7 Nisan 2014 Pazartesi
Tess Gerritsen
Çok sevdiğim yazarlardan biri ve son okuduğum iki kitabıyla yine karşınızdayım sayın okur.Çocuklu hayata dair en büyük korkum eskisi kadar kitap okuyamamaktı.Annem bebeğimin doğmasına yakın kitap okuyan bana gülmüş ve "bebekten sonra bakalım okuyabilecek misin?" demişti.Bebek doğduktan sonra ilk aylarda bulduğum her fırsatta uyudum ama mesela emzirirken kitap okuyabiliyordum.Benim hayatımda okumak vazgeçilmez ve bence insan hayatındaki vazgeçilmez için öyle ya da böyle zaman bulabiliyor.
Bazı çok becerikli annelere bakıyorum mesela bebekli ama etamin işliyor, bebekli ama kurabiye kursu veriyor o zaman işte bu kadın için de vazgeçilmez olan bu diyorum.
Tess ile tanışmamız onun ilk kitaplarına rastlar.Cerrah, çırak beni büyülemişti.Karakterleri, olay örgüsünü çok sevdim.Yazarın doktor olması da kitaplardaki bazı tıbbi olayların anlatımını etkiliyor, inandırıcılığını arttırıyor.Sonrasında da ne zaman bir kitabını görsem aldım.Tüm kitaplarını okuduğumu düşünüyorum.
Bu fotoğraftaki iki kitabı bu ay içinde peşpeşe okudum.Her ikisini de beğendim.
Kan gölü ; eşini kaybetmiş , çocuğu için küçük bir kasabaya taşınmış ancak burada da olagelen bir takım garip olaylarla ne yapacağını şaşırmış bir doktor ,bir anne hakkında.Sona kalan ise; aileleri sonrasında da koruyucu aileleri katledilmiş üç çocuk ve gizemli geçmişleri hakkında.
İlerde kızım da okusun isterim.Ama sadece isterim, yanıp tutuşmam. :) Kızım okusun diye yanıp tutuştuğum kitaplar var ve belki bir gün onlardan da bahsederim;)
5 Nisan 2014 Cumartesi
Haftasonu çiftlik gezisi
Geçen hafta arkadaşlarımızın çiftliğine gittik.Çok güzel bir gündü.Duru sevsin diye bir kuzu getirdiler peşinden de annesi geldi.Kendisi de bizden korkuyor olmasına rağmen yavrusuna bir şey olacak diye bir saniye bile ayrılmadı.O kadar duygulandık ki o yavrusunu bırakmayan anne haline, rica ettik kuzuyu gönderdik.Sonra da gidip sürünün önünde bir poz verdik.
Kuzulardan sonra ineklerin yanına gittik.Fotoğraflarda özellikle gökyüzüne dikkat edin sayın okur.Renk o kadar muhteşemdi ki.
Kocaman inekler bizden korkmadı tabi ama Duru onlardan korktu ve kucaktan inmek istemedi.Küçük danaların biberonla beslenmesi ise çok hoşuna gitti.Sonuçta eline verilen biberonla dana beslemesi ise bence günün bonusuydu.Kızım büyüyor ve beni çok şaşırtıyor.
4 Nisan 2014 Cuma
Küçük fotoğrafçı
3 yaşındaki kızım yaptığım herşeye bayılıyor ve hemen aynısını yapıyor.Beni eleştirip hiç beğenmeyeceği yaşlara gelene kadar bunun tadını çıkarmak lazım! :)
2 Nisan 2014 Çarşamba
Değil !
Dünya o kadar da kötü bir yer değil !
İş yerinde kimselere çaktırmadan ağlamak ne zormuş.
En çok etkileyen:
I’ve known you were gay since you were six. I’ve loved you since you were born.
İş yerinde kimselere çaktırmadan ağlamak ne zormuş.
En çok etkileyen:
I’ve known you were gay since you were six. I’ve loved you since you were born.
31 Mart 2014 Pazartesi
Hoşgeldin Doğa bebek !
Haftasonu liseden beri en yakın arkadaşlarımdan olan Neslihan'ın ikinci kızı Doğayı görmeye gittik.Onlar aslında Ankara'da oturuyorlar ancak Nes'in ailesi Adana'da olduğu benim ailem ise Ankara'da olduğu için sık sık görüşüyoruz.Onun büyük kızı Defne ile benim kızımın arasında bir yaş 2 gün var.Kızım normalde diğer çocuklarla ilgilenmemden pek hoşlanmaz ama Doğa bir istisna oldu.Duru Doğa'ya ba-yıl-dı.
Nasıl incitmeden seviyor,kuzum benim:
Doğa,Defne ve Duru.Defne ve Doğa teyzeleri Ebru Abla'nın kucağında benim şirinem de fotoya son anda girmiş gibi duruyor:)))
30 Mart 2014 Pazar
#oyver
Güzel ülkemizde birlikte yaşayacağımız nice güzel günler olsun diye oy verdik biz bugün.Tüm renkleriyle güzel , her şey birlikteyken güzel !
27 Mart 2014 Perşembe
Akşam aktivitesi olarak origami
İşten geldiğim bazı akşamlar canım hiç evden çıkmak istemiyor.Parka gidemeyeceğimizi söylemek yerine akşam bir aktivite yapacağımızı söylemek kızım açısından daha kabul edilebilir oluyor.Aktivite 1 ve aktivite 2 sonrası işte karşınızda aktivite 3:
Bu kez Tchibonun hazır origami setlerini kullanalım istedim:
25 Mart 2014 Salı
Saç meselesine son nokta.
