18 Temmuz 2014 Cuma

Haftasonu !





Tam ruh halime uygun bir fotoğraf ! Neden? Çünküüüü bugün CUMA !

Her dört günde bir böyle yazılar okuyacaksak yandık diye düşünüyorsanız sizi sadece yaz haftasonları bu kadar coşkulu oluyorum diye rahatlatmak isterim :)

Kış da güzel elbette ve Adanada'da yaşarken kışı sık sık da özler insan - benden başka insanlar- ama ben yaz insanıyım. Güneş, deniz, kum ve ben.

Kışın işten çıkarken havanın kararmış olmasını sevmiyorum.Tüm hayatım iş yerinde geçiyormuş gibi geliyor.Oysa yazın eve gidiyorum,kızımla parka gidiyoruz , eve geliyoruz yemek yiyoruz, beraber oturuyoruz televizyon seyrediyoruz ya da balkona geçiyoruz bazen yemekten sonra da dışarı çıkıyoruz ve ancak bunlardan sonra yatma saatimiz geliyor.Bir hayatım olduğunu hissediyorum.

Bu hafta sevdiğim üç insanın sağlık sorunlarıyla ilgili endişe verici olabilecek haberler aldım.Çok endişelendik ama çok şükür hepsi düşündüğümüzden çok daha basit sorunlar çıktı.Size tavsiyem bir rahatsızlığınız varsa semptomları Google'a yazıp teşhis aratmayın.Ya da zaten bir teşhisiniz varsa internetteki yorumları okumayın.

Bu haftasonu bu kitabı okuyacağım.Klasiklerden olmasına rağmen şu  seriyi okuyana kadar varlığından habersizdim.{Meşhur üçlemeyi okumak mı Tess'i duymamış olmak mı daha utanç verici karar veremedim :P}

Amsterdam ile ilgili araştırmalarıma devam edeceğim.Bu konuda o kadar çok kaynak buldum ki.Çok mutluyum.Bir sürü yerden bir sürü yazı kopyaladım.Hepsini okuyup bize{çocuklu aile} uygun olacak bir rehber hazırlamak istiyorum.Beğenirsem kanaklarımı da belirterek burada yayınlamayı düşünüyorum.

Gidip gören insanların yönlendirmeleri  çok daha kişisel, ticari kaygılar gütmeyen bir bakış açısıyla oluyor.Beğenmediğini de pat diye yazıyor sonuçta bir yazar değil , kimseye karşı bir sorumluluğu yok.Bunu da çok seviyorum.En çok ekşi sözlük yazarlarının git dediği yerlere gitmişimdir mesela :P

Bu da haftasonu şirini:

 



Arkadaki canlı sizi korkutmasın garip bir tür değil sadece anlamadığım bir şekilde kumlara bulanmış bir insan :))

Herkese sağlıklı, eğlenceli bir haftasonu diliyorum !

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Öykücü ;)


Kızımın kitap okumayı sevmesini ÇOK istiyorum.Çünkü hayatta yalnız kalmayı çok da önemsememi , sıkılmak nedir bilmememi sağlayan ,en zor zamanlarda bile beni mutlu eden bir şey kitap okumak.Kızım da böyle hissederse çok sevinirim.

Beni bebekliğinden beri elimde kitapla gördü.Kitap okumayı sevmesi için bunun önemli olduğu söyleniyor.Sonuçta her hareketimi taklit ettiği düşünülürse mantıklı bir öneri.

Her gece mutlaka bir kaç sayfa bile olsa okurum, yatağımın başucunda bir sürü kitap var.Dışarı çıkarken çantamda mutlaka kitabım olur.Uzun araba yolculukları, birilerini beklerken masada, deniz kenarında gibi...Kocamın "burada kitap okuduğuna inanamıyorum" dediği zamanlar çoktur.Kısacık anları bile bir kaç sayfa okumak için değerlendirebilirim:)

Kızıma da bir sürü kitap aldım.Adana'da çocuk kitapları çok kısıtlı ama Ankara'dan valizimin içi kitap dolu döndüm hep.Kitap seçiminde Yasemin'in önerilerine kulak verdim.Kitapların bir şeyler öğretmesi şart değildi eğlenceli olmasına dikkat ettim.

