3 Aralık 2014 Çarşamba
Gül Ablamın doğumgünü
Geçmiş bir haftasonundan kareler bunlar.Yazı olarak hazırlamışım ama yayınlamayı unutmuşum:) Arşivde kalsın istediğimden yayınlıyorum:
Kocaman insanlarız ve doğumgünü kutlamak da çok önemsediğimiz bir şey değil.Ama görüşmek için bir bahane oluyor.Sonrasında da bir pasta yiyoruz, mumları üflemek de çocuklarımıza eğlence:)
O gün kahvaltı için buluştuğumuzdan pasta yoktu ama herşey yine de çok güzeldi.Kızlarımızın yaptıklarına gülüp durduk.Kahvaltıdan sonra kızların ikisi de dondurma istedi.Onlara dondurma aldık yan masaya oturup beraber yemeye başladılar.
Defne arada Duru'nun dondurmasından da alırmış.Bir ara masamızda bir sessizlik oldu, kızların masasına baktık ve Duru ile gözgöze geldik "ben onunkinden hiç almadım" diyiverdi:))
Kuzum benim.Defne'ye alma diyememiş, kendisi de onunkinden almayı becerememiş ama bu durum da içine dert olmuş:))
Bu iki fotoğraf birbirinin neredeyse aynısı ama alttaki fotoğraftaki Gül Ablanın bakışları çok hoşuma gitti ve o anın, o hislerin de blogda olmasını istedim.Kızlarımız büyüyünce onları ne çok sevdiğimizi görsünler diye.
Anne kız başbaşa bir gün..
Dün sabahın köründe telefonum çaldı.Bakıcımız, komşusunun bir tanıdığı ölmüş işe gelemeyecekmiş bildirmek için arıyor.Sabahın çok körü olduğu için "komşunun tanıdığı için izin alınır mı?" diyemedim.Uyku sersemi yatakta kalmak çok çekici geldi.Tamam demiş bulundum.
Sabah çok erken uyandı ve teyze gelmiş mi, ben işe gitmiş miyim kontrol etti, onu hemen yanıma aldım, ara ara uyanıp "teyze gelmedi mi?" dedi, beni kontrol etti, ondan habersiz gidemeyeyim diye ayağını üzerime koydu filan.O anlarda onu alıp sımsıkı sardım,kulağına bugün teyze gelmeyecek dedim.Her defasında sakinleşip tekrar uyudu.
Sabah kalktığımızda "anne hep kokunu aldım, teyze hala gelmedi mi diye düşündüm" dedi."Bugün teyze yok başbaşayız" dediğimde yataktan fırladı.Sana bir sürprizim var dedi.Sonra durdu " anne cama değen bir şeyler olacak, ses çıkabilir, sen sakın gelme" dedi.O an anladım bana kahvaltı hazırlayacağını:)) Mutfak masamız cam ve kahvaltılıkları da cam kapaklı kaplarda saklıyorum.Masaya koyarken çıkabilecek sesten bahsediyor fındık burunlum:)
Gittiğimde masada benim çok sevdiğim kahvaltılık sos, zeytinler, ekmek ve bir avuç ceviz vardı.Anne labne kalmamış dedi:) Ben de omlet yaptım, kendime çay demledim, kızıma süt ısıttım, peynirleri çıkardım.Sohbet ederek ,uzun uzun kahvaltımızı yaptık.Kahvaltının sonunda biraz da kucağımda oturdu.
Sonra o oturma odasına geçti, bir çizgi film açtım, kahvaltı masasını toparladım ve akşam için zeytinyağlı pırasa yaptım.Öğleden sonra için hazırlanıp bir alışveriş merkezine gittik.
Önce onu çok sevdiği top havuzuna götürdüm, biraz oynadık sonra kitapçıya gittik, bana bir kitap ona üçü Cemile serisinden toplam beş kitap aldık.Kitapçının çocuk bölümünü değiştirmişler,bir sürü bölüm eklemişler, yeni kitaplar getirmişler, o kadar güzel olmuş ki! İkimizde yeni düzenlemeyi görünce çok sevindik.Daha öncesinde kitaplarımızı hep Ankara'dan alıyorduk.