24 Mart 2014 Pazartesi
Ruhi Mücerret
Çok sevdim ben bu kitabı.Elimde bir kalem bir sürü cümleyi not alayım istedim.Bu cümleyi unutmamalıyım dediğim bir sürü cümle oldu.Sonra bir baktım neredeyse tüm kitabı bir yerlere not almam gerekiyor:)
Kitapta olanlar çok olağandışı ve akıcı bir dille yazılmış.O kadar akıllıca yorumlar var ki ve yine o kadar güzel alıntılar yapılmış ki.
Kitabın tek eksiği sonunu beğenmemiş olmam.Ki bence eserin en önemli yeri sonudur.
Harika bir film olur, harika bir kitap olur uzun uzun karakter anlatılır, geçmişine inilir ,konu da güzeldir ama sonra ne olur sonu çırpıştırılıverilir.O kitap ya da film de benim için o an biter.Bu hayalkırıklığına uğramamak için kitapları almadan önce sonuna göz atarım:)
Ama bu kitap sonunu beğenmememe rağmen anlatımı ve alıntıları sebebiyle mutlaka okunmalı kategorisine girdi.
"100 yıllık plan yapabilirsin, fakat bir saniye sonrasını bilemezsin."
"Ölmek, yan gelip yatarak yapabileceğim kolay bir iş."
"Birinin karşısında fazla alttan alırsan, er geç ondan gıcık kaparsın."
"Zevk sahibi olmak , nelerin hoşumuza gittiğiyle alakalı değildir.Zevklerimizi araştırarak edinir, tarzımızı düşünerek oluştururuz."
"Zayıflamanın sırrı karnı içeri çekmektir.Zenginliğin sırrı , son 100'lüğü bahşiş olarak vermektir.Gençliğin sırrı ise yaşın hakkında yalan söylemektir."
"Bahse girerim, beni sevmekte zorlanmayacaksınız kıymetli okur.Zira ,sizden önce öleceğimi biliyorsunuz."
"Uzun yaşamanızı neye bağlıyorsunuz? Henüz ölmemiş olmama."
Daha bunlar gibi yüzlerce not alınası cümle, paragraf var.Mutlaka okumalısınız.Ben kendi kitabımı ilerde kızım da okusun diye saklıyorum;)
21 Mart 2014 Cuma
12 Mart 2014 Çarşamba
26 !
Dün tren bileti almak için gişeye gittim.Daha bir şey demeden gişe memuru bileti üzerine bir 25 kr koyarak bana uzattı.Oysa bilet 6 TL O 25 kuruşa anlam veremeyerek sordum:
-Bu ne?
-Para üstü.
-Bilet 6 TL değil mi?
Gözlerini kıstı, başını yana eğdi ve alaycı bir gülümsemeyle sordu:
-Sen 26 yaşından büyük müsün yani?
-33 yaşındayım.
Benim memur ağzı bir karış bakarken yandaki gişedeki memur da "abla sen ne yiyor ne içiyorsun?" diye bağırıyordu.
Buradan tüm gar gişe görevlilerine teşekkür ediyorum.Günümü güzelleştirdiniz! Bu hikayeyi iş yerinde yüz kişiye falan anlattım sanırım ama kesmedi buraya da koyayım dedim.
:)
9 Mart 2014 Pazar
Bir pazar günü:
Güne iş arkadaşlarımla yaptığım kahvaltıyla başladık.Bir sürü sevdiğim insanın ,bir sürü fotoğrafı var ama izin almadan paylaşmak istemedim.Fotoğraftakiler ise nazımın geçeceğini düşündüğüm kişiler.Bu blog bir gün bulunursa kendi fotolarını görünce bana çok kızmayacak insanlar yani.Biri zaten sevgili kocam diğeri de canım Cüneyt Abi ile sevgili İpek.
Günü güzel kılan sevgili Sezer'e ise en içten sevgilerimi- kendisi görmüyor olsa da- gönderiyorum.Kızımın tüm kahvaltı boyunca saçıyla oynamasına izin verdiği için, alıp parkta salladığı için, güleryüzü için, kızımızı elleriyle beslediği için vs vs vs...
Tost sonrası bol bol yürüdük.Yorulunca yol üstünde bir cafeye oturduk.Duru evde yapmasından pek hoşlanmadığım balon yapma oyuncağıyla oynadı bol bol.
Tekrar yollara düştük.
8 Mart 2014 Cumartesi
4 Mart 2014 Salı
Statik elektrik
Şimdi Duru cidden çok "tedbirli" bir çocuk.Bir şeyin ona zarar vereceğini düşünüyorsa mümkün değil yapmaz,yaklaşmaz.Bkz hayvanat bahçesi gezimiz:)
Bir gün bir park günü kaydıraktan kaydı, bana koştu, dokundu ve statik elektrikle çarpıldık.Ben güldüm ,O ise çok korktu.Bana bir süre dokunmadı ben ona dokunmaya çalışınca kaçtı filan.
Ona büyük bir insan gibi davranmaya çalışıyorum dolayısıyla da statik elektrikten bahsetim kısaca.Ne kadar anladı bilemeyiz elbette ama çarpılma hissinin kaydıraktan kaydığı için olduğunu anladığı kesin.O zamandan beri kayma lafı oldu mu biraz geri duruyor, "kaydıraktan kayarsam çarpılır mıyız?" diye endişeleniyor.
Aşağıdaki fotolar kızımızın kaydıraktan kaysam mı kaymasam mı kararsızlığı.Sonuçta kaydı mı sizce?
:)Elbette hayır! Merdivenlerden geri indi :)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..