Kitapları onun ulaşabileceği bir yere koydum.Her akşam mutlaka bir kitap okuduk.Bazı akşamları işten geldiğimde de okuduk.Zamanla ona kitap okumamı kızım istedi.Evden çıkarken O da çantasına bir kitap attı.

Uzun bir süreç bu.Tamam oldu diyebilmem için okumayı öğrenip kendi kitaplarını seçip okuması lazım.Ama bu halinden de memnunum.Ve hayatta en sevdiğim şeyi en sevdiğim kişiyle yapabildiğim için çok müteşekkirim.

15 Temmuz 2014 Salı

#selfie - özçekim




*Özçekim yaparken yüzümde oluşan bu saçma ifadeyi sevmiyorum.O kaşların hali nedir öyle!

*Din adına yapılan katliamlardan nefret ediyorum.Sadece müslümanlık değil kast ettiğim ortodoks çocukları taşlayan katoliklerden de nefret ediyorum mesela.Ama bu ara en revaçta olan güya islami örgütler.Oruç tutmadıkları için insanların kafasını kesmek nedir ya!! Çocukları çarmıha germişler filan.

*Bir şey anlatırken beni dinlemeyen insanları sevmiyorum.Aslında bir tek insan var bu şekilde davranan da işte yüzüm yukarda ayan beyanken kim olduğunu açıkça yazamıyorum:P

*Hiç bir şey bilmediği halde çok biliyormuş gibi görünmeyi başaran insanları sevmiyorum.O gereksiz özgüvenden çok rahatsız oluyorum hatta.


Bu haliyle yazı çok karamsar oldu:) Biraz da sevdiklerimden bahsedeyim de dengelenelim :)


* Tüm gün sıcaktan terleyip eve geldikten sonra bir duş alıp tazelenme hissini ve sonrasında tertemiz nevresimlerin arasına girip kitap okumayı çok seviyorum.

* Her şeye rağmen dürüst kalabilen insanları seviyorum.Sattıkları evle ilgili çıkan bir borcu kanunen zorunlu olmadıkları halde ahlaki açıdan kendilerini sorumlu hissederek ödeyen insanları seviyorum mesela.

* Yemekten sonra güzel demlenmiş çay içmeyi seviyorum.

*Kocaman arkadaş gruplarını seviyorum.

*Çektiğim fotoğrafın güzel çıkmasını seviyorum.


11 Temmuz 2014 Cuma

Cuma!


Cuma coşkusunu tam olarak hissedemiyorum çünkü kocam çok hasta sayın okur.Tonsillit olmuş üzerinize afiyet.Tam da işleri bitmişken, tam da biz çılgınca gezecekken, tam da arada kızı alıp beni evde tek başıma bırakabilecekken.Ühü.

Depo penisilinler, serumlar ile haftasonuna yetiştirmeye çalışıyoruz kendisini.Haydi inşallah!

Hastalığının ilerlemesinin sorumlusu olarak da beni görüyor ne yazık ki.Klimanın kumandası gece bende duruyor.Klimanın ayarlarını Duru gün içinde değiştirmiş sanırım , ben hiç ellemediğime göre öyle olmalı, gece boyu klima ona doğru hava üflemiş.Akşam "biraz uyusa iyileşir" gibiydi sabah felaketti.

Sinir içinde bekliyordu beni banyoda.Elinde bir fener boğazını ve beyaz beyaz görünen bademciklerini gösterdi.Tüh!

O gün şehirdışına gitmesi ve bir gece de kalması gerekmese yine neyse.Daha da tüh!Akşam güzel yemekler, erkenden uyumak falan kendine gelir gibi olmuştu biraz.Sabah ilk başta oldukça kötüydü ama serumdan sonra sesi daha iyi geliyordu {ve daha az sinirli}.

Haftasonu bir yerlere gidemezsek yurtdışı gezileriyle ilgili araştırma yapmak istiyorum.Amsterdam, Paris, Londra ve (Floransa,Roma,Venedik) en çok görmek istediğim yerler.Blog, ekşi sözlük ne bulursam toparlayıp buralarla ilgili çok ayrıntılı bir dosya hazırlayacağım.Hazırladığım dosyayı kaynakları da belirterek burada yayınlayabilirim belki.Daha önce İstanbul,Dubai ve Alaçatı için de benzer dosyalar hazırlamıştım çok işe yaradı.