Sonra bir şeyler yemeğe karar verdik ve yemek yerken aldığımız üç Cemile kitabını okudum ona.Yemekten sonra yine top havuzuna gittik, sonra birlikte Zara'ya girdik üç gömlek denedim, Duru yorum yaptı filan, çok tatlıydı.Dolaşırken Duru'ya çok şirin bir tilki şapkası aldım.Sonra arabamıza binip evimize döndük.Eve girer girmez Duru'yu banyoya soktum.Yıkayıp üstünü değiştirdikten sonra pırasanın yanına bir de pizza yapmaya karar verdim.Pizza hamurunu yoğurdum malzemeleri hazırladım fırına mayalanması için bıraktım.
Sonra biraz kondisyon bisikletine bindim,Duru biraz odasında oynadı, Murat geldi yemek yedik, tv izledik ve uyuduk.Kızım yanıma uzandı ve her akşam ki "Uyuyunca kalkınca teyze gelecek mi?" sorusunu sormaya hazırlandı ama bu kez gözleri dolu doluydu.
Çok güzel bir gündü.Anne kız başbaşa alışveriş yapmak çok keyifliydi.Açıkçası bugün işe gelmek benim için de her zamankinden zor oldu.
2 Aralık 2014 Salı
Ve pazar..
Pazar kahvaltısı bir rezervasyon hatası ile başladı.Oyun parkına yakın bir masa rezerve etmiştik ancak üst katta bir özel okulun toplantısı varmış ve dolayısıyla oyun parkına yakın masayı bırakın oyun parkının olduğu katta bile oturamadık.Bize küçük bir ipad verdiler oyun parkını izleyen bir kameraya direk bağlıydı.Bu bizi çok rahatlattı ama zaten okul toplantısı dolayısıyla oyun parkı o kadar kalabalıktı ki bizim çocuklar o kalabalığa giremedi bile.
Tek iyi tarafı palyaçoydu.Çocuklara balondan köpekler, kılıçlar yaptı ,yüzlerini boyadı.Sonuçta çok eğlendiler ve neyse ki iyi anlaştılar:)Karşınızda üç şirin kedi yavrusu:)
Bu da benim kedim:)
İpek ve ben:
Demet ve ben:
Duru ve ben:
Ada, demet, ben ve çiçek:)
Neden bilmiyorum ama eşlerimizin tek kare fotoğrafı bile yok:) Ortamda üç koca adam bir de abi Arda vardı ama biz kızlar fotoğraf çekilip durmuşuz:)))
Kahvaltıdan sonra markete gidip alışveriş yaptık.Aldıklarımızı yerleştirdikten sonra akşam için kabak tatlısı ve pizza yaptım.Duru'ya öğlen için kemik suyuna mantı çorbası hazırladım.Biz öğlen bir şey yemedik.Duru çorbasını bitirdikten sonra biraz kitap okuduk, banyo yaptık.
Pizzayı bize ayrı kızımıza ayrı yaptım.Onun pizzasına domates sosu sürdüm bizimkine ketçap, onunkinde peynir, domates, zeytin vardı bizimkinde mantar, mısır, sosis, sucuk gibi bilimum zararlılar:)
Sonuçta dev bir karbonhidrat gününü 'Gönül İşleri" izleyerek bitirdik.Çok güzel ve dolu bir haftasonuydu.Sevdiğim bir sürü kişi ile birlikte olabildiğim için kendimi çok şanslı hissettim.Darısı diğer haftasonlarına ;)
Tek iyi tarafı palyaçoydu.Çocuklara balondan köpekler, kılıçlar yaptı ,yüzlerini boyadı.Sonuçta çok eğlendiler ve neyse ki iyi anlaştılar:)Karşınızda üç şirin kedi yavrusu:)
Bu da benim kedim:)
İpek ve ben:
Demet ve ben:
Duru ve ben:
Ada, demet, ben ve çiçek:)
Neden bilmiyorum ama eşlerimizin tek kare fotoğrafı bile yok:) Ortamda üç koca adam bir de abi Arda vardı ama biz kızlar fotoğraf çekilip durmuşuz:)))
Kahvaltıdan sonra markete gidip alışveriş yaptık.Aldıklarımızı yerleştirdikten sonra akşam için kabak tatlısı ve pizza yaptım.Duru'ya öğlen için kemik suyuna mantı çorbası hazırladım.Biz öğlen bir şey yemedik.Duru çorbasını bitirdikten sonra biraz kitap okuduk, banyo yaptık.
