dondurma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dondurma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Haziran 2015 Pazartesi

Ev yapımı dondurma 2


Kocaman bir haftasonu yazısı hazırlarken size yeniden evde yaptığım dondurmadan bahsetmem gerektiğini farkettim..Çünkü haftasonu Defne şu zincir hamburgercilerin -dondurma demeye bin şahit- acayip şeylerinden yiyordu.Duru da onda görünce istedi o an alternatif bir şey bulamadığım için mecburen aldık.Neyse ki Duru bir kaşık aldı ve beğenmedim diyerek yemedi."Annemin dondurması bundan çok daha güzel" dedi ve sonrasında Defne ile dondurmam hakkında konuştular.Ayrılırken Defne benden dondurmanın tarifini mutlaka annesine göndermemi istedi.O kadar mutlu oldum ki:)

Haftada iki kez yapıyorum dondurmayı.Her gün bir tane bazı günler iki tane yiyor Duru.Bu cuma pazarda bebek erikler, bebek kayısılar bulduğum ve evde çilek kalmadığını farkettiğim için tarifi biraz değiştirdim.Bu haliyle de çok güzel oldu.

Kayısı, tatlı kırmızı erik, kiraz, muz, şekersiz çilek reçeli, bir tepeleme yemek kaşığı yarım çay bardağı süt ile rondodan çekilip kalıplara konuluyor:




Sonuç sağlıklı ama lezzetli bir şeyler yiyen ve hatta dışarıdaki zararlı alternatifleri reddeden  mutlu çocuklar:



9 Haziran 2015 Salı

Sağlıklı, ev yapımı, şekersiz dondurma


Yaz geldi!Yaz demek deniz demek, kum demek, güneş demek ve elbette dondurma demek! Hele de çocuksanız.Ben Duruya mümkün olan en doğal dondurmaları yedirmeye çalışıyorum.Hazır paketli dondurma olarak sadece Atatürk Orman Çiftliğinin dondurmasını yedi.Adana'da da boyasız, katkısız dondurma yapan yerleri tercih ediyoruz genelde.

Ama en doğal dondurmada bile şeker var.O yüzden hiç bir zaman kızım dondurma yediği için mutluluktan havalara uçmadım.Sonra portakal ağacı sitesinin tatlı yazarı Hatice yıllarca verdiği enfes tarifleri bir kenara atıp doğal beslenmeye yöneldi.Eskiden de sitesine bayılırdım ama şimdi o kadar bana hitap ediyor ki!

Pek çok tarifini çok beğendim ama bu tarifini kendimce uyarlayıp denedim.Ve sonuç mükemmel!

Size güvenle önerebilecek kadar lezzetli, çocuğunuza gönül rahatlığıyla yedirebileceğiniz kadar doğal ve hatta yesin diye ısrar edebileceğiniz kadar faydalı.



Benim dört kalıbım var.Bunun için bir muz, altı yedi çilek, 1 yemek kaşığı kakao, 1 tepeleme tatlı kaşığı bal ve yarım çay bardağı süt yeterli oluyor.Tümünü rondoya koyuyor ve bıztlıyoruz:


Bu sulu karışımı dondurma kalıplarına koyup dondurucuya atıyoruz.Donunca da çıkarıp afiyetle yiyoruz.Başka meyvelerle de denenebilir.Ben şeftali ile de yaptım ama en beğenilen tarif şimdilik bu oldu.Aklımda karpuzlu, kirazlı bir tad var, bakalım:)

Duru ne zaman çikolata istese dondurma yer misin diyorum.Bayılıyor bu öneriye:) Hatta bazen dondurma ister misin diye ben soruyorum;) Hem eğlenceli, kafa dengi bir anneyim hem de çocuğa zararlı bir şey yedirmiyorum ;P

8 Ekim 2014 Çarşamba

Çikolata


Arkadaşlarımızla birlikte bir alışveriş merkezine gitmiştik.Beraber yemek yedik, biraz alışveriş yaptık ve sonra onların kızı şu ünlü hamburger markalarının sattığı dondurmalardan istedi.