Arta kalan zamanda biraz bir şeyler örmek istiyorum.Tığ işinde fena değilim ama eserlerim! hep yarım yarım.Yarım bir perde ucu, yarım kalmış bir masa örtüsü gibi.Hep de iddialı parçalar:) Şimdiki hedefim de Afgan Battaniyesi. Yine iddialıyım görüldüğü üzere :))

Burada da eğlenceli fikirler var.Battaniyeden önce bir saat ya da bardak altlığı mı yapsam diye düşündürttüler açıkçası ;)

Okunacak kitaplar, denenecek tarifler, gidilecek parklar bizi bekler.Herkese sağlıklı, mutlu, eğlenceli ve ailece geçirilecek bir haftasonu diliyorum.





9 Temmuz 2014 Çarşamba

Duru'dan 2






*Duru kokuya çok hassas bir kız.Pis bir koku duyduğunda çok rahatsız oluyor.Anne" ne kokuyor" diye panikle sorar burnunun kırıştıra kırıştıra.

Güzel bir koku da onu aynı şekilde etkiliyor tabi.Yemek sevdiği bir şeyse 'ne kokuyor' diye koşa koşa mutfağa gelir:)

İş yerine gittiğimde de en çok kokumu özlüyormuş."Anne ama kokunu nasıl alayım?" diye sorar ve ben işteyken pijamalarımı koklar hep:) Banyo yapacağım zaman gelir sarılır koklar "anne mis gibi kokuyorsun banyo yapmana gerek yok ki" der.

Yine bir gün ayaklarımı uzatmış yatıyorum.Duru da her zamanki gibi dibimde.Ayaklarıma baktı, kokladı filan.Kocam sordu :

-Kızım annenin ayağı ne kokuyor?

Cevap: Pis ayak kokuyor.

:))))


*"Ulan İstanbul" dizisinin bir bölümünde ekip altın bir klozeti çalmaya karar veriyorlar.Tuvalet çalınması fikri Duru'yu çok heyecanlandırıyor.Gözlerini kocaman kocaman açıp "bir daha kaka yapamayacaklar mı?" diye soruyor:))



8 Temmuz 2014 Salı

Ramazan'da en sevdiğim : iftar ;)






Kimse kusura bakmasın ama Adana'da oruç tutmak bir Erzurum'da oruç tutmaktan çok daha zor.Her ikisinde de oruç tutmuş biri olarak söylüyorum bunu.Yaz aylarında bir tür cehenneme dönüşen sevgili Adana'da yaşamak bile zorken bir de oruç tutmak!

Anneannem Erzurum'da yaşıyor bir haftalığına kuzenimin mezuniyeti için İstanbul'a gitti iftar saati aradığımda o kadar halsizmiş ki korkmuşlar ve yat sen demişler:))

Ben yine çok şükür klimalı ortamda çalışıyorum, dışarıyla pek alakam yok.Allah dışarda çalışmak zorunda kalanlara yardım etsin.

Normalde sahurda yemem, uykum o kadar kıymetlidir.Geçen sene de ilk gün sahursuz oruç tutup işe gittim.Akşam beni hastaneye kaldırdılar:)) Ölüyordum sayın okur.Bir baş ağrısı, bir halsizlik.

O zamandan beri sahura kalkıyorum.Gece 03:00de saati duyup kalkmak, yiyecek bir şeyler hazırlamak, çay sallamak filan çok zor geliyor.Annemle geçen yıllarımı özlüyorum.Canım istediğinde sahura kalkardım ve mutlaka salçalı makarna yerdim.Tek yaptığım aktivite yemek ve tabağımı bulaşık makinasına koymak olurdu:))

Bu kadar zor geçen Ramazan'ın yemekle kavuşması da bir o kadar güzel oluyor tabi.İftar vaktini dört gözle değil her bir hücremle bekliyorum:))

Fotoğraflar Ramazan'ın ilk gününden.Ailece gittiğimiz iftarın en güzel tarafı süzme yoğurdu labne diye Duru'ya yedirmem oldu.Ne kadar aç olsam da kendi yediklerimden çok kızımın yedikleri mutlu ediyor beni.