Pizzayı bize ayrı kızımıza ayrı yaptım.Onun pizzasına domates sosu sürdüm bizimkine ketçap, onunkinde peynir, domates, zeytin vardı bizimkinde mantar, mısır, sosis, sucuk gibi bilimum zararlılar:)
Sonuçta dev bir karbonhidrat gününü 'Gönül İşleri" izleyerek bitirdik.Çok güzel ve dolu bir haftasonuydu.Sevdiğim bir sürü kişi ile birlikte olabildiğim için kendimi çok şanslı hissettim.Darısı diğer haftasonlarına ;)
30 Kasım 2014 Pazar
Bu cumartesi..
Bu cumartesi eşimin dışarda bir kahvaltılı toplantısı vardı.Kızım ve ben başbaşaydık ben de fırsattan istifade sabah kahvaltıda ne zamandır yapmak istediğim rengarenk pankekleri yapmaya karar verdim.Fikir buradan.
Renkli pankekleri ben yedim, kızıma renksiz pankek yedirdim.Bu beslenme konusunda takıntılıyım aslında sonuçta bir damla gıda boyası yese ne olur? Pankek hamurunu yine aynı beslenme takıntım yüzünden tam buğday unu ile hazırlamıştım bu sebeple pişmiş hali görüntü olarak çok da güzel olmadı.Misafirim gelecek olursa beyaz unla tekrar yapmayı düşünüyorum:) Kesinlikle beğenmediğim hali bile çok gösterişli ve değişik bir ikram oldu.
Eşim geldiğinde biz kahvaltımızı yapmış, evi toparlamış ve giyinmiştik.Cumartesi çoook sevdiğim iki aile ile beraber balık yiyeceğimiz için kapıda hazır bekliyorduk.Biz kadınlar birbirimizi çok seviyoruz, erkekler çok iyi anlaşıyor ve çocuklar da birbirleriyle görüşmekten çok hoşnut.Günün bonusu Gül Ablamın oğlu Efe idi.Efe üniversitede okuyor ve haliyle eskisi kadar sık görüşemiyoruz.Biz tanıştığımızda o ortaokuldaydı ve Murat ve benimle takılmaya bayılırdı.Beraber bir yere giderken özellikle bizim arabamıza binmek isterdi mesela.Hayatımda tanıdığım en tatlı çocuktur, çok beyefendi, çok iyi kalpli.
Efe'miz ve babası:
Efe'nin varlığının en iyi yanı fotoğraflarda daha sık görünüyor olmam:) Sağolsun sayesinde ailemizin de bir çok üçlü fotoğrafı oldu:)
Mersin'de bulunan İskele Balık'a gittik:
Efe'nin gözünden masamızın fotoğrafı.Duru ve Defne içerideki oyun alanındalar ve biz de karşımızdaki kocaman ekrandan onları izleyebiliyor olmanın rahatlığıyla yemek yiyoruz:
Her ne kadar Karataş balıkçısı olmasa da genel balıkçı değerlendirmesini yapalım.Aşağıda fotoğrafı olan yengeç salatası bence kötüydü ama bir çeşit olarak bulundurmaları tabi ki artı puan:
Salatalar diğer balıkçılarda olduğu gibi taze ve güzeldi:
Kalamar muhteşemdi:
Karides tava çok iyiydi.Ben çok sevmesem de değerlendirmeyi sevenlerin yorumlarına göre yapıyoruz elbette:
Masamızın kızlar dahil görüntüsü:
Aile fotoğrafımız {açık ara en sevdiğim}:
Duru ve ben bu ara uyumlu giyinmeye taktık:)Çizgili elbiselerimiz, siyah hırkalarımız ve siyah çizmelerimizle çok uyumluyduk:)
Çıkışta Gül Abla, ben ve Duru'nun fotoğrafını tabi ki yine Efe çekti:)
Akşam Adana'ya döndük.Sabahtan mayaladığım yoğurtlarımı dolaba kaldırdım, kızımı yıkadım ve erkenden yattık.Ben biraz kitap okudum, Duru biraz kitap okudu! ve sonra uyuduk.
27 Kasım 2014 Perşembe
Yuppi
Her cuma zıplayan bir fotoğraf koyabilir miyim acaba? Çünkü içimdeki cuma coşkusunu en iyi yansıtan fotoğraflar havada olduğum fotoğraflar:)
Pazartesi kurumiçi bir eğitim sebebiyle iş yerine gelmeyeceğiz.Bu da haftasonu tatilini üç gün gibi hissettirecek.Haftasonu da oldukça dolu geçecek gibi görünüyor.Hem cumartesi hem pazar için ayrı ayrı planlarımız var.
