Firdevs'in kızı doğmuş :) Yaşasın !
Kızı mı doğmuş?
Adı ne olacak acaba?
:) En eski okurum,artık sanki dostum, süper anne,becerikli insan Firdevs kızın hayırlı,uğurlu olsun:)
22 Haziran 2014 Pazar
Yaz
Her zaman en sevdiğim mevsim "yaz" olmuştur.Okullar tatil, hava güneşli, günler uzun, dondurma yenebiliyor e daha ne olsun:) Geçen yazdan fotolara bakmak kışın bana gereken motivasyonu sağlıyor:) Bu sene de geçen sene kadar güzel geçsin , lütfen!
Çimenlere uzanabilmek bir harika dostum !
Dondurma denince aklıma İstanbuldaki İtalyan dondurması yapan yerler gelir hep.Neyse Adana'da da var artık.Kızımın favorisi değil ama ben ba-yı-lı-yorum!
Kaydıraktan kaymak da nedir? Önemli olan tersten çıkabilmek! Ayakların altına dikkat :)
Süpürge !
Deniz kızı :)
İstanbul Sade Kahve'de kahvaltı.Manzaranın güzelliğine bakın.Yine de İstanbul yaşamak istediğim bir yer değil.
Şu ikisinin tatlılığına, komikliğine bakar mısınız:)
Çimenlere uzanabilmek bir harika dostum !
Dondurma denince aklıma İstanbuldaki İtalyan dondurması yapan yerler gelir hep.Neyse Adana'da da var artık.Kızımın favorisi değil ama ben ba-yı-lı-yorum!
Kaydıraktan kaymak da nedir? Önemli olan tersten çıkabilmek! Ayakların altına dikkat :)
Süpürge !
Deniz kızı :)
İstanbul Sade Kahve'de kahvaltı.Manzaranın güzelliğine bakın.Yine de İstanbul yaşamak istediğim bir yer değil.
Şu ikisinin tatlılığına, komikliğine bakar mısınız:)
20 Haziran 2014 Cuma
Sağlıklı abur cubur
Beslenme konusundaki hassasiyetimden daha önce bahsetmiştim.Çocuk büyüdükçe beslenmesine etraftaki gıcıklardan başka televizyonlardaki reklamlar, diğer çocukların yediklerini görmek gibi etkenlerde yön vermeye başladı.Bonibon yiyen çocuğun annesi kendisine şaşkın şaşkın bakan kızıma bonibon uzatarak insanlık için küçük , bizim için büyük bir adım attığının farkında değil. Ben onun bonibonu kızıma uzatmasına kızmıyorum, kendi -kızımdan bile küçük- çocuğuna almış olmasına kızıyorum:))
Neyse henüz cips yemedi, hazır dondurma yemedi diye avutuyorum kendimi:) Burası yazın bir tür cehennem olur , tüm çocuklar buzlu bir şeyler yiyip durur. Bobibonla tanışması gibi bir durum yaşamamak için dondurucuya buzlu dondurma tarzı bir şeyler hazırladım.
Organik meyve suyu ve kakaolu pastörize günlük sütü dondurdum.Yoğurt-meyve karışımları da alternatifler arasında.
Okul beslenmesine evde hazırlanmış poğaçalar, börekler gönderilse,meyve,çerez konulsa keşke.Markette çocuğuna 'beslenmen için bir şeyler al' diyen anneler görüyorum.Çocuklar da çeşitli bisküviler, jelibonlar, hazır meyve suları arasından seçim yapıyor.
Anne olduğumdan beri öğrendiğim en önemli şey 'büyük konuşmamak gerektiği' ve kimsenin yaşam koşullarını da bilemem elbette şimdi kadının üç çocuğu varsa evde yardımcı olacak kimsesi yoksa vs beslenme de hazırlayamıyor olabilir.Ama ne yapalım ki ben de kendi çocuğum da dahil tüm çocukların "iyi" beslenmesini istiyorum.