Bu da mutluluğun resmi{fotoğrafı} sayın okur {Abidin} :


Site bahçesinde fotoğraf çektirme gerginliği!


Gizli kapaklı blog yazmanın fotoğrafla uğraşmamak gibi bir güzelliği var.Açık blog yazmanın ise olmazsa olmazı fotoğraflar.Da işte yüz ifademizden de anlaşılabileceği gibi biz biraz geriliyoruz ;)

6 Temmuz 2014 Pazar

İftar daveti ve kötü bir haber



Cumartesi akşamı arkadaşlarımızla beraber iftar yaptık.Duru arkadaşlarıyla buluşacağı için bizden daha heyecanlıydı.İftar davetinin olduğu otele biraz erken gittik spor merkezinin üyeliğiyle ilgili bilgi almak istiyorduk.{Aldık, deli pahalı}O sırada cep telefonuma çok yakın bir arkadaşımın babasının vefat ettiği ile ilgili bir mesaj geldi.

Eczacı odasının en sık gelen mesajı ölüm mesajları.Filanın babası, falanın abisi, falanın kendisi öldü şeklindeki mesajlar genelde tanımadığım uzak insanlarla ilgili oluyor ve sadece "Allah rahmet eylesin" diyip üzülüyordum.Oysa tanıdığım , bildiğim birinin ölümünün mesajı şok ediciydi.

Diğer arkadaşlarımızın tadını kaçırmamak adına iftarımızı yaptık.Biraz oturup çay içtik, çocuklar oynadılar sonra arkadaşımı aradım telefona bir akrabası cevap verdi.Konuşamayacak kötüydü, elbette.Eve gitmemeye karar verdik.

Akşamı herşeye rağmen güzel hatırlıyorum.Çocuklar çok eğlendi, biz kadınlar bol bol sohbet ettik.Bir ara grubun en küçük çocuğunun annesi ile babası biraz oturup dinlensinler diye tüm çocukları toplayıp otelin bahçesinde gezmeye çıkardım.Elimi tutma kavgası dışında bir sorun çıkarmadılar.Arada küçük çocuğu olan anne babalara nefes aldırmak iyi oluyor.Bana yapıldığında çok minnet duyuyordum.Çocuğun yürümeye başladığı yaştan yaklaşık üç yaşına kadar felaket bir dönem var.Ne yediğinden bir şey anlıyorsun, ne konuştuğundan.Her an bir yerlere koşturuyor, dur kızım , aman kızım demekten helak oluyorsun.Birazcık çocuğu düşünmeden normal insanlar gibi sosyalleşebilmek insana yaşadığını hissettiriyor.

O gece eve geldiğimizde saat 23:30 olmuştu, hemen hazırlanıp yattık.Ama gece hiç uyuyamadım.Sağa dön sola dön baktım olacak gibi değil kalkıp kitap okumaya başladım.01:00- 03:00 arası kitap okudum bunun dışındaki saatlerde hep düşüncelerle boğuşuyordum.Neler yapacağım, cenaze evine ne yemek hazırlayayım, ne zaman göndereyim gibi sorularla saat 5:10 'a kadar yatakta dönüp durdum.Arkadaşım et yemez, genelde de lahmacun gönderilir acaba aç kalır mı , zeytinyağlı bir yemek yapsam mı,ev halkına da güveç mi yapsam, yoksa klasikten şaşmadan lahmacun mu yollasam diye düşüne düşüne sabah oldu.Ben yemek götürmesem aç kalacaklar sanki.Kızın kocaman bir ailesi, bir sürü arkadaşı var, anne babasının arkadaşları, komşuları ama ne yiyecekler derdi beni sabaha kadar düşündürttü.Delilik böyle bir şey işte sayın okur:)

Pazar günü haftalık market alışverişimizi yaptık, Duru'yu biraz gezdirdik sonra iş yerinden bir arkadaşımı da evinden alıp cenaze evine gittik.Duru babasıyla aşağıda bekledi."Sen gelme cenaze evine çocuklar gelmez" dediğimde çok ağladı."Kızım çok ağlıyorlardır" dediğimde "ağlasınlar bana ne ki?" diyerek beni güldürse de ikna etmeyi başaramadı.