Cumartesi Gül Ablalar ve başka bir arkadaşlarımızla akşam balık yemeye gideceğiz.
Pazar günü de bir eczacı arkadaşım ve ailesiyle kahvaltı yapacağız.Demet ile yıllarca aynı hastanede beraber çalıştık.O geldiğinde ben kıdemli bir eczacıydım ve ona işle ilgili yardımcı olmuştum.Her zaman çok munis,çok kibar biridir.
Sonra iş yerlerimiz değişti ve eskisi kadar görüşemez olduk derken bir gün onun ikinci benim ilk çocuğumla ilgili gittiğimiz doktorda karnımız burnumuzdayken karşılaştık:)) Kızlarımızın arası 2 ay falan.Şimdi o istifa etti ve eczane açtı artık daha sık görüşür olduk.Yanıma bir çay içmeye, öğlen beraber yemek yemeye falan uğrayabiliyor.Kızların okul meselesi gibi çok önemli ortak bir noktamız da var:)
Demet hastaneye gediğinde evlenmek üzereydi, bu sebeple biz eşiyle tanıştık.Sonra ben evlendim, derken hastaneden ayrıldım ve sonuçta ailece hiç görüşemedik.Eşlerimiz ilk kez tanışacak.Umarım birbirlerini severler:)
Biz bu planı yaptıktan çok kısa bir süre sonra aynı gün için eşimin çok eski bir arkadaşı {Ali} ve eşi de arayıp "kahvaltıya gidelim mi" dedi.Ali'nin eşi {İpek} de eczacı ve çok sevdiğim biri.Onların oğlu Demir Duru'dan küçük ve çok da iyi anlaşamıyorlar ama biz Demir'i çok seviyoruz.
Sonuçta yoğun bir watsapp trafiği sonrası 3 aile birlikte kahvaltıya gitmeye karar verdik:) Bakalım.
Tüm bunlar olurken dün Murat'a ayda bir öğlen beraber yemeğe çıkmamız gerektiğini söyledim.Görüşemiyoruz ve eskisi gibi başbaşa olmayı özledim.Haftasonları birlikteyiz ya dedi.Ama o zaman da yanımızda Duru var ve kendisi her lafa atladığı için pek de başbaşa gibi değiliz:)
Biz yıllarca yalnız kalmış bir çiftiz.İki kişi olmayı çoğu zaman kalabalıklara bile tercih ederiz.Ve uzun bir süredir konuşamadığımız, unuttuğumuz bir sürü şey varmış gibi hissediyorum.O sevgililik ruhunu kaybetmemek lazım.İçime Ayşe Arman kaçmış sanırım:P
Sonuçta Murat bu ayda bir öğlen yemek yeme fikrini beğendi ve bu ayın öğlen yemeği için 16 Aralık tarihinde karar kıldık.
Bugün evde temizlik var ve salon dip köşe temizlenecek.Böylece genel temizlik de bitmiş olacak.Bugünün en büyük stresi temizlikçi kıza haftada bir yerine onbeşte bir gelmesini söylemek olacak.Bu tip şeyleri stres meselesi yapan kafama tüküreyim.
Herkese neşeli, sağlıklı,güzel ve MUTLU bir haftasonu diliyorum!
26 Kasım 2014 Çarşamba
Pazar kahvaltısı
Pazar günü çok uzun süredir planladığımız bir kahvaltıya gittik.Sezer benim çok sevdiğim bir arkadaşım.Yıllar önce iş vasıtasıyla tanıştık, o da eczacı, sonra ailece görüşmeye başladık.Murat da, Duru da Sezoş'u çok sever:) Zaten birinin onu tanıyıp da sevmemesi bence mümkün değil.
Sezer çok sportif, çok hareketli, çok iyi kalpli biridir.İnanılmaz sabırlı ve iyiniyetli olması da cabası.Haftada iki gün birlikte spor yapıyoruz.Spor yapma motivasyonumu ona borçluyum diyebiliriz:)
Çok uzun süredir bir türlü ikimizin de uygun olduğu bir haftasonu bulamamıştık.Denk gelince fazla düşünmeden hemen buluştuk.Geçen sefer gittiğimizde çok beğendiğimiz Şütiş'e gidelim dedik.