Derin dondurucuya atılmış bir kaç poğaça, evde sarılmış börekler elbette hazır almaktan zor.Ama yapılamaz da değil sanki.Marketten yoğurt almamak, kendimiz mayalamak hiç değilse {en azından} daha ekonomik.Jelibon yerine çerez almaya yönlendirmek, hazır kek yerine bir muz almayı öğretmek imkansız mı?
Kızımlayken çantamda her zaman ceviz, fındık, kuru üzüm bulunur mesela.Evden çıkarken yanıma bir elma ya da muz alırım.Dolayısıyla kızım arada atıştırmak istediğinde çerez, meyve veriyorum.Ve hazır bisküvilerin tadıyla henüz çok haşır neşir olmadığı için doğal meyve şekeri kızıma yeterli geliyor.
En önemli sorunun hazır gıda üreticilerinin elindeki maddi imkanlar olduğunu düşünüyorum.Ev yoğurdunun reklamı yok ama hazır yoğurtların var.Ya da kimse ceviz reklamı yapmıyor ama jelibon reklamı var.
Hazır gıdalardaki tehlikelerin farkında değiliz."Bir bisküvi ne yapabilir ki, çocukken hepimiz yemedik mi" dememek lazım.
1.Hazır yiyeceklerin zararları
2.Marketlerdeki paketleri gıdaların içeriklerini gösteren etiketleri mutlaka okuyalım: En zararlı 10 katkı maddesi.
Bir kaç gün önce iş yerime bir arkadaşımın akrabasının kreş tanıtımı için geldiler.Kreş bir yaz okulu açmış, tanıtım için broşür hazırlamışlar.İlk olarak yemek listesine baktım.Tavuk döner, pizza, hamburgerden sonrasını okuyamadım:))) Ara öğünlerde de hazır kek ve meyve suyu var.
İş yerinde yaşıt çocuğu olan arkadaşlarımla konuştuğumda kimsenin yemek listesine bakmadığını duymak beni çok üzdü.Kızımı yarın kreşe gönderdiğimde yemek listesini sorsam saçma şeylere takan anne durumuna düşeceğim demek bu:)
Şimdi bu durumu düzeltmek için planım şu: Beslenme konusunda yüzlerce yazı yazacağım.Burayı okuyan annelerin yavaş yavaş benim gibi düşünmesini sağlayacağım.Sonra bu düşünce yayılacak yayılacak ve kızımı kreşe götürdüğümde kreş yönetimi daha ben sormadan "ara öğün olarak çerez veriyoruz, yoğurdu kendimiz mayalıyoruz, tavuklarımız organik" diyecek:)
Sinsiyim ve kararlıyım.Yandınız!
19 Haziran 2014 Perşembe
Ve nihayet...
Bu cuma misafirlerim geliyor.Yuppi! Menüm şöyle:
1.Yeşil mercimekli kuskus salatası (Benzer)
2.El açması kıymalı börek (Duru'nun teyzesi yapacak)
3.Humus
4.Zeytinyağlı sarma (Hazır alıyorum)
5.Bonibon kurabiye
6.Annemin sütlacı
7.Gelen misafirlerden biri ben de bir çeşit tatlı yapacağım dedi:)
:) Bakalım neler olacak ? Aç gelin diyerek iddiamı da ortaya koydum :))
17 Haziran 2014 Salı
Bir pazar günü:
Ailece en sevdiğimiz öğün kahvaltı.Hafta içi eşim ve ben evde kahvaltı yapamıyoruz {uyumayı tercih ediyoruz}.Bu sebeplerle ailece yapılan kahvaltılar bizim için çok özel.
Bir pazar günü yaşadığımız yere çok yakın ekolojik tarım yapan bir çiftliğe kahvaltı yapmaya gittik.En sevdiğimiz öğünde yanımızda çok sevdiğimiz bir çift vardı.Genelde görüştüğümüz çiftler hep bizden büyüktür ilk kez yaşça çok küçük bir çiftle beraberdik.23 ve 26 da yaş mı sayın okur:)
Ancak her ikisini de çok olgun buldum ve çok sevdim.İnanılmaz akıllı ve içten çocuklar {ühü yaşlılık cümlesi bunlar}
Bu çiftliğin kendi yumurtasını, sütünü üretiyor olmasını, domatesini, salatalığını yetiştiriyor olmasını çok önemsiyorum.Burası bir emeklilik rüyasının gerçeğe dönüşmüş hali.Ve bizim için bir özelliği de sevgili tavşanımız "süpürge" nin burada yaşıyor olması.
