vermiş.Annem yapmış yapmış bir türlü aynısı olmuyor.Bin kere sormuş bin kere denemiş yok olmuyor.Benim fırınımda sorun var herhalde demiş.Bir gün yine bu tarif konusu açılmış annem yapamadığını anlatmış falan.Tam evden ayrılırken arkadaşı annemin kulağına eğilip "tarifte bir bardak süt kullanacaksın" demiş.Annem eve gelip daha önce yazıp verdiği tarife bir bakmış ki bir litre süt yazıyor:) Bir bardakla yapınca tarif tam olmuş.Çöp olan bir sürü malzeme ve emek yüzünden annem hala bu olayı sinir içinde anlatır.

Bu girizgahtan da anlayabileceğiniz gibi ben size doğru bir tarif vereceğim.Tam anlamıyla yaparsanız harika bir sütlaç olur ve her yediğinizde aklınıza ben gelirim.

Malzemeler:

1 litre süt
1 çay bardağı pirinç
3/4 su bardağı şeker

Kocaman çay bardakları ile değil orta boy bir çay bardağı ile ölçtüğümüz pirinci üzerini iki parmak geçecek kadar su ile haşlıyoruz.Pirinçler yumuşayınca yaklaşık bir parmak kadar su kalmış oluyor.Suyu süzmeden pirincin üzerine 1 lt sütü ekliyoruz ve orta ateşte 45 dk ile 1 saat arası pişiriyoruz.Sütün rengi sarı bir ton alıyor.Aslında ölçümüz 1 lt süte bir su bardağı şeker ama süt azalmış olduğu için 3/4 su bardağı şeker ekliyoruz.{Ben tam bir su bardağı ile de yaptım o da güzel oldu.}Bir on dakika da şekerle kaynatıyoruz.Ve sütlacımız hazır!

Sıcakken kaplara koyuyoruz iyice soğuyunca dolaba kaldırıyoruz.Ben Murat kokuya çok hassas olduğu için kapaklı kaplarda saklıyorum sütlacımı.

Sütün çok kaynaması sayesinde sütün şekeri de ortaya çıkıyor ve sütlaçta süt reçeli benzeri bir tat oluyor.Bakıcı teyzemiz sütlacı ilk yediği gün eve girdiğim anda ben daha kapıyı kapatamadan "o sütlacın içine ne koydun" diye sordu:)

Afiyet olsun!

20 Haziran 2014 Cuma

Sağlıklı abur cubur


Beslenme konusundaki hassasiyetimden daha önce bahsetmiştim.Çocuk büyüdükçe beslenmesine etraftaki gıcıklardan başka televizyonlardaki reklamlar, diğer çocukların yediklerini görmek gibi etkenlerde yön vermeye başladı.Bonibon yiyen çocuğun annesi kendisine şaşkın şaşkın bakan kızıma bonibon uzatarak insanlık için küçük , bizim için büyük bir adım attığının farkında değil. Ben onun bonibonu kızıma uzatmasına kızmıyorum, kendi -kızımdan bile küçük- çocuğuna almış olmasına kızıyorum:))

Neyse henüz cips yemedi, hazır dondurma yemedi diye avutuyorum kendimi:) Burası yazın bir tür cehennem olur , tüm çocuklar  buzlu bir şeyler yiyip durur. Bobibonla tanışması gibi bir durum yaşamamak için dondurucuya buzlu dondurma tarzı bir şeyler hazırladım.

Organik meyve suyu ve kakaolu pastörize günlük sütü dondurdum.Yoğurt-meyve karışımları da alternatifler arasında.

Okul beslenmesine evde hazırlanmış poğaçalar, börekler gönderilse,meyve,çerez konulsa keşke.Markette çocuğuna 'beslenmen için bir şeyler al' diyen anneler görüyorum.Çocuklar da çeşitli bisküviler, jelibonlar, hazır meyve suları arasından seçim yapıyor.