Bu sefer dışarda oturduk.Adana kışın bile dışarda oturup yemek yenebilecek bir yer.Yazın cehennemini güzel bir kış çekilir hale getiriyor.Manzaramız buydu:
Sezer kalp ben:
Kuruyemiş tabağı Sezoş'un siparişi.Her daim sağlıklı beslenir çünkü.
Mutlu ben:
Yanımdaki şirine:
Sezoş'u ciddiyetle dinleyen Murat:
Bu da menünün bir kısmı.Klasikten farklı lezzetlere kadar uzanan zengin ve değişik bir menü.Sütiş'te en çok açık büfe olmamasını seviyoruz.Bu da garip aslında çünkü aslında biz açık büfe kahvaltıyı da seviyoruz:) Ama iyi bir menü değilse açık büfede özensiz, ıvır zıvır,kim yer ki bunu denecek çok şey oluyor.Burada ise sadece gerçekten sevdiğimiz şeyleri sipariş ediyoruz ve onlar da cidden kaliteli oluyor.
Kahvaltıdan sonra Sezer abisiyle buluşmaya, biz ise yürüyüş yapmaya gittik.Yürüdük, alışveriş yaptık.Çok uzun süredir almak istediğim yünleri de aldım o gün.Duru'ya bebekleriyle oynarken kullanacağı bir oyuncak bebek battaniyesi örmek istiyordum.Sonrasında da kızıma kendini özel hissedeceği rengarenk bir battaniye örmeyi planlıyorum.Kışın akşam yürüyüş yaparken arabasında sarınabilir mesela.Aslında bir şeyler örmeyi özledim ve bu battaniyeleri örerek kendimi geliştirmek ve sonrasında belki kazak ,yelek gibi şeyler de örmek istiyorum.
Alışverişten sonra erkenden eve geldik.Aldıklarımızı yerleştirdik, akşama kısır yaptım, yemekten sonra ben örgü ördüm,kızım kitap okudu,Murat çalıştı.Kışın evde zaman geçirmenin ayrı bir tadı var.Sonuçta bebek battaniyesini bitirdim ve kızım mutluluktan öldü,bitti.Kendi battaniyesi için de çok heyecanlandı:)
Kitap okumak açısından verimsiz bir haftasonu idi ama internetten bir sürü çok güzel kitap aldım ve çok heyecanlıyım.
25 Kasım 2014 Salı
Şelale
Hayvanat Bahçesinden sonra çok acıkmıştık.Açık hava ve oldukça uzun bir süre gezinmek insanı acıktırıyor.Tarsus'da olunca bizim için tek bir adres var: Şelale!
Şelale adı üzerinde bir şelalenin yanında.Yazın hele orada yemek yemek çok zevkli oluyor.Cehennem sıcağında serin suların yanında ne yense lezzetli olur zaten.Kışın da şelale görüntüsü mahvetmeden portatif bir şekilde kapatıp ufolarla ısıtmışlar ortamı.
Bizim en sevdiklerimiz Şelale'nin pastırmalı humusu ve salatası.
Yan tarafta gürül gürül akan şelalesi, mekanda ne yense lezzetli olması, salatanın kütür kütür olması, içine konan çiğ semizotu yaprakları bizim için Şelale'yi vazgeçilmez yapıyor.Dezavatajları ise pahalı olması ve yemekten sonra çay vermemeleri.
Yemek sonrası mutlu tipler:
Gerçi daha çok ben mutluyum kızım da soğuk soğuk bakmış nedense:))
Şelale adı üzerinde bir şelalenin yanında.Yazın hele orada yemek yemek çok zevkli oluyor.Cehennem sıcağında serin suların yanında ne yense lezzetli olur zaten.Kışın da şelale görüntüsü mahvetmeden portatif bir şekilde kapatıp ufolarla ısıtmışlar ortamı.
Bizim en sevdiklerimiz Şelale'nin pastırmalı humusu ve salatası.
Yan tarafta gürül gürül akan şelalesi, mekanda ne yense lezzetli olması, salatanın kütür kütür olması, içine konan çiğ semizotu yaprakları bizim için Şelale'yi vazgeçilmez yapıyor.Dezavatajları ise pahalı olması ve yemekten sonra çay vermemeleri.