Yarım saat oturup kalktık.Yarın öğlen ve Salı akşam da gitmeyi istiyorum , bakalım.Yarın akşam kayınvalidemleri iftara davet ettiğim için gidemeyeceğim.Bitirmeden iftar menümü de yazayım ; tarhana çorbası,kuru köfte, bulgur pilavı, çoban salata, yoğurtlu,havuçlu salata,patlıcan salatası ve sütlaç.

Bu aralar kızımla saçımızı aynı model yapma hevesindeyiz.Onun azıcık saçıyla biraz zor olsa da küçücük örgüler, minicik topuzlarla idare ediyoruz.Aşağıdaki fotoğrafda da topuzlarımıza dikkat ;)



4 Temmuz 2014 Cuma

Cuma!





Cuma günü her zaman muhteşemdir ama bu hafta ekstra ekstra muhteşem.Bu haftasonu eşimin çok uzun süredir uğraştığı projesi sona eriyor.Artık akşamları bir yerlere gidebilecek, yürüyüş yapabilecek ve haftasonları sınırsız gezebileceğiz.İnşallah elbette!

Her şey tozpembe değil tabi.Kötü bir haberim var ; yeni kuşumuz da öldü.Çok ağladık, özellikle Duru."Neden öldü, anne ben bakamıyorum sen al eline bak bakalım ölmüş mü?" demesi aklımdan çıkmıyor.Eve yeni kuş almamaya karar verdik.Kardeşimin de dediği gibi "biz kuş bakamıyoruz".Duru'nun da dediği gibi "ölünce çok üzülüyoruz".

Tavşan alacağız.En azından bir tavşanı öldürmeden bakabildiğimiz için umutluyuz.Duru "tavşan hiç ölmez di mi anne?" diyor ben de "ölmez kızım" diyorum.Allah dünyanın en uzun ömürlü tavşanını bize nasip eder inşallah:)

Bu video da haftasonu neşemiz olsun! Ben bizimkinden çok umutluyum , okuyan herkese de ailece geçirecekleri harika bir haftasonu tatili diliyorum;)




2 Temmuz 2014 Çarşamba

Duru'dan ..




Bir çocuğun büyümesini izlemek cidden çok keyifli.Kelimeleri söylemesi, cümle kurması ve sonrasında konuşmaya başlaması.Sonrasında kurduğu cümleler, tepkileri öyle şaşırtıcı ve komik oluyor ki!

Geçen gün arkadaşlarla konuşurken Duru şunu demişti dediklerinde "a öyle miydi?" dedim. Dayısı Duru küçükken yaşadığımız bir olayı hatırlattığında da çok şaşırdım.Asla unutmam zannettiğim anıları bile unutuyor olmak çok kötü.

Özellikle kızıma ait hiç bir anıyı unutmak istemiyorum. Bu sebeple bloga kaydetmeye karar verdim.Buraya kaydetmeden unuttuklarım bile olacağını bilmek canımı çok sıkıyor ama hiç yoktan iyidir.

*Ben saçımı boyamıyorum. Doğal yaşamaya çalıştığım için kına yakıyorum. Yine bir gün kınamı sürmeye hazırlanırken Duru "ben de bakayım anne" diye yanıma geldi. Biraz seyretti sonra ben odama gideceğim dedi.Kınamı sürmüş saçımı streç filmle kaplarken mutfaktan elinde buzdolabı poşetiyle çıkan Duru ile karşılaştım. Sonra gördüğümde babasının yanında yatıyordu.

Murat "kızın saçını neyle yıkadın çok güzel kokuyor " dedi. "Her zamanki gibi defne sabunuyla yıkadım "dedim.Sonra meraktan kafasını bir kolladım ki gerçekten de farklı, sentetik bir koku var!

Kızım kafana ne sürdün dediğimde cevap " kına" , peki kına olarak ne sürmüş " dudak parlatıcısı" :))). Gece gece bir kez daha banyo yaptırdım zira saçı resmen yağ içindeydi :))

*Kahvaltılık bir şeyler ve simit almak için cumartesi sabahı babasıyla  markete gittiler. Marketin içinde oyun parkı var , çocuğu bırakıyor ve alışveriş yapıyorsun. Alışveriş bitmiş ama Duru parktan çıkıp eve dönmek istemiyormuş.Beni aradılar.İkna etmek için:

- "Kızım bak kuşun da Duru Ablam nerede ?Hadi gelsin özledim diyor" dedim.