Geçen yaz aldığımız dünya şirini Süpürge, Murat muhalefeti sebebiyle hayatını balkonda{30 m2} sürdürüyor,"kokuyor, eve çiş yapar" gibi mantıklı gerekçeler karşısında Süpürge eve giremiyordu.Kışa gireceğimiz zaman bu sorunu nasıl çözeceğimizi kara kara düşündük ve sonuçta kahvaltıya gittiğimiz bir gün Ekotepe deki tavşanları gördük.Süpürgeyi bir dahaki gidişimizde arkadaşlarının yanına bıraktık:) Bizden o gün su parası almadılar:)) Oysa biz üstüne para verecek kadar mutluyduk, tavşanımız emin ellerdeydi.
Bir kaç kez de ona bakmaya gittik.Her seferinde diğer tavşanlardan ayrılıyor, tellere ayağını dayayıp bize bakıyordu akıllı bıdığım.
Çok güzel, yemyeşil ve bakımlı bir çiftlik.

Meyve ağaçlarından istediğiniz kadar meyve yiyebiliyorsunuz.Dut ağacı da vardı:)Duru bol bol tavşan besledi.Tek sorun bu gittiğimizde Süpürge'yi görememek oldu.Nerede olduğunu soramadık.Başka bir tavşan kafesi daha vardır diye düşünüyoruz.
Ve elbette bir parkı var :
Bir pazar günü yaşadığımız yere çok yakın ekolojik tarım yapan bir çiftliğe kahvaltı yapmaya gittik.En sevdiğimiz öğünde yanımızda çok sevdiğimiz bir çift vardı.Genelde görüştüğümüz çiftler hep bizden büyüktür ilk kez yaşça çok küçük bir çiftle beraberdik.23 ve 26 da yaş mı sayın okur:)
Ancak her ikisini de çok olgun buldum ve çok sevdim.İnanılmaz akıllı ve içten çocuklar {ühü yaşlılık cümlesi bunlar}
Bu çiftliğin kendi yumurtasını, sütünü üretiyor olmasını, domatesini, salatalığını yetiştiriyor olmasını çok önemsiyorum.Burası bir emeklilik rüyasının gerçeğe dönüşmüş hali.Ve bizim için bir özelliği de sevgili tavşanımız "süpürge" nin burada yaşıyor olması.
Geçen yaz aldığımız dünya şirini Süpürge, Murat muhalefeti sebebiyle hayatını balkonda{30 m2} sürdürüyor,"kokuyor, eve çiş yapar" gibi mantıklı gerekçeler karşısında Süpürge eve giremiyordu.Kışa gireceğimiz zaman bu sorunu nasıl çözeceğimizi kara kara düşündük ve sonuçta kahvaltıya gittiğimiz bir gün Ekotepe deki tavşanları gördük.Süpürgeyi bir dahaki gidişimizde arkadaşlarının yanına bıraktık:) Bizden o gün su parası almadılar:)) Oysa biz üstüne para verecek kadar mutluyduk, tavşanımız emin ellerdeydi.
Bir kaç kez de ona bakmaya gittik.Her seferinde diğer tavşanlardan ayrılıyor, tellere ayağını dayayıp bize bakıyordu akıllı bıdığım.
16 Haziran 2014 Pazartesi
Yeni takıntım: Küçük kekler!