Anne olduğumdan beri öğrendiğim en önemli şey 'büyük konuşmamak gerektiği' ve kimsenin yaşam koşullarını da bilemem elbette şimdi kadının üç çocuğu varsa evde yardımcı olacak kimsesi yoksa vs beslenme de hazırlayamıyor olabilir.Ama ne yapalım ki ben de kendi çocuğum da dahil tüm çocukların "iyi" beslenmesini istiyorum.

Derin dondurucuya atılmış bir kaç poğaça, evde sarılmış börekler elbette hazır almaktan zor.Ama yapılamaz da değil sanki.Marketten yoğurt almamak, kendimiz mayalamak hiç değilse {en azından} daha ekonomik.Jelibon yerine çerez almaya yönlendirmek, hazır kek yerine bir muz almayı öğretmek imkansız mı?

Kızımlayken çantamda her zaman ceviz, fındık, kuru üzüm bulunur mesela.Evden çıkarken yanıma bir elma ya da muz alırım.Dolayısıyla kızım arada atıştırmak istediğinde çerez, meyve veriyorum.Ve hazır bisküvilerin tadıyla henüz çok haşır neşir olmadığı için doğal meyve şekeri kızıma yeterli geliyor.

En önemli sorunun hazır gıda üreticilerinin elindeki maddi imkanlar olduğunu düşünüyorum.Ev yoğurdunun reklamı yok ama hazır yoğurtların var.Ya da kimse ceviz reklamı yapmıyor ama jelibon reklamı var.

Hazır gıdalardaki tehlikelerin farkında değiliz."Bir bisküvi ne yapabilir ki, çocukken hepimiz yemedik mi" dememek lazım.

1.Hazır yiyeceklerin zararları

2.Marketlerdeki paketleri gıdaların içeriklerini gösteren etiketleri mutlaka okuyalım: En zararlı 10 katkı maddesi.

Bir kaç gün önce iş yerime bir arkadaşımın akrabasının kreş tanıtımı için geldiler.Kreş bir yaz okulu açmış, tanıtım için broşür hazırlamışlar.İlk olarak yemek listesine baktım.Tavuk döner, pizza, hamburgerden sonrasını okuyamadım:))) Ara öğünlerde de hazır kek ve meyve suyu var.

İş yerinde yaşıt çocuğu olan arkadaşlarımla konuştuğumda kimsenin yemek listesine bakmadığını duymak beni çok üzdü.Kızımı yarın kreşe gönderdiğimde yemek listesini sorsam saçma şeylere takan anne durumuna düşeceğim demek bu:)

Şimdi bu durumu düzeltmek için planım şu: Beslenme konusunda yüzlerce yazı yazacağım.Burayı okuyan annelerin yavaş yavaş benim gibi düşünmesini sağlayacağım.Sonra bu düşünce yayılacak yayılacak ve kızımı kreşe götürdüğümde kreş yönetimi daha ben sormadan "ara öğün olarak çerez veriyoruz, yoğurdu kendimiz mayalıyoruz, tavuklarımız organik" diyecek:)

Sinsiyim ve kararlıyım.Yandınız!

16 Haziran 2014 Pazartesi

Yeni takıntım: Küçük kekler!

Bazen bir tarife takıyorum (bkz Çikolatalı Fransız Keki) , bazen de mükemmel tarifi bulmak için bir şeye.Bu ara taktığım küçük kekler {muffin}. Mükemmel tarif arayışındayım.Yiyenlerin bayılacağı, kocamın hadi yapsana diyeceği o tarifin peşindeyim.Bunlar da denemelerin bir kısmının! fotoğrafları:)




Dün de arkadaşımın verdiği tarifle tencere keki yaptım.Küçük kekler olarak çok başarılı , kocam dört tane falan yedi, kayınvalidem tarifini istedi.Ama ben fırında pişen bir tarif peşinde olduğum için mükemmel tarif arayışında sırada bunu denemek var! Hadi bakalım.