-"A öyle mi ne güzel.Kuş konuşmayı mı öğrendi anne?" demesin mi sıpa:)

-"Ehi ehi . Yok öğrenmedi tabi de ben ötüşünden bu anlamı çıkardım" dedim artık:))

* Markete Duru yine kardeşim dediği oyuncak bebeğiyle gitmişti.Oyun parkında bir abla var çok tatlı."Bebeğini bırakıp oyna daha rahat edersin" dediğinde kıza dönüp "kardeşim o benim bırakamam" demiş.

İki dakika sonra oyunun heyecanıyla kardeşini! yere attığında abla uyarmış:

- " Bak kardeşin yerde ağlar şimdi al istersen"

Bizimki hemen:

- "Oyuncak o, gerçek bebek değil"

:)

{Fotoğrafta masanın üzerine çıkmış sözlerini uydurduğu bir şarkı söylüyor ve o şarkı halen kulağımda olmasına rağmen sözleri unutmuş olmak çok üzücü }

28 Haziran 2014 Cumartesi

Park park gezmek


Geçen yazıda bahsettiğim her güne bir park projesinin ikinci parkı işte bu park.Kışın yanından geçerken dikkatimi çekmişti, çok renkli ve büyük bir alan.Diğer favori parkımızda geçen seneden beri sık sık gittiğimiz ancak blogda fotoğrafları olmayan kızımla benim "uzak park" olarak bahsettiğimiz bir park.Gelecek sefer orada da fotoğraf çekmek istiyorum çok daha yeşil ve güzel bir park çünkü.

Burası yan yana iki parktan oluşuyor ve çok renkli oyuncaklar var.Paten kayan ya da bisiklete binen çocuklar da vardı.Alttaki fotodaki Duru'yu görebildiniz mi:) Anne buradan kayarken düşebilirim gel diye sesleniyor:)) Bkz.


Artık tanıyorsunuz kucağındaki bebek "kardeşi".Evden çıkarken içerde unutmuşuz, geri dönmek zorunda kaldık:)Onunla kaydı, onunla sallandı, onu kaydırdı ve hatta salladı:)) Bir çocuk ona yaklaştığında hemen kardeşine sarılıp asla vermeyeceğini belli ediyor.Çocuğun alma niyeti yoksa bile Duru'nun tavrından etkilenip saldırıya geçiyor çoğu zaman.Küçük bir kız kardeşine vurdu diye ağladı da biraz:)

Kızım bir çocuk sana vurursa sen de ona vur diyorum.{Senden küçükse vurma ama}.Ağlarken "neden sen de vurmadın?" diye sordum.Anne bana vurmadı ki kardeşime vurdu dedi:)






Başka parklarda görüşmek üzere.Hoşçakalın :)

                                  
                                     

27 Haziran 2014 Cuma

Kuşsal meseleler

Bir kaç gün önce yeni kuşumuz pek keyifsiz geldi gözüme.Aldığımız ilk günden beri kakasının kıvamı da pek hoşuma gitmiyordu zaten.{Hiç kurumayan vıcık vıcık bir kaka} Ama yine de ötmeye başlamıştı, biraz alışmıştı filan.

Sonra teyzemizden o telefon geldi: "Kuş öldü!! Duru kuşu soruyor ne yapayım?" Ne yapalım hakikaten? Ben çocuk kuş sevsin, hayvan sevsin, sorumluluk alsın derken kuşun ölmesi pek beklenmedik olmuştu.

Duru'ya ölümden bahsettim elbette.Babaannen var mı diye sorduğunda "öldü" demiştim."Nerde yani?" diye sorduğunda da "Allah'ın yanında" dedim.Düğün resimlerinde kendini göremeyip :) "burada ben nerdeydim?" dediğinde de aynı cevabı vermiştim "Allah'ın yanında".