Yemek sonrası mutlu tipler:
Gerçi daha çok ben mutluyum kızım da soğuk soğuk bakmış nedense:))
23 Kasım 2014 Pazar
Tarsus Hayvanat Bahçesi{2.deneme}
Şimdi biliyorsunuz Duru Tarsus Hayvanat Bahçesine ilk gidişimizde kuzulardan korkmuş ve hayvanat bahçesinden apar topar çıkmamıza sebep olmuştu.Çıkar çıkmaz da yeniden gelmenin hesaplarını yapmaya başlamıştı gerçi.Çok uzun bir süredir de tekrar gitmek için planlar yapıyordu.Bu haftasonu başka bir planımız olmadığı için kızımızı mutlu etmek istedik.Ve işte karşınızda yeniden Tarsus Hayvanat Bahçesi!
Her gittiğimde daha bir beğeniyorum burayı.İşte bizimkiler:
Bir sürü hayvan vardı.Bir kısmı bunlar.Bizim buradaki asıl hedefimiz bozayıyı görmek.Çünkü Duru bir süredir yattıktan sonra "anne ayı gelir mi?" diye soruyor endişeyle.Daha öncesinde aynı soruyu "anne köpek gelir mi?" şeklinde soruyordu ve hatta bu korkusunu çok ciddiye almayıp onu yatağında yatmaya zorlamıştım.Yataktan atlayıp koşup yanıma gelmişti ,henüz çok küçüktü ama yatağın yanındaki parmaklıklardan atlamayı başaracak kadar korkmuştu:( Sonrasında bir şekilde köpekleri sevmesini sağlayarak bu korkusunu atlattık.
Tabi ayı sevdirmek mümkün değil ama "ayı sadece ormanlarda yaşar ,hayvanat bahçesindekiler de bir sürü kafesin arkasında" diyerek ikna etmeye çalışıyoruz.Kafesleri ve ayıyı göstererek Duru'nun hayallerindeki ayıyı korkunç bir şeyden sıradan bir hayvana çevirmeye karar verdik.
Şu güzelliğe bir bakın:
Fil şeklinde süslenmiş bitkiler, dişleri de unutulmamış:)
Ayıya giden yolda midillilere de uğradık:
O kadar güzel bir hayvan ki! Fotoğraf güzelliğini tam yansıtamamış.Aramızda kafes olmasa kesinlikle bizi yerdi.Ki onu o kafese kapatarak bunu hakettiğimizi düşünüyorum.İnsanoğlu çok acımasız:(
Ve işte karşınızda bozayı kafesi önünde poz veren bizimkiler :
Bozayıyla bir poz da verdik:)
Çok tatlı hayvanlar var :
Bu adam devekuşunu maymun etti.
Hayvanat bahçesinden çeşitli fotoğraflar.Bizim ve hayvanların yaklaşık 1657588 pozu:)Allah kolaylık versin:))
Ve işte günün en önemli anı.Duru'nun kuzularla karşılaşması! Çok başarılıydı.Ellerini uzattı ve kuzuları sevdi:)
O sırada bir maymun da kafesinden kaçmamış mı?Çok tatlıydı.Ben onu kaçıp gitmesi için aşağıdan destekledim :) O da kendine yaklaşanları gördüğünde kafesten yandaki ağaca atlıyordu.Çok tatlıydı.Görebildiniz mi bıcırığı? :)
Hayvanat bahçesi de bu firarla ilgili çok donanımlıydı! Kaçan maymunu "ceket atmak" suretiyle yakalama çabaları acıklıydı:) Allahtan bir kaplan ya da yılan ne bileyim kurt falan kaçmamıştı.Yakalama ihtimalleri hiç yoktu çünkü.Uzun bir süre küçük kaçağı izledik, hatta aşağıda kalabalık bir grup toplandı.Ama bir süre sonra herkes sıkıldı.Biz ayrılırken de maymunu hala yakalayamamışlardı, "kafesine döner" falan diyorlardı kendi aralarında:)
Bunlar da veda pozlarımız.Bu ara en çok almak istediğim şey bir selfie sopası.Böyle ikişerli pozlar nereye kadar di mi?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Hakkımda
- Öykücü
- Bir anne, bir baba ve bir de çocuk.Aşk dolu, neşeli ve eğlenceli bir hayat umuduyla..