13 Haziran 2014 Cuma

Misafir





Kızım doğduğundan beri evde misafir ağırlamaz olmuştum.Genelde arkadaşlarım da çalışan hanımlar ve dışarda buluşmayı herkes daha çok tercih ediyor.Ama son günlerde  misafir ağırlamaya "aş ermeye" başladım.Bu kadar yoğun bir istek!

Öncelikle pek bir bakımsız kalan salonumuza el attım.Genelde oturma odasında oturuyor olmamız sebebiyle salon pek göz önünde değil aradan geçen sürede salon kocamın da sayesinde bir çeşit ardiyeye dönüşüvermişti.Salondaki tüm ıvır zıvırları ayıkladım, bir kısmını attım , bir kısmını dolaplara kaldırdım.Çok ince bir temizlik yaptım.Düzenledim.

Şimdi sırada salondaki örtüleri değiştirmek var.Günlük örtüleri kaldırıp yerine dantellerimi efendime söyleyeyim Antep işi örtülerimi ya da Türk işi örtülerimi sereceğim.Annem yıllarca emek edip tüm bunları yaptırmış ben de zamane kadınlarından çok farklı olarak bu örtülere ba-yı-lı-yorum!

Sonrasında menü belirlemek vardı.Ben biraz eski kafalıyım misafire bin çeşit yapmayı sevmiyorum.Yıllar önce arkadaşlarım kızımı tebrik etmek için geldiklerinde dört beş çeşitle ağırlamıştım onları: İçli köfte, salata, kek,kurabiye, karnabahar salatası, kete gibi.. Sonrasında ben iş yerindeki arkadaşların yeni bebeklerini görmeye gittiğimde çok şaşırdım.En az onbeş yirmi çeşitle ağırlanıyorduk çünkü.

Yirmi çeşiti görünce insan bir mutlu oluyor tabi.Ama sonuçta kilo almamak için ya da patlamamak için :P hepsinden bir küçük parça yiyebiliyorsun sadece.Sonuçta ne yediğinin farkına bile varamıyorsun.Oysa çeşidi az tutarsan herkes doya doya yiyebiliyor.Bu son zamanlarda gittiğim bir arkadaşım iki çeşit tuzlu, üç çeşit tatlı yapmıştı en sevdiğim ve aklımda kalan menü de bu oldu:)

Yani ben menüme otuz çeşit tatlı, kırk çeşit tuzlu yapmayacağım.Ama yaptığım şeyler de değişik olsun istiyorum.Bu ikram işinin de bir modası var.Şimdilerde bir magnolia puding yapmayanı dövüyorlar mesela:) Bilindik lezzzetlerin farklı sunumları peşindeyim.

Menümde bir börek, bir sütlü tatlı, bir salata, öğlen ise bir bulgur işi, bir kek ya da kekli tatlı, bir kurabiye, bir zeytinyağlı olsun istiyorum.Gelen kişi sayısına ya da davetin saatine göre bu menü değişebilir de.Mesela akşam daveti ile öğlen yemek saatini de içeren bir davet daha farklı değerlendirilmeli.Birinde insanlar yemek yiyip gelmiş diğerinde ise yemek yememiş.

Börek çeşitleri: Avcı böreği, bu börek (sayfanın altına doğru inin), tavuklu börek  ve sodalı börek 

Tatlı,kek,kurabiye: Annemin sütlacı, magnolia puding , incirli tatlı , çikolatalı Fransız keki, bonibonlu kurabiye , palmiye kurabiye (ama tahin ve cevizli) , fındıklı kurabiye

Salatalar ve bulgur işi: Kısır, içli köfte (tabi ki hazır alınacak), mercimekli köfte, yeşil mercimekli salata , patlıcan salatası , patates salatası

Çoğu daha önce yaptığım lezzetler.Arada harika tarif diye sağdan soldan duyduklarımı da deniyorum.Dün mesela etimek tatlısı denedim.Etimekleri dizip üstüne şerbet dökmüyoruz etimkeleri rondoda çekip un yerine kullanıp bir kek pişiriyoruz üzerine şerbet döküyoruz.Etimek tatlım etimek püresi oldu:)) Şerbeti sıcak dökün derken kaynar dökün demek istemiyorlarmış öğrenmiş oldum:)))