Daha önce de evde bir ipek böceği Duru üzerine bastığı için ölmüştü.Biliyor diye düşündüğümden kuş ölünce çok paniklemedim.Duru'ya öldüğünü söyleyin dedim.Ama teyzemiz "aşağı gömeriz" dediğinde dehşete düştüm.Hayır dedim Duru'nun göreceği şekilde törenle gömmek yok.Çünkü ölümden bahsederken "Sen ölecek misin?" sorusunu geçiştirdim ve toprağa gömülme kısmından bahsetmedim.

Kuşu kaybettiğimizi duyan bir arkadaşımız bize kuşunu verdi, o kuş da gözle görülür şekilde mantarlıydı ve biraz büyüktü diye yeni bir tane aldım.Duru'nun yavru kuşa alışması daha kolay olur sanki.Mantarlı kuşu apartman görevlisi tedavi ediyor sonrasında teyzemiz onu alacak çünkü bizde kaldığı iki gün içinde onu çok sevdi:)Sonuçta işte yeni kuşumuz:




Çok seviyoruz ve alıştık birbirimize.Umarım bu tatlı şeyle yıllarca beraber yaşarız!


25 Haziran 2014 Çarşamba

Havadan sudan



Bugün sanki Cuma gibi geliyor.O kadar mutluyum:P Yazı da biraz cuma yazısı, haftasonuna başlangıç yazısı gibi oldu zaten:)

Yazın işe gitmek de, yaşamak da, uyumak da daha zevkli.Ben güneşin,ışığın çocuğuyum kesinlikle.Güneş varsa tamam mutluyum:)

Kızım da tam bir güneş düşmanı."Anne güneş" diye sızlanıp duruyor.Ben o sırada "ah, evet güneş" diye yüzümü çevirmiş , gözlerimi kapatmış mutlulukla sırıtıyor oluyorum:)Adana'da yaşayıp da güneşi sevmemek ciddi bir şanssızlık tabi.Alışacak diye umuyorum:)

Haftada bir kaç gün öğlen spora gidiyorum bir kaç aydır.Zayıflamak için değil daha dik durmak, daha sıkı olmak için.Zayıflasam da süper olur tabi ama zayıflayamadığım için bunu bir hedef olarak tutmaktan vazgeçtim:) Reformer pilatesi herkese tavsiye ediyorum.Şu ara başka bir spor yapıyorum ama kalbim reformer da.

Duru'yu babası evden alacak,beni de spor çıkışı alıp emniyet müdürlüğüne götürecek.Yeşil pasaport başvurusu yapıyoruz sayın okur.Duru doğduğundan beri hiç yurtdışına çıkmadık.Artık biraz büyüdü, yemek düzeni var, yürüyebiliyor :P, eski kucakçılığı kalmadı diye bir hevesleniyoruz.Pasaportu almak büyük bir adım.Yuppi.

Dün akşam kızımla evimize nispeten uzak bir parka gittik.Bu yazın annelik projesi de bu: her akşam başka bir parka gitmek.Kıştan beri belirlediğim bir kaç park var, bakalım.Bu akşam giderken gerçek fotoğraf makinasını da yanıma almayı planlıyorum.Koşarken, oynarken, rengarenk parklarda çekilen ,mutlu fotoğraflara bayılıyorum çünkü.

Eşimin bu dönem evde çalışması gerektiği için bize katılamıyor.Oysa bir gün o bir gün ben götürsem ya da beraber gidebilsek çok daha zevkli ve kesinlikle daha az yorucu olacak.İş çıkışı üstümü bile çıkarmadan yollara düşüyoruz çoğu zaman.Parktan çıkıp eve gelmek de ayrı bir iş.Hadi kızım, ağlama kızım,yarın yine geleceğiz kızım, sen bir daha gelmek istemiyor musun da ağlıyorsun, sus kızım gibi diyaloglarla çıkıyoruz.Her gün gidiyoruz bir gün de ağlamadan çık şu parktan vicdansız! :)

Eve gelip yemek yiyoruz.Yemekleri kızımın teyzesi yapıyor , sağolsun.Ben işe başlamadan iki ay kadar önce bizle çalışmaya başladığı için iki ay beraber yemek yapma şansına eriştik.Benim yemeklerimi tıpkı benim gibi yapıyor, çok şükür.Hiç yabancılık çekmedik ama yemekler felaket olsaydı da bu yoğunlukta idare ederdik gibi geliyor:) Parktan o kadar yorgun geliyorum ki yemek ısıtmak, tabaklara koymak, tabakları kaldırmak, tencereleri yıkamak bile zorluyor beni.