En zorlandığım şey başka çocuklarla birlikteyken kızımın beslenme düzenini korumak.Başka bir çocuk ıvır zıvır yerken "sen yeme" demek olmuyor.Hem diğer çocuğun annesini "düşüncesiz anne" gibi suçlamış oluyorsun,hem herkes sana "pimpirikli, abartılı anne" gibi bakıyor,hem kendi çocuğunu üzüyorsun ve sonuçta ortamın tadı kaçıyor.Ben bu durumlarda yemesini istemediğim şeyin yerine nispeten daha sağlıklı bir alternatif buluyorum.

Ne yapsam diye düşünürken gözüme çikolata şelalesi takıldı.Taze meyvelerin üzerine sıcak çikolata ekleniyor.Çikolatada da şeker var ama kakao da içerdiği için yemesinden en az rahatsız olduğum şekerli besin.Ve bonus olarak da ananas, kivi,muz ve çilek.

D. da çok zor bir çocuk değil.Ona asla yalan söylemeyeceğimi bildiği için burnumu kırıştırıp " bunu sevmezsin sen" dediğimde ikna oluyor.Sevmeyeceği şeyin yerine koca bir bardak çikolata önerince daha da mutlu hatta:)

Sonuçta beyaz kremşanti kıvamında tatsız o şeyle kıyaslandığında Duru'nun kaşıkladığı çikolata herkese daha çekici geliyor.Benim üzerime de bir "ıvır zıvırdan koruma operasyonunu" daha kazasız belasız atlatmanın rahatlığı çöküyor:)

O günden beri ara sıra yiyor bu koca kase meyveli çikolatadan.Her seferinde üstünü başını değiştirmem gerekiyor, ama olsun;)

Bu konuda daha önceki yazılarım için TIK, TIK

17 Ağustos 2014 Pazar

Telefon kamerasından tatil

Büyük makina harici çektiğim fotolardan kolaj yaptım.Pek güzel oldu:)

Bunlar yol hallerimiz.Cay icmek icin, gozleme yemek icin mola verip durduk:)


Bu pozlarimizi cok sevdim.54678 kere falan yayinladigim icin siz de anlamissinizdir zaten:)


Bu cay zehir gibiydi.Ben icemedim ama Duru icmeyi denedi:) Ne olmasa dortte bir oraninda Erzurumlu bir dadastir kendisi:)


Burasi Alacatida bir dondurmaci.Dondurmamizi oturup yedik burada yanimiza Pinar Dilseker oturdu:) Durunun ikinci dondurmasini karsilarken ki yuz ifadesi :)



Bu yaziyi Amsterdamdaki otel odamizdan yazdigim icin turk Alfabesinin harfleri maalesef mefta.Kusura bakmayin:)

7 Ağustos 2014 Perşembe

Çeşme, dondurma,çay

İlk akşam Alaçatı'ya gitmiştik, sonraki akşam otelde kalıp mini discoda takıldık.Üçüncü gün akşam rotamız Çeşme.

Alaçatıdaki hıncahınç kalabalıktan uzak, İzmir'in o güzel esintisini hissedebileceğiniz bir yer burası.Kulübün önünde poz veren küçük Çeşme yolcusu:



50 faktör güneş koruyucular, havuz kenarında elbise ile takılmalar, şapkalar ve tüm bu önlemlere rağmen sonuç; bir adet kara marsık.Deniz kenarında yanamayan gerçek beyazlara kılım.Annem mesela sadece kızarır:)


Bu da yavru marsık.Çok beyaz görünen ama annesi gibi kararıveren kızım.


Dondurmacı sırasında bir Murat :) Bu sefer ben yemedim, kilo mu aldım ne telaşı başlamıştı çünkü.