Bazen bir tarife takıyorum (bkz Çikolatalı Fransız Keki) , bazen de mükemmel tarifi bulmak için bir şeye.Bu ara taktığım küçük kekler {muffin}. Mükemmel tarif arayışındayım.Yiyenlerin bayılacağı, kocamın hadi yapsana diyeceği o tarifin peşindeyim.Bunlar da denemelerin bir kısmının! fotoğrafları:)
Dün de arkadaşımın verdiği tarifle tencere keki yaptım.Küçük kekler olarak çok başarılı , kocam dört tane falan yedi, kayınvalidem tarifini istedi.Ama ben fırında pişen bir tarif peşinde olduğum için mükemmel tarif arayışında sırada bunu denemek var! Hadi bakalım.
Dün de arkadaşımın verdiği tarifle tencere keki yaptım.Küçük kekler olarak çok başarılı , kocam dört tane falan yedi, kayınvalidem tarifini istedi.Ama ben fırında pişen bir tarif peşinde olduğum için mükemmel tarif arayışında sırada bunu denemek var! Hadi bakalım.
Detaylar
Kızımın odasını çok seviyorum.Mobilyasını o gelmeden annemle seçmiş olmanın dolayısıyla bana annemi ve hamileliğimi hatırlatıyor olmasının etkisi mi, odanın evin en ışıklı odası olmasından mı bilmiyorum ama o odaya girmek bile bana mutluluk veriyor.
Odanın en sevdiğim detayları da bunlar.Bulut yastık:
Çok sevdiğim ve yakın arkadaşlarımın Duru doğunca bize hediye ettikleri şu an 15 yaşında olan biricik oğulları Deniz'in eski tahta atı:
Özellikle tahta atı kızım büyüse bile oturma odası dekorasyonunda mutlaka kullanırım gibi geliyor.Günün birinde başka bir çocuğa devredilecektir muhtemelen ama o zamana kadar benim;)
15 Haziran 2014 Pazar
Cumartesi : Park park gezmek ve bir süpriz.
Yaz haftasonlarının en sevdiğim tarafı balkonda kahvaltı yapabilmek.Cuma gününden kahvaltılıkları hazırladığım için sabah sadece omlet ve çay yapmakla uğraşıyorum.Ivır zıvırları da sağolsun kocam balkona taşıyor.Öyle çok süslü bir sofra değil ama açık havada yemek, sabahın köründe kalkmamış olmak gibi sebeplerle bana dünyadaki en şık sofra gibi geliyor:))
Bu cumartesi de yine balkondaydık:
Sonrasında hemen hazırlanıp çıktık.Genelde fotoğrafları ben çektiğim için kızımla çok az pozum var.Bu sebeple artık kocama fotoğrafımı çekmesini hatırlatıyorum, bunun için ortam hazırlıyorum.
Evin eksikleri için gittiğimiz alışveriş merkezinde moda günleri vardı.İşte bir kaç ünlü fotoğrafı:) Bu blogun bir paparazzi bloguna dönüşme ihtimali de yok görüldüğü üzere:))
Yapı market çıkışında benimkiler:
Ağzı yüzü bulaşık bir kız.Annesi çantasını arabada bıraktığı için yanında bir peçete bile yok.Sağolsun dondurmacıda da vermemişler.{Ağzını tişörtünün iç kısmına sildi.Hayran kaldım!}
Normalde bu tip ıvır zıvır dondurmalar yemiyoruz.Ama bugün Duru'nun ALTI günlük dondurma yememe cezasının son bulduğu gün olduğu için gördüğümüz ilk dondurmaya saldırdık:) Babasının gözlüğünü gözünden alıp duruyordu, alma dediğimiz halde ısrar etti bu sebeple cezalıydı.