Yukarıdaki fotoda daha önceki yazımda bahsettiğim denenecek muffinlerin denenmiş hali:) Çok çok beğenmedim ama en azından pişmişlerdi:))



14 Nisan 2014 Pazartesi

Waffle

Waffle, bizim ailecek bayıldığımız bir lezzet.Madodan waffle yemeden kalkmışlığımız yoktur.Bu yüzden Tchibo da waffle yapma makinasını gördüğümde hiç düşünmeden sipariş verdim.

Makinayı aldıktan sonraki ilk pazar günü de denedim.Makinanın kullanma klavuzundaki tarif beş yumurta içerdiği için başka bir tarif arayışına girdim.Bu tarifle pişirdiğim wafflelar harika bir pazar kahvaltısı oldu.Tatlı olarak değil krep mantığıyla tükettik.Tatlı olacağı, misafirlere ikram edileceği günleri iple çekiyorum:)

Ipadden tarif açılmış, malzemeler tarife göre karıştırılmış,makina yağlanmış:


Makinaya hamur koyduğumuz kaşığın boyutunu ayarlayana kadar eksik çıkan wafflelar oldu.Sonuçta yemek kaşığından büyük servis kaşığından küçük bir kaşık işimi halletti.


Sanat eseri:P




Yeni tarif ve denemelerde görüşmek üzere !

8 Nisan 2014 Salı

Çikolatalı Fransız Keki


Yıllar önce portakal ağacı sitesinin yazarı Hatice okurlarına en beğendikleri tarifi sormuştu yorumların çoğu Çikolatalı Fransız Keki diyordu.Bu kadar beğeniliyorsa denenmeli demiştim.

Bu keki o zamandan beri yaparım.Bizim evin favori keki.Kocama ne zaman kek yapacağım desem "Fransız keki yap o zaman" der:)Şimdi bu muhteşem keki kızımla bir akşam aktivitesi olarak da zaman zaman yapıyoruz.Bu kez blogda bulunsun diye kare kare fotoğrafladım.

Önce malzemeler:

Çikolata 80 grlık paketten iki tane tarifin orjinalinde ikisi de bitter ama ben birini sütlü olarak kullanıyorum, 150 gr tereyağı, 2/3 bardak fındık veya ceviz, 2/3bardak şeker, 2/3 bardan un, 1 paket vanilya, bir paket kabartma tozu ve dört yumurta.


Çikolatalar ve tereyağı bir kaba doğranır daha sonra benmari usulü eritilmek üzere bu kap su dolu bir tencereye konur.


Dört yumurta sarı ve beyaz olarak ikiye ayrılır.Beyazlar köpük köpük olana kadar çırpılır.Bu kısmı bizde Duru hallediyor.



Bu sırada çikolatalar ve tereyağı da erimiş oluyor.



İçine yumurta sarıları, şeker ve fındıkları ekliyoruz.


Karıştırıyoruz.Bu arada sağdan soldan kekinizi parmaklayanlar olabilir dikkatli olalım:)Un ,kabartma tozu ve şekerli vanilin de eklenip iyice karıştırılıyor.


Yumurta akı da en son ekleniyor.İyice karıştırılıyor.Görüntü bu:


Karışımı kalıba döküp fırınlıyoruz.Kabımızı da yardımcımıza dibini iyice sıyırsın diye veriyoruz.Mmmmm mmmm mmm sesleri eşliğinde kap temizleniyor:)



Ben kekleri soğuk fırına koyarım ve kontrol ederek pişiririm.Bu yüzden bir derece veremiyorum size. Ama 170 derecede yarım saat kadar diyebilirim sanırım.Bu da kekimizin fırından çıkmış hali:




Afiyet olsun !

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..