Favori dondurmacımız.Önünde her daim sıra var.


Baba kız dondrumacı güzelleri.Çeşme de ışıklar fotoğraf kalitesini çok bozuyor.Fotoğrafların hiç birini çok beğenmedim ama anıları belgelemek adına yazıya ekledim.


Kalp, kalp.


Geceyi deniz kenarında gezip, yorulunca oturup çay içerek noktaladık.Pek afilli çay bardaklarına rağmen içtiğim en berbat çaydı:)Çok azını içebildim kalanı Duru içmeye çalıştı.İki yudumda o da kesildi:)

4 Ağustos 2014 Pazartesi

Alaçatı


Alaçatı'ya bu bizim üçüncü gidişimiz.Pek bir numarası olmayan sokaklar, kalabalık gibi sebeplerden çok çok da bayılmıyoruz bu sebeple sadece bir gecemizi Alaçatı'ya ayırmaya karar verdik.O gece de hedefimizi "ünlü görmek" olarak belirledik.En az iki diyordu kocam:)


Duru kokuya çok hasaas bir kız.Biliyorsunuz. Burada da kokoreç kokusundan rahatsız olup burnunu tıkamış.Bunu anladığımda gülmekten ölecektim:)


Daracık sokaklara tezgahlar açılmış.Hediyelik eşyalar,biblolar, lavantalar, mısırlar, takılar satılıyor.






Biz de kendimize anne kız aynı bilezikten aldık.Duru bir balık olduğu için onun bileziği balıklı:) Alttaki dondurmalı fotoğrafında bileziği görülüyor.

Ve işte Alaçatı'ya gelme sebebimiz.Mavi dondurma ! {Benimkinde pembe de var }








Şimdi gelelim ünlü görme hikayemize :) Alaçatı'da dolaşırken hemen hemen herkes ünlü arayışında.O kadar çok insanın yüzüne ünlü mü acaba diye baktım ki anlatamam.Bir de biz kocamla bir iki senedir eskisi kadar dizi seyretmediğimiz için yeni ünlülere biraz uzağız.Görüp de kaçırdığımız ünlü olmuş da olabilir.

Neyse bakına bakına gezerken daracık yolun iki yanına sıkış pıkış sıralanmış masalarda oturan bir ünlü farkettim."İzzet Altınmeşe" diye bağırdım ve kocama gösterdim.Masadaki herkes bana baktı , kocam da yerlere yatıyordu.Çünkü adamcağız "Burhan Çaçan'mış" :)))) Herkeslerden özür dileyerek kaçtık! Koskoca Burhan Çaçan'dan burada da özür diliyorum.Tamamen benim heyecanlanmış olmam ve elbette salaklığım :))

İkinci gördüğümüz ünlü de Pınar Dilşeker'di.Yan masamıza oturup dondurma yedi.Kocam "herkes bu sene Bodrum'a gitmiş" diyip durdu:) Eda Taşpınar'ı bile göremedik sayın okur:))



22 Haziran 2014 Pazar

Yaz

Her zaman en sevdiğim mevsim "yaz" olmuştur.Okullar tatil, hava güneşli, günler uzun, dondurma yenebiliyor e daha ne olsun:) Geçen yazdan fotolara bakmak kışın bana gereken motivasyonu sağlıyor:) Bu sene de geçen sene kadar güzel geçsin , lütfen!

Çimenlere uzanabilmek bir harika dostum !


Dondurma denince aklıma İstanbuldaki İtalyan dondurması yapan yerler gelir hep.Neyse Adana'da da var artık.Kızımın favorisi değil ama ben ba-yı-lı-yorum!




Kaydıraktan kaymak da nedir? Önemli olan tersten çıkabilmek! Ayakların altına dikkat :)


Süpürge !