Alışveriş merkezinin içindeki oyun parkına girdi babasıyla:
Yine bir anne-kız pozu:
Biz dinlenmek için Starbucks'da oturuken içerdeki parkda da oynadı.Çok şirin bir kaç arkadaş buldu.Bu da onlardan biri.Bu şirin kızla birbirlerine sarılıp durdular:)
Çıkışta gittiğimiz mantıcıda da bir park vardı elbette! Orada biraz kendi kendine oynadı sonra kardeşiyle gelen bir abla Duru'yu da dahil ettiği bir saklambaç oyunu oynattı.Mantıcıdaki herkes oyun oynayan çocukları seyrediyor, saklanma yerleri ile ilgili taktik veriyordu.Ama o kadar küçükler ki alenen görüldükleri yerlerde saklanıyorlardı:)
Ve işte bu da günün süprizi! Sizi yeni oğlumuzla tanıştıralım: Tombiş :)) Şimdiye kadar bir tavşan, beş ipek böceği besledik.Bir kuş benim için de, kocam içinde ,Duru için de ilk.Çok heyecanlıyız:)
Bu cumartesi de yine balkondaydık:
Sonrasında hemen hazırlanıp çıktık.Genelde fotoğrafları ben çektiğim için kızımla çok az pozum var.Bu sebeple artık kocama fotoğrafımı çekmesini hatırlatıyorum, bunun için ortam hazırlıyorum.
Evin eksikleri için gittiğimiz alışveriş merkezinde moda günleri vardı.İşte bir kaç ünlü fotoğrafı:) Bu blogun bir paparazzi bloguna dönüşme ihtimali de yok görüldüğü üzere:))
Yapı market çıkışında benimkiler:
Ağzı yüzü bulaşık bir kız.Annesi çantasını arabada bıraktığı için yanında bir peçete bile yok.Sağolsun dondurmacıda da vermemişler.{Ağzını tişörtünün iç kısmına sildi.Hayran kaldım!}
Normalde bu tip ıvır zıvır dondurmalar yemiyoruz.Ama bugün Duru'nun ALTI günlük dondurma yememe cezasının son bulduğu gün olduğu için gördüğümüz ilk dondurmaya saldırdık:) Babasının gözlüğünü gözünden alıp duruyordu, alma dediğimiz halde ısrar etti bu sebeple cezalıydı.
Alışveriş merkezinin içindeki oyun parkına girdi babasıyla:
Yine bir anne-kız pozu:
Biz dinlenmek için Starbucks'da oturuken içerdeki parkda da oynadı.Çok şirin bir kaç arkadaş buldu.Bu da onlardan biri.Bu şirin kızla birbirlerine sarılıp durdular:)
Çıkışta gittiğimiz mantıcıda da bir park vardı elbette! Orada biraz kendi kendine oynadı sonra kardeşiyle gelen bir abla Duru'yu da dahil ettiği bir saklambaç oyunu oynattı.Mantıcıdaki herkes oyun oynayan çocukları seyrediyor, saklanma yerleri ile ilgili taktik veriyordu.Ama o kadar küçükler ki alenen görüldükleri yerlerde saklanıyorlardı:)
Ve işte bu da günün süprizi! Sizi yeni oğlumuzla tanıştıralım: Tombiş :)) Şimdiye kadar bir tavşan, beş ipek böceği besledik.Bir kuş benim için de, kocam içinde ,Duru için de ilk.Çok heyecanlıyız:)
14 Haziran 2014 Cumartesi
Yiğit
Komşumuzun oğlu Yiğit'i çok seviyorum.Duru'yu sallarken parkta yan salıncağa oturan çocukları da salladığım için apartmanın favori teyzesiyim (abla diyorlar gerçi:P!) Genelde de sitenin en küçüklerinden olması sebebiyle Yiğit'i sallıyorum.
Geçen gün biz parktan eve dönerken Yiğit de bizle birlikte bizim apartmana girdi, asansöre bindi ve nihayetinde evimize de geldi.Tüm bu süreç boyunca huzursuz oldum aslında ama işte beş yaşındaki çocuğa da gelme diyemedim.Sadece "annen merak eder" dedim ama aldırmayınca üsteleyemedim.
Onlar Duru ile odasında oynarken ben bu spontan misafirin şaşkınlığı içindeydim.Yiğit'e muffin ikram ettim.Sonra kocam eve geldi ve bana çok kızdı.Annesi babası ne düşünürden girdi çocuğa zarar gelse ne derizden çıktı.Biliyorum ama ne yapayım dedim.Ben de apartman görevlisini aradım.Annesine haber verin çocuk bizde merak etmesin dedim.Beş dakika sonra zil çaldı abisi Yiğit'i alıp gitti.