Bu sene eve daima gelen eski okurların tanıdığı Ayşe Abla da çok hastalandı.Aylarca doktor doktor gezdi, dolaştı çare bulunamadı.Sonuçta hastalığı teşhis edildi, ameliyat oldu ve bir altı ay çalışmaması gerektiği söylendi.

Bu dönem eve başka birini çağırmadım bir kaç ay evin temizliğini kendim yaptım.Cam silmek, halı silmek konusunda ustalaştım:) Halılar o kadar rahatsız ediyordu ki beni bir dönem annem ne zaman arasa halı siliyor oluyordum.Akşam yatmadan bir halıyı silip yatmayı alışkanlık haline getirmiştim:) Ankara'ya gittiğimde annem ben gelmeden önce halı yıkama makinasıyla evdeki tüm halıları yıkamıştı.Kendi halılarını pis bulmamdan korkmuş:))

Ama yaz gelince , pencereler açılınca yetişemez oldum.Bir kaç değişik maceradan sonra şimdilik bir hanım geliyor, Ayşe Abla da daha iyiymiş belki bu ara geri dönecek.

Bir kaç hafta sonra eşimin yoğunluğu bitecek.Her akşam beraber yürüyüş yapmak, haftasonları eve hiç girmemek gibi planlarımız var.Bakalım.Yazı ailece geçirmeyi özledim.




24 Haziran 2014 Salı

Yine balıkçı ..

Biliyorsunuz sağlıklı beslenmeyi önemsiyorum.Bu sebeple haftasonu rutinine 15 günde bir balıkçıya gitmeyi eklemeye çalışıyorum.Bu açıkçası ben ve kocam için bir tür fedakarlık çünkü balık sevmiyoruz:) Kalamar, patates seviyoruz ama:))

En sevdiğimiz balıkçı "Salim'in yeri" ..Konumu, mezeleri, salataları ve çocuk parkıyla bizi çok mutlu ediyor.Fotoğrafların çekildiği gün yediğimiz hiç bir şeyi beğenmedik gerçi ama genel olarak sevdiğimiz bir yer.


Kalamar kalp ben.Ama bu fotoğrafda en çok süzme yoğurdu seviyorum.


Fotoğraf çekilirken ağzı dolu olan biri:))




Çocuk parkında ben , kızım ve kızımın kardeşi :P Oyuncak bebek kardeşiymiş, arada emzirmem için bana getiriyor:) Kendisini 26 ay emzirmem yetmedi sanırım. Bir de sıkılınca "kardeşini" yere fırlatmasa daha iyi olacak :))



Yemekten sonra gerçek makina yanımda olduğundan şu harika manzarada fotoğraf çekelim istedim.Sonuçta blog yazıyorum :P Ama işte herkes bize bakarken(ya da bize öyle gelirken) pek havaya giremiyoruz.Burada da ters ışık vurdu.


Nispeten daha iyi bir foto :)) Manzara gerçekten de harika değil mi?




Çıkışta markete gidip haftalık alışverişimizi yaptık.Eve döndüğümüzde cidden yorgunduk.Biraz kitap, banyo ve sonrasında cup yatak."Uyuyunca kalkınca teyze gelecek mi?" sorusunu cevapla ve bir masal anlat {tuz masalı},yoğurt mayala, ertesi gün giyilecekleri belirle, yüzünü yıka, dişini fırçala, evi son bir dolaşıp toparla derken kitap okuyacak çok az bir zaman kalıyor.Genelde uykumdan vazgeçip kitap okuyorum.Özellikle pazar geceleri en az uyuduğum geceler oluyor..

Bu ara bir Japon kitabı okuyorum.Megumi, Mitsoku, Karazonihou gibi karman çorman isimler arasında kim kimdi anlamak zor ama konusu o kadar sürükleyici ki kitabı elimden bırakıp uyumak için kendimle savaşıyorum.


Hakkımda

Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..