Deniz kızı :)






İstanbul Sade Kahve'de kahvaltı.Manzaranın güzelliğine bakın.Yine de İstanbul yaşamak istediğim bir yer değil.



Şu ikisinin tatlılığına, komikliğine bakar mısınız:)

20 Haziran 2014 Cuma

Sağlıklı abur cubur


Beslenme konusundaki hassasiyetimden daha önce bahsetmiştim.Çocuk büyüdükçe beslenmesine etraftaki gıcıklardan başka televizyonlardaki reklamlar, diğer çocukların yediklerini görmek gibi etkenlerde yön vermeye başladı.Bonibon yiyen çocuğun annesi kendisine şaşkın şaşkın bakan kızıma bonibon uzatarak insanlık için küçük , bizim için büyük bir adım attığının farkında değil. Ben onun bonibonu kızıma uzatmasına kızmıyorum, kendi -kızımdan bile küçük- çocuğuna almış olmasına kızıyorum:))

Neyse henüz cips yemedi, hazır dondurma yemedi diye avutuyorum kendimi:) Burası yazın bir tür cehennem olur , tüm çocuklar  buzlu bir şeyler yiyip durur. Bobibonla tanışması gibi bir durum yaşamamak için dondurucuya buzlu dondurma tarzı bir şeyler hazırladım.

Organik meyve suyu ve kakaolu pastörize günlük sütü dondurdum.Yoğurt-meyve karışımları da alternatifler arasında.

Okul beslenmesine evde hazırlanmış poğaçalar, börekler gönderilse,meyve,çerez konulsa keşke.Markette çocuğuna 'beslenmen için bir şeyler al' diyen anneler görüyorum.Çocuklar da çeşitli bisküviler, jelibonlar, hazır meyve suları arasından seçim yapıyor.

Anne olduğumdan beri öğrendiğim en önemli şey 'büyük konuşmamak gerektiği' ve kimsenin yaşam koşullarını da bilemem elbette şimdi kadının üç çocuğu varsa evde yardımcı olacak kimsesi yoksa vs beslenme de hazırlayamıyor olabilir.Ama ne yapalım ki ben de kendi çocuğum da dahil tüm çocukların "iyi" beslenmesini istiyorum.

Derin dondurucuya atılmış bir kaç poğaça, evde sarılmış börekler elbette hazır almaktan zor.Ama yapılamaz da değil sanki.Marketten yoğurt almamak, kendimiz mayalamak hiç değilse {en azından} daha ekonomik.Jelibon yerine çerez almaya yönlendirmek, hazır kek yerine bir muz almayı öğretmek imkansız mı?

Kızımlayken çantamda her zaman ceviz, fındık, kuru üzüm bulunur mesela.Evden çıkarken yanıma bir elma ya da muz alırım.Dolayısıyla kızım arada atıştırmak istediğinde çerez, meyve veriyorum.Ve hazır bisküvilerin tadıyla henüz çok haşır neşir olmadığı için doğal meyve şekeri kızıma yeterli geliyor.

En önemli sorunun hazır gıda üreticilerinin elindeki maddi imkanlar olduğunu düşünüyorum.Ev yoğurdunun reklamı yok ama hazır yoğurtların var.Ya da kimse ceviz reklamı yapmıyor ama jelibon reklamı var.

Hazır gıdalardaki tehlikelerin farkında değiliz."Bir bisküvi ne yapabilir ki, çocukken hepimiz yemedik mi" dememek lazım.

1.Hazır yiyeceklerin zararları

2.Marketlerdeki paketleri gıdaların içeriklerini gösteren etiketleri mutlaka okuyalım: En zararlı 10 katkı maddesi.

Bir kaç gün önce iş yerime bir arkadaşımın akrabasının kreş tanıtımı için geldiler.Kreş bir yaz okulu açmış, tanıtım için broşür hazırlamışlar.İlk olarak yemek listesine baktım.Tavuk döner, pizza, hamburgerden sonrasını okuyamadım:))) Ara öğünlerde de hazır kek ve meyve suyu var.