Keşke dünya bu kadar kötü bir yer olmasaydı da çocuklarımız komşularımızın evine güvenle girip çıkabilseydi, evimde ağırladığım küçük misafirle ilgili tek derdim başka ne ikram edebilirim olsaydı.
13 Haziran 2014 Cuma
Misafir
Kızım doğduğundan beri evde misafir ağırlamaz olmuştum.Genelde arkadaşlarım da çalışan hanımlar ve dışarda buluşmayı herkes daha çok tercih ediyor.Ama son günlerde misafir ağırlamaya "aş ermeye" başladım.Bu kadar yoğun bir istek!
Öncelikle pek bir bakımsız kalan salonumuza el attım.Genelde oturma odasında oturuyor olmamız sebebiyle salon pek göz önünde değil aradan geçen sürede salon kocamın da sayesinde bir çeşit ardiyeye dönüşüvermişti.Salondaki tüm ıvır zıvırları ayıkladım, bir kısmını attım , bir kısmını dolaplara kaldırdım.Çok ince bir temizlik yaptım.Düzenledim.
Şimdi sırada salondaki örtüleri değiştirmek var.Günlük örtüleri kaldırıp yerine dantellerimi efendime söyleyeyim Antep işi örtülerimi ya da Türk işi örtülerimi sereceğim.Annem yıllarca emek edip tüm bunları yaptırmış ben de zamane kadınlarından çok farklı olarak bu örtülere ba-yı-lı-yorum!
Sonrasında menü belirlemek vardı.Ben biraz eski kafalıyım misafire bin çeşit yapmayı sevmiyorum.Yıllar önce arkadaşlarım kızımı tebrik etmek için geldiklerinde dört beş çeşitle ağırlamıştım onları: İçli köfte, salata, kek,kurabiye, karnabahar salatası, kete gibi.. Sonrasında ben iş yerindeki arkadaşların yeni bebeklerini görmeye gittiğimde çok şaşırdım.En az onbeş yirmi çeşitle ağırlanıyorduk çünkü.
Yirmi çeşiti görünce insan bir mutlu oluyor tabi.Ama sonuçta kilo almamak için ya da patlamamak için :P hepsinden bir küçük parça yiyebiliyorsun sadece.Sonuçta ne yediğinin farkına bile varamıyorsun.Oysa çeşidi az tutarsan herkes doya doya yiyebiliyor.Bu son zamanlarda gittiğim bir arkadaşım iki çeşit tuzlu, üç çeşit tatlı yapmıştı en sevdiğim ve aklımda kalan menü de bu oldu:)
Yani ben menüme otuz çeşit tatlı, kırk çeşit tuzlu yapmayacağım.Ama yaptığım şeyler de değişik olsun istiyorum.Bu ikram işinin de bir modası var.Şimdilerde bir magnolia puding yapmayanı dövüyorlar mesela:) Bilindik lezzzetlerin farklı sunumları peşindeyim.
Menümde bir börek, bir sütlü tatlı, bir salata, öğlen ise bir bulgur işi, bir kek ya da kekli tatlı, bir kurabiye, bir zeytinyağlı olsun istiyorum.Gelen kişi sayısına ya da davetin saatine göre bu menü değişebilir de.Mesela akşam daveti ile öğlen yemek saatini de içeren bir davet daha farklı değerlendirilmeli.Birinde insanlar yemek yiyip gelmiş diğerinde ise yemek yememiş.
Börek çeşitleri: Avcı böreği, bu börek (sayfanın altına doğru inin), tavuklu börek ve sodalı börek
Tatlı,kek,kurabiye: Annemin sütlacı, magnolia puding , incirli tatlı , çikolatalı Fransız keki, bonibonlu kurabiye , palmiye kurabiye (ama tahin ve cevizli) , fındıklı kurabiye
Salatalar ve bulgur işi: Kısır, içli köfte (tabi ki hazır alınacak), mercimekli köfte, yeşil mercimekli salata , patlıcan salatası , patates salatası
Çoğu daha önce yaptığım lezzetler.Arada harika tarif diye sağdan soldan duyduklarımı da deniyorum.Dün mesela etimek tatlısı denedim.Etimekleri dizip üstüne şerbet dökmüyoruz etimkeleri rondoda çekip un yerine kullanıp bir kek pişiriyoruz üzerine şerbet döküyoruz.Etimek tatlım etimek püresi oldu:)) Şerbeti sıcak dökün derken kaynar dökün demek istemiyorlarmış öğrenmiş oldum:)))
Yukarıdaki fotoda daha önceki yazımda bahsettiğim denenecek muffinlerin denenmiş hali:) Çok çok beğenmedim ama en azından pişmişlerdi:))
6 Haziran 2014 Cuma
Son dönem kitapları
Son dönemde okuduğum kitapları beğeni sırama göre fotoğrafladım.En çok en üstteki kitabı sevdim:)
Şahane Gelin: Bir blogda bahsedilmesi üzerine çok meraklanıp internetten sipariş etmiştim.Hemen okudum ve çok şaşırdım.Yabancı versiyonlardaki gibi zengin erkek, zorlanmış bir birliktelik sonrasında aralarında gelişen aşk. Sonuçta emek harcanmış bir eser, takdir ediyorum ama bazı diyaloglar o kadar anlamsız ve mantığın ötesindeydi ki 'yok artık' dedim.
Yeni Başlangıçlar Mevsimi: Yazarın diğer kitaplarından çok da farklı olmayan, neşeli ,sonu güzel biten bir kitap.Karakterlerin bile çoğu aynı.Siz de benim gibi kitap karakterlerine çok bağlanıp kitap bittikten sonra "neler yapıyorlardır" diye merak eden bir deliyseniz bu yazar tam size göre:)
Gölgesizlerin Tutkulu Dansı: Yazarın diğer kitaplarından çok farklı.Kapağına bakmadan okusaydım kesinlikle bir Tess Gerritsen kitabı olduğunu anlamazdım.Zengin erkek, hırsız kız aşkı.Bayıldım!
Eski tarihlerde geçen bir hikaye.Her zamanki dedektifimiz Rizzoli yok ,cinayet yok.Diğer kitaplarından farklı olarak aşk teması ön planda.
Tanrı daima tebdil-i kıyafet gezer: Ne çok yerin altını çizmek istedim.Ne çok şey öğrendim.Çok güzel bir kitap.
Sürükleyici, anlamlı bir olay örgüsü olan, okuru meraklandıran, sürpriz bir sonla da taçlandıran bir kitap.Ama bence bu kitap bundan çok daha fazlası.
Kitaptaki karakter kalabalık bir fırında kendisine çok pişmiş ekmek verildiğinde bunu geri verip bana az pişmişinden verin diyemiyor.Ayıp olur, bekleyenleri sıkıntıya sokarım diye düşünüyor.Ben de öyle biriyimdir.
Kimseden yardım isteyemem , yapalım mı deseler bile "yok" derim. Bir başkasını rahatsız etme fikrini kendi isteklerimin önüne koyuyorum.
Kitapta beni "iyileştiren" şeyler buldum.Bu kitaptan sonra hayata daha farklı bakıyorum.Karakterimde iyi olarak gördüğüm bazı şeylerin bir eksiklik olabileceğini farkettim.
Tekrar okumayı istiyorum bu kez heyecan ve merakla sonuna ya da neler olacağına odaklanmadan sadece kitaptaki kahramanın geçirdiği değişimi incelemek istiyorum.Bu sefer tamamen kendimde bulduğum eksiklikleri düzeltme amacıyla okuyacağım.
Yeniden okumak için daha sakin zamanları bekliyorum, sadece kitaba odaklanabileceğim o zaman geldiğinde sadece bu kitaba dair bir yazı da yazacağım.
1 Haziran 2014 Pazar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..