İş yerinde yaşıt çocuğu olan arkadaşlarımla konuştuğumda kimsenin yemek listesine bakmadığını duymak beni çok üzdü.Kızımı yarın kreşe gönderdiğimde yemek listesini sorsam saçma şeylere takan anne durumuna düşeceğim demek bu:)

Şimdi bu durumu düzeltmek için planım şu: Beslenme konusunda yüzlerce yazı yazacağım.Burayı okuyan annelerin yavaş yavaş benim gibi düşünmesini sağlayacağım.Sonra bu düşünce yayılacak yayılacak ve kızımı kreşe götürdüğümde kreş yönetimi daha ben sormadan "ara öğün olarak çerez veriyoruz, yoğurdu kendimiz mayalıyoruz, tavuklarımız organik" diyecek:)

Sinsiyim ve kararlıyım.Yandınız!

15 Haziran 2014 Pazar

Cumartesi : Park park gezmek ve bir süpriz.

Yaz haftasonlarının en sevdiğim tarafı balkonda kahvaltı yapabilmek.Cuma gününden kahvaltılıkları hazırladığım için sabah sadece omlet ve çay yapmakla uğraşıyorum.Ivır zıvırları da sağolsun kocam balkona taşıyor.Öyle çok süslü bir sofra değil ama açık havada yemek, sabahın köründe kalkmamış olmak gibi sebeplerle bana dünyadaki en şık sofra gibi geliyor:))

Bu cumartesi de yine balkondaydık:


Sonrasında hemen hazırlanıp çıktık.Genelde fotoğrafları ben çektiğim için kızımla çok az pozum var.Bu sebeple artık kocama fotoğrafımı çekmesini hatırlatıyorum, bunun için ortam hazırlıyorum.


Evin eksikleri için gittiğimiz alışveriş merkezinde moda günleri vardı.İşte bir kaç ünlü fotoğrafı:) Bu blogun bir paparazzi bloguna dönüşme ihtimali de yok görüldüğü üzere:))




Yapı market çıkışında benimkiler:



Ağzı yüzü bulaşık bir kız.Annesi çantasını arabada bıraktığı için yanında bir peçete bile yok.Sağolsun dondurmacıda da vermemişler.{Ağzını tişörtünün iç kısmına sildi.Hayran kaldım!}




Normalde bu tip ıvır zıvır dondurmalar yemiyoruz.Ama bugün Duru'nun ALTI günlük dondurma yememe cezasının son bulduğu gün olduğu için gördüğümüz ilk dondurmaya saldırdık:) Babasının gözlüğünü gözünden alıp duruyordu, alma dediğimiz halde ısrar etti bu sebeple cezalıydı.

Alışveriş merkezinin içindeki oyun parkına girdi babasıyla:







Yine bir anne-kız pozu:


Biz dinlenmek için Starbucks'da oturuken içerdeki parkda da oynadı.Çok şirin bir kaç arkadaş buldu.Bu da onlardan biri.Bu şirin kızla birbirlerine sarılıp durdular:)





Çıkışta gittiğimiz mantıcıda da bir park vardı elbette! Orada biraz kendi kendine oynadı sonra kardeşiyle gelen bir abla Duru'yu da dahil ettiği bir saklambaç oyunu oynattı.Mantıcıdaki herkes oyun oynayan çocukları seyrediyor, saklanma yerleri ile ilgili taktik veriyordu.Ama o kadar küçükler ki alenen görüldükleri yerlerde saklanıyorlardı:)





Ve işte bu da günün süprizi! Sizi yeni oğlumuzla tanıştıralım: Tombiş :)) Şimdiye kadar bir tavşan, beş ipek böceği besledik.Bir kuş benim için de, kocam içinde ,Duru için de ilk.Çok heyecanlıyız:)

Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..